Etiket arşivleri Yenidünya Dergisi

M. Es’âd-ı Erbîlî (k.s)

Es’âd Efendi, uzuna yakın boylu, beyaz sakallı, esmer tenli, güler yüzlü, tatlı sözlü, vakur bir zât idi. Çok kuvvetli bir hafızaya sahipti. Senelerce evvel görüştüğü zâtı hemen tanır, konuştukları mevzuyu derhal hatırlardı. Altın silsilenin otuz üçüncü halkası, yine Irak’tan, Musul’un Erbil kasabasından. 1264/1847 yılında Erbil’de doğdu. Babası Erbil’de bulunan Hâlidi Tekkesi şeyhi M. Said Efendi’dir. Babası tarafından dedesi Hidâyetullah Efendi …

Daha fazlası »

Sâlik’in Vasıfları ve Ahlâkî Yapısı

Allah’ın emirlerini gözetip, nehyinden kaçan, “Peygamber size ne emir verirse onu tutun, yasakladığından da sakının.”1 ayet-i celilesine riayetle, nefsini arıtıp, ruhunu durultan sâlik, şu hususlara azami dikkat gösterir: 1- Devam-vuzû: Nefis, cin ve insan şeytanlarının şerrinden emin olmak için devamlı abdestli bulunmak. Yatsı namazını eda ettikten sonra, yatmadan önce abdest alıp iki rekât namaz kılar; dualarla, zikirlerle, gününü nasıl geçirdiğinin hesabını …

Daha fazlası »

Mürşid-i Kâmilin Vasıfları IV

Evlatlarını Eğitecek Bilgiye Sahip Olmalı… Cenâb-ı Hakk, ilim sahibi olmayan kimseye velayet de lütfetmez. Tâlût’u, Cenâb-ı Hakk hükümdar olarak gönderdiğinde:”Onu Allah, size hükümdar seçmiş ve ona, bilgi ve vücut bakımından bir güç, bir genişlik vermiştir.”1 ayetiyle, “O, bize nasıl hükümdar olabilir?” diye itiraz edenlere Rabbimiz tarafından cevap verilmiştir. Zahiren bir hocanın eğitiminden geçmeyenler ise, “Biz ona, katımızdan bir ilim öğretmiştik.”2 …

Daha fazlası »

Umre Yolculuğu

Henüz yola çıkmadan bir kısım yakınlarımız:”Bu yolculuğunuz başka olacak.” diyorlardı. Hakikaten de öyle oldu. Sefere çıkarken Pazartesi gününü tercih etmek, Aleyhissalât ü vesselam Efendimizin sünnet-i seniyyeleridir. Biz de Pazartesi günü Mekke-i Mükerreme’ye, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hicret ettikleri Pazartesi günü Medine-i Münevvere’ye, yine aynı günde İstanbul’a döndük. Teheccüd namazının başladığı son günde, Kadir gecesinin zevkini duyarak ayrıldı bedenimiz, biiznillah o mübarek beldeden.Sivas’tan …

Daha fazlası »

Mürşid-i Kâmilin Vasıfları III

Şefkat ve Merhamet: Kafirin, küfürden imana, mü’minin emri ilahiye imtisalle (Allah’ın emirlerini gözeterek) İslam’a; Müslimin de, her an Rabbim beni görüp, gözetiyor düşüncesiyle ihsan mertebesine erişmesi için bütün insanlara şefkat gösterir Mürşid-i Kâmil. Şah-ı Nakş-i Bend (ks)’in yıllarca yolların temizliğine, hayvanların bakımına, yaşlı insanların, muhtaçların hizmetine koşması ahlâk-ı ilâhîdir. “Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet edin, göktekiler de …

Daha fazlası »

Allah (c.c)’ ın Güzel Velîsi H.Hasan Efendi (k.s)

Allah’ın velileri kimlerdir, sorusuna Ashab-ı Kiram’ın ‘Onlar görüldükleri zaman, Allah hatıra gelir.’ cevabı Peygamber (s.a.v.)’in, hak dostlarını anlatan en güzel sözdür. Vasıfları çok olmakla birlikte, şu üç maddeyi, arifler sıralar onlar hakkında: 1- Ne kadar gam ve kederle otursa in san onların huzuruna, neşe ve zevk dolar gönlü, 2- Ahirete ait amellere, Cenab-ı Hakk’a itaate, Habibin (s.a.v.)’e muhabbete, kalblerde derin …

Daha fazlası »

Helâl Kazanç

Allah (c.c)’a kulluğu engellemeyen dünya hayatı mezmum değil, muhteremdir. Mezmum (kötülenen) dünya, ahiret üzerine tercih edilendir. ‘Bu (tehdit) onların dünya hayatını Ahiret’e tercih etmelerinden (dünyayı Ahiretten daha çok sevmelerinden) ve Allah’ın kâfir bir kavmi hidayete erdirmeyeceğinden ötürüdür.’ Nasihatlarında H. Hasan Efendi (k.s); Peygamberimiz (s.a.v)’in ‘Benim zamanımda fakirlik, ahir zamanda zenginlik hayırlıdır.’, ‘Veren el, alan elden üstündür.’ hadis-i şeriflerini çokça ifade …

Daha fazlası »

İhlas

İhlas, şeytana pabucu ters giydiren bütün hile ve desiselerini suya düşüren ahlak. Önünden, arkasından, sağından ve solundan gelerek, insanın gönlünü karıştıran mel’una:”Senin burada yerin yok. def ol hain!” dedirten güzel huy.1 “Tam 40 yıldır Allah (cc), gönlüme nazar eder, orada kendisinden gayrısını görmez.” diyen âriflerin en büyük sermayesi.2 Meleklerin bile kayda güç yetiremediği, mükafatı sonsuz olarak ödenen bir sır. Arı, …

Daha fazlası »

Varlığını Bilmek

Âlemde ne varsa, her şey Allah’ındır. “Göklerin ve yerin mutlak (hükümranlığı) O’nundur.”1 Yaratılan her nesne, hilâfet görevini üstlenen insanoğlunun Hâlık’a en güzel bir şekilde vazifesini icra etmesi için memurdur. “Allah göklerde ve yerde ne varsa tümünü kendi katından size müsahhar kıldı.”2 Emanetlerin teklif edildiği isimlerin öğretildiği, meleklerin secde etmekle emrolunduğu, ruh ve kalbiyle ademiyet sıfatını elde ederek ahsen-i takvime ulaşan …

Daha fazlası »

Sabır Ahlâkı (II)

Lugatte hapis mânâsına gelen sabrın ıstılâhî anlamı; dinin övdüğü, teşvik ettiği ahlâki bir sıfat, ruhî bir kemâli ifâde eder. Sabır, nefsi fena arzusûndan men etmektir. Cenab-ı Hakk kendisine “Sabûr” adını vermiştir. Ebu Musâ (el-Eş’arî) (r.a)’den rivayete göre, Nebî (s.a.v) şöyle buyurmuştur:“Allah-ü Teâlâ’dan çok sabırlı ve aleyhinde işittiği (bâtıl iddiaların verdiği) ezaya daha halim hiçbir fert, yahut hiçbir şey yoktur. Hristiyanlar …

Daha fazlası »