Anasayfa / Yazarlar / Fatih Çınar (Sayfa 5)

Fatih Çınar

Mektûbât-ı Es’âd-ı Erbilî (ks) (20. Mektup)

İltifat dolu mektubunuz elime şükranla ulaştı ve bizleri sevinçle süsledi. Yeni memuriyetinizi tebrik ederim. ‘Hayr, Allâh’ın seçtiği şeydedir’ bildiğiniz bir hakîkattir. Maaşın indirilmesine gelince, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: ‘Zikrin hayırlısı hafi/gizli, rızkın hayırlısı ise yeterli olanıdır’. Cenâb-ı Hakk’a şükürler olsun ki sizi bu iki hayırla taltif buyurmuştur. Dünyânın yükselme ve inişine önem vermeyeceğinizi vicdânen bilirim. Özellikle israf ve mal …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’âd-ı Erbilî (ks) (19. Mektup)

Sayısız lütuflarla bezenmiş, ilim ve irfan ile süslenmiş, ârif ve âlimlere layık iltifatlarla dolu mektubunuzu minnet borcu altında ezilen parmaklarımla alıp hayr dualarımı Cenâb-ı Hakk’a arz ettim. Nutfeden kan pıhtısını kan pıhtısından kemikleri yaratan, kemikleri et ile örten ve beşerî organları tekmil etmek suretiyle insan suretini meydana getiren ve ruh vermekle onu canlandıran ve ağlamaktan başka bir şeye güç yetiremeyen …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’âd- Erbilî (ks) (17. Mektup)

Maddî ve mânevî olgunluklarla süslemiş olduğunuzu göstermeye kâfî ve sonsuz ilâhî inâyetlerle nurlandığınızı isbâta delîl olan, misk kokulu kaleminizin incileştirdiği kıymetli sözlerinizle iftihar vesîlesi değerli cevher gibi ifâdelerinizi onurla gördüm. Murâkabeden dolayı birkaç kelime sarf buyurmuş olduğunuz için bu münâsebetle cevâbında şunları arz etmek isterim: Aslî yüce makâmından ayrılıp süflî ten kafesine inen ve tekrar yüksek burçlara yükselmeye kâbiliyeti olan …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’âd- Erbilî (ks) (16. Mektup)

Tevâzuunuzun eseri olarak lutfedip göndermiş olduğunuz iltifat dolu ikinci bir mektubunuza da ulaştım. Duyduğum mânevî memnûniyet duygumu ve oluşan mânevî sevincimi târif ve anlatmak için cevher saçan bir kaleme ve amber misâli bir mektuba muhtâcım ki her noktasında saklanan ve her nüktesinde gizlenmiş olan zarâfet eserleri ve mutluluk meyveleri keşf ve izah lâyık olsun. Heyhât, heyhât. Dolayısıyla ‘insanı söyleten muhatabıdır’ …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’âd-ı Erbilî (ks) (15. Mektup)

Maddî-mânevî fetihlerle ve rûhânî delillerin uğurlu feyizleriyle donanmış iltifat dolu mektubunuz alınıp büyük bir neşe ile okundu. Nasıl sevinilmesin ki mektubunuz, ‘Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım’1 ve ‘Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik’2 meâlindeki ilâhî hitâba mazhar olan kâinâtın medâr-ı iftihârı (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz Hazretleri tarafından velâyet-i nübüvvete işâret olan ‘Biz seni yeryüzünde hâlife tâyin ettik, dilediğin şekilde hükmet’3 …

Daha fazlası »

Gül Kokusunu Gönüllere Nakşeden Bir Velî: Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (ks)

  Müslümanlar, Hz. Peygamber’i (sav), vahyi/Kur’ân-ı Kerîm’i anlama ve vahyin çizdiği çerçeve içerisinde hayâtı anlamlı kılabilmeye açılan bir kapı olarak görmüşlerdir. Bu sebeple İslâm’ın ana kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm’den sonra, Hz. Peygamber’in (sav) söz, fiil ve takrirlerini ifâde eden Sünnet-i Seniyye’yi dînin ikinci kaynağı olarak kabûl etmişlerdir. Sûfîler ise maddî olarak aramızdan ayrılan Hz. Peygamber (sav) ile hemhâl olabilmek için …

Daha fazlası »

Muhammed Es’ad-ı Erbilî’nin (ks) ‘Mektûbât’ında Duâ Cümleleri

Çağımız ‘iletişim çağı’ olarak nitelendirilmektedir. İletişimin bu denli hızlı ve yaygın bir şekilde gerçekleştiği günümüzde insanların ilişkilerinde aynı hız ve yaygınlığı gördüğümüzü ifâde etmek mümkün gözükmemektedir. İletişim, insanın hemcinsleriyle münâsebetini göstermesi bakımından her dönemin en dikkat çekici konularından birisi olmuştur. Teknolojinin gelişimiyle birlikte birçok âletin (bilgisayar, televizyon, cep telefonu vs.) iletişimde kolaylık sağladığı günümüz dünyâsına gelmeden önce de insanlar iletişimin …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’ad-ı Erbilî (ks) (11. Mektup)

İhvân-ı tarîkat tarafından sorulan bâzı soruların cevâbıdır: Soru 1. Yüce bir tarîkata mensup olan bir kimse diğer bir yüce tarîkata intisâb edebilir mi? Cevap: Bu kimse eğer şeyhi vefât etmişse herhangi bir yüce tarîkatta kâmil bir zâta ulaşırsa tereddütsüz intisâb etmeli ve tarîkattaki eksikliklerini tamamlamalıdır. Vefât etmemişse aynı şekilde intisâb edebilir. Çünkü yüce tarîkatta tekâmül etmiş olan bir zât bütün …

Daha fazlası »

Gönül Şehrinin Huzur ve Sükûnete Açılan Kapısı: Nefs-i Mutmainne

Kur’ân-ı Kerim’de ‘Ey huzura eren nefs!’1 şeklinde hitâb edilen ve Hz. Peygamber’in (sav) ‘Yâ Rabbi senden itmînâna ermiş bir nefs istiyorum’2 duâsıyla ideal bir hedef olarak mü’minin ulaşması istenen nefs mertebesine ‘nefs-i mutmainne’ denir.3 Nefs-i mutmainne derecesine ulaşan bir sâlikin kalbi, nurlanmasını tamamlamış bir kalptir. Bu kimse kötü özelliklerden kurtulmuş ve güzel ahlâk ilkeleriyle bezenmiş bir karaktere ulaşmıştır. M. Ali …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’âd- Erbilî (ks) (10. Mektup)

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın adıyla ‘Namaz, her türlü hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar’[1] âyet-i celîlesine göre namaz kılan mü’minlerin hepsi bütün kötülük ve yasaklardan korunmuş olması gerekirken nice namaz kılanların birtakım haram ve yasaklardan kendilerini kurtaramadıkları görülmektedir. Binâenaleyh bu konudaki müşkillerin hâlli için müracaat eden bir zâta vermiş olduğum cevâbı, isteyen ihvânın da gözden geçirmeleri için kısaca yazmaya çalışacağım. Şöyle …

Daha fazlası »