Anasayfa / Bu Ay / Sünnete Sarılmak

Sünnete Sarılmak

Sünnete Sarılmak
Mehmet Nezir Gül

Allah Rasûlü (sav) biz mü’minlere, sımsıkı sarıldığımız sürece sapıtmayacağımız iki emâneti bırakmıştır: Allâh’ın Kitâbı ve Rasûlü’nün sünneti. (Muvatta, K.S.-53)

Sünnet; hayâtın vasat hâli, orta yolu ve her türlü aşırılıktan uzak olma hâlidir.

Sünnete uyan bir Müslüman Allâh’a, Peygamber’e (sav), kendine, âilesine ve çevresine karşı olan görevlerini hakkâniyetli bir şekilde yapar. (Ebû Dâvûd, K.S.-72)

Sünneti terk etmek, Allâh’ın gazabını celbeden bir suçtur. (Taberânî)

Allah Rasûlü’nün sünnetinden, yolundan yüz çeviren O’ndan değildir. (Buhârî, Müslim, Neseî) Efendimiz’in ümmetinden olduğu halde, sünnetten yüz çevirerek bid’at ve hurâfelere dalanları Allah (cc), Kevser’e yaklaştırmayacaktır. (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Neseî, Tirmizî, K.S.-884)

Kur’ân’ın müteşâbih âyetlerini anlamada sünnetlere (hadislere) başvurulmalıdır. (Dârimî)

Rasûlullah (sav), bizlere tehlikeli ve yanlış şeyleri haber vererek tedbir almamızı emretmiştir. Mü’minler kendisine tereddütsüz uyarlar. (Buhârî, Müslim, K.S.-58)

Bütün durumlarda, özellikle de kriz ve kaos ortamında Rasûlullâh’ın sünnetine, Râşid Halîfelerin uygulamalarına uyulmalıdır. (Tirmizî, Ebû Dâvûd-K.S.-55)

Ümmetin fesâda uğradığı, İslâmî değerlerden uzaklaştığı bir zamanda bir sünneti ihyâ edene, uygulayan Müslümana şehit sevâbı verilir. (Taberânî)

Allah Rasûlü, mü’minler de yapmaya başlar, belki farz olur düşüncesiyle bâzı nâfile amelleri terk ederdi. (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Muvatta-2196)

Allah Rasûlü’nden bize ulaşan sahih hadisler, insanlara aktarılmalı, anlatılmalıdır. Olur ki dinleyen anlatandan daha kavrayıcı olur. (Tirmizî-294)

Peygamber Efendimiz’in (sav) söylemediği bir sözü O’na nisbet etmek, cehenneme götüren büyük bir günahtır, büyük iftirâlardandır. “Benim hakkımda yalan söylemeyin. Zîrâ benim üzerime yalan uyduran cehenneme gider.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî-327, K.S.-411,4127, 5213 v.d.) Emin olmadığımız bir sözü hadis olarak anlatmamalıyız.

Allah Rasûlü’nün ağzından hiçbir zaman yanlış bir söz çıkmaz. O, hangi konuda olursa olsun hep doğruyu söyler. “Nefsim kudret elinde olan Allâh’a yemîn ederim ki, bundan (Rasûlullah ağzını gösterir) haktan başka hiçbir şey çıkmaz.” (Ebû dâvûd-317, K.S.-4131)

Allah Rasûlü teknik konularda, vahiy gelmedikçe ashâbını serbest bırakmıştır. Hurmaların budanmasıyla alâkalı olarak kişisel fikrini ifâde etmiş, ashab da bunu bir emir olarak telakkî ederek uygulamıştı. Ancak o sene ürün eksik olmuş ve durum Rasûlullâh’a (sav) iletilince şöyle buyurmuştu: “Ben sâdece bir insanım. Size din konusunda bir şey emredersem, onu alın. Size kendi görüşümden (vahiy dışı, teknik konularda) bir şey söylersem, bilin ki ben de sizin gibi bir insanım.” (Müslim-4580, K.S.-5949)

Allah Rasûlü (sav), sürekli Cebrâil (as) ile görüşürdü. Yaptığı açıklamalar, sorulara verdiği cevaplar ve uygulamalarda herhangi bir eksiklik olduğunda Cebrâil (as), Rabbimizden gerekli bilgileri getirir ve gerekli düzeltmeyi yapardı. Bir defasında biri gelerek, şehîdin tüm günahlarının bağışlanıp bağışlanmadığını sorar. “Evet” cevâbı veren Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm, kısa bir müddet sonra adamı çağırarak şöyle buyurur: “Allah yolunda ölmek tüm hatâları örter; ancak borç (kul hakkı) hâriç. Zîrâ, Cibrîl az önce bunu bana gizlice söyledi.” (Neseî-6122)

Efendimiz (sav)’den…

“Yakın bir zamanda, bir adama benim hadîsim ulaşacak ve o, kalçasının üzerine oturacak ve şöyle diyecek:

‘Bizimle sizin aranızda Allâh’ın kitâbı var.

Onun içinde helâl olarak bulduğumuzu helâl sayar, haram olarak gördüğümüzü haram sayarız.’

Oysa zavallı bilmiyor ki, Allah Rasûlü’nün haram kıldığı şey de, Allâh’ın haram kıldığı şey gibidir.” (Tirmizî)

“Dikkat edin!

Bana Kitap verildi. Onunla berâber bir o kadar da (hadis-sünnet) verildi.

Dikkat edin!

Karnı doymuş bir adamın kalçasının üzerine oturup şöyle (yukarıdaki sözleri) demesi yakındır.” (Ebû Dâvûd, Müsned, İbn-i Mâce-K.S.-56)

Sözlerimi işitip de, duyduğu şekilde edâ eden (öğreten) kimsenin yüzünü, Allah, kıyâmet günü ağartsın (tâze kılsın). Zîrâ kendilerine ulaştırılan öyleleri vardır ki, bizzat işitenden daha iyi kavrar.” (Tirmizî, K.S.4126, K.S. 2/337)

“-Kaçınanlar hâriç, bu ümmetim cennete girecektir.

-Cennete girmekten kim imtinâ eder ya Rasûlallâh (sav)?

-Kim bana tâbî olursa cennete girer, kim âsî olursa o da imtinâ etmiş (kaçınmış) olur.” (Buhârî-K.S.-4515)

Kasım 2019, sayfa no: 36-37

Ayrıca kontrol et

Gerçek Hayat

Gerçek Hayat Alemdar Sonbahar, yaprakların sararıp döküldüğü, bağ ve bahçenin bozulduğu, ticârî olarak işlerin yoğun …