Alemdar

Ali Ramazan Dinç Efendi, Ali Ramazan Dinç Hocaefendi, Alemdar Ali Ramazan Dinç Efendi, Alemdardan Yazılar, Ali Ramazan Efendi

Kur’ân

Namazı müteakip hafız bir kardeşimiz, “Efendim, bir günde Kur’ân’ı hatmetmek istiyorum.” deyince, “Kardeşim, Kur’ân’ı bir günde hatmetmen güzel ama bunu her zaman yapabilir misin? Çünkü Efendimiz (s.a.v), “Ameli Allah’a en güzel olanınız, az da olsa devamlı olandır.” buyuruyor”, dedim ve onun Kur’ân’a olan muhabbetine hayran kaldım. Hafiz kardeşlerimiz günde en az bir cüz, okumakta yetenekli olanlarımız yarım cüz, zorluk çekenlerimiz …

Daha fazlası »

Kurumasın Membalar

Şarıl şarıl akan sular, gürül gürül giden çaylar, ırmaklar akmaz oldu, bu yıllarda. Yağdığı yerlerde yağmurların sel ve felaket, yağmadığı yerlerde ot ve nebatat bitmiyor. Sıcakların bütün dünyada artması daha birçok olumsuzlukları getiriyor yanında. Bu dünya da bitecek elbet bir gün. Semavat, ölü yere rahmetini indirmezse; arz, sebze ve meyvesini vermezse ALLAH (c.c) korusun kıtlık başlar, huzursuzluk meydana gelir dünyada. …

Daha fazlası »

Müslüman’ın Kimliği

İnsanların birbirinden farkı ne etinde ne kemiğinde ne de boy ve bosundadır. Üstünlük ruhunun kemâlindedir. “Ey insanlar! Haberiniz olsun ki biz, sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık!” (Hucurat 13) hitabıyla Mevlâ’mız, bütün insanların, bir beşer olması itibariyle eşit olduğunu, Efendimiz (sav) de şerefin, “ebedî âlemde saadeti temin eden iman” olduğunu belirtir. “İnsanlar iki kısımdan ibarettir: Biri mü’min, müttaki (Hakk’tan …

Daha fazlası »

Umre Hatıraları

Geçen sene Ramazan-ı şerifte teravih namazını Ravza-i Mutahhara’da, Peygamberimiz (s.a.v)’in mescid-i saadetlerinde edâ ederken, bir daha ne zaman gelebilirim düşüncesiyle meşguldü gönlüm. Kardeşlerinin hepsini bu güzel beldelere getirmeye muvaffak olduk, elhamdülillah, Taha’nın. Onun da hakkını yerine getirmek için Haziran ayında okulların tatil olduğu mevsimi düşünürken, “Daha o tarihe çok var Yâ Rab” diye feryad edeceğim an, zorla tutmuştum kendimi. Bizi …

Daha fazlası »

Seyr-i Sülûk (Rabıta)

Rabıtasız ders olmaz. Rabıtasız dersi, bir mahalle caminin imamı da tarif eder. Mürşid-i Kamil, muazzam bir nur olarak tasavvur edilir. Arş-ı azam olan kalb-i saadetlerinin altına kalp, bu dünyanın genişliğinde bir kap şeklinde düşünülerek konur. “Ya Rab! Füyuzat-ı İlâhîni, üstazımın gönlünden, benim kalbime lütfet” diye, en az on-on beş dakika kadar tefekkür eder. Allah’ın feyzinin, rahmetinin, bereketinin, lütuf ve inayetinin, …

Daha fazlası »

Seyr-i Sülûk

Salihler, geceyi ibadetle geçirdikleri gibi, seher vakitleri de yatmaz, kusurları için af talep ederler Cenâb-ı Hakk’tan. Müttakiler, Hakk’tan korkup, emrine uyup, nehyinden kaçarlar. Allah’ın, “Gece de  pek az uyurlardı. Ve seher vakitleri onlar istiğfar ederlerdi.” (Zariyat; 17,18) ayetine uyarlar.   Silsile-i Şerif’ten sonra yanık bir kalple, gözyaşlarıyla istiğfar-ı şerif okunur. Doktor, ilaçlarını verirken hastasına, ne zaman kullanacağını da tembih eder. …

Daha fazlası »

Firaset

İnce anlayış, sezgi, keşif ve ileri görüşlülük olarak tanımlanır firaset.”Elbette bunda düşünce ve anlayışı olanlara deliller vardır.” (Hicr 75) ayetinde belirtilen “mütevessimin” kelimesi, firaset olarak tanımlanır hakikat ehline göre. İnsanın fiziki yapısından ahlaki yönünü sezmek diye de tarif edilir firaset. Yahyalının nahiye müdürü, yoldan geçen bir hocaya, “Bu zat iki evli.” der. Sebebini de, “Adımlarını atışından anladım.” der. Kılavuz Hafız …

Daha fazlası »

Seyr-i Sülûk

Murâkabe: Her biri bir sema katında bulunan Peygamber’in ayakları altında bulunan letâifle, yedi kat semayı geçip, O’ndan başka her şeyi yok farz ederek, Allah (cc)’ın her an kulunu gözetlediğini tefekkür etmektir murâkabe. “Mirsâd”, gözetleme demektir. “Şüphesiz Rabbin gözetlemededir.”1 Yine gözetleme kontrol manasına gelen, “rakîb” kelimesi de bu manayı içerir. “Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.”2 Fiiliniz, sözünüz, özünüz, niyetleriniz ve bütün …

Daha fazlası »

Seyr-i Sülûk

Mürşid-i Kâmille Görüşme Âdâbı Rabıta döneminde, devamlı rabıta; murakabe döneminde ise, vakitleri devamlı murakabe ile geçirmeli salik. Huzurlarında mürşid-i kamilin, kalbi, devamlı istifade için açık bulundurmalı. Avını bekleyen biri gibi, gözünü, gönlünü mürşidinden ayırmamalı. Efendimiz (s.a.v)’in Cenab-ı Hakk’ı müşahedesini:”Göz ne şaştı, ne (de sınırı) aştı.” diye ifade eder ayet-i kerime. Asker arkadaşıyla konuşur gibi, bağırıp-çağırarak konuşmamalı. Sözlerini tutup Hakk’a ermek …

Daha fazlası »

M. Es’âd-ı Erbîlî (k.s)

Es’âd Efendi, uzuna yakın boylu, beyaz sakallı, esmer tenli, güler yüzlü, tatlı sözlü, vakur bir zât idi. Çok kuvvetli bir hafızaya sahipti. Senelerce evvel görüştüğü zâtı hemen tanır, konuştukları mevzuyu derhal hatırlardı. Altın silsilenin otuz üçüncü halkası, yine Irak’tan, Musul’un Erbil kasabasından. 1264/1847 yılında Erbil’de doğdu. Babası Erbil’de bulunan Hâlidi Tekkesi şeyhi M. Said Efendi’dir. Babası tarafından dedesi Hidâyetullah Efendi …

Daha fazlası »