Nefis Kışını Tâatle Bahar Eylemek

Nefis Kışını Tâatle Bahar Eylemek
Alemdar

Meryem vâlidemize Cenâb-ı Hakk ikrâmını Kur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde beyân eder: “Bunun üzerine Rabbi onu iyi bir rızâ ile kabûl etti. Onu güzel bir nebat gibi büyüttü. Zekeriyyâ’yı da onu (bakmaya) me’mur etti. Zekeriyyâ ne zaman (kızın bulunduğu) mihrâba girdiyse onun yanında bir yiyecek buldu: «Meryem, bu sana nereden (geliyor?)» dedi. O da: «Bu, Allah tarafından. Şübhe yokdur ki Allah kimi dilerse ona sayısız rızık verir.» dedi.” (Âl-i İmrân, 37.) Yaz gününde kış, kış gününde yaz meyvesi lütfeder.

Nefis kışından, emmâre soğuğundan mutmainne bahârını ihsân eder Mevlâ (cc) kişi hevâ-i nefsden kurtulursa. Güçlü bir duygudur nefsânî arzular. “Gördün mü hevâsını ilâh edinip Allâh’ın bir ilim üzerinde saptırdığı ve kulağı ve kalbi üzerine mühür koyup görme gücünün üzerine de perde çektiği kimseyi? Artık, Allah’tan sonra onu kim hürriyete erdirir? Düşünüp hatırlamaz mısınız?” (el-Câsiye, 45/23)

“Allah’tan bir hidâyet olmaksızın hevâsına uyandan daha dalâlette olan kim vardır?” (el-Kasas, 2/50)

Peygamberimiz (sav): “Sizin hakkınızda en çok korktuğum şeylerden biri, mîdeleriniz ve iffetleriniz husûsunda sizi azgınlığa sürükleyen şiddetli arzular; diğeri de hevâ ve hevesinizin sizi dalâlete düşürmesidir.”[1] Rasûlullah, hevâ ve heveslerine karşı mücâhede yapan kimseleri vasfetmiştir: “(Hakîkî) mücâhid, nefsine karşı cihâd eden kimsedir.”[2] Mevlânâ (ks):  “Nefis sâhibi kimse kendi içindeki nefsi bırakır da düşman nerede diye hâriçte arar.”

Mel’ûn İblis’in aldatma zemherîrinden Zât-ı Ecell ü A’lâ’ya sığınmakla kurtulur mü’min. “Şeytan seni bir vesvese ile dürtecek olursa; Allâh’a sığın. Doğrusu O; Semî, Alîm olanın kendisidir.” (Fussilet, 36.)

Esad-ı Erbilî (ks)’un “iki kesek bir taşa belâ” sözündeki nefs ve iblis keseğine, toprağın taşlaşmış şekline, sâdece taş gibi olan akıl kifâyetsiz olabilir. Evliyânın, şerîat ve tarîkatin tasdîk ettiği mürşid-i kâmilin rûhâniyyetine sığınmalı insan izn-i İlâhî ile.

Abdullah bin Mes’ud (ra)’dan: Rasûlullâh (sav) şöyle buyurdu: “Muhakkak ki şeytânın ve meleğin insanoğlunun kalbi üzerinde yönlendirici tesiri vardır. Şeytânın tesiri kötülüğe sevketmeye ve hakkı yalanlamaya, meleğin tesiri ise hayra doğru ve hakkı tasdîk etmeye yöneliktir. Meleğe âit hayra yönelik tesiri gönlünde hisseden kimse bunu Allah’tan bilsin ve Allâh’a hamd etsin. Kendisini kötülük tarafına çekmeye çalışan bir tesir hisseden kimse de kovulmuş şeytânın şerrinden Cenâb-ı Hakk’a sığınsın.” Sonra şu âyet-i kerîmeyi okudu: “Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size çirkinlikleri telkîn eder.” (Bakara, 2/268) [3]

Rabbimiz (cc) şeytânın hîle kışından, ona düşman olmakla kurtulmamızı emir buyurur.

“Şimdi siz Beni bırakıp da iblisi ve onun zürriyyetini mi dost ediniyorsunuz?! Hâlbuki onlar sizin düşmanınızdır!” (Kehf, 18/50)

Dünyanın tatlı ve yeşil oluşundan, karından, dolusundan ve fırtınasına kapılmaktan kurtulmak için Ali (ra)’ın nasîhatine kulak verelim: “Sizin ölüler diyârına varmanız ve orada yaptıklarınıza karşılık rehin olarak kalmanız yakındır. Sizi de kabir kucaklayacak… Âhiret için çalışmadan âhireti uman, uzun emellerin peşinde koşup tevbeyi geciktiren, dünyâyı sevmeyen kişilerin diliyle dünyâdan bahseden fakat dünyâyı sevenler gibi çalışan, kendisine verilince doymayan, verilmeyince sızlanan kimselerden olmayın.” Dünyâyı bir iş merkezi gibi görüp, âhiretteki saâdeti elde edelim. İsyan ve günâhı terkle huzûra erelim.

Necmeddîn-i Kübra hazretleri (rahmetullâhi aleyh) bir gün sevdiklerine:

– Âhiret ile dünyâ birbirinin zıddıdır, buyurdu. Âhireti kazanmak için, dünyâyı terk etmek lâzımdır.

Sordular:

– Burada dünyâdan maksat nedir efendim?

– Haram ve mekruhlardır.

Devrimizde en büyük cihâd olan ilim ve teknikle kışı ilkbahar-yaz edelim. Bilim ve teknolojinin temelinde İslâmî düşünce yatmaktadır. Kur’ân’da dünyânın yaratılışı, kâinâtın intizâmı ile ilgili âyetler; kâinâtta Allah Teâlâ’nın varlığının delillerinin görülmesi, dünyâda her nesnenin birbirine olan uyumu bilim ve teknolojinin ilerlemesine yol açmıştır.

İnsansız hava araçları, uçan araba, yapay zekâ ve makina öğrenimi, daha sayamayacağımız gelişmeler, gen mühendisliği teknoloji ve bilime misâldir. Dünyâda bulunan bor mâdenlerinin büyük bir çoğunluğunun ülkemizde bulunması teknolojide dev adımlara vesîledir. Bor mâdenleri nükleer yakıt teknolojisi, savunma sanâyii, bilgisayar sistemleri, uzay teknolojisi vs. alanlarda kullanılmaktadır.

Bilim ve teknoloji ile ders verelim bâtıla. Kışta yaz yaşanıyor artık, ne kadar çırpınsanız gâfiller nâfile. “Siz de onlara (düşmanlara) karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve (cihâd için) bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki bununla (bu hazırlanma ile) Allâh’ın düşmanı ve sizin düşmanınız (olanlar)ı ve bunlardan başka sizin bilemeyip de Allâh’ın bildiği diğerlerini korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız (ecri) size eksiksiz ödenir ve siz aslâ haksızlığa uğratılmazsınız.” (Enfâl, 60.)


[1] Ahmed b. Hanbel, Müsned,  IV, 420, 423; Heysemî, I, 188; Ebû Nuaym, Hilye, II, 32.
[2] Tirmizî, Cihad, 2.
[3] Tirmizî, Tefsîr, 2/2988.

Ocak 2020, sayfa no: 4-5-6

Ayrıca kontrol et

Deniz / Alemdar

Cenâb-ı Hakk, ilim ve kudretinin sınırsız oluşunu, deniz misâliyle haber verir: “Ey Peygamber! Yaratanın sonsuz …