Çeşmeler, ecdâdımızın medâr-ı iftihârı, su medeniyetimizin sessiz tanıkları. Zannediyorum dünyânın hiçbir yerinde, şehrinde İstanbul'daki kadar çeşme yoktur. Konumuna, işlevine göre çeşit çeşit, farklı mîmârî özellikleri olan, her birinin ayrı hikâyesi bulunan, saymakla bitirilemeyecek kadar çeşmeden bahsediyoruz. Meydan çeşmesi, İskele çeşmesi, Köşe çeşmesi, Çatal çeşmesi, Sıra çeşmesi, Duvar-Cephe çeşmesi, Sütun çeşmesi, Namazgâh çeşmesi, Oda çeşmesi, Selsebil çeşmesi, Şadırvan çeşmesi ve Kuzu çeşmesi bu çeşmelerden bazılarıdır.
Hilmi Tanışık'ın 1943-45 yıllarında yayımlanan “İstanbul Çeşmeleri” isimli eserinde kitâbesi olan ve yaptıranı belli 794 çeşmenin, Affan Egemen’in ise 1993 yılında yayımlanan yine aynı adı taşıyan “İstanbul Çeşmeleri” isimli eserinde 1165 çeşme ve sebilin adı geçmektedir. Günümüzde dahî pek çok semt ve sokak adı çeşmelerle özdeşleşmiş durumda. Ayrılık çeşmesi, Çoban çeşme, Kuru çeşme, Acı çeşme ve Çifte çeşme bunlardan yalnızca birkaçıdır. Bu yönüyle çeşmeler şehir kimliğinin, hâfızasının ve bütünlüğünün ayrılmaz bir parçasını oluştururlar.
İki Gözüm İki çeşme
Sadullah Yıldız uzun bir süre bahse konu çeşmelerin izini sürerek yüzlercesine ulaştı ve hazin hikâyelerini kaleme aldı. Bu yazılar yakın zamanda "İki Gözüm İki Çeşme" isimli kitapta bir araya getirildi. Rabbim Sadullah Yıldız kardeşimizden ebediyen râzı olsun ve onun gibi gençlerin sayısını artırsın inşâallah. Biz de zaman zaman çeşmeler hakkında yazıyoruz. Bu sebeple burada çeşme edebiyatı, felsefesi, güzellemesi yapmayacağız. Fazla detaya girmeden güzeller güzeli bir çeşmenin başına gelenler hakkında bir iki kelâm edeceğiz. Bu öyle bir çeşme ki vaktiyle İstanbul'da eşi ve benzeri yoktu. Zannediyorum bugün de yok. Öyle gözüküyor ki bu bahtsız çeşmeye revâ gördüğümüz ihmâl ve kayıtsızlığın da dünyâda eşi ve benzeri yok. Belki bir insaf ehli çıkar da meseleye el uzatır diyerek bu yazıyı biraz da acele ile kaleme aldık. Zîrâ birazdan değineceğimiz üzere, hakîkaten bir saat bile erteleyecek lüksümüzün olmadığı kanâatine vardık. Bize göre durum o kadar vahim!
Bulunduğu Sokağa İsmini Veren Çeşme
Evet, bu namlı çeşmemizin adı Çinili Çeşme’dir. Nazım Nirven'in "İstanbul Vilâyeti Şehremânetine Evkaftan Devrolunan Sular” isimli eserinde “Ali Çelebi Çeşmesi” olarak da zikredilir. Eyüpsultan, Nişanca Mahallesi, Çinili Çeşme Sokağı üzerinde ve Gülsuyu Sokağı’nın tam karşısında yer alır. Arka tarafında Davud Ağa Câmi-i Şerîfi ve Sertarik Tekkesi, aşağı taraflarında ise Baba Haydar Câmi-i Şerîfi bulunur. Bulunduğu sokağa ismini de veren çeşmenin inşâ târihi bilinmemektedir. Klasik Türk çeşme mîmârîsi üslûbunda, kesme taştan ve tek yüzlü meydan çeşmesi olarak inşâ edilmiştir. Mehmet Nermi Haskan, “Eyüpsultan Tarihi” isimli eserinde bu çeşmenin 1725 târihinde vefât eden Ahmed Efendi için evlâdı tarafından yaptırıldığını zikreder. Ahmed Efendi, Eyüpsultan Câmi-i Şerîfi İmâreti Matbah-ı Âmire Eminliği görevinde bulunan Koca Yusuf'un oğludur. Her ikisinin de kabri Eyüpsultan Câmi-i Şerîfi civârındadır. Koca Yusuf Efendi'nin de Eyüpsultan'da birkaç çeşmesi vardır.
Çinili Çeşme kemeri üzerinde, bugün yerinde olmayan saçağın altında, vaktiyle çini üzerine yazılmış târihsiz bir kitâbenin bulunduğunu eski fotoğraflardan öğreniyoruz. Bahse konu kitâbe şöyle: “Eyledi bu hayrı içün / Validi anub Revânın / Hilmiyâ târih içün / Bâde-i kevser atâ / Hakk ide dest-i Âlîden / Rûh-ı Ahmed şâd ola”. Bu kitâbenin ilk mısrâsının bir bölümü yakın zamâna kadar kırık bir parça hâlinde çeşmenin kurnası içindeydi. İlgili mercilere “Alâkadar olunmaması hâlinde kısa sürede bunun da yok olup gideceği kesin gibi.” diyerek hatırlatmada bulunduk, lâkin bu zamâna kadar herhangi bir gelişme olmadı. Muhtemelen o parçalar da kaybolup gitti.
Yine Mehmet Nermi Haskan'ın verdiği bilgilerden ve eski fotoğraflardan anlaşıldığına göre çeşme kitâbesinin sağ ve sol tarafında devrinin en nâdide örnekleri olarak kabûl edilen çini panolar bulunmakta imiş. Her panoda iki figür yer alıyor. Bunlardan biri vazo içerisinde lâle ve karanfil bezemeli, diğeri ise her devirde kimi sanat eserlerinde sevilerek kullanılan servi ağacı motifidir. Bu servi motifinin çevresinde de yine bazı süslemeler bulunuyor.
İlk Talan 1990’lı Yıllarda Yapılmış
Çeşmeye farklılık ve özgünlük katan emsalsiz panolardan sağ taraftaki 90’lı yıllardan önce sökülerek çalınmıştı. Sol taraftakinin bir bölümü de yakın zamanda yok oldu. Mustafa Cambaz’ın 2013 yılında çektiği fotoğraflarda bu kalan son panonun yarısı görünmektedir. Bugün itibarıyla soldaki panonun yerinde de yeller esiyor. Geride kalan parçalar da artık yok. Sökülüp çıkarılmış. Ziyâretimizde çekiç izleri daha tâze idi. Vakıflar veya belediye koruma altına almış olabilir mi? Bu minvâlde bir bilgiye ulaşamadık. Ümit ediyoruz bu son parçalar da târih yağmacılarının eline düşmesin!
Belki ileride birilerine lâzım olabilir düşüncesiyle güya kalan son panonun eskizle örneğini çıkarıp muhafaza altına alacaktık. Çeşmeyi ziyâret sebebimiz bu idi. Heyhat! Bu hevesimiz de buhar oldu. Çeşme kitâbesinin sağ ve sol yanında bulunan panoların yanı sıra basık sivri kemer içinde ve tas yuvalarının içerisinde de orijinal çini örnekleri vardır. Bunlar beyaz zemin üzeri mavi desenli çinilerdir. Ancak zamânın ve hoyrat kullanımın sonucunda bu çiniler de bir hayli zarar görmüş. Bunların dışında vaktiyle var olan çeşme kitâbesi çevresinde bazı orijinal çini kalıntılarına rastlanmaktadır. Muhtemeldir ki kitâbenin çevresi de hoş çini örnekleri ile süslü idi. Çeşmenin o ilk yapıldığı muhteşem hâli ne kadar görmek isterdim. Bembeyaz küfeki taş ve mermer üzerine döşenmiş renk renk, desen desen çiniler. Ateşte açan çiçekler...
İznik Çinisi Yerine İtalyan Fayans
Yerinden sökülen ve yok edilen çinilerin yerine bir inşâat kalıntısından derlenen İtalyan fayanslar çeşmenin yüzüne gelişigüzel beton harç ile yapıştırılmış. “Çeşme bu hâliyle yamalı bohçaya çevrilmiş” diyeceğim ama o da değil. Zîrâ onun da kendi bağlamında bir şânı, şerefi, haysiyeti vardır. Burada kelimenin tam mânâsıyla bir kepâzelik bir utanç tablosu görüyoruz. Bu, târihi ile övünen bir millet için şüphesiz pek feci, pek esef verici bir durumdur. Vicdan ehli birinin bu manzara karşısında iç geçirmemesi, kahrolmaması mümkün değil. Bu eserler Avrupa'da, Amerika'da olsa inanın fânus içerisinde muhafaza edilir ve bütün dünyâya iftiharla izlettirilirdi. Hem de ücret mukabili. Bundan kesinlikle şüphemiz olmasın.
Mehmet Nermi Haskan, adı geçen eserinde bu çeşmenin bir zamanlar İstanbul'da bulunan yegâne çinili çeşme olduğunu, bu sebeple muhakkak kurtarılması gerektiğini ifâde etmiştir. H. Örcün Barışta hocamız, “Osmanlı İmparatorluğu Dönemi İstanbul Çeşmelerine Toplu Bir Bakış” isimli yazısında burada bulunan Çinili çeşmeyi süsleme, tezyinat açısından kayda değer örnekler arasında gösterir. Barışta, Mercan Câmi-i Şerîfi önündeki küçük duvar çeşmesini, içi çiniyle kaplanmış Hatice Turhan Çeşmesini, su yapılarından İbrahim Paşa Sebili’nin içindeki çini kalıntılarını ve Üsküdar’daki Horhor Çeşmesini de bu minvâlde zikreder.
Çinili Çeşme Aslî Hüviyetine Kavuşturulmalı
Rahmetli Mehmet Nermi Haskan, bahse konu eserinde Çinili Çeşmenin yerinden sökülerek Eyüp Sultan'ın en mutena bir yerine nakledilmesini, çalınan panoların ise Yıldız Çini Atölyesinde aslına uygun olarak yeniden yapılmasını da teklif etmiştir. Biz Haskan'ın çeşmenin yerinden sökülüp başka bir yere nakledilmesi fikrine pek sıcak bakmıyoruz. Zîrâ atalarımızın da dediği gibi “taş yerinde ağırdır.” Bırakın bir eserin yerinin değiştirilmesini bir semtin bir çıkmaz sokağın adının bile gereksiz yere değiştirilmesini doğru bulmuyoruz. Üstâdın ifâde ettiği gibi çini panolar aslına uygun olarak yapılıp yerlerine mutlaka takılmalı ve çeşme aslî hüviyetine kavuşturulmalıdır. Bu hem su kültürümüz hem çeşme mîmârîsi ve tezyînâtımız hem de medeniyet hâfızamız için elzemdir.
Darısı Bütün İstanbul Çeşmelerinin Başına
Yeri gelmişken zikretmekte fayda görüyoruz. Fatih Belediyesi, Suriçi Bölgesinde, 2025 yıl sonu itibâriyle yaklaşık 125 çeşmeye, restorasyona tâbi tutarak hayâtiyet kazandırdı. Bahse konu çeşmelerden bazılarının içler acısı durumunu zaman zaman sosyal medyadan paylaşarak ilgililerden alâkadar olmalarını talep etmiştik. Bu vesîleyle çeşme ihyâ çalışmalarında emeği geçen, katkı sağlayan herkese teşekkür ediyoruz. Darısı, başta Eyüp Sultan'daki öksüz “Çinili Çeşme” olmak üzere İstanbul'umuzun bütün çeşmelerinin başına.
Şubat 2026, sayfa no: 60-61-62-63
Abone Ol
En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!
Mesaj Bırak