Filistin ve Gençlik

Filistin ve Gençlik

Eyüp Güzel

Şâyet bir halkın gerçek kahramanlıklarını merâk ediyorsanız işgâl altında bulunan Filistin toprakları aradığınız yer olacaktır. Üstelik İslâm kimliğimizden dolayı o topraklar bizim, orada yaşayan Müslüman halk ise kardeşlerimizdir.

Filistinli gençler ile ülkemizdeki gençlerin, oradaki çocuklarımız ile buradaki çocuklarımızın arasında bir bağ kurulmasında ciddî bir şifre var. O bağ ile yüz yıldır kapatılan birçok kapıyı aralayabiliriz. Filistin’deki gençlerden Türkiye’deki gençlerin haberi yok ise, bağ tamâmen kopmuş ise işgâlcilerin planladıkları tuzakların etkisi hâlen sürüyor demektir.

Filistin gençliği denildiğinde ben şahsen sâdece Filistin’de yaşayan gençlerden bahsedildiğini düşünmüyorum. Konya’da yaşayan ve Filistin meselesine dertlenmiş bir genç de Filistin gençliğini ifâde etmektedir. İstanbul’da, Kayseri’de, Siirt’te yaşayan, üniversite okuyan -kız veya erkek fark etmeksizin- her genç, Filistinli gençler olarak değerlendirilebilir.

Ayn’el-yakîn olarak ele almamız gereken Filistin’imiz sâdece sloganlarımızı veya marş ve ilâhîlerimizi süslememeli. O topraklarda yaşayanların hikâyelerini araştıracak ve Türkiye’de bu duyarlılığı arttırmaya gayret edecek potansiyel bir genç nüfusûmuz bulunduğunun farkına varmalıyız. Gençler de kendilerindeki potansiyeli keşfetmeli. Öyle ki etkileneceğimiz, dersler çıkaracağımız ve şuurumuzu güçlendireceğimiz nice yaşanmışlıklar bulunuyor Filistin’imizde.

45 yaşımdan sonra öğrendiğim Halepli marangozun minber hikâyesini gençlik yıllarımda nasıl öğrenmemişim veya niçin o hikâyeyi öğretmediler diye zaman zaman hayıflanırım.

Kudüs haçlılar tarafından işgâl edilmiş ve bu durum onlarca yıl öyle devâm etmiştir. Suriye’nin Halep şehrinde yaşayan ve artık yaşını başını almış bir marangoz, Mescid-i Aksâ için çok üzülmekte ve sürekli duâlar etmektedir. Fakat meselenin sâdece üzülmek ve duâ etmekle çözülemeyeceğini düşünür. Fiiliyât şart. Yapabileceği mutlakâ bir şey olmalı. Karârını verir ve yıllarını geçirdiği o atölyesini bu sefer farklı bir heyecân ile açarak kollarını sıvar. Mescid-i Aksâ için bir minber yapmaya karar vermiştir Kudüs sevdâlısı Halepli marangoz ustamız. Haftalar, aylar süren çalışmanın ardından 12 bin parçadan oluşan o sanat eseri minber artık tamamlanmıştır. Çivi ve tutkal hiç kullanmadan yaptığı o minberi görenler hayranlıkla bakarlar. Birçok kişi kendi şehrindeki veya ilçesindeki büyük câmileri için minberi satın almak isteseler de ustamız tüm teklifleri elinin tersiyle iter. Zengin ahâli “satmıyorsun, hediye etmiyorsun o halde niçin yaptın?” diye içerlerler. Ustamız, “Çünkü onu Mescid-i Aksâ için yaptım” dediğinde ise kimileri gülüşmeye, tavırlı cevaplar vermeye başlarlar: “Yâhu adam! Mescid-i Aksâ’yı kurtardın da kala kala bir tek minberini yapmak mı kaldı?

Bin yüzlü yıllarda meydana gelen olayda marangoz ustamız yapmış olduğu o minberin yüz yıllarca fethin sembolü olacağından habersizdi. O sâdece “benim de yapabileceğim bir şey mutlakâ var” diye samîmî bir karar aldı kendi kendine ve ihlâs ile sabrederek çalıştı.

Mescid-i Aksâ’yı kurtardın da bir tek minberi mi kaldı?” sözü karşısında Halepli ustamız ders niteliğindeki o târihî cevâbı verir: “Ben bir marangozum ve elimden gelen budur. Elimden geleni yaptım. Çıksın bir komutan ve orayı fethedip işgâlcilerden kurtarsın. O vakit minberi de orada âit olduğu yere yerleştiririz!

Biliyor musunuz, o sözü duyan 9-10 yaşlarındaki bir çocuk etkilenir ve “büyüdüğümde inşâallah orayı ben fethedeceğim” der. Etkilenir çünkü o çocuk kendi evinde Kudüs ile Mescid-i Aksâ ile tanışmıştır. Sürekli orayla ilgili anne-babası ve dedesinin anlattığı hikâyeleri dinlemiştir. “Büyüdüğümde orayı ben fethedeceğim” diye kendi küçük dünyâsında çok büyük bir karar alan o çocuk, 40 küsur yıl sonra 1187 yılında Kudüs’ü haçlılardan kurtararak fetheden komutan Selahaddîn-i Eyyûbî’nin ta kendisiydi.

Gençlerimiz böylesi gerçek hikâyelerimizi araştırıp öğrenmeliler ve bunlar çocuklarımıza da anlatılmalıdır. Gençler, Kudüs’te İsrail askerlerinin zorbalıklarına objektifleriyle ve fotoğraf makinalarıyla karşı koyan gençlerin varlığından da haberdâr olmalılar.

Mayıs 2020, sayfa no: 60-61

Ayrıca kontrol et

Kanâat

Kanâat Alemdar Kanâat, az ile yetinmektir. Ama biz sonsuzluğa tâlibiz. Bitmeyen tükenmeyen nîmet istiyoruz Rabbimizden. …