Anasayfa / Kategoriler / Aktuel / Denize Girerken Kıyafetimiz Nasıl Olmalı?

Denize Girerken Kıyafetimiz Nasıl Olmalı?

“Yazın denize girmek, güneşlenmek hepimizin özlemi olan bir haldir. Bu özlemimizi gidermek için sakin, temiz, korunaklı deniz kenarlarına gidiyoruz. Denize girerken bazılarımız mayo, bazılarımız haşema giyiyor. Zamane genç kızlarımız ise arkadaşlara özenerek bikini giyiyor. Biz büyükler (anneanne, babaanne) gençlerin kıyafetinden rahatsız oluyoruz. “Böyle giyinmeyin kızım” dediğimiz zaman; “Bizi erkekler görmediğine göre kıyafetimiz günah mı? Bizi biraz rahat bırakın, hevesimizi alalım” diyorlar. Gençler bu sözlerinde haklı mı?”

İslâm dininin örtünme emri, insanın ruh sağlığını, fıtri (yaratılıştan olan) yapı ve onurunu, toplumun genel ahlakını koruma, insanlar ve cinsler arası ilişkilerde dengeyi gözetme, ayrıca insanın haysiyetine yaraşır bir cinsi hayat ve aile hayatı kurma gibi amaçlara yöneliktir.

İnsan vücudunun açılması, etrafa gösterilmesi, başkası tarafından bakılması dinen yasak (haram) olan yerlerine ve organlarına; dini tabir olarak ‘avret’ denir. Namaz anında örtülmesi gereken (avret) yerlerin örtülmesi, namazın geçerli (kabul görmesi) olması için şart (olmazsa olmaz) olan dinî görevdir. Namaz dışında örtünme sınırları; yabancılara ve yakınlara karşı olmak üzere iki açıdan ele alınır. Kadınların kadınlara karşı ve aralarında devamlı evlenme engeli bulunan erkek akrabasına yani, yakınlarına karşı örtünmesi gereken (avret) yerleri, Hanefî ve Şâfiîlere göre; göbek ile diz kapağı arasıdır. Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre; kadının aralarında devamlı evlenme engeli bulunan erkek akrabasının ve kadınların yanında el, yüz, baş, boyun, kol, ayak ve baldır hariç, bütün vücudunun örtülmesi gerektiğidir. Yabancılara karşı örtünme sınırları kadınlar için; el, yüz, ayaklar hariç (Hanefî mezhebine göre) bütün vücuttur. Şâfiî mezhebi ve diğer mezheplere göre; ayaklar da tesettüre dâhildir.
Bu bilgilerin ışığında; buluğ (ergenlik) çağına girmiş bir genç kızın veya bir hanımın yabancı erkeklerin bulunmadığı sahilde denize girerken vücudunun açabileceği bölgeleri; başı, boynu, bağrı, kolları, bacaklarının dizden aşağısıdır. Bu ölçüler göz önüne alındığında genç kız ve hanımların mayo, bikini giymeleri dinen yasaktır. Eğer mayonun dizlere kadar inen eteği veya bir pantolonu varsa bu şekildeki bir mayonun örtücülüğü dinen geçerli olur. Eğer yabancıların bulunduğu bir ortamda denize girilecek olsa, o vakit örtünmesi gereken yerler; el, yüz, ayak hariç bütün vücuttur.
Bu konu ile ilgili bir diğer mesele de kadınların hamamdaki durumlarıdır. Bilindiği gibi milletimizin bir hamam kültürü vardır. Kur’ân-ı Kerîm’in bir çok âyetinde ve Hz. Muhammed (sas) in hadislerinde ve örnek olan hayatında temizliğin önemi ve gerekliliği üzerinde ısrarla durulmuştur. İslâm dini, insan hayatının manevi temizliğine çok önem verirken bir o kadar da maddî temizliğine de önem vermektedir. Allah (cc); “ Allah’ta çok temizlenenleri sever ” (et- Tevbe 9/108), “Bana hiçbir şeyi eş tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut ”(el-Hac 22/26) buyurmuştur. Hz. Muhammed (sas) de “Temizlik imanın yarısıdır” (Müslim, “Tahâret”, 1), “Allah temizdir, temizliği sever” (Tirmizî, “Edeb”, 41) ve “Namazın anahtarı temizliktir” (Ebû Dâvûd, “Salât”, 73; Tirmizî, “Tahâret”, 3) buyurmuştur. Ayet ve hadislerde değişik vesilelerle beden ve çevre temizliği emredilmiş veya tavsiye edilmiştir. İslâm dininin ısrarlı takibi sonunda temizlik, Müslümanların hayatına dinî yönü bulunan bir kültür ve gelenek olarak oturdu. İbadetlere hazırlık mahiyetinde olan ve ibadetin olmazsa olmaz temizliği boy abdesti, diğer adı ile gusül ve namaz abdestinin su ile yapılması, temizliğin ana unsuru sayılan suyun İslâm medeniyetinde ayrı bir değer kazanmasına sebep olmuştur. Su ile temizlenmede kullanılan araç ve gereçlerin, suyun herkesin ulaşabileceği yerlere iletilmesi ve toplumun yaşam şart ve imkanlarını göz önünde tutarak, Müslümanların temizliklerini rahatça yapabilmeleri için şehrin uygun yerlerinde çeşmeler, şadırvanlar ve hamamlar yapılmıştır.

Hamamın da bir adab-ı muaşereti (birlikte yaşayıp, geçinmenin görgü kuralları ) vardır. Bunun en önemlisi; hamam içinde tesettür sınırlarına itibar etmektir. Yani; kadınlar hamamında kadınların göğüs-diz kapağı arasının, erkeler hamamında erkeklerin göbek-diz kapağı arasının, hamam ‘peştemali’ (göğüs diz arasını saran ince havlu) ile kapatılması adaben gereklidir, bu dinen de şarttır.

Sonuç olarak; dinin emirlerine dikkat eden genç kızlar ve hanımlar güneşlenmek, yüzmek, hamamda yıkanmak istediklerinde, bedenlerinin tesettür sınırını ihlal etmemeğe itina göstererek deniz, kum ve güneşten vücutlarına şifa aramalı, keyfi isteklerinin baskısında kalarak kendisinin ve başkalarının günah işlemesine sebebiyet vermemelidir. Unutulmamalıdır ki, her yasakta bizim için pek çok faydalar vardır. Faydayı seçip göremiyorsak bilgi eksikliğimizdendir. Bilgilendikçe, hatalar gider, doğrular yerini alır. Böylece, Allâh’a yönelik görevlerimizin yerine getirilmesinde günden güne artış meydana gelir ki bu da, bu günümüzün dünümüze eşit olmaktan kurtulması demektir.

Jale Şimşek

Ayrıca kontrol et

Editör’den

“İslâm’ın hâkimiyeti, nefis terbiyesinden geçer.” Alemdar Saygıdeğer Okurlarımız, İslâm, insanlık için vazgeçilmez değerler olan inanç, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.