Ara

Âilede Nizam

Âilede Nizam

Âile bireyleri birbirlerinin yakınıdır. Bedende kalbin hısımları el ayak göz kulak ve diğerleri, yaratılış gayesine uygun oldukça hayat sağlıklı bir şekilde devâm eder. Aynı zamanda bereket getirir. Her bir uzvun hayırlı ameli kurtuluşa vesîledir.

Enfüste içte birliktelik âfakta kâinatta da mevcuttur. Yapımızda mevcut su hava ateş ve toprak âfakta da mevcuttur. Yaratılan her zerre Rabbimize kul olarak gelecektir. Eşyâya nazar ibretle olunca, dış âlemle barışık oluruz. Melekût, ceberût ve lâhût âlemi bize uzak değildir. Namazda kıyam rükû secde, bir kısım meleklerin kıyam, rükû ve secde hâlinde tâatte bulunmaları, kıldığımız namazın rükünlerinde bizi bütünleştirir. İnsan Zât-ı Kibriyâ’ya kul, mevcûdât, görevimizi en güzel bir şekilde yerine getirmemiz için hizmettedir. 

Semâ arz sorumlu değildir. Sorumlu olan biziz. Hemcinsimize karşı nasıl hareket etmemiz gerekir, Yaratan Allâhü Azîmüşşân buyurur: “Hani biz, İsrâiloğulları’ndan: ‘Sâdece Allâh’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, akrabâya, yetimlere, yoksullara iyilikte bulunacaksınız!’ diye söz almış ve: ‘İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı hakkıyla kılın, zekâtı verin!’ diye emretmiştik. Sonra sizden pek azı müstesnâ, sözünüzden döndünüz ve hâlâ yüz çevirmeye devâm ediyorsunuz.”1 

Uzak yakın kim varsa gözetilmesi emrolunur.

“Allâh’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babanıza iyilikte bulunun. Akrabâya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolda kalmışlara, elinizin altında bulunan köle, câriye, hizmetçi ve işçilere iyilik yapın. Çünkü Allah, kendini beğenen ve çokça övünüp duran kimseleri kesinlikle sevmez.”2

Kurbiyeti yakınlığı îmanda görmemiz tavsiye buyurulur.

“Ey îmân edenler! Eğer îmâna karşı küfrü sevip tercîh ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin! Sizden kim onları dost edinirse işte onlar zâlimlerin tâ kendileridir.”3 

Biz yıkılan binânın inşâsını şahsımızda başlatıp muhîte yayalım.

“Ey îmân edenler! Kendinizi ve âilenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allâh’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve kendilerine emredileni yerine getiren melekler vardır.”4 

İnsanlarla birlikte hayvanlar da bitkiler de taş-toprak da hizmet bekler bizden. Şâh-ı Nakşbend Muhammed Bahaeddîn (ks) üstâzından üç görevle vazîfelendirilir. Yedi sene halkın muhtaç olanlarına yedi sene hayvânâta yedi sene de yolların bakımına hizmet eder. Amr radıyallâhu anhumâ’dan rivâyet edildiğine göre Nebî (sav) şöyle buyurmuştur: “Merhametli olanlara Rahmân merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökteki de size merhamet etsin.”5 

Âile bünyemizi nasıl tahkîm edelim? Sevgili Peygamberimiz (sav) buyurdu:

“Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Âmir memurlarının çobanıdır. Erkek âilesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netîce itibâriyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idâre ettiklerinizden sorumlusunuz.”6

Âlemin düzeni şahsımızla alâkalıdır.

“Bir toplum kendi özündeki nitelikleri değiştirmediği sürece, Allah onların durumunu ister iyilik ister kötülük yönünde olsun değiştirmez. O hâlde kötülüğü tercîh edenler, tercîh ettikleri yönde değişime uğramaya mahkûmdurlar. Zîrâ Allah, kendi yaptıkları şeyler nedeniyle bir toplumu cezâlandırmaya karar verdi mi, hiçbir şey bunun önüne geçemez ve hiç kimse onları Allâh’a karşı koruyamaz!”7 

Sevgili Peygamberimiz (sav) “Beli bükülmüş ihtiyarlar, süt emen bebekler, otlayan hayvanlar olmasaydı belâlar sel gibi üstünüze dökülecekti.”8 buyurur. 

Herkese şefkat gerekir. Kâfirin hidâyeti, mü’minin salâhı edebdir İslâm’da.

Sevgili Peygamberimiz (sav) buyurur: “Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşından dolayı hürmet ederse, Allah da ona yaşlılığında kendisine hürmet edecek birisini hazırlar.”9

“Küçüklerine şefkat göstermeyen, büyüklerine değer ve saygı göstermeyen bizden değildir.”10 

“Allah rızâsını düşünerek yaptığın harcamalara, hattâ yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmalara varıncaya kadar hepsinin mükâfâtını alacaksın”11 buyuran Sevgili Peygamberimiz’in (sav) emrini gözeten âilede kriz olmaz. 

“Allâh’ın, (iki cinse) birbirinden farklı özellik ve lütuflar bahşetmesi ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi, İslâmî edeble edeblendirmede, ilmihâl bilgilerini vermede koruyucudurlar. Sâliha kadınlar Allâh’a itâatkârdır; Allâh’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar.”12 İlâhî mesaja candan teslîm olan âilede geçimsizlik olmaz. 

Nikâhında Allah Teālâ’nın emri Resûlü’nün kavli mezheb imamının ictihâdı iki tarafın rızāsı akdine muhalefet, arşı titretir. Sevgili Peygamberimiz (sav) buyurur: “Hangi kadın, kocasıyla kendi arasında herhangi bir beis olmaksızın kocasından kendisini boşamasını isterse, cennetin kokusu onun üzerine haramdır.”13 “Hangi kadın, kocası kendisinden râzı olarak vefât ederse, cennete girer.”14 “Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belâlara sabreden Eyyûb aleyhisselâm gibi mükâfatlara kavuşur.”15

“Dünyâda bir kadın kocasına eziyet ederse, o erkeğin kıyâmet gününde eşi olacak olan Hûri, eziyet eden kadına şöyle seslenir: “Allah seni helâk etsin, bu adama eziyet etme. O, dünyâda senin yanında bir misâfirdir, yakında senden ayrılıp, bize kavuşacak.”16

Edeb ve erkân’la âileyi ateşe değil nûra taşıyalım. 

Hacı Hasan Efendimiz âiledeki geçimsizlikten yakınır bir kıtasında: 

Biraz da ihvandan bahsedeceğim
Huzursuz sâliki ben nideceğim
İçinizden çıkıp hem gideceğim
Kimseye diyecek dilim kalmadı 

Kiminiz eviyle etmiyor geçim
Âilesi ağlar, ne ola suçum
Düşündüm sizleri, ağardı saçım
Soğuk vurdu bahçem, gülüm kalmadı 

Sâmi Efendimiz’in (ks) zevce-i muhteremeleri şu tavsiyeyi yapar: “İki iyi bozuşmaz. Biri iyi biri kötü olunca da bozuşmaz. Zîrâ iyi olan akleder fehmeder geçim yolunu bulur.”

Âilede hitap çok mühimdir. Dedem hanımına kıymetli, o da kocasına kurbân olduğum tâbirini kullanır.

Zevcesinin vefâtında şu dizeleri kaleme alır: 

Firkat-ü elemin yaktı özümü
Yaş ile doldurdu iki gözümü
Kimlere yapayım artık nazımı
Bizim görüşmemiz mahşere kaldı. 

Takdîr-i ezele râzıyım Mevlâ
İta-yı sabrile gözlümüz doyla
Mevtâdır kalbimiz el-aman sağla
Bizim görüşmemiz mahşere kaldı. 

Nush-u pend ile gönül doylarken
İlm-i ledünnîle hikmet söylerken
Haşyetullâh ile dâim ağlarken
Bizim görüşmemiz mahşere kaldı.  

Davranış biçimi âilede krizi önleyen en önemli âmildir.

Sâmi Efendimiz vâlide sultâna: “Senin İslâm tesettürüne riāyetin sebebiyle, bize Sâmi Efendi diyorlar.” Annemiz de der ki: “Sizin makāmınız sebebiyle bize Vâlide sultan diyorlar.”

Münevver yolun müdâvimi değerini, âile hayâtıyla ölçer. Âilede huzûru temin eden, başarılı bir sâliktir. Az bir olumsuzlukta kırıp dökmeden, halvette dökülen iki gözyaşı süt lîmân eder her şeyi.

Âilede huzur için lüks ve israftan kaçınmalı.

Eşler birbirini takdîr edip nankör olmamalı.

Temini mümkün olmayan masraflara zorlamamalı.

Efendimiz (sav): “Zikrin hayırlısı gizli olanı, rızkın hayırlısı kifâyet edenidir.”17

İbâdet için birbirlerini uyarmalı. 

Mü’min erkek ve mü’mine kadınların kimliği şu âyet-i kerîme olmalıdır:

“Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, tāata devâm eden erkekler ve tāata devâm eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevâzı erkekler ve mütevâzı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allâh’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfât hazırlamıştır.”18

Ahzâb sûresi 32. âyet-i celîlede cennet yârânı kadınlar şu özelliklerle senâ edilir:

1- Gizli ve açıkta Allah Teālâ’dan korkan.

2- Yabancı erkekten sakınıp, işveli sözler söylememeli.

3- Şer’î mâzeret olmadıkça evinde daha çok kalmalı.

4- Yabancılara ziynet yerlerini göstermemeli.

5- Namaz ve sadakaya önem vermeli.

6- Allah Teālâ’ya, Resûlüne (sav) ve kocasına itâatkâr olmalı.

7- Zikrullâh ve Kur’ân-ı Kerîm okumalı.

Dipnotlar
1 Bakara, 2/83.

2 Nisâ, 4/36.

3 Tevbe, 9/23.

4 Tahrîm, 66/6.

5 Tirmizî, “Birr ve Sıla”, 16.

6 Buhârî, “Ahkâm”, 1.

7 Ra’d, 13/11.

8 Taberani, el-Evsat, 7/134; Benzer bir rivayet için bk.: Buhârî, “Cihâd ve Siyer”, 82.

9 Tirmizî, “Birr ve Sıla”, 75; Ebu Davud, “Edeb”, 58.

10 Tirmizî, “Birr ve Sıla”, 15.

11 Benzer bir rivayet için bk.: Buhârî, “Îmân”, 41.

12 Nisâ, 4/34.

13 Ebu Davud, Talak, 18.

14 Tirmizî, “Radâʿ”, 10.

15 Bk.: İhya-u Ulumiddin Âdâbü'n-Nikâh / Evlilik Adabı bölümü.

16 Tirmizî, “Radâʿ”, 19.

17 Ahmed bin Hanbel, Müsned, 1/172, 180.

18 Ahzâb, 33/35.

Şubat 2026, sayfa no: 4-5-6-7

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak