Anasayfa / Yazarlar / Alemdar / Eğitimde Kalite

Eğitimde Kalite

Hilâfet, medrese ve dergâh üçlüsünden oluşan Osmanlı, dünyâ târihinin en uzun süreli imparatorluklarından biri olmuştur.

Şanlı ecdâdımızı güçlü kılan esaslar da şunlardı:

  1. Ulû’l-emre itâat.
  2. İnanç.
  3. Adâlet.

Ulemâ sınıfı; fakih, İslâm hukukçuları, İslâm hukûkunu tatbik eden hâkimler, kadılar, eğitimi üstlenen müderrisler, ibâdet işlerine bakan müftülerden ibârettir.

İlk Osmanlı medresesi 1330’da İznik’te kuruldu ve tüm Osmanlı ülkesine yayıldı. Buralarda şu ilimlerde dersler verilmiştir:

  1. Naklî ilimler, tefsir, kelâm, hadis, fıkıh dersleri görüldü.
  2. Aklî ilimler, matematik, edebiyat ve mantık ilmi gibi dersler işlendi.

Medreselerdeki başarı:
Müderrislerin kişiliğidir. Öğrenci; ev, okul ve çevrede yetişir. Âile edep ve erkân öğretmezse ilimden, irfandan mahrum toplum olur; dînî kurallara uymazsa, öğrenci kendini ve etrâfını yakar yıkar, saygısız olur.

Medresede muallimlerin şu evsafta olması istenir:

  1. Öğrencilerine evlâdıymış gibi hareket eder.
  2. Gâyesi Hakk Teâlâ’nın rızâsı olur.
  3. Öğrenciye öğüt ve nasihat eder.
  4. Öğretimde kolaylığı iltizâm eder. Kolaydan zora doğru gider.
  5. Hedefin dünyâ değil âhiret, Mevlâ’ya yakınlık olduğunu bilir.
  6. Talebeyi kötü davranışlarından dolayı îkâz eder.
  7. Branşı dışındaki ilimleri yermez, talebelerini ilim öğrenmek hususunda teşvîk eder.
  8. Talebenin seviyesinin üzerine çıkmaz.
  9. Gayretinin eksilmemesi için, öğrencinin aklî seviyesine göre hareket eder.
  10. Talebelerine kazandırmak istediği güzel huyları başta kendisi yaşar.
  11. Arkadaşını ve okuduğu eserleri hayırlı kimselerden seçer. Hatâlarında, ilk anda seslenmez, tekerrür edince sert davranır.

Tahsilin her kademesinde hizmet veren müesseselere medrese denir. Muallim, hocalarına müderris, bugünkü anlamıyla profesör denir. Araştırma görevlisine muîd, öğrencilerine de talebe denir.

Âdem (as)’dan beri eğitim müesseseleri câmiler, mescidler ve mâbedler etrâfında oluşmuştur.
İlk eğitim müessesesi, Mekke döneminde “Dâr’ül- Erkam” da yapılmıştır. Medîne döneminde Mescid-i Nebevî (sav)’de teşekkül etmiştir.

Dârül hadisler, tıb medreseleri, Yıldırım Bayezid devrinde, Bursa’da “Dârüşşifâ” ve “Dârül kurra”lar tesis edilmiştir.

İlk inen âyet “ikra”, oku diye başlar. Âl-i İmran sûresinin 164. âyeti, ilim ve hikmeti tâlimden bahseder. “And olsun ki: Allah, mü´minlere büyük bir lutufda bulunmuştur. Zîrâ onlara Allâh’ın âyetlerini okuyan, tezkiye eden, kitab ve hikmeti öğreten kendi içlerinden bir peygamber göndermiştir. Hâlbuki onlar, daha önce apaçık bir dalâlet içindeydiler.”

Peygamberimiz (sav) âilelerin, gençleri ok atmak, yüzmek, hesap, tıp, neseb ve Kur’ân okumak gibi hem maddî ve hem mânevî alanlarda eğitmelerini tavsiye buyurmuştur. Ashâbın arasında, Efendimiz’in (sav) teşvikiyle, Farsça, Rumca, Kıptîce, Habeşçe, İbrânîce ve Süryânîce bilenler vardı.

Peygamberimiz (sav) ilim öğrenmede kadın erkek ayırımı gözetmemiştir. Şifâ, Ümmü Süleyman b. Hayseme, Hz. Peygamber’in (sav) hanımlarından Hz. Hafsa’ya yazı öğretmiştir. Hz. Âişe ve Ümmü Seleme başta olmak üzere Hz. Peygamber’in (sav) hanımlarının ve daha başka kadınların eğitim ve öğretime büyük katkıları olmuştur.

Sahâbîler de kendi kız çocuklarının eğitimiyle ilgilenmişlerdir. Sa’d b. Ebû Vakkas, kızına yazı öğretmiştir. Efendimiz (sav) eğitimde hür-köle ayırımı gözetmemiştir. “Kim bir câriyeyi güzel bir şekilde eğitir, terbiye eder, sonra da âzâd eder ve evlendirirse onun için iki mükâfat vardır.” buyurur Nebîler Nebîsi Efendimiz (sav).

Medreselerdeki eğitimin kalitesi şunlardır:

  1. Medreselerde eğitim bire bir yapılır. Talebe bir veya üç kişi olur. Hoca anlayış seviyesine göre izahda bulunur.
  2. Yaş sınırı yoktur.
  3. Ders sürekli olur.
  4. Karşılıklı sevgi ve saygı olur.
  5. Yerine göre ezber, ders alma ders verme, mütâlaa, müzâkere ve ders dinleme tarzında uygulamalar vardır.
  6. Staj, müezzinlik, imamlık ve hutbe gibi alıştırmalar yapılır.
  7. Tâtiller Perşembe ve Cuma günleri olur. Yıllık tâtil bir aydır.
  8. Zaman isrâfına karşı, yatılı tercih edilir.
  9. Karma eğitim yoktur.
  10. Ahlâkî yön en önemli olanıdır.
  11. Diploma yerine icâzet verilir. Bir üstatdan ders görmek, nazarî ve amelî olarak tahsil etmek, yazdıklarına imzâ koyma salâhiyeti kazanmak mânâsına gelen belgedir.

Medreseler 1925 yılında kapandı. Medresede bir müddet öğrencilik yapan veya müderrislerin meclisinde bulunanlardan birkaç misâl verelim.

İpek Hocamızda okuyordum. Mahallemizde bulunan bir fahrî imam, bahçesinde çalışırken bizi gördü ve işlediğimiz dersi mütâlaa etti. Aynen hocamız gibi ders işledi.

Bir câmi çıkışında, mescidin avlusunda amcanın biri, bize kazâ ve nâfile namazlarının kılınma vakitlerini fıkıh kitaplarında geçtiği üzere anlattı.

Üstâzımız H. Hasan Efendi (ks) sohbetlerinde, Osmanlı Devleti zamânında Ahmed Cevdet Paşa başkanlığındaki ilmî bir heyet tarafından, İslâm Hukûkuna bağlı kalınarak hazırlanan ve asıl ismi Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye olan meşhur kânundan çok misaller verirdi. “Külfet ni’mete ve ni’met külfete göredir.” “Def-i mefâsid celb-i menâfiden evlâdır.” Yâni, bir şeyde fesatla menfaat karşılaşmış olsa, menfaat elde etmeye bakılmayıp, fesâdın ortadan kaldırılmasına çalışılır.

Safa Vakfı’nın kadim, yıllar öncesi başlattığı “Didar Medreseleri” yurt genelinde eğitim vermektedir. Didar Medrese Eğitimi, itikadda İmam Maturidi (rh.a), amelde İmam Âzam (rh.a), ibâdette takvâ cihetini esas alan “ihsan” mektebinin öğrencilerini, ahlâk-ı hamîde (güzel ahlâk) ile yetiştirmeyi hedeflemiştir.

Didar Medreselerinin ana hedefi:

  1. İslâmî ilimleri sâdece bilim olarak değil, yaşam olarak tahsil etmeyi gözetir.
  2. Zamânındaki problemleri teşhis ve tedkîk ederek, mezheb imamlarının izinde âlimler yetiştirerek, derdlere devâ olur.
  3. İlimde “Haşyet” Azamet-i İlâhî’nin karşısında saygıyı, Azamet ve Kibriyâ önünde hiç olduğunu hisseder.
  4. İlimde edebi kendisine düstur kabûl ederek, toplumu ihyâ eder.
  5. Mezheb ve Sünnet-i seniyye’ye muhalefet gibi yanlış davranışlara karşı, İslâmî ilimlere vâkıf, kaynaklara inebilen öğrenciler yetiştirir.

İlim talebesi, “vera” sâhibi olmalı. Haramlardan sakındığı gibi şüpheli şeylerden de sakınmalı. Resûlullah (sav) Efendimiz “Dinin temeli verâdır” buyurur. Hz. Ömer (ra): “Biz, harama düşmek endişesi ile helâlin onda dokuzunu terk ederdik.”

Peygamber Efendimiz (sav): İlim öğrenirken haram ve şüpheli şeylerden sakınmayan kimseyi Allâhü Teâlâ şu üç şeyden birine mübtelâ kılar:

  1. Genç yaşta onu vefât ettirir.
  2. Câhil kimseler arasına düşürür.
  3. Zâlim bir hükümdârın emrinde kılar.

 

Alemdar – Ali Ramazan Dinç Efendi (Kasım 2017)

Ayrıca kontrol et

Tehlikeli, Görünmez Elektro-Sis 

Cep telefonları, baz istasyonları, elektronik âletler ve yeni ‘kablosuz teknolojisi’ sağlığımıza zarar verir. Hormonal süreçler ve diğer vücut süreçleri zarar görür, hattâ bu …