İstikâmet

Her huy istikamete muhtaçtır. İstikamet ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Cömertlikte aşırıya kaçmak israftır. Sıkıp suyunu çıkarmak cimriliktir. İstikamet ise: “(O kullar), harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” (Furkan, 67.)

Tevâzuun aşırı olanına tezellül derler. Tezellül, bayağılık, kendini aşağı tutmaktır. Aşırısı kibirdir. Uygun olanı, Furkan sûresinin 63üncü, İsrâ sûresinin 24üncü, yine İsrâ sûresinin 37nci, Lokman sûresinin 18inci ve 19uncu âyetlerinde geçen hakîkatlerdir. Sâdece bu âyetlerden birine şu âyet-i celîleyi misâl veririz:

“Rahmân’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selâm!” derler (geçerler).” (Furkan, 63.)

“Hevn” kelimesine baktığımızda sözlükte sâkinlik, ağırbaşlılık, vakar, yumuşaklık, kolaylık; alçak gönüllü, yumuşak olmak anlamlarını taşır.

Hayâtın tüm alanlarında istikamet vardır. Suyun letâfeti, havanın mûtedil olması, ateşin harâreti, toprağın verimi gibi. Su sertleşse damar tıkanır. Rüzgar şiddetini artırsa tsunami olur. Güneş biraz yaklaşsa âlem yanar. Milimetrik uzaklaşsa her şey donar.

Îmanda istikamet; Allâh’a ve Allâh’ın inan dediklerine, nasıl inanılmasını emretmişse öylece inanmaya denir.

İbâdette istikamet, Allâh’a saygı ve tâzimdir.

Her hususta ifrâd ve tefrîde riâyet gerekir.

“İfrat ve tefrit”, doğru yoldan çıkmak, sırât-ı müstakîmden ayrılmak anlamına gelir. Günahlardan kaçınmak gibi hususlar ifrat ya da tefrit kapsamına girmez. Dinde ifrat ve tefrit, ancak sünnet ölçülerinin dışına çıkmakla olur.

“Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet.” (Fâtiha sûresi)

Fâtiha’da geçen “sırât-ı müstakîm”; şehvette iffet, öfkede şecâat, akılda hikmettir.

Tasavvufta istikamet sözüne cevâbımız, İmâm-ı Rabbânî (ks) Hazretleri’nin şu sözüdür:

Bilmiş ol ki zikrin faydası ve tesiri, dînin hükümlerini yerine getirmeye bağlıdır.

Şu hususlara çok dikkat etmek gerekir:

1. Farzların ve sünnetlerin edâsına,

2. Haram ve şüpheli şeylerden kaçınmaya,

3. Az veya çok, bütün işlerde âlimlere mürâcaat edip, onların verdiği fetvâya uygun amel etmeye.

“’Rabbim Allâh’tır deyip, sonra istikamet üzere yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (Ahkaf, 13.)

İstikamet insanın bütün yükümlülüklerine riâyet etmesi, yeme, içme, giyinme ve her türlü dînî-dünyevî konuda itidâl çizgisini tâkip etmesi, görevlerini yaparak günahlardan uzak durması, dînin ve sâlim aklın, vahye dayalı aklın irşâdına göre ubûdiyyet yolunda ilerlemesidir.

Ekim 2020, sayfa no: 4-5-6

Ayrıca kontrol et

Kader

Fahr-i Râzî’nin beyânı vechile; her şeyin mukadder olması insanların rahatı içindir. Nitekim hadîs-i şerifte: “Bir …