Etiket arşivleri Yenidünya Dergisi

Kanâat Hazînesi

Kanâat Hazînesi Prof. Dr. Kadir Özköse Kanâat; elde olana râzı olmak, azla yetinmek, ihtiyaçları asgarî ölçüde karşılayabilecek maddî imkânlarla iktifâ etmek, başkalarının elindeki şeylere göz dikmemek, fazla kazanma hırsından kurtulmak, hırs ve ihtirastan uzak durmak, gücü yettiğince çalışmak, başkalarının malına göz dikmemek demektir (Kuşeyrî, er-Risâle, 1993:395). Kanâatkâr olmak, haksız yol ve yöntemlere îtibâr etmeden kendi sâhip olduklarıyla yetinmek ve başkalarının …

Daha fazlası »

Zenginlik ve Doygunluğun Adı: Kanâat

Zenginlik ve Doygunluğun Adı: Kanâat Prof. Dr. Ali Akpınar Maddî Yönden Verilene Râzı Olmalı Dünyâ insan için, insan da Rabbi için yaratılmıştır. İnsan, dünyâya tutkuludur, onu arzular ve onu elde etmek için çaba sarf eder. Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünyâ hayâtının nîmetleridir, oysa gidilecek …

Daha fazlası »

Bir Namazlık Saltanat…

Bir Namazlık Saltanat…Nidayi Sevim Târih boyunca insanlar taş ile haşır-neşir olmuş. Mağara oymakla işe koyulan insanoğlu, tekerleği îcâd etmiş; yol, köprü, han, hamam, ev, saray inşâ etmiş. Daha sonraları sanat eserleri oluşturulmuş taştan. Medeniyetler birbirini kovalamış. Derken bu dünyâ hayâtından ebedî âleme göçerken yine bir taş dikilmiş insanoğlunun başucuna… Taş, insanoğlunun hayâtında hep var olmuş, kıyâmete kadar da var olmaya …

Daha fazlası »

Cesâret, İlim ve Takvânın Buluştuğu Engelli Bir Sahabi Abdullah B. Mes’ûd (ra)

Cesâret, İlim ve Takvânın Buluştuğu Engelli Bir Sahabi Abdullah B. Mes’ûd (ra) Mehmet Nezir Gül Kısa boylu, sıska ve ince bacaklı bir beden. Ufacık tefecik ama yüreği, dünyâlara sığmayan bir bahadır. Daha sonraları İbni Mes’ûd olarak bilinen, Bedir’den îtibâren İslâm’ın bütün savaşlarında bulunmuş bir kahraman. Görenlerin çoğunun ilk anda çocuk gibi değerlendirdiği, hiçbir yükü kaldıramayacak bir engelli olarak gördüğü sahabi. …

Daha fazlası »

Kanâatsizlik; Doyumsuzluk, Kazanma ve Tüketme Çılgınlığıdır

Kanâatsizlik; Doyumsuzluk, Kazanma ve Tüketme Çılgınlığıdır Mahmut Eyüpoğlu İnsanı sorumluluk sâhibi yaratıklardan farklı kılan en büyük özellik onun kendisinde zıt kutupları barındırıyor olmasıdır. Fücur-takvâ, ümit-korku, cömertlik-cimrilik, hırs-kanâat gibi. İnsan nefsi bu zıtlıkların bileşkesidir dersek abartmış olmayız. İnsanın kemâle ermesi de bu zıt yönlerden iyi olanın kötü olana gâlip gelmesiyle mümkündür. Hattâ iyi olanın gâlip gelmesi yetmez, kötü ahlâk üzerinde hâkimiyet …

Daha fazlası »

Bitmeyen Hazîne: Kanâat

Bitmeyen Hazîne: Kanâat İdris Kocabaş İnsanı yönlendiren dünyevî hırslara karşı onun dengesini koruyan, bu hırslara mağlûb olup âhireti kaybetmesinin önüne geçebilecek en önemli hasletler arasında kanâat duygusunu saymamız gerekmektedir. Kanâat duygusu insana, Allâh’ın kendisi için takdîr etmiş olduğuyla yetinme bilinci sağlamaktadır. Bu duygunun kişide bulunmaması onu doyumsuzluğa, oradan da ‘dünyâyı elde edeyim de nasıl olursa olsun’ düşüncesine sevk etmektedir. Çünkü …

Daha fazlası »

Editör’den…

Tükenmez Bir Hazine: Kanâat Sözlükte “payına razı olma” mânasında masdar olan kanâat terim olarak “kişinin azla yetinip elindekine razı olması, kendisinin ve sorumluluğu altında bulunanların ihtiyaçlarını asgari ölçüde karşılayabileceği maddî imkânlarla iktifa edip başkalarının elindeki şeylere göz dikmemesi, aşırı kazanma hırsından kurtulması” şeklinde açıklanmakta; hırs, tamah, şereh (hazlara düşkünlük) ve tûl-i emel gibi kavramlarla ifade edilen mal ve dünya tutkusunun …

Daha fazlası »

Âfiyet

Âfiyet Alemdar Af ve âfiyet kelimeleri sözlükte şu mânâlara gelir: Af, yapılan bir hatâdan dolayı cezâlandırmamaktır. Âfiyet ise dinde fitnelerden selâmette olmaktır. Vücûdun hastalık ve sıkıntıdan güvende olmasıdır. Âfiyet, affı da içine alan kapsamlı bir kelimedir. Ulemâ-i kâmilin, sulehâ-i sâlihin, hakîkat ehillerinin dilinde âfiyet şu anlamlara gelir: Allah Teâlâ’nın rızâsı ve O’nunla temin edilen huzurdur. Cenâb-ı Hakk’ın ve kullarının hizmetinde …

Daha fazlası »

İlmin Fezâili

İlmin Fezâili Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks) İlk iki “Oku” emri, Kur’ân değil, kırâat denilen fiile yaklaşmak için heceleme kabîlinden bir ihzâr ve teklîf idi. Üçüncü tazyikten sonra olan (Oku!) Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, adı ile başlamıştır. Oku emri ilk nüzûlünde hem tekvînî bir mâhiyette Hazret-i Peygamber -sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem- Efendimiz’i okumaz, ümmî iken kudret-i İlâhî okur kılmıştır. Bir tefsîre …

Daha fazlası »

Silsile-i Sâdât-ı Kirâm 4. Cafer Es-Sâdık (rha)

Silsile-i Sâdât-ı Kirâm4. Cafer Es-Sâdık (rha) Prof. Dr. Musa Yıldız Silsilede emâneti Kâsım b. Muhammed (rha)’den almıştır. 702 yılında Medîne’de dünyâya gelmiştir. Tam adı Hz. Ali oğlu, Hz. Hüseyin oğlu, Zeynelâbidîn oğlu, Muhammed Bakır oğlu Cafer es-Sâdık Hazretleridir. Pür Feyz diye anılır. Annesi, Kâsım b. Muhammed (rha)’in kızı Ümmü Ferve’dir. Yâni aynı zamanda, Kâsım b. Muhammed (rha)’in torunu idi. Baba …

Daha fazlası »