Anasayfa / Kategoriler / Tasavvuf (Sayfa 20)

Tasavvuf

Mürşid-i Kâmilin Vasıfları -2-

NASİHAT Gece gündüz kavmini davet eden Nuh (as)’un:”Onlar Mü’min olmayacaklar.”[1] diye canından olacak kadar say ü gayret gösteren [2] Efendimiz (sav)’in ve varis-i enbiya olan mürşid-i kâmillerin hayatlarını bu yolda feda ettikleri en önemli konudur nasihat. Nasihat edecek insanın şu üç evsafı haiz olması gerekir. 1- Seyr-ü sülük: İçini, dışını nur-i İlahi ile tezyin etmek. 2- Güzel ahlâk. 3- Halinden …

Daha fazlası »

Mürşid-i Kâmilin Vasıfları 1

İstikamet: Yunus Emre’nin, “Bu kapıdan odunun da eğrisi girmez.” düsturunca insanları eğiten bu mektebin mürebbilerinin en bariz sıfatı istikamettir. “Yol keramet yolu değil, istikamet yoludur.” Nebiyyi Muhterem’in saç ve sakallarını ağartan, namaz, oruç, hac ve zekat ayetlerinden ziyade “Emrolunduğun gibi dosdoğru hareket et.”[1] ayet-i celilesi olmuştur. Bir kimsenin hayatı boyunca emr-i İlahi’ye aykırı bir davranışta bulunmadan takip ettiği yoldur istikamet. …

Daha fazlası »

Çile

Nefs-i mutmainne (tamamen kötülükleri terketme) haline gelince derviş, kendisinden istenilen tebliğ, davet ve irşâd görevini, ashabın çilesine tâbi olarak kırk kişiye, kırk köye, kırk ilçeye, kırk ile ve bütün dünyaya Hakk’ın emirlerini duyurmak için gece-gündüz demeden çalışır. Ölmeden evvel ölme, (fena ahlâktan güzel ahlâka geçme) az yeme, az uyuma, az konuşma ve halvetle (insanlardan bir müddet ayrılmakla) nefsi sıkı bir …

Daha fazlası »

Vefatının On Üçüncü Sene-i Devriyesinde Gönüller Sultânı Hacı Hasan Efendimiz (k.s)’i Rahmetle Anıyoruz..

Tanışma şerefine erenler, Üstadımız Hacı Hasan Efendimiz’i (k.s) anlatmanın ne kadar zor olduğunu bilirler. Gönüller Sultanı Sami Ramazanoğlu (k.s) Efendimiz’in de ifadesiyle O, ‘anadan doğma veli’ idi. Kalb gözleri açık, muhabbet sevdalıları, kararmış çağın güzel ahlak abideleri olan bu evliyalar, ‘Zübdetül Hakâyık’ adlı eserde Hz. Peygamberimiz (s.a.v)’den rivayetle şöyle anlatılır: ‘Onlardan birisinin teşbihi, kıyamet gününde bütün dünya dağlarını tasadduk edip …

Daha fazlası »

Varlığını Bilmek

Âlemde ne varsa, her şey Allah’ındır. “Göklerin ve yerin mutlak (hükümranlığı) O’nundur.”1 Yaratılan her nesne, hilâfet görevini üstlenen insanoğlunun Hâlık’a en güzel bir şekilde vazifesini icra etmesi için memurdur. “Allah göklerde ve yerde ne varsa tümünü kendi katından size müsahhar kıldı.”2 Emanetlerin teklif edildiği isimlerin öğretildiği, meleklerin secde etmekle emrolunduğu, ruh ve kalbiyle ademiyet sıfatını elde ederek ahsen-i takvime ulaşan …

Daha fazlası »

Sabır Ahlâkı (II)

Lugatte hapis mânâsına gelen sabrın ıstılâhî anlamı; dinin övdüğü, teşvik ettiği ahlâki bir sıfat, ruhî bir kemâli ifâde eder. Sabır, nefsi fena arzusûndan men etmektir. Cenab-ı Hakk kendisine “Sabûr” adını vermiştir. Ebu Musâ (el-Eş’arî) (r.a)’den rivayete göre, Nebî (s.a.v) şöyle buyurmuştur:“Allah-ü Teâlâ’dan çok sabırlı ve aleyhinde işittiği (bâtıl iddiaların verdiği) ezaya daha halim hiçbir fert, yahut hiçbir şey yoktur. Hristiyanlar …

Daha fazlası »

İki Cihan Serveri Peygamber-i Zîşânımız (s.a.v)

  “Belağâl ulâ bikemâlih/ Keşefeddücâ bicemâlih/ Hasünet cemîü hisâlih/ Sallû alayhi ve âlih” “O kemâl ile yüksek derecelere yetişti; cemâl ile karanlıkları açtı; bütün huyları güzeldir. O’na ve Âl’ine salevât getiriniz.”1 Peygamberimiz (s.a.v) âlemde mevcut olan kâffe-i sıfat ve kemâlât-ı ilâhiyeyi câmidir. “Allah’ın ilk yarattığı benim rûhum, nûrum” buyurmuşlardır. “Ahad Ahmed’dürür, kim-mim eder fark, Bütün âlem o mîm içre olur …

Daha fazlası »

Hakk’a Vâsıl Olmak

Muhterem yazarımız, Muhyiddin ibn Arabi (k.s)’nin halifelerinden Sadreddin Konevi’nin yetiştirdiği Müeyyedüddin el Cendî (V.H. 7. asır sonları)’ye ait “Nefbatü’r-Rûb ve Tubfetü’l-Fütıb” adlı eserin önemli noktalarını derleyerek siz kıymetli okurlarımızın istifâdesine sunmayı faideli bulmuştur. Vuslat: Murâdı Hakk Teâla olan O’na tam yönelmeli. “Hem Rabbinin ismini an ve her şeyden kesilerek O’na ihlas ile yönel (erek) ibadet et.” (Müzemmil 8) “Kur’an okumaya …

Daha fazlası »

Tâhâ El-Harîrî (k.s)

Şeyh Tâhâ hazretleri Erbil’in nahiyesinden olup, o havalide ilm-ü fazlı ve kemal-i ahlakıyesi ile temeyyüz etmiş, bilâhere Rasül-i Ekrem Efendimiz hazretlerinin ruhanî teveccühat ve füyuzât-ı nebeviyelerine mazhâr buyurularak irşâd-ı ibadla emrolunan müstesna bir şahsiyettir. Efendimiz (s.a.v), o zamanın Nakşibendî tarikatının mürşidi Seyyid Tâhâ el-Hakkârî hazretlerine bir icâzetname yazıp göndermek üzere mânen emir buyururlar. Şeyh Tâhâ el-Hakkârî hazretleri, Tâhâ el-Harîrî yi …

Daha fazlası »

Mevt

Ölüm, tabiî ve irâdi ölüm olmak üzere iki kısma ayrılabilir. “Tabiî ölüm”, canın bedenden ayrılması; “İrâdi ölüm” ise, “Ölmeden evvel ölünüz.” esası, nefsi öldürmek, ruhu, aklı ve kalbi diriltmek1, manalarına gelmektedir. Esad Erbili (ks), “Bezm-i maâriften seni yok etmiş bu varlığın Mahzâ bu yüzdendir senin cânândan ağyârlığın Öldür şu nefsini serkeşin öğren tarikın bârlığın”2 Hâtem-i Esam (ks), “Ölümü tatmadıkça kişi hakka layık olmaz.” der. Mevt-i Ebyaz (Beyaz ölüm):Nefsi …

Daha fazlası »