Ara

Allâh'ın (cc) Üzerine Yemîn Ettiği Kıymetli Vakitler

Allâh'ın (cc) Üzerine Yemîn Ettiği Kıymetli Vakitler

Allah (cc) Kur'ân-ı Kerîm’de gerek sûrelerin girişinde ve gerekse değişik âyetlerde birçok şeyin üzerine yeminler etmektedir. Allâh'ın yemîne ihtiyâcı yoktur. Ancak muhâtapların ihtiyâcına binâen yapılan yeminlerin birçok hikmetleri vardır. Bu yeminler muhâtabı iknâ konusunda etkili oldukları gibi üzerine yemîn edilen şeyin değerine de dikkat çekmektedirler. Elbette yeminlerin hikmet ve amaçlarını bu yazımıza sığdırmamız mümkün değildir. Biz sâdece Kur'ân-ı Kerîm’de kıymetine binâen üzerine yemîn edilen bāzı vakitlere, zaman dilimlerine dikkat çekeceğiz. Çünkü zaman bizâtihî kıymetlidir. Bizim için var edilmiştir. “Biz, geceyi ve gündüzü birer âyet (delîl) olarak yarattık. Nitekim, Rabbinizin nimetlerini araştırmanız, ayrıca, yılların sayısını ve hesâbı bilmeniz için gecenin karanlığını silip (yerine, eşyâyı) aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdik. İşte biz, her şeyi açık açık anlattık.”

 

Bāzı vakitlerin diğer vakitlere üstün kılınması Allâh'ın biz kullarına ikrâmıdır. O vakitlere bizim için fırsatlar ve telâfî imkânları yerleştirmiştir. Bizim bu vakitleri değerlendirip, o anlardaki fazîletlerden ve ikramlardan istifâde edebilmemiz için. İşte biz bu kıymetli vakitleri ele alacağız.

 

Fecr Vakti“Tan yerinin ağarmasına andolsun.”2 “Sabah aydınlığı” diye çevrilen “fecr” kelimesi mastar olarak “tan yerinin ağarması”, isim olarak “sabah aydınlığı, şafak vakti, tan yerinin ağarma zamânı” gibi anlamlara gelmektedir. Âyette “fecr” ile bizzât sabah namazının kendisi kastedilmiş ve ona yemîn edilmektedir. Zîrâ Allah Teâlâ, İsrâ sûresinde sabah namazına, günün ilk vaktinde olmasından ve bu namazda hem gündüz hem de gece görevli kılınan meleklerin hazır olmaları sebebiyle yemîn etmektedir.3

 

Tan yerinin ağarma zamânı ortalığın aydınlanmaya, canlıların da uyanmaya başlaması, bir çeşit yeniden dirilmeye benzediği için yüce Allah sabah aydınlığına yemîn etmiştir. Fecr saati gecenin bitip gündüzün başladığı, insanların ve envâî çeşit hayvanların tıpkı mahşerde vukû bulacak diriliş ânını hatırlatırcasına evlerinden çıkıp çarşı pazara doğru akın ettikleri, rızık peşinde koşmaya başladıkları bir zaman dilimidir ve bu yönüyle düşünüldüğünde ibretlerle doludur.4

 

Bāzı âlimlere göre fecr; bütün gün anlamına gelmektedir. Fakat bütün günü kast etmek üzere günün başlangıç saati zikredilmiştir. Buna göre Allah günün bu erken saatine bir günün bereketini kodlamıştır. Bu vakti değerlendiren bütün günün bereketini elde eder demektir. 

 

Duhâ (Kuşluk Vakti)"Andolsun Kuşluk Vaktine"5. Duhâ, “Güneşin doğuşundan yaklaşık 45-50 dakîka sonra güneşin yükselip ışığının iyice parladığı, etrâfa yayıldığı ve sıcaklığının arttığı zaman” anlamına gelir. Buna göre kuşluk namazının vakti güneşin doğup “bir mızrak boyu” yükselmesinden, yāni 45-50 dakîka geçmesinden sonra başlayıp zevâl vaktine kadar devâm etmekle birlikte ulemâ tarafından genellikle tercîh edilen vakit gündüzün ilk dörtte birinin geçtiği, güneşin sıcaklığının yakmaya başladığı zamandır. 

 

Sevgili Peygamberimiz bu vakitte kuşluk namazının kılınmasını tavsiye etmiş, fazîlet ve önemini belirtmiştir. Ebû Hüreyre, Resûl-i Ekrem’in kendisine her ay üç gün oruç tutmayı, iki rek‘at kuşluk namazı ile gece yatmadan önce vitir namazı kılmayı tavsiye ettiğini haber vermektedir.6 Diğer bir hadiste de Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Her birinizin her eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. Bu sebeple her tesbih (sübhânallah) bir sadaka, her hamd (elhamdülillâh) bir sadaka, her tehlil (lâ ilâhe illallâh) bir sadaka, her tekbir (Allâhü ekber) bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rek‘at namaz ise bunların hepsinin yerini tutar”7 Başka bir hadiste ise kuşluk namazını kılanın veya kılmaya devâm edenin fazla da olsa günahlarının bağışlanacağı ifâde edilmiştir.”8

 

Sevgili Peygamberimizin “Bu namaza ancak çok tövbe edenler (evvâbîn) devâm eder.”9 hadîsi bu zamânın değerlendirilmesi ve bu sevaptan istifâde etmemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca Sevgili Peygamberimiz sabah namazıyla öğle namazı arasında kuşluk vaktinde namaz kılarak âdetâ hayâtını namazlaştırdığını göstermektedir. 

 

Asr’a Yemîn"Asra Andolsun."10 Masdar olarak “hapsetmek, menetmek; vergi vermek; sıkıp suyunu çıkarmak” demek olan asr, isim olarak “dehr, mutlak zaman, özellikle içinde bulunulan zaman, karn yāni seksen veya 100 senelik zaman dilimi, gündüz, gece, sabah, akşam, ikindi vakti” gibi mânâlara gelir. Gündüzle geceye, sabah ile akşama “iki asır” mânâsında asrân denildiği gibi, sabah namazı ile ikindi namazı da bir hadiste (bk. Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 9)bu kelime ile ifâde edilmiştir.11

 

İster yüzyıllık bir zaman dilimi isterse ikindi namazı olsun ikisi de üzerine çok yemîn edilen kıymetli zaman dilimleridir. “Namazlara ve orta namaza devâm edin. Allâh'a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın.”12 Buradaki orta namazın ikindi namazı olduğunu söyler Hz. Ali (ra). İkindi namazına devâm etmeliyiz. Çünkü günün en yorgun zamanlarına denk gelmektedir. Zamânı da isrâf etmeyerek bu nimetlerin şükrünü edâ etmeliyiz.

 

Gece’ye Yemîn: Kur'ân-ı Kerîm'de üzerine en çok yemîn edilen zaman dilimi gecedir. Allah Teâlâ, farklı unsurlarını zikrederek gece kavramında yemîni kullanmıştır. “Bürüyüp örten geceye. Karanlığı ile etrâfı bürüyüp örttüğü zaman geceye.”13

 

Allah gece ile gündüzü peş peşe getirerek bize âyetlerini göstermektedir. Ancak bununla berâber gecenin ismini taşıyan sûreye önce geceye yeminle başlayıp sonra gündüzü zikretmektedir. Dolayısıyla gecenin karanlığı her tarafı kapladıktan sonra sırlar ortaya dökülmekte, gizlenenler, şerliler arz-ı endâm etmektedirler. Bütün çirkin işler geceleri işlenmektedir. Ancak ibâdet ehli için de geceler çok elverişlidir. Herkesin uyuduğu bir zamanda kalkıp Rabbiyle baş başa feyz yudumlayıp ilâhî sırlara yelken açmayı ifâde eden zaman dilimidir. Bu konuda Allah şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişlidir.”14

 

Ayrıca seherler gecelerde gizlidir. Bu vakitler istiğfar, duā, zikir ve mânevî rızıkların taksîmâtından istifâde edilecek zaman dilimidir. Bu zaman diliminde Rabbimiz dünyâ semâsına tecellî eder ve kullarının isteklerine icâbet eder. “Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nâfile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin seni, övgüye değer bir makāma göndereceği umulur.”15

 

Ayrıca bāzı özel gecelerde de Rabbimizin özel ikramları ve tecellîleri vardır.

 

a) Kadir Gecesi: “Biz onu (Kur'ân'ı) Kadir gecesinde indirdik. ﴾1﴿ Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? ﴾2﴿Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. ﴾3﴿ O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrâil), her iş için iner dururlar. ﴾4﴿ O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.”﴾5﴿

 

Kur'ân-ı Kerîm'in indirilmesiyle değer bulan bu geceyi Rabbimiz seksen dört yıllık bir ömre bedel kılmıştır. Sevgili Peygamberimiz (as) “inanarak ve mükâfâtını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini ihyâ edenlerin geçmiş günahlarının affedileceği"ni müjdelemiştir.16 Ramazan'ın son on gününe girildiğinde Hz. Peygamber dünyevî işlerden uzaklaşıp i‘tikâfa çekilir, geceleri daha çok ibâdet ve tefekkürle geçirdiği gibi āilesini de uyanık tutardı.17 Başka bir hadiste ise Resûl-i Ekrem’in Kadir gecesinde: “Allâhım! Sen affedicisin, affı seversin, beni de affet!” şeklinde duā edilmesini tavsiye ettiği belirtilmektedir.18

 

b) On Gece: “Ve andolsun on geceye”19 Bu on gecenin hangi geceler olduğu ile alâkalı olarak âlimler şu açıklamalarda bulunmuşlardır:

1- Muharrem'in başlangıcından bitimine kadar devâm eden süredeki on gecedir. Allah (cc) bu günlerin özelliğine dikkatleri çekerek yemîn etmektedir.

2- Zilhicce ayının ilk on gecesidir. Zîrâ İbn Abbas (ra)’dan gelen bir rivâyette Hz. Peygamber (sav) “Muhakkak ki aşr, Kurban Bayramı günleridir” buyurmuştur.

"On gece", Zilhiccenin ilk on gecesidir. Sekizinci geceden sonraki diğer gün "terviye", dokuzuncu gecenin ardındaki gün "arefe", onuncu geceden sonraki gün ise "nahr" yāni Kurban Bayramının birinci günüdür.

3- Bu, Ramazan ayının son on gecesidir. Allah (cc) azameti sebebiyle bu günlere yemîn etmektedir. Bin aydan daha hayırlı olan Kur'ân’ın bünyesindeki ve Kur'ân’ın indirilmeye başlandığı Kadir gecesi, bu günlerdedir.

 

Bu geceler başka gecelerde olmayan bāzı fazîletleri taşımaktadır. Bu sebeple Yüce Allah söz konusu gece üstüne yemîn etmektedir. Bu günlerde Müslümanlar hac ibâdetiyle meşgûl olurlar. Rableri ile huşû ve hudu’ içinde buluşmak için Kâbe’ye koşarlar. Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyururlar: “Yüce Allâh'ın katında Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan amellerden daha büyük ecirli ve bereketli bir gün yoktur.” Bunun üzerine bir sahabi sorar: “Ey Allâh'ın Rasûlü! Allah yolunda cihâd edenler de mi?” Rasûlüllah (sav): “Allah yolunda cihâd eden de. Ancak kendi malı ve canıyla cihâda çıkıp da bu cihaddan geri dönemeyen yāni şehid düşen bundan müstesnâdır.” (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî bi Şerhi Sahîhi’l-Buhârî, Beyrut, h. 1379,II/457.20)

 

c) Beraat Gecesi: Bu geceyle ilgili Sevgili Peygamberimiz, “Şaban ayının on beşinci gecesi, gecenin son çeyreğinde Allah dünyâ semâsına tecellî eder, ‘Yok mu mağfiret olunmak isteyen mağfiret edeyim! Yok mu rızık isteyen rızık vereyim! Yok mu şunu isteyen yok mu bunu isteyen’ diye nidâ eder.” buyurmaktadır.21

 

Dipnotlar

1 İsrâ 17/12

2 Fecr 89/1

3 İsrâ 17/78

4 Geniş bilgi için bkz. Recep AZAKAR, “Kur'ân-ı Kerîm’de Yemîn Edilen Zaman Kavramları” Yüksek Lisans Tezi, Karaman, 2020/58-59

5 Duhâ 93/1

6 Buhārî, “Teheccüd”, 33; Müslim, “Müsâfirîn”, 85; Ebü’d-Derdâ’nın buna benzer bir rivâyet için bk. Müslim, “Müsâfirîn”, 86; Ebû Dâvûd, “Vitir”, 7.

7 Müslim, “Müsâfirîn”, 84; Ebû Dâvûd, “Teṭavvuʿ”, 12.

8 İbn Mâce, “İḳāmetü’ṣ-ṣalât”, 187; Ebû Dâvûd, “Teṭavvuʿ”, 12; Tirmizî, “Vitir”, 15.

9 Hâkim, I, 314.

10 Leyl 92/1

11 Müzzemmil 73/6

12 İsrâ 17/79

13 Asr 103/1

14 D.İ.Ansiklopedisi “Asr sûresi” md.3/502.

15 Bakara 2/238

16 Buhārî, “Fażlü leyleti’l-Ḳadr”, 1; Müslim, “Ṣalâtü’l-müsâfirîn”, 175-176.

17 Buhārî, “Fażlü leyleti’l-Ḳadr”, 5; “İʿtikâf”, 1; Müslim, “İʿtikâf”, 1-5; Tirmizî, “Ṣavm”, 73.

18 Tirmizî, “Daʿavât”, 84; İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 5.

19 Fecr 89/2

20 Bkz. Azakar, “Kur'ân-ı Kerîm’de Yemîn Edilen Zaman Kavramları”/76

21 İbn Mâce, İkâmetu's-Salavât, 191

 

Kasım 2022, sayfa no: 8-9-10-11

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak