Etiket arşivleri tasavvuf

Belâ ve Musîbetlere Sabır

Belâ ve Musîbetlere Sabır Kalemdar (ks) Mevlâm’dan geliyor bizlere dertler Sabredersen kuzum, sevâbın katlar  Peygamberi nasıl yemişti kurtlar Hazreti Eyyûb’a olanı düşün Kıymetli kardeşlerim! ‘Men arafe’ (Nefsini bilen Rabbini bilir)1 hadîsinin sırrına mazhar olanlara O’ndan gelen her cefâ, gül bahçesinde gül koklamak gibidir. Allah belâyı, mihneti, sıkıntıyı sevdiği kullarına verir. Bugüne kadar bu hep böyle oldu, böyle de olacak. Menkîbe …

Daha fazlası »

İlmin Fezâili

İlmin Fezâili Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks) İlk iki “Oku” emri, Kur’ân değil, kırâat denilen fiile yaklaşmak için heceleme kabîlinden bir ihzâr ve teklîf idi. Üçüncü tazyikten sonra olan (Oku!) Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, adı ile başlamıştır. Oku emri ilk nüzûlünde hem tekvînî bir mâhiyette Hazret-i Peygamber -sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem- Efendimiz’i okumaz, ümmî iken kudret-i İlâhî okur kılmıştır. Bir tefsîre …

Daha fazlası »

Zikrullâh ile Îman Kuvvetlenir

Zikrullâh ile Îman Kuvvetlenir Kalemdar (ks) Kıymetli kardeşlerim! Cenâb-ı Mevlâ, Kur’ân-ı Kerîm’inde şöyle buyuruyor: ‘Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri ürperir; kendilerine O (cc)’nun âyetleri okunduğunda (bu, onların) îmanlarını artırır ve (onlar yalnız) Rabblerine tevekkül ederler.’ (Enfâl 8/2.) Hakk’a inananları göstermek için bu âyet-i celîle kâfî. Hakk’a inanan kim, inanmayan kim, besbelli oluyor. Hakk’a inananlar Mevlâ’yı, berâber …

Daha fazlası »

Bir Garip Ölmüş Diyeler

Bir Garip Ölmüş Diyeler Mustafa Özçelik Ben bunda garîb geldüm ben bu ilden bîzâram Bu tutsaklık tuzagın demi geldi üzerem Yûnus Emre Yûnus Emre’nin “Acep şu yerde var mı ola/Şöyle garip bencileyin” mısraları ile başlayan şiiri, onun en çok bilinen ve sevilen şiirlerindendir. Bunun en önemli sebebi, şairin bu şiirinde her zamanki samimiyeti ile bize bizim hikâyemizi anlatıyor olmasıdır. Zira …

Daha fazlası »

Nefisle Mücâdelenin Cihâd-ı Ekber Oluşu

Nefisle Mücâdelenin Cihâd-ı Ekber Oluşu Prof. Dr. Kadir Özköse Tasavvuf erbâbı tövbe ve zühd makamlarının hakkını verdikten sonra mücâhede kılıcını kuşanmak zorundadır. Sâlikin nefsine, egosuna, içgüdü ve dürtülerine karşı verdiği mücâhede, uzun soluklu bir mücâdeleyi gerektirmektedir. Kabahatlerin, günahların ve aşağı niteliklerin kaynağı olan nefisile mücâdele “en büyük cihâd” kabûl edilmiştir. (Schimmel, İslâm’ın Mistik Boyutları, 1999:120) Mücâhede terimi Kur’ân-ı Kerîm’in temel …

Daha fazlası »

Çağırayım Mevlâm Seni

Çağırayım Mevlâm Seni Mustafa Özçelik “Her şeyi Hakk yaratır işbu cihân içinde Cümle anı zikreder kevn ü mekân içinde” Yûnus Emre Göz, görme; kulak ise işitme organıdır. Buna göre diyelim karşımızdaki bir ağacı görme mesâfesindeysek görürüz, geçen bir arabanın sesini ise frekansı kulağın duyacağı yükseklikte ise işitiriz. Bu elbette zâhirî bir gerçeklikle ilgilidir yâni fizikî bir konudur. Ama şunu biliriz …

Daha fazlası »

Her Nefeste Hakk’ı Zikretmek

Her Nefeste Hakk’ı Zikretmek Kalemdar (ks) Kıymetli kardeşlerim! Kalb, hayâtımızı idâme ettiren bir organımızdır. Ancak benim size anlatmak istediğim kalb, o kalb değil. Kalbin üzerinde gönül var. Gönlün içinde süveydâ-yı derûn noktası var aynen gözbebeği gibi. Güzel sesler işittiğin zaman gözünden yaş gelir. Tesirli sözler duydun mu hislenirsin. Bunlar süveydâ-yı derundandır. Gönül dediğimiz Âlem-i Emir’dendir, Âlem-i Halk’tan değildir. Âlem-i Halk’tan …

Daha fazlası »

Sûfîlerin İslâm’ı Tebliğ Usûlü

Sûfîlerin İslâm’ı Tebliğ Usûlü Prof. Dr. Kadir Özköse Târih boyunca İslâm’ın yayılmasındaki en temel etken Müslümanların temsil kâbiliyetidir. İslâm’ın güzelliklerini şahsında bütünleştirmiş olanlar sözlerinden çok davranışlarıyla İslâm’ı başkalarına takdîm etmişlerdir. Bâtıl inançlara sâhip olanlar ya da mensup oldukları inanç dünyâsının darboğazında yaşayanlar hakîkati idrâk ettikleri ve sahîh inanç yapısıyla karşılaştıkları zaman gerçekle yüzleşme imkânı edinmişlerdir. Hidâyet Allah’tandır. Ancak İslâm’ı temsîl …

Daha fazlası »

Sultanların Peşi Sıra Yürüdüğü Sûfî: Azîz Mahmûd Hüdâyî Nidayi Sevim

Sultanların Peşi Sıra Yürüdüğü Sûfî: Azîz Mahmûd Hüdâyî Nidayi Sevim Her Meşrû ve Hayır Amaçlı Yol, Hüdâyî Yolu’dur Üsküdar-Sarayburnu arasında yer alan “Hüdâyî Yolu”nu sanırım bilmeyenimiz yoktur. Lâkin tekrarlamakta fayda var. Rivâyete göre Pâdişah I. Ahmed, Azîz Mahmûd Hüdâyî’den Sultan Ahmed Câmii’nin açılışını yapmasını ve câmideki ilk Cuma hutbesini okumasını ister. Talebi kabûl eden Hüdâyî hazırlıklara başlar. Ancak câminin açılacağı …

Daha fazlası »

Fıtrata Dönmek

Fıtrata Dönmek Mustafa Özçelik “Senünle dirliğim senden ırılmaz Hayat senünledür sensüz dirilmez” Yûnus Emre Bütün peygamberler insanlığa doğru yoldan ayrıldıkları dönemlerde gönderilmiş ve onları yaptıklarından tövbe ederek fıtrata dönmeye çağırmışlardır. Bu çağrıya uyan toplumlar başlarına bir musîbet olarak gelen salgın hastalık, tûfân vb. musîbetlerden kurtularak kurtuluşa ermişler, uymayanlar da helâk olmuşlardır. Peygamberlerden sonra gelen âlimler ve ârifler de aynı şekilde …

Daha fazlası »