Yazarlar

El-Alîm (cc)

EL-ALÎM (CC): Her şeyi hakkıyla ve tüm detaylarıyla bilen. İlminin her mâlûmâtı ve mevcûdâtı kuşattığı mutlak âlim, var olanı varlık hâlinde de, var olmadan da, yok olduktan sonra da bilen ve takdîr eden, göğüslerin içinde sır olanları bile tüm detaylarıyla ve ilmiyle kuşatan, ilminin hiçbir şeyi dışarıda bırakmadığı mutlak ilim sâhibi anlamında, Allah Teâlâ’nın esmâ-i hüsnâ’sından biridir. el-Alîm ismi, sıfat-ı müşebbehe …

Daha fazlası »

Editör’den…

Tasavvuf ve İstikâmet Cüneyd-i Bağdadî (ks) Hazretleri, “Tasavvuf bir evdir, kapısı şeriattır” der. Bu tek cümlelik sözle tasavvuf yolunun çizgisi açık ve net olarak ifade edilmiştir. Kur’ân ve Sünnet’e bağlılık noktasında en ufak bir tavizi kabul etmeyen bu yolun hedefi, kişiyi istikamete ulaştırmak, istikamette sabit kılmaktır. İstikamet ise niyet ve amelde Yüce Mevlâ’nın işaret ettiği şekilde yaşayıp, ebedî yurda gayretle …

Daha fazlası »

Ufukta Görünen

Ufukta Görünen Alemdar Görünenler ve görünmeyenler: “Görmeyenle gören, karanlıklarla aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz. Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediğine elbette işittirir; ama sen kabirlerdekilere de işittirecek değilsin!” (Fâtır, 19-22.) “Gören” kelimesi mü’mini, “kör” kelimesi kâfiri, “aydınlık” îmânı, “karanlıklar” küfrü, “gölge” rahatlığı ve huzûru, “sıcak” sıkıntıyı ve yakıcı ateşi, “diriler” mü’minleri, “ölüler” kâfirleri anlatmak için kullanılmıştır. Zîrâ mü’min …

Daha fazlası »

İhyâ-i Sünnet

İhyâ-i Sünnet Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks) Hengâm-ı kurb-i kıyâmette ve vakti terâküm-i zulumâtta, âlem ise bu girdâb-ı zulumâta düşmüştür. Bu zamanda bir sünneti ihyâ ve bid’ati terk ile tarîk-i müstakîmi bulmak, ancak envâr-ı sünen-i nebeviyye olmadıkça muhâldir. Ve etvâr-ı nübüvveti iltizâm etmedikçe necât müyesser olmak da mahz-ı hayâldir. Muhabbet-i Zâtiyye-i İlâhiyye’ye vusûl, Habîb-i Rabbi’l Âlemîn’e ittibâsız aslâ sûret bulmaz. “Habîbim …

Daha fazlası »

Seyr ü Sülûkta Teslîmiyet ve Sabır

Seyr ü Sülûkta Teslîmiyet ve Sabır Kalemdar (ks) Kıymetli kardeşlerim! Azgın nefsimizi terbiye etmek için mürşide teslîmiyet gerekir. Mürşid-i kâmilin nefsimizin ıslâhı için bizleri tâbî tuttuğu her türlü imtihâna da sabretmek gerekir. Nefis terbiyesinde teslîmiyet ve sabır çok önemlidir. Sizlere bu meseleyi daha da kolaylaştırmak için, uzun yıllar şeyhlerine hizmet eden iki mürîdin menkîbesini nakledeyim: Şeyh Efendi, bir gün yatsı …

Daha fazlası »

2. Îmân’ı Bize Öğreten İmam Ebû Mansûr Mâtürîdî (rha)

2. Îmân’ı Bize Öğreten İmam Ebû Mansûr Mâtürîdî (rha) Prof. Dr. Musa Yıldız Ecdâdımız İslâm dînini benimsedikten sonra çoğunlukla, ibâdet ve sosyal ilişkilerini İslâm’ı bize öğreten en büyük İmam Ebû Hanife’ye (rha), inanç ilkelerini İmam Mâtürîdî’ye (rha), kucaklayıcı, sevdirici, üretici tasavvufî anlayışlarını da Hoca Ahmet Yesevî’ye (ks) göre düzenlemişlerdir. Bugünkü Özbekistan Cumhuriyeti’nin sınırları içinde bulunan Semerkand’ın dış mahallesi olan Mâtürîd’e …

Daha fazlası »

Silsile-i Sâdât-ı Kirâm
6. Ebu’l-Hasan Harakânî (Ks)

Silsile-i Sâdât-ı Kirâm6. Ebu’l-Hasan Harakânî (Ks) Prof. Dr. Musa Yıldız Silsilede emâneti Bâyezîd-i Bistâmî (ks) Hazretleri’nden mânen devralmıştır. “Zât-ı Pâk” diye anılır. Tam adı Ebu’l-Hasan Alî b. Ahmed (Ca‘fer) el-Harakânî’dir. 963 yılında İran’ın Horasan eyâletindeki Bistâm kasabasının kuzeyinde Harakân köyünde çiftçi bir âilenin çocuğu olarak dünyâya geldi. Kaynaklarda ümmî olduğu, Bâyezîd-i Bistâmî’nin mânevî bir işâreti üzerine Kur’ân okumaya başladığı kaydedilmektedir. …

Daha fazlası »

Ufuk Dünyâmızın Selâmeti Niyetimizin Sıhhatine Bağlıdır

Ufuk Dünyâmızın Selâmeti Niyetimizin Sıhhatine Bağlıdır Prof. Dr. Kadir Özköse İslâm’da en önemli ölçüt niyetimizin sıhhatidir. Ameller niyetlere göredir. Her ne yaptıysak, her türlü işlerimizin ve faaliyetlerimizin seyri, ibâdetlerimizin kalitesi onların yapılış niyetine göre anlam kazanmaktadır. İdealden yoksun olup yaşantısına anlam katamayan ve ilâhî ölçülere riâyetten uzak olanların hâl-i pür-melâllerini Rabbimiz şu şekilde beyân etmektedir: “Hevâ (ve heveslerini) kendisine ilâh …

Daha fazlası »

Ufkumuz Kur’ân ve Sünnet Olsun

Ufkumuz Kur’ân ve Sünnet Olsun Prof. Dr. Ali Akpınar Müslüman büyük düşünen, büyük hedefleri olan ve bu hedeflerine ulaşmak için gece gündüz çalışan ufuk insanıdır. Zîrâ o, Ufuk Peygamberinin ümmetidir. O Peygamber ki bu dünyâdan giderken ümmetine iki büyük emânet bırakmış ve bu iki emânete sıkı sıkıya sarılmalarını onlara tavsiye etmiştir: “Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sarıldığınız sürece sapmazsınız. Allâh’ın …

Daha fazlası »

Yûnus Emre’de Akıl ve Gönül

Yûnus Emre’de Akıl ve Gönül Mustafa Özçelik Eger akıl başdayısa gönülde ol tuşdayısa İkisi bir işdeyise düşman bana kâr eylemez Yûnus Emre Yûnus Emre’nin şiirlerine bakıldığında, gerek Dîvân’ında gerekse Risâlet’ün-Nushiyye’sinde hem “akıl” hem de “gönül” kavramına özel bir yer verildiği görülür. Bu yüzden onu hem “gönül” hem de “akıl” şâiri olarak görmek gerekir. Bu durum, onun tevhîdî inanışı gereği insanı …

Daha fazlası »