Ara

Balat'ta Bir Mīmar Sinan Eseri: Ferruh Kethüdâ Câmi-i Şerîfi...

Balat'ta Bir Mīmar Sinan Eseri: Ferruh Kethüdâ Câmi-i Şerîfi...

İstanbul'un fethinden hemen sonra şehirde büyük bir īmar hareketi başlamış ve Fatih Sultan Mehmed Hān'ın yeniden yapılanma planları tek tek uygulamaya konmuştur. Bu īmar ve ihyâ hareketinin meyvelerini Kānûnî Sultan Süleyman Hān döneminde gözlemlemek mümkün. Zîrâ bu dönemde Mīmar Sinan eliyle İstanbul'un silüeti meydana çıkmış, Fatih Sultan Mehmed Hān'ın ön gördüğü şehir hayâli ete kemiğe bürünmüş olarak karşımızdadır. Bu döneme āit farklı/özgün mīmârî özelliklere sāhip eserlerden birisi de Fatih ilçesi sınırları içerisinde kalan, Balat-Ayvansaray kuşağında yer alan, Ferruh Kethüdâ Câmi-i Şerîfi'dir. Sâhilden biraz içeride kaldığından pek çokları tarafından bilinmez. Lâkin biraz iç kısımlara doğru yürüdüğümüzde semtin bu mütevâzı ölçekli külliye etrâfında şekillendiğini müşâhede ederiz.

Semiz Ali Paşa'nın Kethüdâsıydı

Ferruh Kethüdâ Câmi-i Şerîfi, Ayvansaray Mahkemealtı Caddesi ile Kahkaha sokağının kesiştiği noktada yer alır. 16. yüzyılın ikinci yarısında, Kānûnî Sultan Süleyman Hān dönemi Sadrāzamlarından Semiz Ali Paşa'nın Kethüdâsı Ferruh Ağa tarafından Mīmar Sinan’a inşâ ettirilmiştir. Semiz Ali Paşa latîfeci ve hoş sohbet biri olarak biliniyor. Kaynaklarda çok iri yarı, şişman ve uzun boylu olduğu için kendisini taşıyacak at bulunamadığı kaydedilen Ali Paşa, şişmanlığından dolayı "semiz", "kalın" gibi lakaplarla anılmış. Eyüp Sultan'da da bāzı hayır eserleri bulunan Semiz Ali Paşa vefât ettiğinde Eyüp Sultan Türbesi’nin büyük kapısının yanındaki cüzhānenin bahçesine defnedilmiş. Burası, Hacı Beşir Ağa Türbesi'nin yanındaki küçük hazīredir. Hazīrenin Eyüp Sultan Türbesi ile Câmi-i Şerîf arasındaki avluya açılan hâcet penceresi vardır.

Ferruh Kethüdâ Câmi-i Şerîfi giriş kapısı üzerinde istifli sülüsle yazılmış Arapça mensur kitâbe yer alır. Arapça'dan tercüme inşâ kitâbesinde şu ifâdeler vardır: "Allâh’a daha da yaklaşmak, O’nun katındaki makāmını yükseltmek ve Hz. Peygamber’in şefâatine nâil olabilmek için, Sultanoğlu Sultan Süleymân’ın safâ ile geçen saltanâtında (Allah, devletini dâim kılsın) Devrin en kahraman sadrāzamlarından Ali Paşa’nın (Allah, ona işlerinde kolaylıklar versin) kethüdâsı Ferruh Ağa tarafından yaptırılmıştır." H.970/M. 1562-63 Ferruh Ağa'nın kabri kürsü penceresi önünde yer alan câmi hazīresindedir.

Külliyeden Geriye Câmi ile Çeşmesi Kaldı

Balat Câmii olarak da bilinen Ferruh Kethüdâ Câmi-i Şerîfi vaktiyle tekke olarak tahsīs edilmiş. Câmi, kaynaklarda Ferruh Kethüdâ ve Ferruh Kâhya adlarıyla da anılan tekkenin tevhidhānesi olarak kullanılmış. M.Baha Tanman'ın verdiği bilgilere göre: "Bu câmi-tevhidhāne, günümüze ulaşmamış olan tekke müştemilâtı, mahkeme binâsı ve çeşmeden oluşan ufak çapta bir külliyenin merkezini teşkîl ediyordu. Mihrap XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde Tekfur Sarayı’nda īmâl edilen çinilerle kaplanmış, minâre kāideden ītibâren aynı yüzyılın ikinci yarısı içinde, muhtemelen 23 Mayıs 1766 depreminden sonra yenilenmişti. Büyük bir ihtimâlle 1877’deki Balat yangınında ahşap son cemâat yeri ile tekke müştemilâtının ve mahkeme binâsının ortadan kalktığı, son cemâat yerinin daha sonra ihyâ edildiği anlaşılmaktadır. Tekke kuruluşundan kapatılışına kadar Halvetiyye tarîkatının Sümbüliyye koluna bağlı kalmıştır." Vaktiyle külliye avlusunda yer alan "Balat Şer'iyye Mahkeme Binâsı" günümüze ulaşmamış lâkin üzerinde bulunduğu caddeye adını vermiştir, "Mahkemealtı Caddesi" adı da buradan gelir.

Restorasyonu Beş Yıl Sürdü

Ferruh Kethüdâ Câmi-i Şerîfi geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreğinde, tekkelerin kapatılmasıyla birlikte, pek çok örneği gibi harâbe hâline gelmiş ve bakımsızlıktan ibâdet dışı kalmıştır. Sivil toplum kuruluşlarının girişimi ve Vakıflar İdaresi’nin desteği ile 1953 yılında restorasyona alınan câmi, 1960 yılında yeniden ibâdete açılmıştır. 1986 yılında yapı büyük bir onarım daha görmüştür. Farklı zamanlarda yapılan müdâhalelerle mābed büyük değişikliklere uğramış, yapılan işgāl ve gereksiz ilâvelerle özgün, orijinal hâlinden neredeyse eser kalmamıştır. Dört ayrı giriş kapısı bulunan ve genişçe sayılabilecek bir avlunun ortasında konumlanan câmi-tevhidhāne aynı ahşap çatı ile örtülü olan zâviyeli planlı bir harîm ile enine dikdörtgen planlı bir son cemâat yerinden meydana gelir. Harîmin duvarları bir sıra kesme küfeki taşı ve iki sıra tuğla ile almaşık olarak örülmüştür. M.Baha Tanman'a göre Mīmar Sinan’ın altı ya da sekiz destekli, merkezî kubbeli bāzı câmilerinde uyguladığı mihrap çıkıntısının ahşap çatılı bir yapıda görülmesi dikkat çekicidir.

Câminin kuzeybatı köşesinde yer alan minâresi bütünüyle kesme küfeki taşından inşâ edilmiştir. Mekânın aydınlatılması 36 pencere ile sağlanır. Evvelce ahşap tavanın ortasında içten kubbe bulunuyordu. Zamanla oluşan çökme sebebiyle 1950'li yıllarda betonarme olarak düz çatıya dönüştürülmüştür. Betonarme altındaki ahşap giydirme içten kubbeli bölüm, yapılan son restorasyonda [2021] elden geçirilmiştir. Son cemâat yerindeki sonradan eklenen camekânlar da bu sırada kaldırılarak ortam rahatlatılmıştır. Yaklaşık beş yıl süren bu son ihyâ sürecinde câmi kısmen de olsa târihteki çehresiyle uyumlu hâle getirilmiştir.

Paha Biçilmez Çiniler Kayıplara Karıştı

  1. Baha Tanman'a göre: "Süsleme açısından câmi-tevhidhānedeki en dikkat çekici unsur mihraptır. Mermerden kaval silmeli çerçeve ve altı sıra mukarnaslı kavsara dışında kalan satıh XVIII. yüzyılın birinci çeyreği içinde İstanbul’da Tekfur Sarayı īmâlâthānesinde yapılmış sıraltı tekniğinde çini levhalar ile kaplı idi. Klasik dönemin İznik çinilerini taklîd eden bu levhalarda beyaz zemin üzerine kırmızı, yeşil, fîrûze ve lâcivert kullanılarak şakayık ve hançer yaprağı gibi natüralist motifler işlenmişti. Mihrap hücresinin içinde yer alanlar hāriç diğer çiniler 1938-1947 arasında yerlerinden sökülerek kayıplara karışmıştır." Mābedin güneybatı köşesinde yer alan güneş saati, türünün günümüze kadar ulaşan nâdir örneklerindendir. Kesme taştan inşâ edilen sivri kemerli çeşmesi câmi arsasının kuzeybatı köşesinde, ihâta duvarı önünde, sokakların birleştiği kavşaktadır. Suyu akar vaziyettedir.

Erjenk ve Mani Gelse Hatâsını Bulamaz

Ömrü boyunca inceliklerin peşinde koşan ünlü gezginimiz Evliya Çelebi'de Ferruh Kethüdâ Câmi-i Şerîfi'nden söz eder ve önemli bir ayrıntıdan haberdâr olmamızı sağlayarak şu bilgiyi verir: "Taş sofasının kıble duvarında, Kudüs’ten Mısır’a ve Mısır’dan Mekke ve Medîne’ye kadar olan menzillerdeki dere, tepe ve muhataralı akabe menzillerinin şekil ve hey’etleri gāyet üstad bir nakkaş tarafından öyle tasvîr olunmuştur ki, Erjenk ve Mani gelse hatāsını bulamaz.” Manî, Sasaniler döneminde yaşamış ünlü bir resim/minyatür sanatçısıdır. Erjeng de, “minyatürler, resimler” demektir. Erjeng-i Mânî, “Manî’nin minyatürleri”ni toplayan bir mecmua ismidir. Övgüyle söz edilen bahse konu tasvirler son dönemlerde inşâ edilen câmilerde gördüğümüz manzara resimlerinin aslında daha öncelerde de var olduğunu belgeler mâhiyettedir. Lâkin bu örnekler de maalesef günümüze kadar ulaşmamıştır.

İnsan İki Kanatlı Kuş Misâli

Son yıllarda Cibali'den Ayvansaray'a kadar uzanan sâhil şeridinde önemli sayılabilecek bir hareketlilik var. Mahalle kültürünü hissetmek, bu havayı az da olsa solumak, mütevâzı ve sıcak ortamlarda bulunmak isteyenler kendilerini bilvesîle buralarda buluyor. Özellikle Fener, Balat ve Ayvansaray civârı günün her saatinde hem İstanbul'dan hem de İstanbul dışından gelen ziyâretçilerle dolup taşıyor. Antika ve hediyelik eşyâ dükkânları, ev yemekleri yapan küçük lokantalar, yöresel ürünler, şekerciler, helvacılar, müzâyede dükkânları, giyim kuşam mağazaları en fazla rağbet gören mekânlar. Sâhil şeridinden daha iç kesimlere ilerlediğimizde buralarda başka güzellikler bizleri bekliyor. Zîrâ Hacı Îsâ ve Hamamî Muhyiddîn gibi Ni'mel Ceyş'ten [fethin kutlu askerlerinden] bāzıları ve azîz hātıraları buralardadır. İnsan iki kanatlı kuş misâlidir. Bedenlerimizin ihtiyaçlarını karşıladığımız gibi ruhlarımızın ihtiyaçlarını da karşılamalıyız. Bunları görmezden gelemeyiz. Aksi takdirde hiçbir zaman dengemizi bulma imkânımız olmayacak, beden-ruh çatışmamız ilelebed devâm edecektir!..

Yararlanılan Kaynaklar

Hâfız Hüseyin Ayvansarayî, Hadîkatü’l-Cevâmi, İstanbul, 1281.

Hakkı Alçep - Erdal Karaman, Fâtih Câmii ve Mescitleri, Fatih Müftülüğü Yayınları, s.204-205, İstanbul, 2017.

Kitâbelerin Kitâbı Fatih, [Komisyon] s.466. Fatih Belediyesi Yayınları, İstanbul, 2016.

Mustafa Cambaz, Ferruh Kethüdâ Câmii, www.mustafacambaz.com. Erişim Târihi:15.08.2021.

  1. Baha Tanman, "Balat Câmii ve Tekkesi", TDVİA, c.5, s.7-8, İstanbul, 1992.

1938 târihli fotoğraflar, www hayalleme.com, Erişim Târihi:15.08.2021.

Şubat 2022, sayfa no: 44-45-46-47

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak