Tasavvuf

Yunus’un (ks) Gözüyle

Yûnus Emre’den bahsetmek için Yûnus’ça konuşmak lâzım. Deli gönül ve çağlayan su olmak gerek. “Taştın yine deli gönül Sular gibi çağlar mısın? Aktın yine kanlı yaşım Yollarımı bağlar mısın?” Yûnus Emre, İslâm’ın bütün esaslarını takvâ boyutunda yaşamanın adıdır. Elli dört farzın en önemli maddelerinden biri olan cihâdın en güzel târifidir. “Küçük cihaddan büyük cihâda döndük” buyuran Aleyhissalât-ü Vesselâm Efendimiz’in kastettiği …

Daha fazlası »

Ahlâk ve Hakîkat

Tasavvufun iki yönü ve iki yüzü var: Bunlardan biri Mevlâ ile kulu arasındaki hususlardan bahseder; velî ve sufî ibâdeti, zikri, duâyı, ilâhî hakîkatleri, sırları, hikmetleri ve tecellîleri araştırır, bunlara vâkıf olmaya ve bunları tahakkuk ettirmeye çalışır. Buna tasavvufun tahakkuk yönü ve yüzü denir, buna tasavvufun hikmet, ma’rifet ve irfan boyutu da denir. Tahakkuktan maksat ilâhî hakîkatlerle tanışmakla kalmayarak bunları yaşamak, …

Daha fazlası »

Bosna Hersek’te Nakşibendîlik Geleneği

Anadolu’nun İslâmlaşmasında dînin özünü yakalamış olan dervişlerin nasıl önemli bir etkisi olduysa Balkanların İslâmlaşmasında da baş aktör olarak tasavvuf ehlini görmekteyiz. Fethe gidecek ordulardan çok önce bölgeye gidip sahip oldukları ahlâk ile gönüller fethini gerçekleştirmişler. Böylece, fetih için gelecek ordulara da kılıcın değil sevginin gücünü göstermişlerdir. Temeli insan sevgisine dayalı olan İslâmiyet’in özünü oluşturan tasavvuf okullarından birisi de Nakşibendîliktir. Muhammed …

Daha fazlası »

İnsanlık Âleminin Mürşidi: Hz. Muhammed (sav)

Kıymetli kardeşlerim! Sizlere nebîlerin ser-tâcı, velîlerin rehberi Hz. Muhammed Mustafâ’dan (sav) söz etmek istiyorum. Âlem-i mânâda Allah Teâlâ, peygamberlerine teker teker şöyle sorar: – Sen kimsin yâ Âdem! – Ben Âdem safiyyullâh’ım. – Sen kimsin yâ İbrâhîm! – İbrâhîm halîlullâh’ım. – Sen kimsin yâ Mûsâ! – Mûsâ kelîmullâh’ım. – Sen kimsin yâ Îsâ! – Îsâ rûhullâh’ım. – Sen kimsin yâ …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’ad-ı Erbilî (ks) (28. Mektup)

Muhterem Ziya Bey’e arz ve takdîm ettiğim mektubumun bir benzerini de size takdîm ettikten sonra ilâveten ifâde etmek isterim ki yüz yüze görüşmek hakkındaki sâdık arzunuz beni gerçekten çok memnûn etti. Çünkü bu arzunuzun büyük kısmı beni de çâresiz bırakmaktadır. Evet, asılda mevcut olan iştiyak ve arzunun o aslın cüzünde olandan üstün bulunduğu açıktır. Cenâb-ı Allah, şu yüksek noktaya yönelik …

Daha fazlası »

Hacı Hasan Efendi’nin (ks) Sohbetlerinde Gündeme Taşıdığı Bazı Eserler ve Müellifleri

Sûfîler, mânevî terakki hedefleri için dînin özünden tâviz vermeden ilerlemenin sevdâsını sürmüş kimselerdir. Onlar, sohbet halkalarıyla maddî-mânevî irşad için gayret göstermişler ve bu sohbet halkalarında zâhir ve bâtını ilgilendiren birçok konuyu birebir tetkik etme fırsatı bulmuşlardır. Sohbet halkalarında sûfîler, başta Kur’ân-ı Kerîm, tefsir ve hadis kitapları olmak üzere birçok kitabı irdeleme ve böylece hakikat peşinde seyr ü sefer etme imkânına …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’ad-ı Erbilî (ks) (27. Mektup)

Çeşitli târihlerde yazılan değişik lütuf ve şefkatlerle süslenmiş merhamet dolu mektubunuz vaktiyle alınmış ve ayrılık derdime şifâ, hasret dolu gönlüme safâ bahşetmişti. Bir zaman mâruz kaldığım hastalıktan, bir süre de ikametgâhınızı ve evinizi taşıdığınız yeri kestirememekten, Allâh’ın takdiri böyleymiş, şimdiye kadar teşekkür mektubu yazmaya muvaffak olamadım. Mâmâfîh kalbime yerleşen sevginiz ve ruhlarımız arasındaki herkesçe bilinen samîmiyet ve yakınlık ile teskin …

Daha fazlası »

İslâmî İlimlerin Gelişme Süreçleri

Resûl-i Ekrem Efendimiz (sav), vefâtından kısa zaman önce Veda Haccı’nda îrâd ettiği hutbe’de: “Benden duyduğunuz sözleri burada bulunmayanlara iletiniz” demişlerdi. (Buhari, Hac, 132, Müslim, Hac, 446) Bundan dolayı asr-ı saâdette ve Sadr-ı İslâm’da Hz. Peygamber’in (sav) sünneti ve hadisleri ağızdan ağıza sözlü (şifâhî) olarak da yayılıyordu. Az sayıdaki istisnâlar dışında Kur’ân da böyleydi. Ayrıca, yazılı olan Kur’ân’a hadislerin karıştırılması ihtimâlini …

Daha fazlası »

“Terapist’in Sûfî Olursa”

Modern çağ ile birlikte gelişen teknolojiye ve hızlanan hayat akışına ayak uydurmaya çalışan insân bir anda kendini birçok uyarıcı bombardımanının içerisinde buldu. Varlığının anlamından uzaklaşırken kalbinin sesine, çığlıklarına da kulaklarını tıkadı. Böylece, özündeki ilâhî sesten uzaklaştıkça kaygı ve endişenin kolları arasında buldu kendini. Bütün bunların sebeplerini şerh etmek bakımından Psikoterapi ve Tasavvuf’un konuya nasıl bir çıkış yoluyla yaklaştığını “Sûfî ile …

Daha fazlası »

Bir Ezel Nasiplisi; “Muhammed Amca”

Muhammed İslâmoğlu; nâm-ı diğer “Muhammed Amca”. 1948 yılında, şimdi Cumhurbaşkanlığı Köşkü olarak da bildiğimiz Huber Köşkü’nde dünyâya geliyor. Asıl adı Uğur Şarman. Babası dolar milyoneri bir fabrikatör. Çocukluğu Sâgıp Sabancılarla komşuluk ettikleri bu muhitte geçiyor. İyi bir eğitim alıyor. Liseyi TED Koleji’nde, üniversiteyi ise Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde okuyan Muhammed Amcamız iyi derecede Arapça, İngilizce ve Almanca biliyor. Çocukluğu ve ilk …

Daha fazlası »