Anasayfa / Kategoriler / Tasavvuf (Sayfa 10)

Tasavvuf

Hâlidiyyenin Tesir Halkası

Halidiyyenin en temel usulü sohbettir. Sohbet usulü Halidiyye kaynaklarında genellikle “Allah’a ulaştıran en kolay ve en etkili yol” olarak tanımlanmaktadır. Şeyhin sohbetine katılan derviş ilahi feyzin tesirine ermeyi hedeflemektedir. İlahi tecelli ve füyuzata mazhar olan bir mürşidin sohbetine iştirak karşılıklı hal transferinin sağlanmasına yol açmaktadır. Sohbet ortamında ahlâkî kemalat sağlanmakta, birebir eğitim gerçekleşmekte, gönül dili kullanılmakta, manevî işaretler elde edilmektedir. …

Daha fazlası »

Sâlikin Mâşûkuna Kavuşamaması ve Kavuştuğu Andaki Sürûru: Firkat Odu Vuslat Şerbeti

‘Vaslın bana hayat verir firkatin memât Subhâne hâliki halaka’l-mevti ve’l-hayât’1 Kelime anlamı itibâriyle; ‘ayrılık, hicran ve sıla hasreti’2 gibi anlamlara gelen firkat, tasavvuf terminolojisinde vuslat kavramının zıddı olarak kullanılmıştır. Firkat; ‘zâhiren veya bâtınen Hakk’tan başkasına iltifât etme’ mânâsında âşığın/sâlikin sevgilisinden ayrı ve uzak düşmesini ifâde eden ‘hicran’ ile eş anlamlı kullanılan bir kavramdır.3 Tasavvufta ideal/nihâî hedef sevgiliye kavuşma hâlini ifâde, …

Daha fazlası »

Tarîk ile Refîk

Gül-şem’ ak pak, selvi endâm bir şehrin semâlarını izler her sabah ve akşam. Gün doğumunun âfâkta bıraktığı iz, rûhunu heyecanla kuşatır. Renkler, hayal dünyasının yeniçerisi. Birer birer dökülür Cennet’ül âlâdan. Gül sözlü o kerîmecik, açar penceresini mahmur hâlde. Açar. Saksılar içinde benefşe. Sünbül. Karanfil. Kasımpatı. Râyihâsı yayılır tâ haşre dek. Vakit seher. Yüzünde ömre bedel bir tebessüm. Şükrân ile. Hayret …

Daha fazlası »

Bir Medhal ve Zengibar Vilâyeti

İnsanın tahayyülünde her dönem, yaşanılanlardan ötürü kıyâmete en yakın devirdir. Din olgusundaki her hasar insanın ictimâî hayâtına nüfûz eder. Zâhirde aynaya insan akseder fakat aynada siyâset hâsıl olur. Dînin sekülerizme tâbi olmaya başlaması ile birlikte insanın hakîkate dokunabilmesi her geçen gün zorlaşmaktadır. Bin dört yüzyıl öncesinde bilginin kaynağı ile âşinâ olan ceddimizin torunları olan bizler bugün “Mutlak bilgi nedir?” minvâlinde …

Daha fazlası »

Anlamak Secdedir!

Muhammedî nûra kancalanmamış hangi insana Müslüman ve hangi secdeye namaz diyebiliriz? Buradaki “nur”dan kastımız elbette ki kalp makâmına yâni secdeye varmış aklın, “her ân bir şe’nde olanla” seyri. Bu şuur akışı kâinatla ve bütün varlıkla kesintisiz sonsuz bir vahdet tezyînidir. Bu tezyîne kavuşmamış Türk toplumunun millet olarak beka bulabilmesi mümkün müdür? Yâhut bu akıl ile bütünleşmemiş kurumlardan müteşekkil olamayan bir …

Daha fazlası »

Salih İnsan Olmanın Şartları

Kıymetli kardeşlerim! Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’inde buyuruyor: ‘Ey îmanla şerefyâb olan kullarım, îman rütbesini omuzuna takan kullarım! Allah’tan korkun ve sâdıklarla berâber olun.’ Allah’tan korkmanın ölçüsü ‘beyne’l-havfi ve’r-recâ’, yâni ‘korku ile ümit arasında’ olmaktır. Bir tek kişi cehenneme girecek dense, acaba o ben miyim diye düşüneceğiz. Çünkü günahlarımız çok. Bir tek kişi cennete girecek dense, inşâallah o ben olurum diye düşüneceğiz. …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’ad-ı Erbilî (ks) (26. Mektup)

Daha önce mârûzâtımıza binâen tarîkat-ı âliyyenin feyizli halkasına katılmayı kabûl ettiğinizi müjdeleyen mektubunuza nâil oldum ve bu nâiliyetimi önceki lütuf ve ihsanlarınıza ilâve telakkî eyledim. Ve hemen dilimden düşürmediğim hayr duâlarıma yenilerini ekleyerek ömrünüzün âfiyetinin artmasını ve kemâl başarılarınızı tekrar bâr-gâh-ı Ahadiyet’e arz ettim. Kurtuluşun başlangıcını ihsan buyurmuş olan Hazreti Allah büyük kurtuluş yolunu da kolaylaştırsın. Sabırlı ve şükreden kullarından …

Daha fazlası »

İslâmî Bir İlim Olarak Tasavvuf

Tasavvufun İslâmî bir ilim olduğunun doğru ve açık şekilde anlaşılabilmesi için önce Müslüman toplumlarda ve İslâm medeniyetinde ilmin ne anlama geldiğini kısaca belirtelim. İlim bilmek, âlim bilen, ma’lûm bilinen, i’lâm bildiren, ta’lîm bilgi veren, taallüm bilgi alan anlamına gelir. (bk. Asım Efendi, III, 672-77, IV, 410-12. Rağıb, el-müfredât, 331, 343) Ma’rifet de bilmek anlamına gelir, fakat daha çok tanımak anlamında …

Daha fazlası »

Çoban ve Hz. Mûsâ (as)

Hz. Mûsâ bir gün giderken bir çobana rastlaldı. Çoban hafif yüksek sesle şu şekilde kendi kendine konuşuyordu: “Ey kerem sâhibi olan Allâhım, neredesin ki Sana kul kurban olayım. Çarığını dikeyim, saçını tarayayım. Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Yüce Rabbim sana tâze süt ikrâm edeyim. Bütün keçilerim sana kurbân olsun..” deyip duruyordu. Hz. Mûsâ: “Kiminle konuşuyorsun?” dedi. Çoban: “Yeri göğü yaratan Allâh’ımla …

Daha fazlası »

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin İrşad Faaliyetleri

Mürşidinin yanında seyr u sülûkunu tamamlayan Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, şeyhi tarafından memleketine gönderilir. Şiraz, İsfehan ve Hemedân güzergâhında gerçekleşen dönüş yolculuğu boyunca uğradığı yerlerde tebliğ görevini gerçekleştirir. Süleymaniye’ye gelen Hâlid-i Bağdâdî bölge ulemâsı ve eşrâfı tarafından sevinç ve coşkuyla karşılanmıştır. Bağdat ve çevresindeki evliyâ kabirlerini ziyâret eden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, 1226/1811’de Bağdat’a gelerek Abdülkâdir Geylânî Zâviyesine yerleşmiştir. Yerleştiği bu zâviyede …

Daha fazlası »