Anasayfa / Kategoriler / Aile Hayatı / Eşikler Aşınmasın

Eşikler Aşınmasın

Eşikler Aşınmasın
Dr. Ahmet Efe

  1. Bizim duygu, temayül ve zayıf taraflarımızı bizden iyi bilen ve bizim her iki dünyada da huzura ermemizi murad eden Allah (cc), bunun aşındırılmamasını istemiş ve bu yönde, emirler, yasaklar ve tavsiyeler bildirmiştir. Hayatlarını bu ilahî esaslara göre tanzim etmiş Rahman’ın kulları bu mesafeyi korumuş ve iki cins arasında ki münasebetleri asla hemcinsler arasında sergilenen davranışlar kadar serbest ve sınırsız görmemişlerdir.

Nitekim Musa (as) Medyen’e giderken bir su kaynağının yakınında kenara çekilmiş bekleşen iki hanım görmüştü. Bunlar davarlarını sulamak için erkek çobanların oradan ayrılmasını bekleyen Şuayb’ın (as) kızları idi. Erkeklerle aynı ortamda bulunmayı babalarından aldıkları nebevî terbiyeye uygun bulmuyorlardı. Ancak çobanlarında tez zamanda oradan ayrılmaya niyetleri yoktu. Musa (as) onlara yardım etti, davarlarını suya götürüverdi. Eve döndüklerinde onun bu yardımını babalarına anlattılar. Babaları bu yardımsever insanı görmek istedi. Kızlardan birini gönderdi. Kızın ona doğru giderken sergilediği iffet ve hayâ örneği davranışını Cenâb-ı Hakk: “Utanarak yürüyordu.”1 şeklinde tasvir ederek iki cins arasındaki mesafeyi korumasını bizlere örnek gösteriyordu.

Yine bir iffet timsali Hz. Meryem tenha bir yerde, Cenâb-ı Hakk’ın gönderdiği meleği yabancı bir erkek sûretinde birden bire karşısında görünce irkildi, telaşlandı, onunla konuşmak istemedi ve: “Senden Rahman’a sığınırım.”2 diyerek mesafe koydu.

Cenâb-ı Hakk bir ayet-i kerimede şöyle buyurur: “Peygamber Efendimiz’in (sav) hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasında isteyin. Bu hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır.”3 Ashab-ı Kiram ve ezvâc-ı tâhirâtın kalpleri için daha temiz bir davranış olacağından hiçbir Müslüman’ın şüphesi olmaz herhalde.

Bu konuda zikredilebilecek hadislerden bazıları da şöyledir: “Rasûlullah (sav) (mahremimiz olmayan) bir hanımın yanına sakın girmeyin” buyurduğunda huzurdakilerden bir sahabî “Ya Rasûlallah hamv’a ne buyurursunuz?” dedi. Hz. Peygamber (sav): “Hamv ölümdür” buyurdu.4 Hamv, bir hanımın kocasının erkek kardeşi veya bir erkeğin hanımının kız kardeşidir.5 Rasûlullah (sav), kişinin bunlardan biri ile yalnız baş başa bulunması halinde çıkabilecek bir dedikodunun o aile ve çevresi için ölümden beter sonuçlar getirebileceğine işaret etmek istemiştir.

Bir başka hadislerinde de: “Bir kadınla bir yabancı erkek ne zaman baş başa kalsa mutlaka üçüncü şeytan olur.”6 buyurmuştur.

Böyle durumlarda her zaman istenmeyen bir sonuç olmayabilir. Ama nadir de olsa olma ihtimali vardır. Aslolan suçu işlemeden önlemek, testiyi kırdırmamaktır. Bunun için suça imkân veren ortamın oluşmasına mani olmak, sebepleri ortadan kaldırmak gerekir. Akl-ı selîm bunu gerektirir. Uyuşturucu kullanımını yasaklayan, üretimini, bulundurmasını ve ticaretini yapmayı da yasaklamazsa kullanım yasağının başarılı olmayacağını çok iyi bilir. Yasaklarda doğru mantık budur. İslâm da bunu yapmıştır. Nitekim alkollü içeceklerde içenin midesine girinceye kadar her safhada buna katkısı olanların lanetlenmesindeki hikmet ve incelik budur. Kadın–erkek arasındaki mesafenin korunmasında da aynı usul takip edilmiştir.

  • Kur’ân-ı Kerîm pek çok konuda genel hükümler koymakla yetindiği halde nikâh, talak (boşanma) ve miras gibi daha çok aileyi ilgilendiren konularda ayrıntılı hükümler getirmiştir. Ayrıntılı verdiği konulardan biride, ele aldığımız kadın–erkek münasebetleridir. Bu konuda kadının nasıl konuşacağından nasıl yürüyeceğine ve gözünü nasıl kullanacağına kadar çeşitli emir, nehiy ve tavsiyeler getirmiştir.

Bakışlar, sessiz ve sözsüz karşıdakine öfke ve nefret, sevgi ve muhabbet gibi pek çok farklı göndermeler yaptığı için Cenâb-ı Hakk hem erkeğe hem de kadına gözlerini önlerine indirmelerini emrettikten sonra “ırzlarını korusunlar” buyurarak bakışlarla iffetin korunması arasında sıkı bir alaka olduğuna işaret etmiştir.7

Diğer taraftan Allah (cc): “Ey Peygamber hanımları, siz hanımlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’tan korkuyorsanız, çekici bir eda ile konuşmayın”8 buyurarak câzibeli ve farklı duyguları çağrıştıracak bir ses tonu ile konuşmamalarını ikaz eylemiştir. Cessas, bu ayet-i kerimede hitabın her ne kadar Hz. Peygamber’in hanımlarına yönelik olsa da hüküm onlara mahsus olmayıp umûmî olduğu görüşündedir.9

Yine bir ayet-i kerimede Allah (cc) “Mümin hanımlar zinetlerini (yabancılara) göstermesinler!”10 buyuruyor. Burada yasaklanan zinetin ne olduğu hususunda çeşitli görüşler bulunmaktadır. Kurtubî bunları naklettikten sonra İbni Atiyye’nin şu toparlayıcı genel değerlendirmesini zikreder: “Ayet-i kerimenin bende bıraktığı kuvvetli kanaat şu ki: Müslüman kadın zinet sayılan her şeyi gizlemeye çalışmak ve göstermemekle emrolunmuştur”11

  • Yukarıda arz edilen delillerin: “İki cins arasındaki münasebetlerde hiçbir ölçü yoktur” gibi bir hüküm koymadığı bilakis bazı hususlara dikkat edilmesini ifade ettiği açıktır. İslâm, bir elmanın iki yarısı gibi birbirinin tamamlayıcısı olan kadın ve erkek arasındaki insanî münasebetleri tamamen yasaklamadığı gibi tamamen serbest de bırakmamış, onların daha nezih ve daha afif yaşayıp ilâhî huzura daha temiz varabilmeleri için bazı düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenlemelerin dikkate alınmadığı, aradaki mesafenin tükendiği ve eşiğin aşındığı toplumların bundan kaynaklanan pek çok problemle boğuştuğu dikkate alınırsa, her akl-ı selîm sahibi, her toplumun selâmeti için İslâm’ın koyduğu bu mesafenin korunması gerektiğini kabul edecektir. Hele Müslüman’ım diyenin bu konuda esnek ve gevşek davranmasını hayra alamet saymıyoruz. Bu konuda yüreğinde sızı olan ama nasıl davranması gerektiği konusunda bir ölçü arıyorsa empati tavsiye edilir: Başkasının sizin hanımınıza, kızınıza veya kız kardeşinize hangi ahlakî ölçülerde davranmasını istiyorsanız başkaları da aynı davranmanızı ister.

“Kendiniz için istediğinizi kardeşiniz için de istemedikçe iman etmiş olmazsınız”12

Dipnotlar:
1 Kasas, 28/25
2 Meryem, 19/18
3 Ahzap, 33/53
4 Buhari, Nikâh, 110
5 İbnu’l – Esir, en–Nihaye, 1/448
6 Tirmizî, Radâ, 16
7 Nur, 24/30–31
8 Ahzab, 33/32
9 Cessas, Ahkâmü’l–Kur’ân, 3/359
10 Nur, 24/31
11 Kurtubî, el–Câmîli ahkami’l–Kur’ân 12/29
12 Müslim, İman, 71

Mart 2019, sayfa no: 12-13-14-15

Ayrıca kontrol et

Âfiyet

Âfiyet Alemdar Af ve âfiyet kelimeleri sözlükte şu mânâlara gelir: Af, yapılan bir hatâdan dolayı …