Âilenin düşmanı çok. Onu yıkmak, yok etmek, itibarsızlaştırmak isteyenler mebzul miktarda. Küresel sistem ve onun ulusal uzantıları ne kadar çırpınsa da bu muhkem kaleyi korumak, hepimizin boynunun borcu.
Varoluşumuz, neslimizin devâmı, fıtratımızın korunması, değerlerimizin varlığı âilenin güçlü olmasına bağlı.
Bu yazıda cinsellik ve cinsiyet üzerinden yürütülen bir darbeye değineceğiz.
Haz Peşinde Savruluş
“Hayâtını yaşa, ânı yaşa” temel motto.
Âhiretin, mâneviyâtın yok sayıldığı veya unutturulduğu gençler için bu tercihten başka seçenek sunulmuyor. Tüm yayınlar bu doğrultuda kurgulanmış, içerikler bu amaçla hazırlanmış; çarşı pazar, mağazalar, okullar, hassaten üniversiteler, gencecik bedenlerin sınır tanımadan teşhîr edildiği mekânlar. Kendisini korumak isteyenler neredeyse dışlanmakta, suçlanmakta.
Gençler bu konuda en birinci, etkili ve getirisi olan bir hedef. Duyguların, coşkunun, heyecânın, adrenalinin en yüksek olduğu bu çağda nefs en iyi yoldaş, şeytan en etkili rehber kılınmaya çalışılmaktadır. Ve yaşananlar, gençleri nefsin tüm basamaklarından, hazzın tüm aşamalarından geçirmekte, şeytan; bu yaşananlardan daha da büyük haz almaktadır.
Cinsel Özgürlük
Haz duygusunun, nefsâniyetin en büyük putu cinsellik, bu putun cilâsı da özgürlük.
Cinsellik her yerde, her zaman büyük bir sınav. Varlıkta da yoklukta da köyde de kentte de hep büyük bir sınavı yaşıyoruz erkekler ve kadınlar olarak. Yaratılışımızda cinsellik var zâten. Bunun olmaması bir noksanlıktır. Ancak sınav da burada başlıyor. Hiç kimse bu konuda nefsinin kefîli değildir. Kırk yıl bundan sarfı nazar eden bir insan, kırk birinci yıl sürçebilir. Ki bunun sayısız örnekleri vardır. Bu sebeple cinsel duyguların tahrik edileceği her türlü ortamdan insanların kaçınması, bu gibi ortamlarda bulunmaması gerekiyor.
Maalesef cinsel arzularımızın helâl ve meşrû bir zeminde tatmîn edilmesi gerekirken, kural tanımayan, kendi başına buyruk davranan, ilâhî bir sınır kabûl etmeyen insanlar özgürlük atına binerek ovalarda, dağlarda, bataklıklarda, vahşî alanlarda, mayınlı arazilerde koşturmaktadır. İrâde kendisinde değil, nefis yuları da…
Nefsin peşine takılıp giderek, behimî bir yaşam tarzını tercîh etmenin getirdiği sonuç çok acı. Âileye inanç kalmayıp âile sâdece cinsel tatmine indirgenmiştir. Bu duygularını da herhangi birine ömür boyu bağlanmadan sınırsız bir şekilde gidermek ister. Motto bellidir: “Beden benim, dileğim gibi hareket ederim.”
Eşcinsellik
Bugün sâdece âileler için değil bütün bir insanlık için en büyük tehlike sapkınlıktır. LGBT yapılanmaları, dünyânın dört bir tarafında gizli-açık çalışmalar yapmaktadırlar. Sâdece çalışmayla kalmayıp her türlü tahrîbat, tahrîfat ve şiddeti de uygulamaktadırlar.
Çocuklar zorla cinsiyet değiştirmeye zorlanmakta, eşcinselliğe yönlendirilmektedir. Sanat çevrelerinde, tiyatro, sinema, çizgi film, dizi, resim, fotoğraf başta olmak üzere tüm alanlarında muhakkak eşcinselliği özendiren, sempatik, normal ve mâsum gösteren içeriklere yer verilmektedir.
Yaratılışımız gereği erkek ve kadın birbirine karşı cinsel arzu duyar ve bu arzular da nikâh bağıyla, helâl yoldan giderilir. Ancak geçmişte var olan ve günümüzde arsızca yürütülen onursuzluk eylemleri ile bu sapkınlığın her şekli özendirilmekte hattâ yer yer insanlar buna zorlanmaktadırlar.
İslâmiyet bu gibi yönelimleri şiddetle yasaklar. Bu tür yönelişler aynı zamanda âile kurumu, âile fertleri ve toplum için de büyük bir tehlikedir. “Gerçekten siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz ölçüyü aşmış azgın bir kavimsiniz.” (A’raf, 7/81) 'Kur’ân-ı Kerîm’de eşcinsel insanların helâk edildiği belirtilir. (Hûd, 11/78-83; Enbiyâ, 21/74; Şuarâ, 26/161-175; Neml, 27/54; Ankebût, 29/28-35)
Cinsiyetsizlik
İnsanlar erkek ve kadın olarak yaratılmıştır. Kadında x, erkekte y kromozomu vardır. İnsan hem bedensel hem de psikolojik, biyolojik, duygusal ve sosyal özellikler açısından kadınsı ve erkeksi özellikler doğrultusunda büyür. Büyüdükçe de iki ayrı cins olarak varlığını sürdürür. Bu özellikleri göstermeyen, biyolojik olarak her iki cinse âit özellikleri taşıyan çok az sayıda insan da belli bir yaştan sonra, kendi davranış özellikleri ve tıbbî değerlendirmeler sonucu yatkın ve meyilli olduğu cinsiyet üzere hayâtını sürdürür.
Cinsiyetsizlik, çok farklı, haddi aşan bir zihniyet.
Erkek veya kadın olma durumunu, doğuştan gelen fıtrî hâlini beğenmeyip, bunu yeterli görmeyip, gerekli bir sağlık mecbûriyeti olmadan cinsiyetine müdahale etme hâlidir.
Erkeklik veya kadınlığı önemsememe, yok sayma, dikkate almama zihniyetidir.
Bilimi ve teknolojik imkânları kullanarak insanın, var olduğu hâlin çok ötesinde beceri ve özelliklere sâhip olması için her türlü müdahalede bulunma çabalarıdır.
Batıda özellikle de Amerika’da bu amaçla çok iğrenç ve acımasız uygulamalar yapılmakta, insanların, bu geliştirilen politikalar doğrultusunda düşünmeleri ve davranmaları istenmektedir.
“Cinsiyet tarafsızlığı”, “cinsiyet körlüğü”, “cinsiyetten bağımsız dil” gibi kavramlar bu hedef için bazen sinsice bazen de vahşîce kullanılmaktadır.
Çocuklar için hazırlanan oyuncaklarda erkek-kız ayrımını kaldıran ürünler pazarlanmaktadır. Meşhur Barbie bebeği üreten Mattel firması, cinsiyetsiz bebek setlerini hazırlayıp tüm dünyâya pazarlamıştır. Ayrıca çocuklarda erkeklerin silah, araba, kızların bebek, ev hâlini yansıtan oyuncaklar edinmesini, bu doğal yönelişi bastırmaya yönelik çalışmalar, yönlendirmeler yapılmaktadır.
Yine çocuklar için hazırlanan elbiselerde renkleri âdetâ kaldırarak zorlamaya gidilmektedir.
Modada kadın-erkek giysi farkını en aza indirgemek veya her ikisinin de giyeceği giysileri artırmak için özel çabalar harcanmaktadır.
Dile müdahale edilerek erkek ve kadınlar için ayrı kullanılan bazı ifadelerin, kadın ve erkeği belirten zamir ve sıfatların kaldırılması, ortak kelimelerin kullanılması için ciddî eğitimler verilmektedir. Örneğin erkekler için kullanılan aktör, kadınlar için kullanılan aktris kelimelerinin yerine her ikisi için de aktör kelimesini kullanmak, artık yaygınlaşmış durumdadır.
Dünyânın pek çok yerinde, karma eğitimle en mâsum olarak başlayan ve devâmında gelen uygulamalar…
Etkinlikler kız-erkek ayrımı olmadan gerçekleştirilmekte. Yāni kızların veya erkeklerin yapacağı etkinliklerde farklılık dikkate alınmamaktadır. Okulda ortak banyo oluşturulması, kampüs ve pansiyonlarda aynı odada kız ve erkek öğrencilerin birlikte kalması, beden eğitimi dersinde kız ve erkeklere özgü oyunların kaldırılıp herkesin oynayacağı oyunların öğretilmesi bazı zoraki uygulamalardır. (Geniş bilgi için: tr.wikipedia.org)
Çocukların bilinçaltını bu gibi yazılı ve görsel sapkınlıklarla tasarlamaya çalışan bu insanlar gerçekten çıldırmış olmalı. İnsanlıktan çıkan bu insanlar, kendi sonlarını getirme gayretinde âdetâ.
Tüm bu çabalar insan olma, erkek-kadın olma özelliklerine apaçık bir saldırı, binlerce yıldır devâm eden insanlık yapısına yönelik tahrîbattır. “Ey insanlar! Bakın biz sizi, bir erkekten ve bir kadından yarattık.” (Hucurât, 49/13) âyeti bizim bir erkekle bir kadından geldiğimizi belirtir. O günden bugüne de bu minvâlde devâm etmiştir. Bu yolun ve iki cinsiyetin dışında oluşturulmak istenen her türlü çaba, insanlık ve inanç suçudur. Aynı zamanda Allâh’a karşı işlenen en büyük bir günahtır.
Aman gençler kendinize mukayyet olun…
Şubat 2026, sayfa no: 12-13-14
Abone Ol
En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!
Mesaj Bırak