Etiket arşivleri tasavvuf

Deniz / Alemdar

Cenâb-ı Hakk, ilim ve kudretinin sınırsız oluşunu, deniz misâliyle haber verir: “Ey Peygamber! Yaratanın sonsuz ilmiyle yaratılanların sınırlı bilgisi arasındaki farkı, akıllarda kalacak çarpıcı bir örnekle ortaya koymak üzere de ki: “Rabb’imin sonsuz ilim ve hikmetini gözler önüne seren kelimelerini yazmak için bütün denizler mürekkep ve ağaçlar kalem olsa, yine de okyanuslar tükenir, fakat Rabb’imin kelimeleri tükenmezdi; hattâ mevcut olanlara …

Daha fazlası »

Hz. Lokman’dan (as) Öğütler / Kalemdar (ks)

Kıymetli kardeşlerim! Lokmân (as) buyurdu ki: Dört bin nebîyi tetkîk ettim. Onlardan şu sekiz kelimeyi insan­lara öğüt olarak seçtim: Eğer namazda iseniz, kalbinizi muhâfaza ediniz. Vesveseyle namaz kılmayın. Namazda huzur ve huşû olmazsa o namaz, namaz değildir. Mü’minûn sûresinin bir ve ikinci âyetlerinde buyuruluyor ki: ‘Mü’minlerden namazlarında huşû sâhibi olanlar kurtuldu.’ (Mü’minûn, 23/1-10.) Namazda huzur istiyor musunuz? O hâlde Reşahât …

Daha fazlası »

İstikâmet

Her huy istikamete muhtaçtır. İstikamet ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Cömertlikte aşırıya kaçmak israftır. Sıkıp suyunu çıkarmak cimriliktir. İstikamet ise: “(O kullar), harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” (Furkan, 67.) Tevâzuun aşırı olanına tezellül derler. Tezellül, bayağılık, kendini aşağı tutmaktır. Aşırısı kibirdir. Uygun olanı, Furkan sûresinin 63üncü, İsrâ sûresinin 24üncü, yine İsrâ …

Daha fazlası »

İstikâmetimizi Kaybetmemek

Îmân ehli olmak büyük bir nîmettir. Müslüman olmak en büyük pâyedir. İslâm’a inanmanın yanında İslâmî çizgide olmak güçlü bir hassâsiyet gerektirmektedir. İslâm’ın hükümlerini ciddîye almak ve İslâmî ölçülere riâyet etmek Müslümanlığımızın kalitesini göstermektedir. İtâat ehli olup isyanlardan kaçınan, ifrat ve tefritten uzaklaşan, itidâl üzere hareket eden, doğruluktan ödün vermeyen, ahde vefâ gösteren, taahhütlerine sadâkatli olan, tutum ve davranışlarını, söylem ve …

Daha fazlası »

Yûnus Emre’nin Mürşidlik Dönemi

“Vardığımız illere şol sefâ gönüllere Halka Tapduk ma’nisin saçtık elhamdülillâh”  Yûnus Emre Yûnus Emre konusunda bilgi veren kaynakların çoğunda ve hakkında yazılan romanlarda, çevrilen filmlerde onun şahsî tekâmül hikâyesi anlatılırken mürşidlik dönemine dâir çok fazla bilgi verilmediği görülmektedir. Bu da onun Anadolu’daki dînî, tasavvufî, edebî rolünü ve tesirini anlamamızı zorlaştırmaktadır. Oysa Yûnus Emre’nin hikâyesinin birinci kısmı yâni şahsî tekâmül (dervişlik) …

Daha fazlası »

Tasavvufta Aslolan İstikamettir

Tasavvuf; İslâm’ın ruh dünyâsının ve Peygamberimiz’in (sav) şahsında temsîl ettiği mânevî otoritenin, müesseseleşmiş ve günümüze kadar yaygınlaşarak gelmiş şeklidir. Mânevî otoriteden kastedilen Peygamberimizin “Üsve-i Hasene” şeklinde ifâde edilen örnek kişiliğidir. Bilindiği üzere Peygamberimiz (sav) siyâsî, ilmî ve mânevî otoritelerin hepsini şahsında cem’ etmiş bulunuyordu.1 Bu otoritelerin her biri farklı ilim dalları tarafından ele alınırken, O’nun mânevî hâlini tasavvuf ele almıştır. …

Daha fazlası »

Seyr ü Sülûkta Teslîmiyet ve Sabır

Seyr ü Sülûkta Teslîmiyet ve Sabır Kalemdar (ks) Kıymetli kardeşlerim! Azgın nefsimizi terbiye etmek için mürşide teslîmiyet gerekir. Mürşid-i kâmilin nefsimizin ıslâhı için bizleri tâbî tuttuğu her türlü imtihâna da sabretmek gerekir. Nefis terbiyesinde teslîmiyet ve sabır çok önemlidir. Sizlere bu meseleyi daha da kolaylaştırmak için, uzun yıllar şeyhlerine hizmet eden iki mürîdin menkîbesini nakledeyim: Şeyh Efendi, bir gün yatsı …

Daha fazlası »

Belâ ve Musîbetlere Sabır

Belâ ve Musîbetlere Sabır Kalemdar (ks) Mevlâm’dan geliyor bizlere dertler Sabredersen kuzum, sevâbın katlar  Peygamberi nasıl yemişti kurtlar Hazreti Eyyûb’a olanı düşün Kıymetli kardeşlerim! ‘Men arafe’ (Nefsini bilen Rabbini bilir)1 hadîsinin sırrına mazhar olanlara O’ndan gelen her cefâ, gül bahçesinde gül koklamak gibidir. Allah belâyı, mihneti, sıkıntıyı sevdiği kullarına verir. Bugüne kadar bu hep böyle oldu, böyle de olacak. Menkîbe …

Daha fazlası »

İlmin Fezâili

İlmin Fezâili Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks) İlk iki “Oku” emri, Kur’ân değil, kırâat denilen fiile yaklaşmak için heceleme kabîlinden bir ihzâr ve teklîf idi. Üçüncü tazyikten sonra olan (Oku!) Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, adı ile başlamıştır. Oku emri ilk nüzûlünde hem tekvînî bir mâhiyette Hazret-i Peygamber -sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem- Efendimiz’i okumaz, ümmî iken kudret-i İlâhî okur kılmıştır. Bir tefsîre …

Daha fazlası »

Zikrullâh ile Îman Kuvvetlenir

Zikrullâh ile Îman Kuvvetlenir Kalemdar (ks) Kıymetli kardeşlerim! Cenâb-ı Mevlâ, Kur’ân-ı Kerîm’inde şöyle buyuruyor: ‘Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri ürperir; kendilerine O (cc)’nun âyetleri okunduğunda (bu, onların) îmanlarını artırır ve (onlar yalnız) Rabblerine tevekkül ederler.’ (Enfâl 8/2.) Hakk’a inananları göstermek için bu âyet-i celîle kâfî. Hakk’a inanan kim, inanmayan kim, besbelli oluyor. Hakk’a inananlar Mevlâ’yı, berâber …

Daha fazlası »