Anasayfa / Yazarlar / Fatih Çınar / Mektûbât-ı Es’âd-ı Erbilî (ks) (38. Mektup)

Mektûbât-ı Es’âd-ı Erbilî (ks) (38. Mektup)

Mektûbât-ı Es’âd-ı Erbilî (ks)

(38. Mektup)

Güncelleme: Fatih Çınar

Bir hayli zaman fakîrâne bekleyiş veyâhud pederâne bir özleyişten sonra lütuf ve ihsan buyurulmuş olan üstün kimselere yakışır inâyetli mektubunuzu alıp âfiyet müjdelerinizi tam bir sevinçle okudum. Mevlâm Hazretleri, maddî ve mânevî âfiyetinizi dâimî kılıp ebedî mutluluğunuzu ihlâs ve muhabbetin kucağına düşürsün. Kalbinizi sevgi evi, dostluk yuvası yapsın.

Her sabah Câmi-i Kebir’de ihvan cemâati ile berâber cehren zikre ve hatm-i şerîfe devâm olunduğunu müjdelemiştiniz. Fevkalâde memnûn oldum. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ‘Şükrederseniz nimetimi artırırım.’1 Bildiğiniz gibi şükür; ‘Yâ Rabbi! Şükrederim’ demek değildir. Belki, ‘Allah Teâlâ’nın kendisine lütfettiği nimetleri yaratılış amaçlarına uygun kullanıp sarf etmek’ mânâsınadır. Ve en makbulü ise sârî olan yâni din kardeşlerinin müstefid olduğu ibâdetten ibârettir. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

 ‘Hayra önayak olan onu işleyen gibidir.’2

‘Kim hayırlı bir iş başlatırsa o hayırlı iş devâm ettikçe ona ecir vardır.’3

Orada bulunan ihvan kardeşler ile her ne kadar mülâkât yapmak nasîb olmadıysa da hepsine fakîrâne selâmlarımın ulaştırılmasını dilerim. Cenâb-ı Hakk ve Feyyâz-ı Mutlak hepsini nefs üzerine hâkim ve cemâl-i bâ-kemâline âşıkların âdâbına dâhil buyursun. Ve o sâyede âhiret yolculuklarını, haşirlerini ve hesaplarını kolay eylesin.

Şunu ifâde edelim ki Cenâb-ı Hakk’ın cemâl-i bâ-kemâline aşk ve muhabbet iddiasında bulunmayan hemen yok gibi ise de fiilen isbâtı zordur. Ve birçok kimseler bu konuda kendilerini aldatmış oluyor. Bir insan muhabbetin mânâsını öğrenmek isterse mal ve evlâda karşı olan davranışından öğrenmelidir ki, çoğu zaman onların fikir ve hayâliyle zaman geçiriyor; hatırından onları çıkaramıyor; onlar için her türlü fedâkârlıkta bulunuyor ve her bir sebebe sarılıyor ve tahsil yolunda rahatını, huzurunu sağlıyor. İşte muhabbet de böyle olmalıdır. Lâkin büyük çoğunluğu Hâlik-i Azîm Hazretlerine olmalıdır ki O Bâkî’dir, Mu’tî’dir, Râzık’tır ve Mürebbîsidir.

‘Allâh’ın size olan nimetlerini saymaya kalkarsanız sayamazsınız.’4

 Mâsivâya verilen boşadır. Bâzen de zararlıdır. En azından geçici ve yok olup gidicidir.

Allah Teâlâ Hazretleri bizleri ve sizleri Tâ-Hâ ve Yâ-Sîn hürmetine muvaffak buyursun.

Es’ad-ı Erbilî’nin (ks) Bu Mektubundan Öğrendiklerimiz

  1. Şükür, sâdece dille yapılan bir eylem değildir. Şükür, Allah Teâlâ’nın nimetlerini, hangi amaçla var edilmişse o amaç için kullanmaktır.
  2. İbâdetlerin en üstünü din kardeşlerimizin istifâde ettiği amellerdir.
  3. Mürşid-i kâmil, müridlerine dâimâ duâ ederek onların dünyâ ve âhiret iyiliklerini talep etmelidir.
  4. Allah Teâlâ’yı sevmek kuru bir iddia olmamalıdır. Bu iddia sabır, devam ve fedâkârlık isteyen bir isbâta muhtaçtır.
  5. Allah Teâlâ’nın sevgisi dışında gösterilen gayret boş, geçici ve hattâ bâzen zararlıdır.
  6. Sözün sonu duâ cümleleriyle süslenmelidir.

Dipnotlar:

1 İbrahim, 14/7.

2 Tirmizi, İlim, 14.

3 Müslim, Zekât, 69.

4 İbrahim, 14/34.

Ayrıca kontrol et

Aşksızların Dili Yoktur!

Aşksızların Dili Yoktur! Saliha Malhun Arz yuvarlağı üzerinde en çok konuşulan dil hangisidir diye sorsak, …