Anasayfa / Bu Ay / Ne Mutlu Müslümanım Diyene, Müslümanca Yaşayana ve Kurtuluşa Erenlere!

Ne Mutlu Müslümanım Diyene, Müslümanca Yaşayana ve Kurtuluşa Erenlere!

Ne Mutlu Müslümanım Diyene, Müslümanca Yaşayana ve Kurtuluşa Erenlere!

Mahmut Eyüpoğlu

İslâm sözlükte: Kurtuluşa ermek, boyun eğmek, teslîm olmak; teslîm etmek, vermek; barış yapmak anlamındaki (silm) kökünden türemiş.

İbni Kuteybe İslâm’ı: “Boyun eğmek ve irâdî olarak uymak sûretiyle barış ortamına girmek” diye târif ederken İbnu’l-Manzur ise: “Boyun eğmek ve itâat etmek” olarak târif etmiştir. Ancak buradaki teslîmiyet ve boyun eğme doğruya ve hakka uymadır. Yanlışa ve isyâna teslîm olmaya İslâm denmez.1 Şu halde Müslümanı; “Allâh’ımızın Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafâ (sav) aracılığıyla gönderdiği her şeyi ayrım yapmadan, hiçbir tereddüt duymadan kabûl eden, kalben tasdîk eden, boyun eğen ve davranışlarıyla bunu ortaya koyup teslîmiyetini izhâr eden kimsedir” diye tanımlayabiliriz. Yâni Müslüman kendi isteğiyle Allâh’a teslîm olduğu için O’nun istediği şekilde hareket edecek ve O’nun istediklerinin dışına çıkmayacaktır. Tıpkı ölünün ölü yıkayıcısına teslîm olduğu gibi. O nasıl isterse öyle hareket edecek. İbrâhîm (as)’ın: “Rabbi ona “Teslîm ol” dediğinde “Âlemlerin Rabbine teslîm oldum” demişti.”2 dediği gibi.

“Ben Âlemlerin Rabbine teslîm oldum” ifâdesi Hz. İbrâhîm’den (as) önceki ve sonraki bütün Peygamberlerin ifâdeleridir.3 Çünkü teslîmiyet kurtuluştur. Teslîmiyet selâmete ermektir. Teslîm olmayan ise helâk olur. Bundan dolayı bütün Peygamberlerin insanları dâvet ederken kullandıkları iki kelime “eslim-teslem”, “Teslîm ol kurtul”dur.4 Bunun için Sevgili Peygamberimiz (as) Hz. Muaz’ın rivâyet ettiği bir Hadîsinde şöyle buyuruyor: “Her işin başı İslâm’dır.”5 Yâni teslîm olmak Müslüman olmaktır. Müslüman olmak Allâh’ın istediği kalıba girmektir. O’nun istediği isimle isimlenmek, O’nun istediği kimliğe ve kişiliğe bürünmektir. Çünkü O, şöyle buyurmaktadır: “Allah uğrunda hakkıyla cihâd edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrâhîm’in dînine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’ân’da müslüman diye isimlendirdi ki Peygamber size şâhit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şâhit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allâh’a sarılın. O sizin sâhibinizdir. O ne güzel sâhip, ne güzel yardımcıdır!”6

“Vahiy geleneğine göre İslâm hem ilk hem de son dindir. Özünü Allâh’ın emir ve irâdesine teslîmiyetin oluşturduğu ve adını da bu özelliğinden alan İslâm, son Peygamber’in (sav) tebliğ ettiği dînin özel ismi olmakla birlikte,7 tebliğlerinin esâsını Allâh’ın varlık ve birliğini tanıyıp O’nun irâdesine teslîm olma ilkesinin oluşturduğu daha önceki Peygamberlerin tebliğ ettikleri dînin de adıdır.”8

Yâni Allâh’ın insanlar için seçtiği dînin adı İslâm’dır ve ona inanan onu kabûl edene Müslüman denir. Müslüman olan da kurtulmuştur. Nitekim Sevgili Peygamberimiz: “Müslüman olan kurtulmuştur. Yeterli geçime sâhip kılınan ve Allâh’ın kendisine verdiklerine kanâat etmesini bilen de kurtulmuştur.”9 buyurmuştur. Onun için Kur’ân’ın ifâdesine göre: Nûh (as) “bana müslümanlardan olmam emrolundu” demiş10; İbrâhim’e (as) müslüman olması emredilmiş11; İbrâhîm ve Ya‘kûb, oğullarına, “Allah sizin için bu dîni seçti, o halde sâdece müslümanlar olarak ölünüz” tavsiyesinde bulunmuştur.12 Kur’ân’da Benî İsrâîl Peygamberleri, İslâm kelimesiyle aynı kökten gelen fiil ve isimlerle Allâh’a teslîm olmuş kişiler olarak takdim edilmekte13, nihâyet Hz. Peygamber (sav) de, tebliğ ettiği dîne inanan ilk Müslüman olmasının kendisine emredildiğini ve böylece Müslümanların ilki olduğunu bildirmektedir.14

Öyleyse müslüman olmak Peygamberler kervânına tâbî olmaktır. Onların bize tebliğ ettiği hayat tarzını benimsemek ve yaşamaktır. Allâh’ın boyasıyla boyanmaktır. O’nun istediği koordinatlarda ve istikâmette yürümektir. Onun bizi üzerinde yarattığı fıtratın dışına çıkmamaktır. Yürümeyi bu minvâl üzere devâm ettirip kurtulmaktır. Çünkü Rabbimiz bize ‘Müslüman oldum deyip sonra istediğiniz gibi hareket etmeyin. Benim istediğim gibi Müslümanca yaşayın ve karşıma müslüman olarak gelin’ meâlindeki şu âyeti indirmiştir: “Ey îmân edenler! Allâh’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.”15

Müslüman olmak Müslümanca yaşamak demektir. Müslümanca yaşayan Müslüman olarak ölür. Müslüman olarak ölen de kurtuluşa erer: Cehennemden. Hayâtının boşa gitmesinden. Allâh’ın çizdiği hudutların dışına çıkmaktan. Allâh’ın (cc) kendisine seçtiği kimliği reddetmekten.. Velhâsıl kendini kaybetmekten kurtulur.

Onun için Allah bizi bu dünyâda Müslüman olmaya diğer tarafta da Daru’s-Selâm’a çağırmaktadır: “Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.”16

Ne mutlu Müslüman olup kurtulanlara!

Dipnotlar

1 DİA İslâm maddesi

2 Bakara, 131

3 Bkz Neml 44

4 İsmail. Lütfi. ÇAKAN. Hadislerle Gerçekler. Erkam yayınları, (İstanbul 2006) 42.

5 Tirmizî. Îman. 8

6 Hac, 78.

7 Mâide, 5/3

8 Ö. Faruk HARMAN. “İslâm” Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul 2001) 23, 2-5

9 Müslim. zekât 125

10 Yûnus, 10/72

11 Bakara, 2/131

12 Bakara, 2/132

13 Mâide, 5/44

14 En‘âm 6/14, 163; Mü’min 40/66; Bkz Ö. Faruk Harman. Agy

15 Âl-i İmran, 102

16 Yûnus, 25

Mayıs 2020, sayfa no: 18-19-20-21

Ayrıca kontrol et

Müslüman Ol, Kurtul!

Müslüman Ol, Kurtul! Alemdar Her şeyde bir tartı ve ölçü vardır.  Su biraz katı olsa …