Beklenen Genç Nesil

Beklenen Genç Nesil
Doç. Dr. Halil İbrahim Kutlay

“Allâh’ım! Kulaklarımızı, gözlerimizi,
kalplerimizi, eşlerimizi ve
neslimizi bizim için bereketli eyle.”1

İslâmın Temel Esaslarından Biri: Nesil Güvenliği

Eşsiz bir hayat nizâmı sunan İslâm, insanlık için vazgeçilemez olan “akıl, din, can, mal ve nesil”in korunmasını kesin bir dille emretmiş, bunun temini için kesin hükümler koymuştur.

Bu temel unsurlardan biri olan “ırz, nâmus ve nesil güvenliği”; yeni yetişen neslin mayasının bozulmaması, âile müessesesinin mukaddes bir müessese olarak korunması ve neseb tesbîtinin kolaylığını amaçlamaktadır.

Irz ve nâmusun korunması için âile ve okulda İslâmî ve ahlâkî eğitimin verilmesi, gönüllere “hayâ, iffet ve nâmus” gibi ideal ahlâkî ve mânevî değerlerin yerleştirilmesi, “tesettür, mahremiyet, âile ve nikâh” gibi müesseselerin korunması, ayrıca nesil güvenliğini tehdit eden zinâ, fuhuş, livata ve benzer yüz kızartıcı âdî suçların -caydırıcı tedbirlerle- cezâlandırılması, neslin mayasının temizliğine ve neseb tesbîtine verilen önemi göstermektedir.

İslâm toplumunda tertemiz bir fıtratla -yâni İslâmî hakîkatleri kabûl etme eğiliminde olarak- dünyâya geldiği kabûl edilen yeni nesil, temiz fıtratı bozulmadan mânevî değerlerle yetiştirilip büyütülürse, helâl lokma ve İslâmî terbiye ile eğitilirse -Kitâbımızın ifâdesiyle- “gözlerimizin nûru olacak bir nesil” zuhûr edecektir.

Kur’ân-ı Kerîm, Rahmân’ın seçkin kullarının Rabblerine niyâz ederken; “Ey Rabbimiz! Eşlerimizden ve neslimizden gözlerimizin nûru olacak kimseleri bizlere ihsân eyle!”2 diye duâ ettiklerini bildirmektedir. Gözlerimizin nûru ve sürûru, gönüllerimizin aydınlığı olacak genç nesil, dünyâ ve âhiret mutluluğuna vesîle olan nesildir.

Bereketli, Hayırlı Nesil

Duâlarında sık sık “Allâh’ım! Eşlerimizi ve neslimizi bizim için bereketli eyle!” diye niyâz eden Efendimiz (sav) de böylece “bereketli nesil”in önemini vurgulamaktadır.

“Müstesnâ, bereketli bir nesil” inşâ etmekle görevlendirilen Efendimiz (sav), zulüm ve baskı asrında, karanlık ortaçağda, câhiliyye döneminde dikenler, ısırganlar ve ayrık otları arasında gül gibi nezih, tertemiz, pırıl pırıl bir nesil yetiştirmiştir.

O’nun dizi dibinde yetişen, O’nun nûruyla nurlanan bu örnek nesil, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer (ra)’lerin öncülüğünde sahabe neslidir. Gerçek îman ve ihlâs sâhibi, gönlü ilim sevgisiyle dolu, cihâd aşkıyla yanan, Rahmet Peygamberi’ne âşık, Hakk’a ve insanlığa hizmet için can atan genç sahâbîler, Rasûlullah gibi mükemmel bir eğitimciden, Kur’ân gibi mükemmel bir kitâbı, Sünnet gibi mükemmel bir hayat programını bir şifâ iksiri gibi yudum yudum içmişler; insanlığa ilim, irfan ve medeniyet yolunu göstermişlerdir.

İslâm Gençliğinin İdeal Örneği: Mus’ab B. Umeyr (ra)3

Sahabe-i kiram arasındaki gençlerden her biri Müslüman gençlik için örnek ve rehber olacak kıvamda idi. Her biri birer îman kahramânı olan genç sahabîlerden birisi de Mus’ab b. Umeyr (ra)’di. O, Mekke’de zulüm, haksızlık ve küfre başkaldıran, Müslüman olduğu için kendisine yapılan ezâ ve cefâya aldırış etmeyen yiğit bir delikanlı idi. Mus’ab b. Umeyr (ra), Mekke’de çok sevilen, takdir edilen, zengin, yakışıklı, terbiyeli, ahlâklı ve cesur bir genç idi.

Mus’ab b. Umeyr, âilesinin büyük baskılarına rağmen îmânı tercîh etmişti. Âilesinin dayanılmaz ağır işkencelerinden kurtulmak için önce Habeşistan’a hicret etmek zorunda kalan Mus’ab, daha sonra Mekke’ye dönmüş, Birinci Akabe Biatı’nın ardından Sevgili Peygamberimiz (sav) tarafından Medîne halkına İslâm’ı öğretmek üzere dâvet ve irşad elemanı olarak görevlendirilmişti.

O artık Medîne halkına Kur’ân dersi veren eğitimci, onları İslâm’a dâvet eden dâvetçi, hak yola çağrıda bulunan mükemmel bir mürşid idi.

Mus’ab b. Umeyr (ra), Medîne’de Kuba Mescidi’ne yakın Rânûna vâdisinde -bugün Mescidü’l-Cum’a diye bilinen yerde- ilk Cuma namazını kıldırmış,

Medîne’de ilk Cuma hatibi olmuştur. Mus’ab, Bedir’de îmansız öz kardeşiyle yüzyüze kılıç kılıca çarpışacak derecede gözünü budaktan esirgemeyen îmân âşıkı korkusuz bir mücâhid olarak târihe geçmiştir.

Uhud’da İslâm ordusunun bayraktârı olan… Kolları kesilse bile bayrağı yere düşürmemeye gayret eden kahraman Mus’ab… Uhud’da Allah yolunda şehîd olmuştur.

Şehîd edildiği zaman hem fizikî güzelliği, hem cihaddaki korkusuzluğu, hem de ahlâkî duruşuyla Peygamberimiz’e (sav) benzetilen o genç Müslüman; ‘‘Allâh’a verdikleri sözlerinde duran ve canlarını Allah yoluna adayan yiğit mü’minler4 kervânında İslâm gençliğinin şanlı önderlerinden biri olmuştur.

Dinamizm… Fedâkârlık… Çalışkanlık… Cömertlik… Güzel Ahlâk… Hizmet… İlim… Dâvet… Tebliğ… Cesâret… İşte Mus’ab’ın kişiliğinde örnek Müslüman gencin özellikleri…

Dâvâsına ihlâsla bağlanan, ülkelerden önce gönülleri fetheden, hayâtı bir imtihân olarak kabûl eden, Allah yolunda ölümü gülerek karşılayan Allah Rasûlü’nün genç sahabîleri; zâlim ve tâğutların karşısında kesinlikle çekinmemiş, tehditler karşısında yılmamış, ölümden korkmamış ve işkenceler karşısında ürkmemişlerdir.

Genç sahabîler, Efendimiz (sav)’den aldıkları mâneviyat dersi ile insanlığa en güzel dersi verdiler. Onlar kurdukları takvâ medeniyetini kıtalardan kıtalara ulaştırdılar. Zîrâ onlara Hz. Peygamber (sav) tarafından hayâta gerçek anlamını veren müstesnâ bir sevgi ve rahmet bakışı, muazzam îman ve ahlâk duygusu, insan, emek ve zamâna değer verme anlayışı, Allâh’ın kullarına Hakk Rızâsı için hizmet etme düşüncesi gibi “Nebevî Ölçüler” aşılanmıştı.

Beklenen Nesil, Kaliteli Bir Mânevî Eğitim Almalıdır

Genç adam, elde ettiği ilmî seviyeyi hiçbir zaman yeterli görmemeli, ilim ve irfan yolunda son derece gayretli, hırslı (!) ve açgözlü (!) olmalıdır. İlim erbâbının kendisine özgü bu psikolojik özelliği, bir hadîs-i şerifte işadamının ‘dünyâya doymak bilmeme’ şeklindeki psikolojik özelliği ile karşılaştırılarak anlatılmakta, âdetâ “İlmî doyumsuzluk” tavsiye edilmektedir: “İki kişi vardır ki doymak bilmez: Biri ilme tâlib olan, diğeri mala tâlib olan.”5

Öğrenci öğretmeninin aynası olacağına, izlediği program ile hayâtına yön vereceğine göre; önce genç neslin öğretmenleri seviyeli olmalı, genç neslin alacağı eğitim programı kaliteli olmalıdır.

Genç adam kendisini târihî, ilmî, sosyal, kültürel, ahlâkî ve dînî açıdan iyi yetiştirmelidir. Okulda istediği ölçüde alamadığı, bulamadığı ama mutlakâ elde etmek zorunda olduğu ilmî ve mânevî seviyeyi okul dışındaki özel ders, kurs ve kamplarda, gönüllü kuruluşların düzenlediği sohbet, konferans, seminer ve panellerde kazanmalıdır.

Allah (cc) için gözyaşı dökme hassâsiyeti, gecenin bir saatini Allâh’a adama arzusu, seccâde ile gece dostluğu yapabilme düşüncesi, farz oruç dışında Pazartesi-Perşembe günleri nâfile oruç tutabilme niyeti, ilim yolunda kendini takviye etme arzusu, dünyâ Müslümanlarının acıklı ve dramatik durumları karşısında âciz ve çâresiz kalmayıp Müslüman kardeşlerine bilfiil ya da duâ ve maddî destekle katkıda bulunma gayreti genç adamın günlük, haftalık ve aylık çalışma programında mutlakâ yer almalıdır.

Beklenen Nesil, Ahlâkî Değerleri Ön Plana Almalıdır

Îmanlı genç; sevgi, saygı, rahmet, şefkat, adâlet, iyilikseverlik gibi insanı insan yapan evrensel mânevî değerleri ön plana almalıdır.

Hayat felsefesi îtibâriyle materyalist ve pragmatist olan genç, istenen hizmeti üretemez, beklenen atılımı yapamaz. Bencil, çıkarcı, açgözlü ve tamahkâr kişinin çalışmaları dâimâ yararsız, güdük, netîcesiz ve verimsiz kalmaya mahkûmdur.

Menfaatiyle îmânı çatıştığında îmânının sesini duyan, mânevî ilke ve prensipleriyle maddî çıkarları çeliştiğinde mânevî ölçüleri tercîh eden, basit dünyâ çıkarı karşılığında dînini satmayan genç adam, arzulanan yeni İslâmî dünyâ düzenini kurmaya aday olan îmanlı gençtir.

Kesinlikle satın alınamayan, çirkin emeller için kullanılamayan, fitne ve fesâda âlet olmayan, terör ve anarşiye figüranlık yapmayan, tahriklere kapılmayan, temel ilkeler planında değişmeyen, rüzgâra göre yön değiştirmeyen, gelişime açık ama olumsuz değişime kapalı olan, mesleğinde ve alanında başarılı, ülke insanını ve dünyâ Müslümanlarını şefkatle kucaklayan, İslâm dâvâsını gönülden seven, İslâm kardeşliğine gönül veren, İslâmî duruş sergileyen karakterli ve kişilikli genç adam; günümüz toplumunda aranan, beklenen ve gelmesi arzulanan gençtir.

Beklenen Nesil En Güçlü ve En Üstün Olmaya Çalışmalıdır

“Güçlü mü’minin Allah nezdinde daha hayırlı ve Allâh’a daha sevimli olduğuna” inanan îmanlı genç, her konuda güçlü ve üstün olmaya çalışmalıdır.

Günümüzde askerî ve teknolojik üstünlük sâhibi olan süper güçlerin dünyâ hâkimiyetini elinde tuttuğunu, emperyalist emelleriyle İslâm âlemini inim inim inlettiğini gören genç adam; hem yumruğu hem beyni ile güçlü olmalı, hem ahlâkî ve mânevî, hem de ilmî ve teknolojik açıdan en üstün seviyeyi yakalamalı, maddeten ve mânen “en güçlü” olma hedefini taşımalıdır. Bulunduğu alanda zirveye erişmeyi hedeflemeli, bunun yanında kulluk görevlerini kesinlikle ihmâl etmemelidir.

Beklenen Nesil, Olumsuz Şartlarda ErimemelidirGenç sahabîlerin Sevgili Peygamberi’nden aldığı mânevî aşı gibi; genç kardeşimizin de gerçek ilim ve mâneviyat erbâbından güçlü dozda mânevî aşı alabilmesi çok önemlidir.

Genç kardeşimizin; ilmî ve rûhânî yapısı güçlü olan ehil eğitimcilerden alacağı mânevî aşı, onu her çeşit tehlikeli, bulaşıcı ideolojilere karşı korur ve her çeşit mânevî mikroba karşı ona bağışıklık kazandırır.

Genç nesil, günümüzün olumsuz şartlarında kendisi erimek şöyle dursun; mânen erimeye ve dejenere olmaya yüz tutan, çâresizlik ve çözümsüzlük içerisinde kıvranan, intihar eğilimi veya psikolojik bunalım yaşayan genç arkadaşlarını kurtarma azim ve kararlığını taşımalıdır. Genç adam, gönül kazanma ve yürek fethetme görevini en tatlı dille ve en güzel metotla yerine getirmelidir.

Dipnotlar:
1 Ebu Davud: Salât 178; Hakim, Müstedrek: 1/265; İbn Hıbban, Sâhih: 2/170 No: 992.
2 Furkan, 74.
3 Geniş bilgi için bkz: İbn Sa’d, Tabakat 3/81; Ebu Nuaym, Hılye: 1/106; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gabe: 4/405; Zehebî, Siyer A’lâmi’n-Nübelâ: 1/145; İbn Hacer, İsabe; 6/101.
4 Ahzab, 23.
5 Darimî, Sünen: Mukaddime 32; Hakim, Müstedrek: 1/92; Beyhakî, Şüabü’l-İman: 7/271; Hatib Tebrîzî, Mişkâtü’l-Mesabîh: 1/86 No: 260

Haziran 2019, sayfa no: 34-35-36-37

Ayrıca kontrol et

Kâinât Bir Âile

Kâinât Bir Âile Alemdar Herşey O’na âid olduğuna göre âlem birbirine hısımdır. Nehir, göl, deniz, …