Anasayfa / Yazarlar / Alemdar (Sayfa 19)

Alemdar

Ali Ramazan Dinç Efendi, Ali Ramazan Dinç Hocaefendi, Alemdar Ali Ramazan Dinç Efendi, Alemdardan Yazılar, Ali Ramazan Efendi

Umre Hatıraları

Geçen sene Ramazan-ı şerifte teravih namazını Ravza-i Mutahhara’da, Peygamberimiz (s.a.v)’in mescid-i saadetlerinde edâ ederken, bir daha ne zaman gelebilirim düşüncesiyle meşguldü gönlüm. Kardeşlerinin hepsini bu güzel beldelere getirmeye muvaffak olduk, elhamdülillah, Taha’nın. Onun da hakkını yerine getirmek için Haziran ayında okulların tatil olduğu mevsimi düşünürken, “Daha o tarihe çok var Yâ Rab” diye feryad edeceğim an, zorla tutmuştum kendimi. Bizi …

Daha fazlası »

Seyr-i Sülûk (Rabıta)

Rabıtasız ders olmaz. Rabıtasız dersi, bir mahalle caminin imamı da tarif eder. Mürşid-i Kamil, muazzam bir nur olarak tasavvur edilir. Arş-ı azam olan kalb-i saadetlerinin altına kalp, bu dünyanın genişliğinde bir kap şeklinde düşünülerek konur. “Ya Rab! Füyuzat-ı İlâhîni, üstazımın gönlünden, benim kalbime lütfet” diye, en az on-on beş dakika kadar tefekkür eder. Allah’ın feyzinin, rahmetinin, bereketinin, lütuf ve inayetinin, …

Daha fazlası »

Seyr-i Sülûk

Salihler, geceyi ibadetle geçirdikleri gibi, seher vakitleri de yatmaz, kusurları için af talep ederler Cenâb-ı Hakk’tan. Müttakiler, Hakk’tan korkup, emrine uyup, nehyinden kaçarlar. Allah’ın, “Gece de  pek az uyurlardı. Ve seher vakitleri onlar istiğfar ederlerdi.” (Zariyat; 17,18) ayetine uyarlar.   Silsile-i Şerif’ten sonra yanık bir kalple, gözyaşlarıyla istiğfar-ı şerif okunur. Doktor, ilaçlarını verirken hastasına, ne zaman kullanacağını da tembih eder. …

Daha fazlası »

Firaset

İnce anlayış, sezgi, keşif ve ileri görüşlülük olarak tanımlanır firaset.”Elbette bunda düşünce ve anlayışı olanlara deliller vardır.” (Hicr 75) ayetinde belirtilen “mütevessimin” kelimesi, firaset olarak tanımlanır hakikat ehline göre. İnsanın fiziki yapısından ahlaki yönünü sezmek diye de tarif edilir firaset. Yahyalının nahiye müdürü, yoldan geçen bir hocaya, “Bu zat iki evli.” der. Sebebini de, “Adımlarını atışından anladım.” der. Kılavuz Hafız …

Daha fazlası »

Seyr-i Sülûk

Murâkabe: Her biri bir sema katında bulunan Peygamber’in ayakları altında bulunan letâifle, yedi kat semayı geçip, O’ndan başka her şeyi yok farz ederek, Allah (cc)’ın her an kulunu gözetlediğini tefekkür etmektir murâkabe. “Mirsâd”, gözetleme demektir. “Şüphesiz Rabbin gözetlemededir.”1 Yine gözetleme kontrol manasına gelen, “rakîb” kelimesi de bu manayı içerir. “Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.”2 Fiiliniz, sözünüz, özünüz, niyetleriniz ve bütün …

Daha fazlası »

Seyr-i Sülûk

Mürşid-i Kâmille Görüşme Âdâbı Rabıta döneminde, devamlı rabıta; murakabe döneminde ise, vakitleri devamlı murakabe ile geçirmeli salik. Huzurlarında mürşid-i kamilin, kalbi, devamlı istifade için açık bulundurmalı. Avını bekleyen biri gibi, gözünü, gönlünü mürşidinden ayırmamalı. Efendimiz (s.a.v)’in Cenab-ı Hakk’ı müşahedesini:”Göz ne şaştı, ne (de sınırı) aştı.” diye ifade eder ayet-i kerime. Asker arkadaşıyla konuşur gibi, bağırıp-çağırarak konuşmamalı. Sözlerini tutup Hakk’a ermek …

Daha fazlası »

M. Es’âd-ı Erbîlî (k.s)

Es’âd Efendi, uzuna yakın boylu, beyaz sakallı, esmer tenli, güler yüzlü, tatlı sözlü, vakur bir zât idi. Çok kuvvetli bir hafızaya sahipti. Senelerce evvel görüştüğü zâtı hemen tanır, konuştukları mevzuyu derhal hatırlardı. Altın silsilenin otuz üçüncü halkası, yine Irak’tan, Musul’un Erbil kasabasından. 1264/1847 yılında Erbil’de doğdu. Babası Erbil’de bulunan Hâlidi Tekkesi şeyhi M. Said Efendi’dir. Babası tarafından dedesi Hidâyetullah Efendi …

Daha fazlası »

Sâlik’in Vasıfları ve Ahlâkî Yapısı

Allah’ın emirlerini gözetip, nehyinden kaçan, “Peygamber size ne emir verirse onu tutun, yasakladığından da sakının.”1 ayet-i celilesine riayetle, nefsini arıtıp, ruhunu durultan sâlik, şu hususlara azami dikkat gösterir: 1- Devam-vuzû: Nefis, cin ve insan şeytanlarının şerrinden emin olmak için devamlı abdestli bulunmak. Yatsı namazını eda ettikten sonra, yatmadan önce abdest alıp iki rekât namaz kılar; dualarla, zikirlerle, gününü nasıl geçirdiğinin hesabını …

Daha fazlası »

Mürşid-i Kâmilin Vasıfları IV

Evlatlarını Eğitecek Bilgiye Sahip Olmalı… Cenâb-ı Hakk, ilim sahibi olmayan kimseye velayet de lütfetmez. Tâlût’u, Cenâb-ı Hakk hükümdar olarak gönderdiğinde:”Onu Allah, size hükümdar seçmiş ve ona, bilgi ve vücut bakımından bir güç, bir genişlik vermiştir.”1 ayetiyle, “O, bize nasıl hükümdar olabilir?” diye itiraz edenlere Rabbimiz tarafından cevap verilmiştir. Zahiren bir hocanın eğitiminden geçmeyenler ise, “Biz ona, katımızdan bir ilim öğretmiştik.”2 …

Daha fazlası »

Umre Yolculuğu

Henüz yola çıkmadan bir kısım yakınlarımız:”Bu yolculuğunuz başka olacak.” diyorlardı. Hakikaten de öyle oldu. Sefere çıkarken Pazartesi gününü tercih etmek, Aleyhissalât ü vesselam Efendimizin sünnet-i seniyyeleridir. Biz de Pazartesi günü Mekke-i Mükerreme’ye, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hicret ettikleri Pazartesi günü Medine-i Münevvere’ye, yine aynı günde İstanbul’a döndük. Teheccüd namazının başladığı son günde, Kadir gecesinin zevkini duyarak ayrıldı bedenimiz, biiznillah o mübarek beldeden.Sivas’tan …

Daha fazlası »