Anasayfa / Bu Ay / İslâm’ın Vakıf Anlayışına Vâkıf mıyız?

İslâm’ın Vakıf Anlayışına Vâkıf mıyız?

İslâm’ın Vakıf Anlayışına Vâkıf mıyız?
İdris Kocabaş

İslâm târih ve medeniyetinde önemli bir hayır müessesesi olarak vakıf VIII. yüzyılın ortalarından XIX. yüzyılın sonlarına kadar bütün İslâm ülkelerinin sosyal, ekonomik ve kültürel hayâtında son derece etkili olmuştur. Vakfın temelinde insanlığa karşı şahsî ve vicdânî sorumluluk hissi, iyilik, şefkat, yardımlaşma/dayanışma duygusu vb. değerler ve bu değerleri kendisine ilke edinmiş kişinin hür irâdesi yatar.

Sözlükte “durmak; durdurmak, alıkoymak” anlamındaki vakıf (vakf) kelimesi terim olarak “bir malın sâhibi tarafından dînî, ictimâî ve hayrî bir amaca ilelebed tahsîsi” şeklinde özetlenebilecek hukûkî bir işlemle oluşturulan ve İslâm medeniyetinin önemli unsurlarından birini teşkîl eden hayır müessesesini ifâde eder.1

Vakıf kelimesinin Kur’ân’da geçmemesi kurumun kökeninin tartışılmasına yol açmıştır. Ancak Kur’ân’da böyle bir müessesenin doğuşuna vesîle olabilecek kavramlar mevcuttur ve bunlar vakıf literatüründe sürekli tekrarlanmıştır. Allah yolunda mal harcamak (Bakara, 2/195, 261), iyilik yapmada … yardımlaşmak (Mâide, 5/2), hayrat yapmakta yarışmak (Bakara, 2/148; Âl-i İmrân, 3/114) bunların başında gelir. Felsefesi sadaka, hayrat vb. gibi Kur’ân kavramlarıyla ilişkilendirilebilen vakıf hukûkî açıdan Hz. Peygamber’in (sav) ve sahâbenin uygulamalarına dayandırılmıştır. Sadaka ve sadaka-i câriye kavramlarını içeren ve târih boyunca hemen hemen bütün vakfiyelerde zikredilen hadîs-i şerifler vakfın devamlılığı ve bağlayıcılığı gibi kavramları içerir. Dolayısıyla sadaka ve sadaka-i câriye hadisleri İslâm vakfının temellendirilmesinde ve gelişip yayılmasında büyük rol oynamıştır.2

Fıkıh mezhepleri ve fakihler vakfın hukûkî niteliği, kurucu unsurları, bağlayıcılık kazanması ve vakfedilen malın mülkiyeti gibi hususlarda nisbeten farklı görüşler serdetmişlerdir. Bu sebeple vakıf tanımları mezhepten mezhebe, müctehidden müctehide değişiklik arz edebilmektedir. Hanefî mezhebinde ise Ebû Yûsuf (rah) ve İmam Muhammed’in (rah) (imâmeyn) tanımları mezhebin mûtemed görüşü olarak kabûl edilmiştir. Onlar vakfı “menfaati insanlara âit olmak üzere mülk bir aynı Allâh’ın mülkü olarak temlik ve temellükten ebediyyen alıkoymak” şeklinde tanımlarlar. Yâni vakfedilen şey vakfedenin mülkiyetinden çıkıp Allâh’ın (kamunun) mülkü hâline gelmektedir. Vakfedilen şeyden yine vakfedenin kasdı doğrultusunda ihtiyaç sâhibi insanların menfaatlenebilmesi söz konusudur.3

Vakfın Hukûkî Niteliği ve Kuruluşu

İslâm hukûkunda vakıf işlemi sözlü bir hukûkî tasarruftur. Yararlanacak kimselerin belirlenmemiş olduğu kamu yararına yapılan vakıfların teknik anlamda bir akid sayılmayıp tek taraflı bir hukûkî işlem teşkîl ettiği konusunda İslâm hukûkçuları ittifak hâlindedir. Dolayısıyla böyle bir vakfın kurulması için sâdece vakfedenin îcâbı yeterli olup kabûl beyânına ihtiyaç yoktur. Bununla berâber şunu da ifâde edelim ki, vakıf konusu olan malın vakfedenin özel mülkü olması, dînen yararlanılması mubah olan mallardan vakfedilmesi ve sonradan anlaşmazlığa yol açmayacak ölçüde belirli olması gereklidir. Aksi takdirde vakıf câiz olmamaktadır. Vakıfta ibâdet ve hayır niyeti ve özelliği yer aldığından vakfın menfaatlerinin tahsîs edildiği yerin bir hayır ciheti olması, en azından dînen yasak kılınmış bir husûsa tahsîs edilmemesi gerekir.4

Vakfın Hükümleri ve Yönetimi

Bir vakfın nasıl yönetilip işletileceği, vakfedilen maldan kimlerin hangi esas ve ölçüler içinde yararlanacağı vakfedenin irâdesiyle belirlenir. Vakfedenin bu konudaki beyan ve şartlarını içeren, vakfın âdetâ tüzüğü niteliğindeki yazılı belgeye “vakfiyye” adı verilmektedir. Vakfiyede yer alıp vakfın kuruluş ve meşrûiyet esaslarına aykırı olmayan şartlara bir zarûret bulunmadıkça uyulması gerektiği husûsunda âlimler ittifak hâlindedir. Fıkıhta bu şartların önemi ve bağlayıcılığı, “Vâkıfın şartı şâriin nassı gibidir” kâidesiyle ifâde edilmiştir. Vakfedilen mal kamu malı statüsündedir ve satılamaz, hîbe edilemez, hiçbir şekilde temellük edilemez. Vakıf mallarının işletilmesi ve kirâya verilmesi vakfiyedeki şartlara göre ve râyiç bedelle yapılır.

Usûlüne uygun biçimde kurulan vakfın kendisinden beklenen amacı gerçekleştirebilmesi için vakfiyedeki şartlara uyulması ve vakfın yararının titizlikle korunması, bakım ve onarımının yapılması, işletilmesi ve elde edilen gelirin hak sâhiplerine dağıtılması gerekir. Vakıfla ilgili bu hizmetler ve diğer hükümler esas îtibâriyle vakıf görevlileri tarafından yürütülmektedir. Devlet başkanı ve hâkimlerin, vakfiyede şart koşulmasına gerek olmaksızın vakıflar üzerinde kamu velâyetine dayalı doğrudan doğruya gözetim ve denetim yetkileri vardır.5

Sonuç olarak; vakıf konusu Kur’ân’da doğrudan konu edilmemişse de vakfın dayanağı niteliğinde pek çok âyette yönlendirmelerle karşılaşmaktayız. Vakıf mevzuu bizzat Peygamberimiz (sav) tarafından gündeme getirilmiş ve O’nun zamânında uygulamaya alınmıştır. Bunun içindir ki Câbir b. Abdullah’ın (ra), “Ben muhacir ve ensardan mal sâhibi olup da vakıf yapmamış bir kimse bilmiyorum” dediği rivâyet edilir.6 Vakıf vakfeden için bir sadaka-i câriyedir. Ancak vakfa velîlik yapanların ve vakıf görevlilerinin vakıf konusunda hassas olmaları ve vakfı amacının dışında değerlendirmemeleri son derece önemlidir. Bir nevi emânete hıyânetlik olarak da düşünülebilecek vakıf malına zarar vermek, Müslümana aslâ yakışmamaktadır. Vakıf malını korumak muhtaçların menfaatlenmesinin sürekliliğine hizmet olacağından büyük sevâba vesîledir. -Allâhu a’lem- bu amel vakıf eylemini gerçekleştiren kişinin elde edeceği ecre denk bir amel olarak görülebilir. Bununla birlikte vakıf malına zarar vermenin veya onu amacının dışında kullanmanın günâha sebebiyet vereceğini de unutmamak gerekir.

Dipnotlar
1 Lisânü’l-Arab, “vkf” md.; Kåmus Tercümesi,III, 762-764.
2 Bahaeddin Yediyıldız, “Vakıf”,  D.İ.A., T.D.V. Yay. İst. 2012, c. 42, s. 479.
3 Hacı Mehmet Günay, “Vakıf”,  D.İ.A., T.D.V. Yay. İst. 2012, c. 42, s. 476.
4 Günay, a.g.m, s. 477.
5 Günay, a.g.m, s. 478.
6 Hz. Peygamber ve sahâbenin vakıflarıyla ilgili rivâyetler için ayrıca bkz. Hassâf, s. 1-18; Abdülhay el- Kettânî, I, 401-409.

Aralık 2019, sayfa no: 6-7-8

Ayrıca kontrol et

Vakıf İnsan

Vakıf İnsan Alemdar İnsan Allah Teâlâ’ya adanmıştır. “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve …