Yazarlar

Esmâ’da Esrâr / Alemdar

Her şeyin Hâlık’ı, yaratan ve yaşatanı Mevlâ-i Müteâldir. O’ndan geldik O’na döneceğiz. Rûhundan ruh üflemesiyle Zât’ından gayri değiliz, ayrı da değiliz. O hiç bir şeye benzemez. Sevgili Peygamberimiz’in (sav) mübârek kelâmlarıyla: “Sen Kendini senâ ettiğin gibi yücesin.”1 Kayısının çekirdeği kayısı değildir, ama kayısı çekirdekten olur. Buz su değildir, fakat buz sudan oluşur. Nefes kişinin kendi değildir, ama nefes de insandan meydana gelir. …

Daha fazlası »

Sıla-i Rahm / Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu (ks)

Rasûlullâh’ın -sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem-: “Kim ki rızkının bereketlenmesi, bakiyye-i ömrünün uzaması kendisini sevindirirse o kimse sıla-i rahm etsin.” buyurduğunu Enes (radıyallâhu anh) işittim demiştir. (Buhârî, Tecrîd-i Sarîh, c.:6; s.:436) Sıla-i rahm vâcibtir. Terki mes’ûliyeti mûcibtir. Bu hususta müteaddid ehâdîs-i şerîfe vardır. Bu sıla-i rahm, yakın akrabânın derecesine göre sevâbı da fark ettiği gibi ziyâret edilen zâta yapılan iltifât, selâm veya yardım, …

Daha fazlası »

Hakk Rızâsı / Kalemdar (ks)

Kıymetli kardeşlerim!  Peygamber Efendimiz (sav) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: ‘Din nasîhattir, din nasîhattir, din nasîhattir.’ (Müslim, İman 95.) Yâni din haddizâtında, nasîhatle kuvvet bulur demektir.  Namazdan bahsediyoruz; oruçtan, hacdan, zekâttan, zikirden, şükürden, evraddan bahsediyoruz, şöyle çalışacağız, şunları yapacağız diyoruz. Bunların hepsinin gâyesi, bir tek noktada toplanıyor. Bu gâye doğrultusunda bütün ibâdetler târif ediliyor, çalışılıyor, çabalanıyor, o bir gâyeye varmak isteniyor. Dilimizin döndüğünce …

Daha fazlası »

Millî Eğitim Şûrâsı Toplanıyor: Ne Yapmalı-Nereden Başlamalı? / Yunus Emre Altuntaş

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz hafta içerisinde sosyal medya hesâbından 20. Millî Eğitim Şûrâsı’nın 1-3 Aralık 2021 târihleri arasında Ankara’da toplanacağını açıkladı. Millî Eğitim Bakanlığı’nın açıklamasına göre Şûrânın başlığı “Eğitimde Fırsat Eşitliği” olacak. Şûrâda üç ana konuda özel ihtisas komisyonu kurulacağı ve konuların, “Temel Eğitimde Fırsat Eşitliği”, “Meslekî Eğitimin İyileştirilmesi” ve “Öğretmenlerin Meslekî Gelişimi” olarak belirlendiği ifâde ediliyor. Şûrâ, …

Daha fazlası »

Vefâtının 85. Yılında Şemseddin Mısrî (Ulusoy) ve Eserleri / Prof. Dr. Mustafa Kara

Devletlerin târihi olduğu gibi kurumların, şehirlerin ve kişilerin de târihi vardır. Hepsinin toplamı milletlerin kültür târihlerinin bāzı boyutlarını gün ışığına çıkarıyor. Böylece dünü öğrenerek yarını inşâ etmeye çalışır insanlar. Bizim geleneğimizde eli kalem tutan insanlardan kendisi hakkında yeterli bilgi verenler azın azıdır. Yüzlerce insanın hayâtı hakkında bilgi toplamak için büyük gayret sarfeden, çileli yolculuklara, sabır gerektiren ilişkilere göğüs geren yazarlar …

Daha fazlası »

Celâlî ve Cemâlî Tecellîler / Prof. Dr. Kadir Özköse

Tasavvuf bir tecrübe ilmidir. Tatmayanın bilmeyeceği, yaşamayanın hissedemeyeceği bir gerçekliktir. Gerçekleşen keşf ve tecellî hâlleri tasavvufî tecrübe yaşanırken dervişin iç dünyâsında zuhûr eden bir tür his ve tecrübedir. Keşfi olmayanın bilgisi de olmaz diyen tasavvuf erbâbı, zevkten kaynaklanmayan bilginin de ellullâhın bilgisi olamayacağını belirtmiştir. Yaşanan tecellî hallerinin başlangıcı “zevk”, ortası “şürb” ve sonu ise kanma anlamında “riyyün” olarak isimlendirilmektedir. (Çakmaklıoğlu, 2007:211) …

Daha fazlası »

Yüce Allâh’ı Gereği Gibi Tanımak ve Takdîr Etmek / Prof. Dr. Ali Akpınar

Îman, gayba inanma ile başlar. Gerçek müminler gözleriyle görmedikleri halde Yüce Allâh’a, âhiret başta olmak üzere O’nun haber verdiklerine îmân ederler. Allah, vahiy ve âhiret gibi konular, gaybî bilgilerdir. Bu konularda doğru ve gerçek bilgi sâhibi olmak ve üzerine konuşabilmek için Allâh’ın Kitâbında, Rasûlün Sünnetindeki açıklamalara mürâcaat etmek kaçınılmazdır. Zîrâ bu konularda tek başına akıl yeterli değildir. İnsan aklı, Yüce …

Daha fazlası »

İstanbul, Sur Dışında Fetih Öncesine Târihlenen Bir Câmi: Topçubaşı Es’ad Ağa Câmi-i Şerîfi / Nidayi Sevim

Her birinin ayrı hikâyesi bulunan semt, mahalle, cadde ve sokak isimleri, şehirlerin geçmişiyle bugünü arasında, bugünü ile geleceği arasında en önemli, en güçlü bağlantılardır, köprülerdir. Evet, yer isimleri şehirlerin hâfızası, kimliği, kişiliği, yaşanmışlığı, kısacası târihleridir. Zîrâ bu isimler, hiçbir zorlama olmaksızın, o yer sâkinleri tarafından uzun yıllar boyunca tecrübe edilmiş, kabûl görmüş, içselleştirilmiş ve meşruiyet kazanarak târihteki yerini silinmez bir …

Daha fazlası »

Sivas’ta Bir Şâheser: Gök Medrese / Muzaffer İnneci

Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi seyahatleri için her seferinde transit geçerek haksızlık ettiğim Sivas’a bu sefer bizzat Sivas’ı görmek için giderek hayli isâbetli bir karar verdiğimi düşünüyorum. Sivas sâdece Sivas’ı görmek için gelecek kadar değere sâhip önemli bir şehir. Şehrin merkezindeki bugün resmî dâirelere ev sâhipliği yapan ihtişamlı târihî binâların önünden gece yarısı sessizliğinde geçerken bile kendinizi büyük bir geçit töreninde hissedebilirsiniz. …

Daha fazlası »

Molla, Sûfî ve Şâir Said Emre / Mustafa Özçelik

“Bakuban ne görürüsün gözün açılmayınca Kimseyi ne bilesin sen seni bilmeyince” Said Emre Yûnus Emre, daha kendi döneminden başlayarak Anadolu’da bir şiir mektebi kurdu ve çok sayıda tâkipçileri yetişti. Yûnus Emre ile bu şâirler arasındaki münâsebet, hem şiir hem de tasavvufî tutum ve anlayış anlamında gerçekleşti. İşte bu özellikteki isimlerin en başta gelenlerinden biri de Said Emre’dir. Dolayısıyla Yûnus Emre’nin …

Daha fazlası »