Er-Rahîm(cc)

Er-Rahîm(cc)

Dr. Mehmet Sürmeli

ER-RAHÎM (CC): Âhirette mü’min kullarına keremiyle muâmelede bulunan. Yaratmış olduğu bütün varlıklara karşılıksız rızık veren, yarattıklarını koruyan, esirgeyen, bağışlayan ve onlara merhamet eden, âhirette ise sâdece mümin kullarına şefkat edecek, mü’minlerden başkasını cennetine koymayacak olan anlamında, Allah’ın esmâ-i hüsnâsından biridir. Er-Rahîm ismi, “رَحِمَ” fiilinden sıfatı müşebbehedir. Şefkat ve merhametindeki devamlılığı ve çokluğu ifâde eder. Rahmân ismini açıklarken beyân ettiğimiz üzere, “rahmet” kelimesinin Kur’ân’daki kullanılış biçimlerinin anlamları er-Rahîm ismi için de geçerlidir. Rahîm ismi Kur’ân’da 115 defa kullanılmıştır. Sâdece Tevbe sûresi 128. âyette Hz. Peygamber’in sıfatı olarak kullanılmıştır. Bu kullanım, Rahîm isminin has isim olmadığının da kanıtıdır. İsim olarak başkasına verilebilir.1

Yüce Allah, er-Rahîm ismini; “Ğafûr, Raûf, Tevvâb, Vedûd, Azîz, Rahmân, Rabb, Berr” isimleriyle berâber kullanmıştır. En çok da Ğafûr ismiyle berâber kullanmıştır. Allâh’ın Rahîm oluşu bâzı âyetlerde te’kîd kalıbında gelmiştir. Şu âyet buna örnektir: “Çünkü en iyi koruyucu Allah’tır ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.”2 Aynı te’kitli kullanım Yûsuf sûresinin 92. ve Enbiyâ sûresinin 83. âyetinde de vardır. Er-Rahîm isminin, Ğafûr ismiyle çok kullanılmasının hikmeti, insanı dünyâda iken günah ve isyanlardan dönüşe dâvet etmektir. Zîrâ bu dönüş özellikle i’tikâden gerçekleşmeyecek olursa âhirette er-Rahîm ismi kâfirler hakkında tecellî etmeyecektir. Nasslar bunu açıkça beyân etmektedir.3 Bundan dolayı “Allah Teâlâ; dünyânın Rahmânı, âhiretin Rahîmi’dir” denilmiştir. Hattâ bu sözü bâzı kaynaklar Hz. Îsâ’ya atfederler.4 Şu âyet, er-Rahîm isminin Müslümanlara tecellîsiyle ilgili önemli bir delildir: “(Tüm âlemlerin ilâhı ve Rabbi olan) O Allah ki sizi (inkâr, isyan ve cehâlet) karanlıklarından kurtarıp îmânın aydınlığına ulaştırmak için üzerinize rahmet ve bereketler yağdırmaktadır ve melekleri de (mü’minlerin kurtuluşu için gece gündüz O’na yalvarıp yakarmaktadırlar. Unutmayın ki) O, inananlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.”5

Fâtiha’yı dikkatle okursak görürüz ki Allah lafza-i celâlinden sonra gelen tüm isimler Rabbimizin isim ve sıfatlarıdırlar. Yüce Allah Kendisini, kullarını mârifette derinleştirmek ve yakîne erdirmek için isim ve sıfatlarıyla tanıtmıştır. Besmele’de ise “Allah” lafzından sonra hiç fâsıla verilmeden “Rahmân” ve “Rahîm” isimlerinin kullanılması çok mânidârdır. Rahîm isminin; Rahmân, Ğafûr, Afüvv, Tevvâb, Velî, Raûf ve Vedûd isimleriyle anlam yakınlıkları vardır. Rabb ismi terhîb, Rahîm ve Rahmân isimleri ise tergîb ihtivâ ederler. İbâdet ve tâate kulu yönlendirmeyi ve teşvîki içerir. Allah için bu isim medihtir.6 Rahmân ismi gibi Rahîm ismi de Arapça’dan türemiştir. Aksi görüşler sâbit nasslara aykırıdırlar.7 Peygamber Efendimiz (sav), er-Rahîm ismini esmâ-i hüsnâ içerisinde saymıştır. (İbni Mâce, Duâ, 10; Tirmizî, Daavât, 82)

Yukarıda îzâh ettiğimiz üzere er-Rahîm ismi husûsîlik ifâde eder. Kök fiillerinin de aynı olmalarından dolayı “Rahmân” ismi ile “Rahîm” ismini berâber ele almak doğru olandır. Bu anlamda rahmetle ilgili önceden yaptığımız açıklamalar er-Rahîm ismi için de geçerlidir. Sûfîler er-Rahmân ve er-Rahîm isimleriyle ilgili şunları söylemişlerdir: Rahmân nîmetleri vermekle, Rahîm kulunu korumakla; Rahmân tecellî ile Rahîm velî edinmekle; Rahmân ilâhî nurları keşifle, Rahîm emânet edilen sırları muhâfaza ile zuhûr eder. Kul ise bu isimlerden nasîbini alır. Bunları aslâ hakkıyla tefsîr edemez. Zîrâ insanların O’nu ilimleriyle ihâta etmeleri mümkün değildir.8

Er-Rahîm isminden Müslüman bir şahsiyetin alması gereken dersler vardır. Bu derslerin başında, en yakınlarımızdan başlayarak insanlara şefkat ve merhamet göstermek gelmektedir. Şefkatin bir tezâhürü olarak yakınlarla rahim aslâ kesilmez. Rahmi kesecek olan her türlü dargınlık ve küskünlükten uzak durulur. Zîrâ rahmi kesene Allah Teâlâ gazaplanır. Er-Rahîm sıfatının âhirette Müslümanlara tecellî edeceğinden hareketle, uhrevî rahmeti yok eden küfür, şirk ve îtikâdî nifâka karşı uyarıcılık yapmak bu isimle müsemmâ olmakla mukayyettir. Bu yaklaşıma göre, bir insan kâfir olarak ölür de er-Rahîm’in rahmetinden mahrûm olur endîşesiyle îmânı tecdîd, tevhîdi hayâtın genişlik alanına taşımak, bid’atların îtikâdî olanlarıyla mücâdele, irtidatlara karşı toplumu uyanık tutmak; bu güzel isimden alınan nasîbin semereleridirler. Toplumu uyarma göreviyle berâber, kendimiz hakkında da en çok endîşe edeceğimiz husus îmansızlıktır. Îmansıza semânın kapıları açılmaz ve terâzi bile kurulmaz.9 Îmansız gitmemek için dâimâ yakaza hâlinde olmak gerektiği gibi, yaşadığımız yerleri nöbet yeri bilip insanlarımızın kâfir olmamaları için ortaya nebevî bir cehd koymak zorunluluğu vardır.

Yüce Allâh’ın er-Rahîm isminden Hz. Peygamber Efendimiz en çok nasîbi aldığı için Rabbimiz, ona, “rahîm” sıfatını vermiştir.10 Rasûlullâh’ın bu adla isimlendirilmesi; Müslümanların rahîm oluşlarını, bu isimden aldıkları nasîbi test etmelerinin ölçüsüdür. Ümmetin îmânını korumak için Rasûlullah nasıl çalıştı, ânını bile dâvet ve tebliğle nasıl değerlendirdiyse, rahîm olan Müslüman da öyle olmalıdır. İnsanlığın kurtuluşu bu çalışmalarla olacaktır. Hidâyete eremeyenler için üzülmek insandaki rahmet vasfının göstergesidir. Hattâ dâvet ve tebliğde kibar olmanın hikmetlerinden biri de, kabalıkla insanları kaçırıp küfrün kucağına atmamaktır. Rasûlullah (sav), üzerindeki rahmet sebebiyle insanlara nezâketli davranmıştır. Katı ve kaba olmamıştır. Rahmet ehli bir Müslüman kimseye kaba davranmaz. Çünkü şefkat onun iliklerine kadar işlemiştir.


Dipnotlar

1 Taberî, Câmi’u-l Beyan, c. I, s. 86.

2 Yûsuf 12/64

3 Bak: A’raf 7/40; Kehf 18/105-106

4 İbni Kesir, Tefsîr’ü-l Kur’ân-i’l-‘Azîm, c. I, s. 19.

5 Ahzab 33/43.

6 Şevkâni, Feth’u-l Kadir, s. 15.

7 İbni Kesir, Tefsîr’ü-l Kur’ân-i’l-Azîm, c. I, s. 23.

8 Sülemî, Hakâik’u-t Tefsir, c. I, s. 36.

9 Bak: A’raf 7/40; Kehf: 105-106

10 Bak: Tevbe 8/128

Ağustos 2020, sayfa no: 30-31-32

Ayrıca kontrol et

İstikâmet

Her huy istikamete muhtaçtır. İstikamet ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Cömertlikte aşırıya kaçmak israftır. …