Anasayfa / Kategoriler / Araştırma / Dosta Dost Olan Allah Dostları

Dosta Dost Olan Allah Dostları

El-Velî, Yüce Rabbimizin isimlerinden biridir. El-Velî; dostlarına yardım eden, yardım etmeyi seven, kullarının işlerini üstlenen, onları seven, onlara hep yakın olan, düşmanlarını kahreden demektir. Gerçek anlamda dost, yardımcı ve Mevlâ O’dur.

Kur’ân’da Velî hem Yüce Allah, hem de kulları için kullanılmıştır. Ama Kur’ân’da Mevlâ, sâdece Yüce Allah için kullanılmıştır. Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin ise dostları azgın putlardır. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar cehennemliklerdir, onlar orada temelli kalacaklardır.1 Bu âyetin peşinden gelen âyette Hz. İbrâhim’den ve Nemrut’tan bahsedilir. Zîrâ ilki Yüce Allâh’ın dostu/Halîlullâh Hz. İbrâhîm, diğeri ise Allah düşmanıdır.

Allah, müttakîlerin dostudur.2 Sizin Allah’tan başka gerçek anlamda dostunuz ve yardımcınız yoktur.3 Dost olarak Allah yeter…4 O, inanan kulları için her zaman dosttur. O’nun dostu olarak O’na lâyık ve yaraşır kul olmalıyız, her şeyimizle O’na yönelip O’nun olmalıyız ki O’nun yardım ve rahmeti üzerimizden eksik olmasın. Zîrâ mü’min de Allâh’ın velîsi, dostudur. Dost, dostu her zaman dost bilir; düşmanını da düşman bilir. O halde Allâh’ın dostları Allâh’ın velî kullarının da dostları; O’nun düşmanları, onların da düşmanları olmalıdır.

Yüce Rabbimiz, Allâh’ın ahlâkıyla ahlâklansınlar, dost olsunlar, birbirlerine destek ve yardımcı olsunlar, birbirlerinin işlerini üstlensinler, birbirlerini sevsinler diye gerçek kullarına kendi adını vermiş ve onlara velî demiştir. Bu konuda O, şöyle buyurur:

İyi bilin ki, Allâh’ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar Allâh’a inanmış ve O’na karşı gelmekten sakınmışlardır. Dünyâ hayâtında da, âhirette de müjde onlaradır. Allâh’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bu büyük kazanımdır.5

Âyete göre gerçek anlamda Allâh’ın dostu olmanın iki temel şartı vardır: Allâh’a inanmak ve O’na karşı gelmekten sakınmak, kısaca îman ve takvâ Allah dostu olmanın iki temel şartı. Yüce Mevlâ’ya dost olmak, O’na inanmayı gerektirir; O’na îman ise takvâyı gerektirir. Takvâsı olmayan îman zayıftır, takvâsı ve îmânı olmayanın ise O’na dost olması imkânsızdır.

Tefsirlerimizde bu târifi açıklayıcı ve örneklendirici şu tanımlar yer almıştır:

Havârîler, Hz Îsâ’ya “Allah dostları kimlerdir?” diye sorduklarında o şöyle cevap verdi: Onlar, insanların zâhiren baktıkları dünyâya bâtınen bakanlardır. İnsanların peşin ve bâkî gördükleri dünyâya ve nimetlerine sonlu olarak bakanlardır. Ölümü hatırlamayı seven, dünyâyı hatırlamayı öldürenlerdir. Allâh’ı ve O’nu anmayı çokça sevenlerdir.

Peygamberimize, “Ey Allâh’ın Rasûlü! Allâh’ın velîleri kimlerdir?” diye so­rulduğunda Hz. Peygamber: Görüldükleri zaman insanın hatırına Allah gelen kimselerdir”.6 Yâni onların güzel yüzleri, güzel ibâdet ve davranışları görenlere hemen Allâh’ı hatırlatır. Onların olduğu yerde, Allâh’ın ölçülerine aykırı hareket olmaz. Allah dostları kendileri günahlara dalmadıkları gibi, bulundukları yerlerde günahlara izin ve fırsat vermezler.

Bir hadislerinde Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu: Allâh’ın kulları içerisinde peygamber ve şehit olmadıkları halde, kıyâmet günü Allah katındaki îmanları sebebiyle peygamber ve şehitlerin imrendiği kimseler vardır. Onlar, aralarında akrabalık ve alışveriş ilişkisi olmadığı halde sırf Allah için birbirlerini sevenlerdir. Allâh’a yemîn ederim ki onların yüzleri nur, makamları nurdandır. İnsanların korku ve hüzne kapıldıkları gün onlar aslâ korkmayacak ve mahzûn olmayacaklardır.

Hz. Ali, Allah dostlarını şöyle tanımlar: Onlar seher vakitlerinde uyanık olduklarından benizleri solgun, gözleri yaşlı, oruç tutmaları sebebiyle karınları boş, dudakları kuru olan kimselerdir.

İbn Keysân der ki: Onlar, Yüce Allâh’ın kendilerine bahşettiği burhân ile hidâyet nasîb ettiği, Yüce Rabbin hakkını yerine getiren ve hep O’na duâ ve kulluk eden kimselerdir.

Allah dostları, O’nun dostluğunu ve kerâmetini hak edenler, kazâsına rızâ gösterenler, belâlara sabredenler, nimetlere şükredenlerdir. İşlerini Rabbin ölçüleri doğrultusunda görenlerdir. Birbirlerini Allah için sevenlerdir.

Âyette Allah dostlarına bahşedilen müjdeler ise:

Allah dostlarına dünyâ hayâtının sıkıntıları karşısında korku ve hüzün yoktur. Zîrâ onlar, imtihânın gereği olarak karşılaştıkları her sıkıntıyı sevâba dönüştüren kimselerdir. Onlar dünyâ hayâtında stres, buhran, doyumsuzluk gibi hastalıklardan kurtulmuş kimselerdir. Onların dünyâda gördükleri rüyâlar bile sâlih ve sâdık rüyâlardır.

Onlara, ölüm meleğine can verirken korku ve hüzün yoktur. Zîrâ onlar, ölümü Dost’a vuslat olarak görerek gönül huzûru ile emâneti veren erlerdir. Can verirken, melekler onlara cennet müjdeleri sunarlar, onlar da gönül huzûru ile ölüm meleğine gülümserler.

Onlara, hesap gününde korku ve hüzün yoktur. Çünkü onlar Yüce Allâh’ın lütfu ile hesaplarını ak alınla verecek olanlardır. Onlar o gün orada cehenneme atılma korkusu yaşamazlar, cennete girince de cennetten çıkarılma endîşesi taşımazlar.

İşte Peygamberimizin Allah dostlarıyla ilgili müjdelerinden bir örnek:

Allah Teâlâ der ki: Benim bir velî kuluma düşmanlık eden bir kimseye savaş ilân ederim. Kulumun kendisine farz kıldığımı yerine ge­tirmekle bana yakınlaşması bana her şeyden daha sevimli gelir. Kulum sürekli nâfile ibâdetlerle bana yaklaşırsa öyle bir derece­ye gelmiş olur ki, onu severim. Onu sevdiğimde, dinleyen kulağı, gören gözü, çalışan eli ve yürüyen ayağı ben olurum.7 

Hadîse göre Yüce Allah kulunu sevdi mi onun organlarını râzı olduğu yolunda tutar, günahlardan alıkoyar. Hayırlı işlerde o âzâları, güçlü kuvvetli ve başarılı kılar.

Şimdi bu açıklamalar ışığında soralım kendimize:

Allah dostu olma konusunda nerede duruyoruz?

Bizde Allah dostlarının bu özelliklerinden ne kadarı mevcut?

Bu özelliklere sâhip Allah dostlarıyla aramız nasıl?

Prof. Dr. Ali Akpınar

 Dipnotlar:

[1] Bakara 257.

2 Câsiye 19.

3 Bakara 107.

4 Nisâ 45.

5 Yûnus 62-64.

6 İbn Mâce, Zühd 4; Müsned, VI, 459 .

7 Buhârî.

Ayrıca kontrol et

Tehlikeli, Görünmez Elektro-Sis 

Cep telefonları, baz istasyonları, elektronik âletler ve yeni ‘kablosuz teknolojisi’ sağlığımıza zarar verir. Hormonal süreçler ve diğer vücut süreçleri zarar görür, hattâ bu …