Anasayfa / Kategoriler / Tasavvuf (Sayfa 10)

Tasavvuf

Bireyin/Sâlikin Dil, Gönül/Kalp ve Bütün Varlığıyla Hakk’ı Anması: Tasavvufî Düşüncede Zikir

‘Ezkâr-ı Hüdâyı bî-bahâne, Zikreyle ki zikre yoktu gâye, Ezkâra giriş bi-gayr-i gâyet, Zikreyle Hüdâyı bî-nihâyet’ 1 Kur’ân-ı Kerîm’de değişik varyant ve anlam türevleriyle iki yüz doksan bir yerde geçen2 zikir kavramının sûfî düşüncede üzerinde önemle durulan konuların başında geldiğini ifâde edebiliriz. Sûfîler, Allah Teâlâ’yı anmaktan bir an olsun gâfil olmamak ve bu yönüyle kulluk sırrına erebilmek düşüncesiyle sistemlerini/tasavvufu dizayn etmişlerdir. …

Daha fazlası »

Mürşid-i Kâmil’e Teslîmiyet

Kıymetli kardeşlerim! Tarîkat-ı âliyye gibi bir nimet-i uzmâ bize lütfedilmiş, hakkını vermek gerekiyor. Peygamber Efendimiz’e (sav) müşrikler itirâz ederken şöyle diyorlardı: ‘Bu nasıl peygamber? Bizim gibi yiyor içiyor, evleniyor…’ Müşriklerin beklediği insan-üstü melek gibi bir şeydi. Hâlbuki onlar, Hz. Peygamber’in meleklerden üstün olduğunu bilmiyorlardı. Mürşid-i kâmillerimiz de böyledir. Dışarıdan bakılınca bizim gibi insandırlar. Ancak içlerinde taşıdıkları sır bizler için muammâdır. …

Daha fazlası »

Allah Teâlâ’nın Sâliki Aşkıyla Kendisine Çekmesi ve Sâlikin Yüce Makâmın Tesir Alanına Girmesi: Sûfîlerin Cezbe ve Meczûba Dâir Tespitleri

‘Cezbe-i hüsn-i mahabbetdür kim eyler muttasıl Dost cüst ü cûy-ı aşk u aşk cüst ü cûy-ı dost’1 Halk arasında yaygın olarak ‘kişinin aklının başından gitmesi’ şeklinde anlaşılan cezbe, sözlükte; ‘çekme, celbetme ve çekiş’2 anlamlarına gelen bir kavramdır. Terim olarak ‘ilâhî inâyetin gereği olarak Cenâb-ı Hakk’ın kendisine giden yolda ihtiyaç duyulan her şeyi kuluna bahşedip çabası ve çalışması olmaksızın onu kendisine …

Daha fazlası »

Balkanlar’da Yûnus’un Sevgi Dili

İslâmiyet’in Sahâbe-i Kirâm devrinden sonra en hızlı yayıldığı devir ve şekil sûfîlerin devri ve eli olmuştur. Herkes biliyor ki, onlar mazlûma karşı İslâm’ın yumuşak yüzü, zâlime karşı ise keskin kılıcı olmuşlardır. Tasavvuf terbiyesi ile rûhî ve mânevî eğitimi önemseyen–benimseyen insanları kurumsallaştırıp, Hakk’a ulaştıran yollar anlamında tarîkatlar haline gelmesi ile bu tarîkatların eğitiminin verildiği dergâhlar tüm İslâm coğrafyasında birer eğitim merkezi …

Daha fazlası »

Bir Anadolu Velî’si Yûnus Emre

Bilindiği üzere, târihî olaylar ve tarîhî şahsiyetler kendi dönemleri içinde ele alınır ve öyle değerlendirilirler. Yûnus Emre de târihî bir şahsiyettir, târihin belli bir döneminde yaşamış, bir misyon icrâ etmiş ve her fânî gibi o da mukadder vakit gelince, emânetini Hakk’a teslim ederek ebediyete intikâl etmiştir. Fakat o öyle bir şahsiyettir ki, küçücük cirmine rağmen, Şeyh Gâlip’in ifâdesiyle “merdüm-i dîde-i …

Daha fazlası »

Bir Allah Dostundan Çizgiler

Can gitmedikçe cânân ele geçmez. Şeyh Abdurrahim Reyhan (ks) “Ölüm günü yok olmaz” demişti bir defasında. Evet, o gün yok olmaz. O, istediği anda araya girebilir, sırayı bozabilir: Onun yasasını kendisinden başka kimse belirlemez. O her şeyi kendi kendine belirler. Onun araya girdiği her defasında sıra bozulmuş gibi de görünse, doğal gidişâta aykırı bir şey varmış gibi sezinlense de, o, …

Daha fazlası »

Gönül Mîmârı Yûnus Emre

Fahr-i kâinât Efendimiz (sav) şöyle buyurur: “Dikkat edin, bedenin içinde bir et parçası vardır; o iyi olursa bütün beden iyi olur, o bozuk olursa bütün beden bozulur. Dikkat, işte o kalptir.”1 Burada söz konusu olan mânevî anlamdaki kalbdir. Bu konudan söz eden eski metinlerimizden hemen hepsinde şu hatırlatma yapılır: “Kalbden kasdımız manevî bir latîfedir, o ruhla eş anlamlıdır, göğüs boşluğundaki …

Daha fazlası »

Yûnus Emre’nin Tapduk Emre’de Gördüğü Dost Yüzü

Yûnus Emre’yi yetiştiren, Yûnus Emre’nin kimlik dokusunu ören isim şeyhi Tapduk Emre’dir. Yûnus Emre’nin Tapduk Emre’yi bulması kolay olmamıştır. Halvet ve riyâzetlerini Tapduk Emre’nin dergȃhında geçirdi. Seyr u sülȗku sürekli ve ciddîydi. Dervişlik eğitimi oldukça ciddî, terbiyesi devamlı ve muhabbeti derindi. Tapduk Emre’nin dergȃhına her dâim odun taşırken dergȃha lâyık görmediği eğri odunlarla sembolik anlatımda bulunmaktadır. Odunların düzgünlüğü nefsinin ermişliğini …

Daha fazlası »

Dosta Dost Olan Allah Dostları

El-Velî, Yüce Rabbimizin isimlerinden biridir. El-Velî; dostlarına yardım eden, yardım etmeyi seven, kullarının işlerini üstlenen, onları seven, onlara hep yakın olan, düşmanlarını kahreden demektir. Gerçek anlamda dost, yardımcı ve Mevlâ O’dur. Kur’ân’da Velî hem Yüce Allah, hem de kulları için kullanılmıştır. Ama Kur’ân’da Mevlâ, sâdece Yüce Allah için kullanılmıştır. Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin ise dostları …

Daha fazlası »

Yûnus Emre ve Allah Dostları

Yûnus Emre Pîr-i Türkistan Ahmet Yesevî’nin Orta Asya’da yaymış olduğu tasavvuf anlayışını Anadolu’da yaymaya çalışan önemli bir sûfî şâiridir. Şiirlerini Türkçe yazmış olması bakımından Ahmet Yesevî’ye benzediği gibi; şiirleri ve eserlerini Farsça yazmış olan Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye de benzer. Yûnus Emre Dîvânı’nda temel tasavvufî kavramları ve ıstılahları kullanarak Türk tasavvuf edebiyatının en önemli bir mîmârı olmuştur. Daha sonraki sûfî Türk …

Daha fazlası »