Anasayfa / Yazarlar / Fatih Çınar / Es’âd-ı Erbilî’nin (ks) “Tefekkür-i Mevt”e Dâir Tesbit ve Uyarıları -Mektûbât’ı Çerçevesinde-

Es’âd-ı Erbilî’nin (ks) “Tefekkür-i Mevt”e Dâir Tesbit ve Uyarıları -Mektûbât’ı Çerçevesinde-

Es’âd-ı Erbilî’nin (ks) “Tefekkür-i Mevt”e Dâir Tesbit ve Uyarıları

-Mektûbât’ı Çerçevesinde-

Fatih Çınar

Sözlük anlamı îtibâriyle ‘Ölüm Tefekkürü/Ölümü Düşünme’ şeklinde ifâde edilmesi mümkün olan ‘Tefekkür-i Mevt1 kavramı tasavvufî gelenekte birçok yol/tarîkat tarafından benimsenen bir uygulamanın adıdır.2 Sûfîlerin tefekkür-i mevt uygulaması, ilhâmını Kur’ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber’in (sav) hadîs-i şeriflerinden alan bir uygulamadır. Yâni ‘ölümü tefekkür ederek hayâtı anlamlı kılmaya çalışma yöntemi’ Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şeriflerin emir buyurdukları bir usûldür. Kur’ân-ı Kerîm’de ölüm olgusu yaklaşık altmış beş âyette dile getirilmiştir. Bu âyetlerde, insanın hayâtına ölüm gerçeğiyle yön vermesi ve ölümden sonrası için yatırım yaparak hareket etmesi emredilmiştir. Bu âyetlerden birkaçı şöyledir: ‘Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyâmet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünyâ hayâtı, aldatıcı zevkten başka bir şey değildir.’3 ‘Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişirse ‘Bu, Allah’tandır’ derler, bir kötülüğe uğrarlarsa ‘Bu, senin yüzündendir.’ derler. Ey Muhammed! De ki: ‘Hepsi Allah’tandır.’ Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar?’4 ‘Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, ‘ey insan, işte bu senin öteden beri kaçtığın şeydir’ denir.’5 Hz. Peygamber (sav) de şu tavsiyelerde bulunmuştur: ‘Lezzetleri yok eden ölümü çok anın.’6 ‘Ölümü ve öldükten sonra kemiklerin ve cesedin çürümesini hatırlayın. Âhiret hayâtını isteyen dünyâ hayâtının süsünü terk eder.’7 ‘Ölüp de pişmân olmayan yoktur; mutlaka herkes nedâmet duyar. Muhsin (İyi yolda) olan hayrını daha çok artırmadığı için pişmân olur, nedâmet duyar. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişmân olur, nedâmet duyar.’8

Es’âd-ı Erbilî’nin (ks) Tefekkür-i Mevt Uygulamasına Dâir Tavsiyeleri ve Dayanakları

Es’âd-ı Erbilî’nin (ks), Nakşî-Hâlidî gelenekte daha yoğun olarak tavsiye edilen tefekkür-i mevt uygulamasını, kendisi Nakşî yolunun zikir şeklini târif ederken şeklî yönün hemen ardından zikretmesi konuya verdiği önemi gösteren en net verilerden bir tânesidir. Erbilî (ks); sâlikin sabah namazından sonra silsileyi okuması ardından onların ruhlarına üç İhlâs bir Fâtiha hediye göndermesi gerektiği şeklindeki târifinin ardından tefekkür-i mevti yapmasını tavsiye etmiştir. Erbilî (ks) burada, sûfîlerin ölüm tefekkürüne dayanak olarak gösterdikleri ‘Her nefis ölümü tadacaktır’9 âyet-i kerîmesini zikretmiş ve ‘bu âyet-i kerîme gereğince gerçekten ölümün amansız pençesine düşeceğini ve bütün malından ve çocuklarından ayrılarak yalnız ve bir kefen ile âhiret yolculuğuna çıkacağını düşünmeli’ ifâdelerini kullanmıştır. Bunun ardından ‘O gün mal ve oğullar fayda vermez. Kalb-i selîm ile gelen başkadır’10 âyet-i kerîmesini zikrederek bu âyet-i kerîmenin hükmünce, sâlikin kalp hastalıklarına ancak ölüm tefekkürü vesîlesiyle çâreler bulunabileceğini ifâde etmiştir.11

Es’âd Efendi’nin zikir usûlünü dile getirdikten hemen sonra ikinci aşamada ölüm tefekkürünü dile getirmesine bir başka mektubunda da şâhit olmaktayız. Kendisinin bu mektubunda, halîfesi Yekta Efendi kanalıyla tarîkata giren bir mürîdine târif edilen zikir şekline bir şey ilâve edilmesi gerekirse bunun tefekkür-i mevt olduğuna dikkat çektiğini görmekteyiz. Erbilî (ks), burada ölümü tefekkür etmenin önemini İmam Gazâlî’nin (ks) ismiyle özdeşleşen eseri İhyâu Ulûmiddîn’den yaptığı bir alıntıyla dile getirmiştir. Erbilî (ks) mürîdine, nefsin ıslâhına sebep olan vesîlelerin başında tefekkür-i mevt uygulamasının geldiğini, Hz. Peygamber’in (sav) ‘Ölümü hatırlamayı çoğaltınız’12 ve ‘Kim ölümü düşünmeyi çoğaltırsa Allah o kimseyi sever’ hadîs-i şeriflerinin tefekkür-i mevt uygulamasına kaynaklık teşkîl ettiğini ifâde etmiş ve bu sebeple tefekkür-i mevt uygulamasını artırmasını tavsiye etmiştir. Bu mektubunu Es’âd Efendi, ‘Ve saâdet hallerinizi uyumaz ve ölmez Allah Teâlâ’nın Samedânî lütuflarından dilerim’ şeklinde bir ifâdeyle bitirmiştir.

Es’âd-ı Erbilî (ks), ölüm tefekkürünün çoğaltılması noktasında bir başka mektubunda ‘Her şey fânî ve yok olucudur. Ancak Cenâb-ı Hakk’ın yüce zâtı bâkî ve devamlıdır’13 âyet-i celîlesinin delil oluşundan bahsetmiştir. Ona göre, bu âyet-i kerîmenin sırrına mazhar olmak için ölüm tefekkürü çoğaltılmalı ve bu şekilde mâsivâ kirlerinden kalpler arındırılmalıdır.14

Erbilî’nin (ks) bir başka mektubunda dünyânın geçiciliğini ve ölümü düşünmenin Kur’ânî dayanaklarını sıralarken şu ifâdelerle ölüm tefekkürünü temellendirmesi görülmüştür: ‘Çünkü âdetâ bir otel ile farkı olmayan misâfirhâne gibi olan dünyâdaki kalışını düşünen ve ‘Biz Allâh’ınız ve O’na döneceğiz’15âyetini hakkıyla derinlemesine düşünen ve tefekkür eden akıllı bir kul, bir kâmil akıllı kul şüphesiz bütün gayretini o amansız o çâresiz olan dehşet makâmı ve yapayalnız korkunç istirahatgâhı için harcar. Dünyânın gelip geçici olan mal ve mekânını hedef yapmaz.’16 Burada Erbilî’nin (ks), kişinin dünyânın geçici oluşunu ancak ölüm tefekkürüyle idrâk edebileceğine ve akıllı kimsenin ancak bu şekilde ebedî âlem için yatırımlarla hayâtını anlamlandırabileceğine ve kişinin psikolojik durumuna dâir vurgular yaptığı görülmektedir. Kendisi bu tesbitlerini bir âyet-i kerîmeye dayandırmıştır ki bu tavrı onun, fikirlerine referans olarak vahyi aldığını gösteren net bir veridir.

Es’âd-ı Erbilî Hazretleri (ks), tefekkür-i mevt uygulamasının Efendimiz’in (sav) hayâtına bakıldığında ve vedâ hutbesinde dile getirilen konular çerçevesinde düşünüldüğünde Efendimiz’den (sav) bize bir emânet olarak kaldığını da ifâde etmiştir.17

Es’âd Efendi, nefsin ölüme hoş bakmayan tavrını dile getirdiği bir başka mektubunda bu defa Hz. Ali’nin (ra) şu sözüyle konunun önemini dile getirmiştir: ‘İmam Ali (Kerremallâhü vechehu) Hazretlerinin güzel cümlelerinden biri; ‘Rahmetten kaçarım, fitneyi severim, hakkı ikrâh eylerim’ hükmüdür. Bu cümleden muratları, ‘Yağmurdan kaçarım, evlâdımı severim, ölümü sevmem’ demektir. Dolayısıyla dâimâ şifâ acı şeylerden hâsıl olduğundan nefsî hastalıkların tedâvisi husûsunda tefekkür-i mevtin büyük faydası hayli takdir toplamıştır.18

Es’âd Efendi, insanı dünyâya takılıp gaflete düşmekten kurtarması bakımından da kişinin sürekli ölümü düşünmesinin değerini şu şekilde ifâde etmiştir: ‘Hz. Peygamber’in (sav) ‘Ölümü çokça hatırlayınız’19 hadîs-i şerîfine dayanarak; tûl-i emel, mal ve mevki hırsı, hased, kibir ve benzeri bâtınî hastalıkları tedâvi husûsunda ölüm tefekkürünün vereceği faydaların çok büyük olduğunu İmam Gazzâlî (aleyhi rahmetü’l-Bârî) Hazretleri takdir lisânıyla açıklamışlardır.’20 Burada Es’âd Efendi’nin hadîs-i şeriften hareketle dünyâya ait beklenti ve lezzetleri kalpten çıkarmanın yolu olarak tefekkür-i mevt uygulamasını gösterdiği görülmektedir. Bu konuda geniş bilgi isteyenlere ise Gazalî’nin (ks) İhyâ’sına bakmalarını tavsiye etmiştir.

Erbilî (ks), Hz. Peygamber’in (sav): ‘Mü’minler ölmezler. Bilakis onlar bir evden bir eve nakledilirler’ ve  ‘Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur’21 gibi hadîs-i şeriflerini zikrederek, mü’min için ölümün korkulacak bir şey olmadığını ve yoğun bir şekilde yapılacak ölüm tefekkürünün bu konuda kişinin kalbini korku ve haşyetten temizleyecek bir uygulama olduğunu da sözlerine eklemiştir.22

Netîce olarak ifâde etmemiz gerekirse Es’âd-ı Erbilî (ks), tefekkür-i mevt konusunda Kur’ânî, nebevî, vicdânî ve terbiyevî bütün dayanakları dile getirerek konunun önemine dikkat çekmiş ve ölüm tefekkürünün kişinin maddî-mânevî olgunluğa ulaşmasındaki etkisine sıklıkla vurgu yapmıştır. Ölüm tefekkürü bağlamında dünyânın ve kişilerin geçici, Cenâb-ı Hakk’ın ise bâkî olduğu hakîkatini de dile getiren Es’âd Efendi, ancak bu hakîkatin idrâk edilmesi halinde kişinin kâmil mü’min olma yolunda sağlam adımlar atabileceği fikrini savunmuştur. Günümüz insanı da dünyânın kendisini peşine takıp sürükleyen ve türlü oyunlarla aklını başından alan hîlelerine karşı ölüm tefekkürünü bir zırh olarak görmeli, fânî oluşunu bu sûretle iliklerine kadar hissetmeli ve Bâkî olan Rabbine kulluk şuuruyla ibâdet etmeye yönelmelidir. Bu uygulama sâyesinde nefis dize getirilmeli ve nefsin kişiyi ve toplumu perişân eden her türlü oyunu bozulmalıdır. Tefekkür-i mevt uygulamasının hayâtımızdan uzaklaşmasıyla girilen kaostan, ölümü düşünerek hayâtın anlamını aramaya gayret edip çıkmalı ve aslî kodlarımızla hayâta bakabilmeyi başarmalıyız.

Dipnotlar:

1 Bu kavram ‘Râbıta-i Mevt’ şeklinde de ifâdeedilmiştir. Bu şekliyle ölümle kişinin bir ilgi kurması anlamına gelmektedir. İrfan Gündüz, ‘Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta’, Tasavvuf İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, Yıl:8 [2007], sayı:XIX, s.33.

2 Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, Kabalcı Yay., İstanbul 2002, s.244-245.

3 Âl-i İmran 3/185.

4 Nisâ 4/78.

5 Kaf 50/19.

6 Tirmizî, Zühd 4; Nesai, Cenaiz 3.

7 Tirmizî, Kıyâme 24.

8 Tirmizî, Zühd 59. Bu konuda geniş bilgi için bkz., Selim Özarslan, İslam’da Ölüm ve Diriliş Öğretisi, Nobel Yayınevi, İstanbul 2013; Bekir Topaloğlu, Mustafa Çağrıcı, Süleyman Uludağ, ‘Ölüm,’ DİA, c. XXVII, İstanbul 2007, s.34-39; Mevlüt Erten ‘Kur’ân’da Ölüm Panoraması (Kıyâmet Sûresi 26-30. Âyetlerine Yeni Bir Bakış)’, CÜİFD, Sivas  2011, Cilt: XV, Sayı: 1 Sayfa: 193-214.

9 Âl-i İmran 3/185.

10 Şuarâ 26/88-89.

11 Erbilî, Mektûbât, s.38. (Yedinci Mektup)

12 Tirmizî, Zühd 4.

13 Kasas 28/88.

14 Erbilî, Mektûbât, s.222. (Yetmişinci Mektup)

15 Bakara 2/156.

16 Erbilî, Mektûbât, s.294. (Yüz Dördüncü Mektup)

17 Erbilî, Mektûbât, s.312. (Yüz On Üçüncü Mektup)

18 Erbilî, Mektûbât, s.184-185. (Elli Dördüncü Mektup)

19 Hadîs-i şerîfin ‘Zevkleri bıçak gibi keseni (ölümü) çokça hatırlayın’ versiyonu için bkz; Tirmizî, Zühd 4.

20 Erbilî, Mektûbât, s.130. (Otuz Üçüncü Mektup)

21 İbrâhîm 14/7.

22 Erbilî, Mektûbât, s.108. (Yirmi Dördüncü Mektup)

Ayrıca kontrol et

Vakıf İnsan

Vakıf İnsan Alemdar İnsan Allah Teâlâ’ya adanmıştır. “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve …