En Temel Meselemiz İnsana Yatırım / Alemdar

Hz. Ömer (ra)’in istediği, bir Ebu Ubeyde b. Cerrah’dı. Hazret-i Ömer (ra) arkadaşlarına:

“Bir şeyler isteyiniz” dedi. İçlerinden birisi:

“Allah yolunda infâk etmek için şu ev dolusu altınım olsun istiyorum.” dedi. Hz. Ömer:

“Daha isteyin” dedi. Bir başkası:

“Şu ev dolusu inci, zeberced ve yakutum olsun da Allah yolunda infâk edeyim, bunu istiyorum” dedi. Hz. Ömer (ra):

“Daha isteyin” deyince:

“Bu sözleriyle Emîrü’l-Mü’minîn ne demek istiyor” dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra):

“Ben, Ebu Ubeyde bin Cerrah gibi bir er istiyorum” dedi.

Hazreti Ebu Bekir (ra): “Analar, Hâlid gibisini doğurmamıştır!” diyerek, onu takdîr ediyordu.

“Ah keşke bana doğru, havuza gelen kardeşlerimi bir görsem de, içlerinde şerbetler olan kâselerle onları karşılasam. Cennete girmeden önce, onlara Kevser havuzumdan içirsem.”

Bu sözleri üzerine O’na denildi ki:

“Ey Allâh’ın Resûlü, biz senin kardeşlerin değil miyiz?”

O (sav) şöyle cevap verdi:

“Sizler benim ashâbımsınız. Benim kardeşlerim de beni görmedikleri hâlde bana inananlardır.”1

Arif Nihat Asya:

“İki Dünyâda Aziz Ümmet,

Muhammed Ümmetiydi” 

“Günler, ne günlerdi Yâ Muhammed;

Çağlar ne çağlardı:

Daha dünyâya gelmeden

Mü’minlerin vardı..” der.

Sevgili Peygamberimiz (sav): “Âdem aleyhisselâm benimle övündüğü gibi, ben de ümmetimden ismi Numan, künyesi Ebu Hanife olan bir zât ile övünürüm. O ümmetimin ışığıdır.”

“Ümmetimden Sıla isminde biri gelir. Onun şefâati ile çok kimseler cennete girer.” derken, işâret buyurulan İmâm-ı Rabbânî (ks) idi.

Seçilen zümrenin devamlılığına vurgu yapar (sav) Efendimiz. “Ümmetim mübârek bir ümmettir, evveli mi yoksa sonu mu daha iyidir bilinmez.”2

Necip Fazıl’ın işâret ettiği dört adam. 

“Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam; 

Alıp beni götürsün, tam dört inanmış adam…”

Vahyin ışığıyla aydınlatalım konuyu. Ashâb-ı Bedr’in sayısınca üç yüz on üç kişiydi Câlût’a yenilmeyen İslâm ordusu. Kemiyetin değil, keyfiyetin önemini belirtir Rabb-i Zü’l-Celâl: “Nice az topluluk çok topluluğa Allâh’ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle berâberdir.”3

Sütü yoğurt yapan damızlık, yemeğe lezzet katan tuz, çayı tatlandıran şeker çok değildir. Medîne’yi İslâm’la tanıştıran iki muallim, Antakya’ya kadar gelen iki havâri, âlemlere rahmet olarak gelen Muhammed Mustafâ (sav) bir kişidir. İlâhî kaynaktan, Muhammedî nurdan beslenenler az sayıdadır. Ama çağ açıp çağ kapamışlardır. Sekiz yıla seksen yıllık iş sığdırmışlardır. Arzın fethinde zafere erdikleri gibi, kalbin ve beynin fethinde de zafer kazanmışlardır. Senegal’deki Kur’ân okulunda on binlerce hâfız yetiştiren, Shaykha Meryem Niasse bunlardan biri. 

Genetiği değiştirilmiş GDO’lu gıdâlar sıhhatimizi altüst ediyor. GDO kullanımı hem doğa hem de canlılar üzerinde ciddî hasarlar bırakmaktadır. Fıtrata münâfî, yaratılışa aykırı, Allah Teâlâ’ya îmâna ve O’nu tanımaya muhâlif tavırlar, insanı hayvan, belki de daha aşağı varlıklar hâline dönüştürür. ‘İnsan insanın kurdudur’ diyen faşist görüş, fitne ve fesâdın odağı olmuştur. Kâinâtın sulhuna medâr olan İslâm bir hayat nizâmıdır. İnsanı Rabbânî terbiye ile eğitir. “Beni Rabbim terbiye etti, O ne güzel terbiye edendir.”4 hadîs-i şerîfiyle ilâhî terbiye gözetiminde yetiştiğini beyân eden Rasûlullah (sav)’in davranışları örnektir bize. “And olsun ki Allâh’ın Rasûlü’nde, Allâh’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman, Allâh’ı çok zikreden kişiler için güzel bir örnek vardır.”5

İlm-i ezelîde insana yatırım yapılmıştır. Cenâb-ı Hakk, kâinâtı insan için, insanı da Zât’ı için halk etmiştir. Yaratılış gâyemiz de O’na lâyık kul olmaktır. Sevdiği kullar Rabbimizin, Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Allâh’ın kullarından Allâh’a en sevgili olanlar: Güneşi ve ayı gözleyenler, Allâh’ın kullarını Allâh’a sevdirenler ve Allâh’ı da kullarına sevdirenlerdir.”6 “Güneşi ve ayı gözleyenler” tâbîri ile kastedilenler müezzinlerdir. 

Cenâb-ı Hakk Dâvûd (as)’a şöyle vahyetti:

“Ey Dâvûd! Beni sev, Beni seveni de sev ve Beni kullarıma sevdir.” Bunun üzerine Dâvûd (as) dedi ki:

“Yâ Rabbi! Sen biliyorsun ki ben Seni seviyorum, Seni seveni de seviyorum. Lâkin Seni kullarına nasıl sevdireceğim?”Dâvûd (as)’ın bu sorusu üzerine Cenâb-ı Hakk şöyle buyurdu:

“Kullarıma Benim âyetlerimi, nîmetlerimi ve belâlarımı hatırlat!”

İlk insan ve ilk Peygamber Âdem (as)’dan son Peygamber Muhammed Mustafa (sav) Rabbimiz tarafından gözetilerek, bizim faydamıza gönderildiği gibi, ümmet-i Muhammed de bu gâyeye mâtuftur.

“Siz, insanlığın kurtuluş ve mutluluğu için yeryüzü sahnesine çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; hayâta doğrudan müdâhale eden toplumsal bir güç olarak insanlara adâleti, doğruluğu, iyiliği emreder ve yaygınlaştırırken; zulme, haksızlığa, isyankârlığa, günâha, kötülüklere engel olursunuz. Çünkü siz, Allâh’a ve O’nun gönderdiği bütün kitaplara ve elçilere gerektiği gibi inanırsınız.”7

Mürşid-i kâmilin hedeflediği, insanda, ahlâkî değerlerin yerleşmesini sağlamaktır. İnsanın kişilik gelişiminin önündeki en büyük engel nefsdir. Bu sebeble, Zât-ı Ecell ü A’lâ’ya kavuşmayı isteyen Bâyezid Bestam’a (ks) Rabbimiz şöyle buyurur: “Nefsini bırak ve gel.”

Kişinin, özünde kaybettiğini tekrar kazanmasıdır, insana yapılacak yatırım.

Şahsında gizli hazîneyi ortaya çıkarmaktır insana yapılan yatırım.

Sevgili Peygamberimiz (sav): “İnsanlar mâdenler gibidir. Câhiliye devrinde hayırlı olanlar, dinde ilim sâhibi olurlarsa İslâm devrinde de hayırlı olurlar.”8 buyurarak, mâdenlerin işlenmesini, mizaç ve kābiliyetlerinin dikkate alınarak yetiştirilmesini ifâde buyurur.

Gâye insan, hayat çehresini âhiret çehresiyle birleştirip Mevlâ-yı Müteâl’i özlemektir.

Hz. Peygamber’in, “Allâhım! Asıl hayat âhiret hayâtıdır, asıl saâdet ebediyet saâdetidir!” 

“Kim Allâh’a kavuşmayı arzu ederse Allah da ona kavuşmayı ister; kim Allâh’a kavuşmayı istemezse Allah da ona kavuşmayı istemez.”9

Senin aşkınla Mecnûn’um ve lâkin iştihârım yok

Dem-â-dem dâğ-ı hasretle figandan başka kârım yok

♦️

Metâ-ı lütfunu almak için sermâyesiz geldim

O dürlü bir tehî-destim ki hattâ ihtiyârım yok

♦️

Ne ilm-ü ma’rifet verdin ne câh-u menkıbet yâ Rab

Bi-hamdillah ki bir zerre medâr-ı iftihârım yok

♦️

Benî nev’-i beşer resminde ancak bir heyûlâ var

Cihânda kâm alırdım ben olaydı ger o vârım yok

♦️

Ne dârım var benim Es’ad ne de meyl-i diyârım var

Cemâl-i yârdan başka diğer bir intizârım yok

Es’ad-ı Erbilî (ks)

Dipnotlar:

1 Gümüşhânevî, Ramûzu’l-Ehadis s. 361.

2 Kamûzu’l-Ehadis s. 83, 1151. Hadis.

3 Bakara, 2/249.

4 Suyuti, c.sağır, c.1, s.12.

5 Ahzab, 33/21.

6 Beyhaki, es Sünenü-l Kübra.

7 Âl-i İmrân, 3/110.

8 Ahmed b. Hanbel, Müsned

9 Müslim, Zikir, 14.

Ağustos 2021, sayfa no: 4-5-6

Ayrıca kontrol et

Esmâ’da Esrâr / Alemdar

Her şeyin Hâlık’ı, yaratan ve yaşatanı Mevlâ-i Müteâldir. O’ndan geldik O’na döneceğiz. Rûhundan ruh üflemesiyle …