Efendimiz’in (sav) Özel Hayâtından Tabiat Âleminden Sünnet ve Tavsiyeler

Canlılar
Allah Resûlü (sav) zaman zaman kâinâtın yaradılışı, geçmiş ve gelecek diğer mahlûkât hakkında, Allâh’ın kendisine bildirdiği ve kendisinin de istediği kadar bilgi verirdi. (Buharî, K.S.-1686, 1689) “Başlangıçta Allah vardı, O’ndan başka birşey yoktu. O’nun arşı, suyun üzerinde bulunuyordu. Sonra gökleri ve yeri yarattı.” (Buharî, Tirmizî, K.S.-1684) “Allah yedi semâyı yarattı, her birinin kalınlığı beş yüz yıl yürüme mesâfesidir.” (K.S.-1690)

Allah (cc) Hz. Âdem’i yarattıktan sonra onu eğitmiş, bazı bilgilerle donatmıştır. (Ebu Davud, Tirmizî, K.S.-1699)

Efendimiz (sav), insanların farklı renklerde oluş sebebini, Allâh’ın Hz. Âdem’i yaratırken farklı renklerde toprak kullanması ile açıklamıştır. (Ebu Davud, Tirmizî, K.S.-1698)

Melekler nûrdan, cinler ise dumanlı bir alevden yaratılmışlardır. (Müslim, K.S.-1700)

Allah (cc) aklı yaratınca, “Seni nezdimde yaratılmışların en sevgilisi olana vereceğim” dedi. (Rezin, K.S.-1687)

Resûlullah (sav), insan ve diğer canlıların birbirine olan merhametinin, Allâh’ın (cc) merhametinden yüzde birlik bir bölüm olduğunu haber vermiştir. İnsan, hayvan ve cinler bu küçük kısım sâyesinde yavrularına, kendilerine merhamet etmektedirler. (Buharî, Müslim, Tirmizî, K.S.-1983, 1984, 1985)

Kuşların uçuşunda veya başka şeylerde uğursuzluk kabûl etmek doğru değildir. Efendimiz (sav), bunun bir kuruntu olduğunu buyurur. (Müslim, Ebu Davud, Nesei, K.S.-2710)

“Uğursuzluk içinden geçince (aldırma, planladığın işi) icrâ et!
Haset edince (bu duygunun peşine düşüp) yapma!
Zanna düşünce de tahkîk etmeye kalkma!” (K.S.-c.9 s. 8)

Hayvanlar
Allah Resûlü (sav) hayvanlara iyi muamele edilmesini, zararsız hayvanlara ilişmemek gerektiğini (Ebu Davud-3981) emrederdi. Onlara yapılan iyi muamele için bir ecir olduğunu haber vermişti. “Evet, her yaş ciğer sâhibi için bir ecir vardır.” (Buharî, Müslim, Muvatta, Ebu Davud, K.S.-1987)

Resûlullah (sav) yolculukta mola verdiği zaman, hayvanların yerini belirlemeden, onların ihtiyaçlarını görmeden namaza başlamaz, dinlenmezdi. (K.S.-c.7 s. 283) Yolculukta mola verdiği zaman hayvanların yuvalarının veya geçiş yerlerinin üzerinde konaklamazdı. “Mola verdiğiniz zaman yoldan sakının, çünkü orası geceleyin haşerâtın sığınağıdır.” (Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, K.S.-2186)

Onlarla ünsiyet kurar, sıkıntılarını giderirdi. Bir defasında bir deve ağlayarak yanına gelmiş, Peygamber Efendimiz de (sav) onun gözyaşlarını silmiş, sâhibini çağırtmış ve şöyle uyarmıştı: “Allâh’ın sana verdiği bu hayvan hakkında Allah’tan korkmaz mısın? Deven, senin kendisine yeterince yem vermediğinden ve fazla çalıştırıp yorduğundan şikâyetçi oldu.” (Ebu Davud-8298, K.S-1990)

Resûlullah (sav), hayvanları sağarken eziyet vermemek için tırnakların kesilmesini, ağıllarını temiz tutmayı, memesinde yavrusu için de süt bırakmayı, yaradılış gâyesi dışında kullanmamayı, serkeşlik yapsa bile yumuşak muamele etmeyi, boğazlamadan herhangi bir uzvunun kesilmemesini, keserken güzel muamele etmeyi, hayvanlara zarar vermemek için yol üzerinde konaklamamayı, abdest bozmamayı emrederdi. (K.S.-c.7 s. 281-289)

Hırçınlık yapan hayvanlara merhamet edilmesini emrederdi. Hz. Aişe (r.anha), devesi hırçınlık yapınca onu ileri geri sürmeye, zorlamaya başlar. Bunun üzerine Efendimiz (sav) şöyle buyurur: “Rıfkla, tatlılıkla muamele edin!” (Müslim, K.S.-1996)

Hayvanların da kendi dilleriyle Allâh’ı tesbih ettiğini söylemişti. Bir karıncanın kendisini ısırması üzerine karıncaların yuvasını ateşe veren bir peygambere, Allah şöyle vahyetmiştir: “Seni bir karınca ısırdı diye, Allâh’ı tesbih eden ümmetlerden bir ümmeti yaktın!” (Buharî, Müslim, Ebu Davud, Nesei-8303, K.S.-1994)

Merkep anırması, köpek havlaması duyulduğunda istiâze getirilmesini (şeytandan Allâh’a sığınılmasını) isterdi. (Ebu Davud-7595, K.S.-5951) Horoz ötüşünün melek görmesi, merkebin anırmasının şeytan görmesiyle de ilgili olduğunu bildirmiştir. (Buharî, Müslim, Tirmizî, Ebu Davud-7594, K.S.-5950) “Horoza sövmeyin! Çünkü o namaza uyandırır.” (Ebu Davud-8046)

Mâhiyetinde olan hayvanlara isim verirdi. Kusva, Adbâ isimli develeri meşhurdur. (Ebu Davud-3626) Hicret yolculuğunda kendisine yardım eden Evs adındaki adamın kölesi sâhibinin yanına gideceği zaman, ona şu tâlimâtı verdi: “Efendine söyle, devesine bir isim versin!” (Taberânî-6440)

Hayvanlara ikramda bulunurdu. Bir defasında Resûlullâh’ın yanından bir kedi geçince, su çanağını ona uzattı, su içirdi. (416-Taberânî) Günahkâr bir kadının, susayan bir köpeğe su vermesinden dolayı bağışlandığını (Buharî, Müslim, Ebu Davud-8296, K.S.-1987, 1988), bir başka kadının da bir köpeğe (bir rivâyete göre kediye) kötü muamelesinden dolayı cehenneme atılacağını (cezâ göreceğini) haber vermiştir. (Buharî, Müslim-8297, k.s.-1989)

Kedilerin necis olmadığını (Muvatta, İbni Mace, Tirmizî, Nesei, Ebu Davud-414, K.S.-3525), ancak etlerinin yenmeyeceğini ifâde etmişti. (Ebu Davud, Tirmizî, K.S.-5191)

Resûlullah (sav), Allah (cc) yolunda mücadele ederken binilen atlara “Allâh’ın atları” derdi. (Ebu Davud-6202) Bir sefere katılan Ahnes ve atlarına duâ etmişti. (Buharî, Müslim, Ebu Davud-6684)

Atlardan farklı desen ve beneklerde olanları tercih eder, daha çok severdi. (Tirmizî, İbn-i Mâce, K.S.-2220)

Allah (cc) yolunda yarayacak atlar hazırlanmasını, onlara şefkatle yaklaşılmasını emrederdi. “Allah yolunda at besleyin, alınlarından ve arkalarından okşayın. Boyunlarına (nazardan korkmak adına) kiriş bağlamayın.” (Ebu Davud, Nesei, K.S.-2219)

Kişinin sâhip olduğu canlı cansız tüm varlıklar, sevap ve günâha vesîle olabilir. “Atlar ise üç kısımdır. Kişi için ecre vesîle olan atlar, setre vesîle olan atlar ve vizre vesîle olan atlar.”

Atların bakımını yapar, onları çok severdi. (Muvatta, Nesei-6338, 6339)

Atların perçemlerini, yelelerini ve kuyruklarındaki tüyleri kesmeyi hoş görmezdi. (Ebu Davud-6335)

Hayvanlara binerken eziyet etmeyi, üzerinde fuzûlî yerde gezinmeyi yasaklardı. “Hayvanlara eziyet vermeyin.” (Ebu Davud, K.S.-1991, 5334) Onları haksız yere öldürmeyi yasaklardı. (Nesei, K.S.-1951)

Peygamber Efendimiz (sav), damızlığı aştırmadan dolayı belli bir ücret verilmesini yasaklamamıştı. (Tirmizî, Nesei, K.S.-5194)

Allah Resûlü, turunç ve kırmızı güvercine bakmaktan hoşlanırdı (Taberânî-4578). Ancak kuş ve benzeri hayvanlarla oynamayı, zaman harcamayı hoş görmemiştir. (Ebu Davud-8016, K.S-5331)

Hayvanları kızıştırarak güreştirmeyi, dövüştürmeyi kesin olarak yasaklamıştı. (Ebu Davud, Tirmizî-8017, K.S.-5332) Canlı hayvanlara müsle (işkence) yapmayı (İbn-i Mâce, K.S.-6941), onları hedef tahtası yapanları lânetlemiştir. (Buharî, Müslim, Nesei-8018, K.S. c.7 s.227, K.S.-5333) Hayvanlara lânet edilmesini yasaklardı. (Müslim, Ebu Davud-8044)

Hayvanları üzmeyi, yavrularını anne-babasından almayı, karıncaların yuvasını yakmayı şiddetle yasaklamıştır. (Ebu Davud-8301, K.S.-1992) Bir sahabi bazı yavru kuşları almış, anne kuş da etrâfında geziniyordu. Peygamber Efendimiz (sav) bu durumu kınayarak, kuşu aldığı yere bırakmasını söylemiştir. (Ebu Davud-8302)

Bir kuşu sırf zevk, eğlence olsun diye öldüren kişiye karşı, o hayvanın âhirette dâvâcı olacağını hatırlatmıştır. (Nesei, K.S.-5335)

Allah Resûlü (sav), av ve çoban köpeği gibi zorunlu haller dışında köpek beslemeyi yasaklamıştı. (Buharî, Müslim, Muvatta, Tirmizî, Nesei, K.S-3480)

Zararlı Hayvanlar
Allah Resûlü şu hayvanların öldürülmelerini emretti: Karga, çaylak (bu ikisi ürkütülüp uzaklaştırılır); akrep, fâre, kuduz köpek (Buharî, Müslim, Ebu Davud, Nesei, İbn-i Mâce-3954, K.S.-4938), yılan, saldırgan ve yırtıcı her türlü yabânî hayvan. (Tirmizî-3956, Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, Muvatta,K.S.-4940)

Karınca, arı, hüthüt gibi hayanların öldürülmesini yasaklamıştı. (Ebu Davud, K.S.-4951)

Ve zararlı köpeklerin öldürülmesini emretmişti. (K.S-c. 10, s. 280) Gerekmediği halde köpek beslemenin rızkın azalmasına sebep olduğunu söylerdi. (Rezin, K.S.-4950)

Kertenkele Hz. İbrâhim’in ateşinin söndürülmesine yardımcı olmuş bir hayvandır. (Müslim, Ebu Davud, Nesei, Tirmizî-3971)

Hasta olan hayvanlarla sıhhatli olan hayvanların berâber bulunmasını istemezdi. (Buharî, Müslim, Ebu Davud-7609)

Evde yılan görüldüğü zaman, “Nûh’un gemiye alırken aldığı söz hakkı için, Süleymân’ın sizden aldığı söz hakkı için zarar vermeyin.” deyip, evi terk etmesini istememizi, eğer gitmezse o zaman öldürmemizi tavsiye etmişti. (Tirmizî, Ebu Davud, K.S.-4942)

Efendimiz (sav)”den…
“Kediler, erkek olsun, dişi olsun, sizin evinizdeki ziyâretçilerinizdir.” (Muvatta, İbn-i Mâce, Tirmizî, Nesei, Ebu Davud-414)

“Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah’tan korkun!
Onlara besili olarak binin ve etini de besili olarak yiyin!” (Ebu Davud-8299)

“Eğer süt emen çocuklar, beli bükük yaşlılar, otlayan hayvanlar olmasaydı, üzerinize azap sel gibi gelirdi.” (K.S c.7 s.287)

Mehmet Nezir Gül 

Ayrıca kontrol et

Deniz / Alemdar

Cenâb-ı Hakk, ilim ve kudretinin sınırsız oluşunu, deniz misâliyle haber verir: “Ey Peygamber! Yaratanın sonsuz …