Anasayfa / Etiket arşivleri tasavvuf (Sayfa 14)

Etiket arşivleri tasavvuf

Tarîk ile Refîk

Gül-şem’ ak pak, selvi endâm bir şehrin semâlarını izler her sabah ve akşam. Gün doğumunun âfâkta bıraktığı iz, rûhunu heyecanla kuşatır. Renkler, hayal dünyasının yeniçerisi. Birer birer dökülür Cennet’ül âlâdan. Gül sözlü o kerîmecik, açar penceresini mahmur hâlde. Açar. Saksılar içinde benefşe. Sünbül. Karanfil. Kasımpatı. Râyihâsı yayılır tâ haşre dek. Vakit seher. Yüzünde ömre bedel bir tebessüm. Şükrân ile. Hayret …

Daha fazlası »

Rumeli’nin Mânevî İskânı

Osmanlı’nın bir beylik olarak yeşermeye başladığı Anadolu topraklarından filizlenip Viyana kapılarına dayanacak kadar güçlü bir orduya sâhip imparatorluk olmasının sırrı nedir diye düşündüğümüzde verilecek bir tek cevap var: Yüksek Mâneviyat! Bir toplum düşünün ki en başındaki devlet büyüğünden (devletin zirvesinden) aşağıya doğru inildikçe halkın her katmanının aynı mânevî duygulara sâhip olması ne ile izah edilebilir? İzah edebiliriz belki ama bu …

Daha fazlası »

Bir Medhal ve Zengibar Vilâyeti

İnsanın tahayyülünde her dönem, yaşanılanlardan ötürü kıyâmete en yakın devirdir. Din olgusundaki her hasar insanın ictimâî hayâtına nüfûz eder. Zâhirde aynaya insan akseder fakat aynada siyâset hâsıl olur. Dînin sekülerizme tâbi olmaya başlaması ile birlikte insanın hakîkate dokunabilmesi her geçen gün zorlaşmaktadır. Bin dört yüzyıl öncesinde bilginin kaynağı ile âşinâ olan ceddimizin torunları olan bizler bugün “Mutlak bilgi nedir?” minvâlinde …

Daha fazlası »

Anlamak Secdedir!

Muhammedî nûra kancalanmamış hangi insana Müslüman ve hangi secdeye namaz diyebiliriz? Buradaki “nur”dan kastımız elbette ki kalp makâmına yâni secdeye varmış aklın, “her ân bir şe’nde olanla” seyri. Bu şuur akışı kâinatla ve bütün varlıkla kesintisiz sonsuz bir vahdet tezyînidir. Bu tezyîne kavuşmamış Türk toplumunun millet olarak beka bulabilmesi mümkün müdür? Yâhut bu akıl ile bütünleşmemiş kurumlardan müteşekkil olamayan bir …

Daha fazlası »

İslâmî Bir İlim Olarak Tasavvuf

Tasavvufun İslâmî bir ilim olduğunun doğru ve açık şekilde anlaşılabilmesi için önce Müslüman toplumlarda ve İslâm medeniyetinde ilmin ne anlama geldiğini kısaca belirtelim. İlim bilmek, âlim bilen, ma’lûm bilinen, i’lâm bildiren, ta’lîm bilgi veren, taallüm bilgi alan anlamına gelir. (bk. Asım Efendi, III, 672-77, IV, 410-12. Rağıb, el-müfredât, 331, 343) Ma’rifet de bilmek anlamına gelir, fakat daha çok tanımak anlamında …

Daha fazlası »

Çoban ve Hz. Mûsâ (as)

Hz. Mûsâ bir gün giderken bir çobana rastlaldı. Çoban hafif yüksek sesle şu şekilde kendi kendine konuşuyordu: “Ey kerem sâhibi olan Allâhım, neredesin ki Sana kul kurban olayım. Çarığını dikeyim, saçını tarayayım. Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Yüce Rabbim sana tâze süt ikrâm edeyim. Bütün keçilerim sana kurbân olsun..” deyip duruyordu. Hz. Mûsâ: “Kiminle konuşuyorsun?” dedi. Çoban: “Yeri göğü yaratan Allâh’ımla …

Daha fazlası »

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin İrşad Faaliyetleri

Mürşidinin yanında seyr u sülûkunu tamamlayan Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, şeyhi tarafından memleketine gönderilir. Şiraz, İsfehan ve Hemedân güzergâhında gerçekleşen dönüş yolculuğu boyunca uğradığı yerlerde tebliğ görevini gerçekleştirir. Süleymaniye’ye gelen Hâlid-i Bağdâdî bölge ulemâsı ve eşrâfı tarafından sevinç ve coşkuyla karşılanmıştır. Bağdat ve çevresindeki evliyâ kabirlerini ziyâret eden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, 1226/1811’de Bağdat’a gelerek Abdülkâdir Geylânî Zâviyesine yerleşmiştir. Yerleştiği bu zâviyede …

Daha fazlası »

Ulvî Hedef

“Yapılan işler niyetlere göre değerlendirilir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah ve Rasûlü için hicret etmekse eline geçecek sevap Allah ve Rasûlü’ne hicret sevâbıdır. Kim de elde edeceği dünyâlık veya evleneceği bir kadına kavuşmak için hicret etmişse, onun hicreti niyet ettiği şeye göre değerlendirilir.”1 Hedef Hedef, ulaşılmak istenen son noktadır. Hedef; plan ve programda, eylem ve …

Daha fazlası »

İslâm Birliği Üzerine Mülahazalar

Müslümanların işbirliği yapması, onların bir araya gelmesi hususundaki talep kendisine Müslümanım diyen herkesin hakkıdır… Dahası böyle bir talepte bulunmak Müslümanlığını ileri sürerek ortaya çıkmış olan kimsenin üstüne düşen bir vecibe de sayılabilir, sayılmalıdır. Önemli olan bu talebe tekabül eden cevabın bulunabilmesinde… Bu gibi durumlarda (bazı somut ihtiyaçlara somut cevaplar arama mecburiyetiyle karşı karşıya kalınması halinde) geliştirebileceğimiz cevapların genel kabul görmeyebileceği …

Daha fazlası »

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin İlmî ve Tasavvufî Gelişim Seyri

Şehrezûr’a bağlı Karadağ beldesinde 1192/1778 yılında dünyâya gelen Hâlid b. Hüseyin’in lakâbı Ziyâüddin ve nisbesi el-Bağdâdi’dir. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî diye tanınır olmuştur. Vasiyetindeki “Vakfiyemi imâmımız Muhammed b. İdris eş-Şâfii’nin mezhebine göre vakfettim” şeklindeki ifâdelerden mezhebinin Şâfiî, öğrencisi ve mürîdi meşhur fakîh İbn Abidin’e “Ben Hz. Osman(ra) evlâdındanım” demesinden de Hz. Osman (ra) neslinden olduğu anlaşılmaktadır. Karadağ’da Câf aşîretinin Mikâili kabîlesinin …

Daha fazlası »