Fıkhî Boyutuyla Kurban / İdris Kocabaş

Kurban, ibâdet niyetiyle belirli bir vakitte, belirli özellikleri hâiz hayvanı kesmektir. Mâlî bir ibâdet olan kurban, Allah Teâlâ’nın ihsan buyurduğu nîmetlere bir şükür vesîlesidir. Şartları oluşmuş her Müslümanın bu ibâdeti yerine getirmesi gereklidir.

Kurban ibâdetinin târihi oldukça eskidir. Bugünkü şekliyle İbrâhîm (as)’a dayanır. Hz. İbrâhîm, bir oğlu olursa Allah yolunda onu kurban edeceğini adamıştı. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra oğulları olmuş, ama o, adağını unutmuştu. Rüyâda kendisini, oğlunu kurban ediyor görünce, adağını hatırlamıştı. Konuyu oğlu İsmâîl’e (as) açmış, oğlu büyük teslîmiyet göstermişti. Bunun üzerine adağını yerine getirmek için onu kesmeye teşebbüs etmiş, ancak Allah Teâla, onun bu bağlılığına karşılık Hz. İsmâîl yerine bir koyunun kurbân edileceğini Cebrâil (as) vâsıtasıyla kendisine bildirmiştir. Konu ile ilgili olarak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmuştur:

“(Hz. İsmâîl) babası (İbrâhîm aleyhisselâm) ile berâber yürüyüp gezecek çağa gelince, “Yavrucuğum, rüyâda seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin, dedi (Hz. İsmâîl de), Babacığım, emrolunduğun şeyi yap, inşâallah beni sabredenlerden bulursun, dedi. Her ikisi de teslîm olup (babası oğlunu) alnı üzerine yatırınca, “Ey İbrâhîm, rüyâyı doğruladın. Biz muhsinleri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü bu, gerçekten çok açık bir imtihandır” dedik. Biz, oğlunun yerine ona büyük bir kurbanlık fidye verdik. Geride gelecekler arasında ona iyi bir ün bıraktık. “İbrâhîm’e selâm” dedik. Biz, Muhsinleri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, Bizim mü’min kullarımızdandır.”1

Hz. İsmâîl’in yerine bir koyunun kurbân edilmesinin emredilmiş olması, Cenâb-ı Hakk’ın insanlığa büyük bir lütfudur. İşte kurban, Hz. İbrâhîm’den sünnet olarak bize intikâl etmiştir. Kurban, insanın Allâh’a yaklaşmasına vesîle olan bir ibâdettir. Kurban kelimesinde bu mânâ vardır. İnsan bu görevi yerine getirmekle, yâni kurban kesmekle Hz. İbrâhîm gibi Allâh’a ve O’nun emirlerine olan bağlılığını, gerektiğinde O’nun rızâsını kazanmak için her fedâkârlığa hazır olduğunu göstermiş olur. Bu îtibarla, bütün ibâdetlerde olduğu gibi kurbanda da iyi niyet ve ihlâs esastır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de; “Onların ne etleri ne de kanları Allâh’a ulaşır. Fakat O’na sâdece sizin takvânız ulaşır.”2buyrulmuştur. Esâsen Allah Teâla, ancak takvâ sâhiplerinin yapmış oldukları ibâdetleri kabûl eder.3

Kurban Kesmenin Hükmü

Kurban, İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe’ye göre vâcibdir. Delîli de, “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.”4 âyet-i celîlesinin delâleti ve Peygamberimiz’in (sav), “Kimin hâli vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgâhımıza yaklaşmasın.”5 hadîsindeki ağır uyarıdır.6 Böyle bir uyarı, ancak vâcib olan bir ibâdetin terki için yapılır. Yâni kurban vâcib olmasaydı, onu terk eden için Peygamberimiz (sav) böyle buyurmazdı.7

Kimler Kurban Kesmekle Yükümlüdür?

Aşağıdaki şartları taşıyan kimselerin kurban kesmeleri vâcibdir:

1. Müslüman olmak.

2. Akıllı olmak. 

3. Ergenlik çağına gelmiş bulunmak.

4. Hür olmak.

5. Mukîm olmak (yâni misâfir olmamak).

6. Nisab miktârı mal veya paraya sâhip olmak.

Nisab, dînen zenginlik ölçüsü demektir. Kurban nisâbı, kişinin temel ihtiyaçlarından (yâni oturacak evi, evinin yeter derecede eşyâsı, binek için olan vâsıtası, kullanacağı silâhı, üç kat elbisesi, kendisinin ve geçimi üzerine borç olanların bir yıllık nafakaları) ve borcundan başka 20 miskal (yâni 80.18 gr.) altın veya bunun değerinde para veya eşyâya sâhip olmaktır. Bu nisâba sâhip olan kimseye Kurban Bayramı’nda kurban kesmek vâcib olur. 

Zekât nisâbı ile kurban nisâbı aynı olmakla berâber, kurban nisâbında (zekât nisâbında olduğu gibi) malın artıcı olması şart değildir, üzerinden bir yıl geçmiş olması da aranmaz. Daha önce fakir iken, kurban kesme günlerinde zengin olan kimseye kurban kesmek vâcib olur.

Fakire yâni nisap miktârı mal veya parası olmayana kurban kesmek vâcib olmadığı gibi misâfire (yolculuk hâlinde bulunan kimseye) de vâcib değildir. Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer misâfir olduklarında kurban kesmemişler, Hz. Ali de: “Misâfire cuma namazı ile kurban borç değildir.” demiştir. Şâyet seferî olan kimse nâfile olarak kurban keserse câizdir, kesmediği takdirde sorumlu olmaz.8

Kurban Edilecek Hayvanlar Nelerdir?

Kurban; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Bu hayvanların erkekleri kurbân edilebileceği gibi, dişileri de kurbân edilir. Bunlardan devenin 5, sığır ile mandanın 2 ve koyun ile keçinin bir yaşını doldurmuş olmaları gerekir. Ancak koyun 6 ayı tamamladığı hâlde, bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olursa bu da kurbân edilebilir. Keçi olmaz, onun mutlakâ yaşını doldurması lazımdır. Bu hayvanların dışında hiçbir hayvanın kurbân edilmesi sahîh olmaz.

Bir koyun veya keçiyi ancak bir kişi kurbân edebilir. Fakat sığır, manda ve deve, yedi kişiye kadar ortaklaşa kurbân edilebilir. Yedi kişiyi geçmemek şartıyla ortakların tek veya çift sayıda olmalarında bir fark yoktur. 

Ortaklaşa kurban kesecekler hep birlikte hayvanı satın alırlar veya içlerinden birine satın alması için vekâlet verirler. Bir kişinin kendisi için satın aldığı böyle bir hayvana sonradan başkaları da ortak olabilir, ancak bu mekruhtur. 

Ortakların hepsi, yönleri değişik olsa bile, buna kurban niyetiyle katılmak durumundadırlar. Meselâ, ortaklardan biri vâcib olan kurbanı, diğeri adak kurbanı, bir diğeri de nâfile kurbanına niyet etmiş olsalar, böyle ibâdet niyetiyle katılmış bulunmaktadırlar. Fakat ortaklardan biri herhangi bir ibâdet niyetiyle değil de, et almak maksadıyla katılmış olsa, bu sahîh olmaz ve diğerleri de niyet etmiş oldukları kurbanı kesmiş sayılmazlar.9

Kurbana Mânî Olan ve Olmayan Hâller

Kurban bir ibâdet olduğu için, kurbanlık hayvanların kusursuz olmaları gerekir. Bâzı kusurlar vardır ki bunlar, hayvanın kurban olmasına engeldir. Bu kusurlar şunlardır:

1. İki veya bir gözü kör olan,

2. Kemiklerinde ilik kalmayacak derecede zayıflamış olan,

3. Kesim yerine yürüyüp gidemeyecek kadar topal olan,

4. Kulağının ve kuyruğunun üçte birinden fazlası kopmuş olan,

5. Dişlerinin yarıdan fazlası dökülmüş olan,

6. Doğuştan kulağı bulunmayan,

7. Memesinin ucu kesilmiş olan,

8. Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş olan,

9. Boynuzların biri veya ikisi kökünden kırılmış olan,

10. İlaçla sütü kesilmiş olan,

11. Pislik yiyip de bir süre hapsedilip temiz yiyeceklerle beslenmemiş olan, 

12. Burnu kesilmiş olan,

13. Dilinin çoğu kesilmiş olan,

14. Ölüm derecesinde hasta olan hayvanlar kurbân edilmezler. 

Boynuzsuz veya boynuzu biraz kırılmış, dişlerinden biraz dökülmüş olan ile burulmuş hayvanların kurbân edilmesi câizdir. Yaşlılığı sebebiyle sütten kesilmiş olan, kulağı yarılmış, delinmiş, kırılmış ve buzağılı olan hayvanları kurbân etmek sahîh ise de, mekruhtur.

Taksitle kurban alınabilir mi?

Kurban, Allâh’a yakınlaşma niyeti ile yerine getirilen bir ibâdettir. Bu amaç ise ancak kişinin kendi mülkiyetindeki hayvanı kurbân etmesi ile gerçekleşir. Mülkiyet, hayvanı bizzat yetiştirme, hîbe veya mîras yolu ile olabileceği gibi satın alma yolu ile de gerçekleşebilir. Esâsen vâdeli satış câizdir. Dolayısıyla taksitlendirme yolu ile satın alınan bir mal, alıcının mülkiyetine geçtiğine göre, bu yolla alınan bir hayvanın kurbân edilmesinde bir sakınca yoktur.10

Vekâlet yoluyla kurban kesilebilir mi? Kişinin bulunduğu şehir veya ülke dışında vekâletle kurban kestirmesinin hükmü nedir?

Kurban mal ile yapılan bir ibâdettir. Mal ile yapılan ibâdetlerde vekâlet câizdir. Dolayısıyla kişi kurbanını bizzat kesebileceği gibi vekâlet yoluyla başkasına da kestirebilir. Vekâlet, sözlü veya yazılı olarak ya da telefon, internet, faks ve benzeri iletişim araçları vâsıtasıyla verilebilir. Vekil tâyin edilen kişi veya kurum aldığı vekâleti gereği gibi yerine getirmelidir. Kurbanda önemli olan, kişinin niyetinin Allah için olması ve kurbanın kendisi adına kesilmesidir. Dolayısıyla kurbanın yurt içinde başka bir ilde ya da yurt dışında kesilmesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Kurban fiyatlarının kesilen ülkeye göre az veya çok olması bu durumu değiştirmez. Ancak yaşadığı yerde muhtaç ve fakirler varsa kişinin kurbanını orada kesip dağıtması daha uygun olur. Çünkü kişinin yaşadığı yerdeki fakirlerin ve komşuların onun üzerinde hakları vardır.11

Sonuç olarak yukarıda belirtmeye çalıştığımız kurbanın fıkhî boyutu konunun tamâmı olmamakla birlikte önemli hususlara değinilmeye çalışılmıştır. Hangi ibâdet olursa olsun fıkhî açıdan gerekli olan kurallara riâyet etmek son derece önemlidir. Bunun yanı sıra ibâdetteki niyetin ihlâs kalitesi, ibâdetin makbûliyetinde âdetâ kırmızıçizgi gibidir. Çünkü niyet ihlâslı olmazsa yâni Allah rızâsı hedef alınarak icrâ edilmezse o davranış ibâdet olmaktan çıkıp âdete, daha da kötüsü şirke dönüşebilir. İhlâsımızı en üst perdede göstermemiz gereken ibâdetlerden birisi olarak kurban, benliğimizi hak yolunda fedâ edebileceğimizin bir sembolü olmalıdır. Allah Teâlâ’dan ülkemiz ve tüm İslâm âlemi için yaklaşan Kurban bayramını hayırlı ve mübârek kılmasını niyâz ederiz.

Dipnotlar:

1 Sâffât, 37/102-111.

2 Hac, 22/37.

3 Lütfi Şentürk, Seyfettin Yazıcı, İslâm İlmihali, DİB Yay, Ankara,2010, s. 350.

4 Kevser, 108/2.

5 İbn Mâce, Edâhî, 2.

6 Şâfiîlere göre kişi için ömründe bir defa kurban kesmek “Sünnet-i Ayn”, ev halkı için ise “Sünnet-i Kifâye”dir. Yâni ev halkının geçimlerini sağlamakla yükümlü olan kişi kurban keserse, âile halkı yükümlülükten kurtulur.

7 Ebû Hanîfe’nin dışındaki âlimler Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî ile Hanefîlerden İmam Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre ise kurban vâcib değil, sünnet-i müekkede’dir.

8 İslâm İlmihali, s. 352.

9 İslâm İlmihali, s. 353.

10 Komisyon, Fetvalar, DİB Yay. Ankara 2018, s.358.

11 Komisyon, Fetvalar, DİB Yay. Ankara 2018, s.356.

Temmuz 2021, sayfa no: 30-31-32-33

Ayrıca kontrol et

Esmâ’da Esrâr / Alemdar

Her şeyin Hâlık’ı, yaratan ve yaşatanı Mevlâ-i Müteâldir. O’ndan geldik O’na döneceğiz. Rûhundan ruh üflemesiyle …