Tasavvuf

Kader ve Kaza / Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks)

“(Gerek) yerde (gerek) nefislerinizde herhangi bir musîbet vukûa gelmemiştir ki bu Bizim onu yaratmamızdan evvel mutlakâ bir kitabda yazılmış olmasın. Şübhesiz ki bu Allâh’a göre kolaydır. (Allah bunu) elinizden çıkana tasalanmayasınız, O’nun size verdiği ile sevinip şımarmayasınız diye (yazmıştır). Allah çok böbürlenen her kibirliyi sevmez.” (Hadîd, 22-23.) Musîbet; hedefe isâbet eden mermi gibi insana dokunan bir felâkettir. Kuraklık, hayvânâta ârız …

Daha fazlası »

Hz. Lokman’dan (as) Öğütler / Kalemdar (ks)

Kıymetli kardeşlerim! Lokmân (as) buyurdu ki: Dört bin nebîyi tetkîk ettim. Onlardan şu sekiz kelimeyi insan­lara öğüt olarak seçtim: Eğer namazda iseniz, kalbinizi muhâfaza ediniz. Vesveseyle namaz kılmayın. Namazda huzur ve huşû olmazsa o namaz, namaz değildir. Mü’minûn sûresinin bir ve ikinci âyetlerinde buyuruluyor ki: ‘Mü’minlerden namazlarında huşû sâhibi olanlar kurtuldu.’ (Mü’minûn, 23/1-10.) Namazda huzur istiyor musunuz? O hâlde Reşahât …

Daha fazlası »

Kader

Fahr-i Râzî’nin beyânı vechile; her şeyin mukadder olması insanların rahatı içindir. Nitekim hadîs-i şerifte: “Bir kimse kaderde olan sırr-ı İlâhî’yi bilirse onun üzerine musîbetler ağır gelmez.” buyurulmuştur. Kezâ: “Kadere îmân etmek hüzün ve kederi izâle eder, giderir.” buyurulmuştur. Hadîs-i Kudsî’de, Allâh Azze ve Celle Hazretleri: “Bir kimse Benim kazâ ve kaderime râzı olmadı ise ve belâlarıma sabretmedi ise Benden gayrı …

Daha fazlası »

Şerîat ve Tarîkat

Şerîatsız tarîk olmaz Câhil sofu dînin bilmez Belki câmiye de gelmez Bu kavimden kaçmak lâzım Kıymetli kardeşlerim! Sözü söylemek kolaydır. Fakat o sözde zikredilen vasıfları hakkıyla hâiz olmak ve o sözü yaşamak çok zordur. Beni dinlemek için bu mecliste toplanan cemâatin ayağının türâbıyım ben. Söylüyorum ama kendimde söylediklerim bulunuyor mu diye hep düşünüyorum. Televizyon ekranında seyreder gibi eski kusurlarımı seyrediyorum. …

Daha fazlası »

İhyâ-i Sünnet

İhyâ-i Sünnet Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks) Hengâm-ı kurb-i kıyâmette ve vakti terâküm-i zulumâtta, âlem ise bu girdâb-ı zulumâta düşmüştür. Bu zamanda bir sünneti ihyâ ve bid’ati terk ile tarîk-i müstakîmi bulmak, ancak envâr-ı sünen-i nebeviyye olmadıkça muhâldir. Ve etvâr-ı nübüvveti iltizâm etmedikçe necât müyesser olmak da mahz-ı hayâldir. Muhabbet-i Zâtiyye-i İlâhiyye’ye vusûl, Habîb-i Rabbi’l Âlemîn’e ittibâsız aslâ sûret bulmaz. “Habîbim …

Daha fazlası »

Seyr ü Sülûkta Teslîmiyet ve Sabır

Seyr ü Sülûkta Teslîmiyet ve Sabır Kalemdar (ks) Kıymetli kardeşlerim! Azgın nefsimizi terbiye etmek için mürşide teslîmiyet gerekir. Mürşid-i kâmilin nefsimizin ıslâhı için bizleri tâbî tuttuğu her türlü imtihâna da sabretmek gerekir. Nefis terbiyesinde teslîmiyet ve sabır çok önemlidir. Sizlere bu meseleyi daha da kolaylaştırmak için, uzun yıllar şeyhlerine hizmet eden iki mürîdin menkîbesini nakledeyim: Şeyh Efendi, bir gün yatsı …

Daha fazlası »

Namazın Fazîletleri

Namazın Fazîletleri Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks) Bihterîn-i ibâdât ve mu’teber-i tâât namazdır ki, sütûn-i dîndir. Müslim ile kâfirin meyânını müfârik, mübeyyindir. Beş vakit namazı cemâatle, cem’iyyetle ve ta’dîl-i erkân ile ve isbâğ-ı vudû’ ile müstahâb olan evkatta edâ eylemek lâzımdır. Hadîs-i şerifte buyurulmuştur ki: “Beş vakit namaz sizin birinizin dergâhında cereyân eden nehir gibidir ki, ondan her gün beş kerre …

Daha fazlası »

Belâ ve Musîbetlere Sabır

Belâ ve Musîbetlere Sabır Kalemdar (ks) Mevlâm’dan geliyor bizlere dertler Sabredersen kuzum, sevâbın katlar  Peygamberi nasıl yemişti kurtlar Hazreti Eyyûb’a olanı düşün Kıymetli kardeşlerim! ‘Men arafe’ (Nefsini bilen Rabbini bilir)1 hadîsinin sırrına mazhar olanlara O’ndan gelen her cefâ, gül bahçesinde gül koklamak gibidir. Allah belâyı, mihneti, sıkıntıyı sevdiği kullarına verir. Bugüne kadar bu hep böyle oldu, böyle de olacak. Menkîbe …

Daha fazlası »

İlmin Fezâili

İlmin Fezâili Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks) İlk iki “Oku” emri, Kur’ân değil, kırâat denilen fiile yaklaşmak için heceleme kabîlinden bir ihzâr ve teklîf idi. Üçüncü tazyikten sonra olan (Oku!) Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, adı ile başlamıştır. Oku emri ilk nüzûlünde hem tekvînî bir mâhiyette Hazret-i Peygamber -sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem- Efendimiz’i okumaz, ümmî iken kudret-i İlâhî okur kılmıştır. Bir tefsîre …

Daha fazlası »

Zikrullâh ile Îman Kuvvetlenir

Zikrullâh ile Îman Kuvvetlenir Kalemdar (ks) Kıymetli kardeşlerim! Cenâb-ı Mevlâ, Kur’ân-ı Kerîm’inde şöyle buyuruyor: ‘Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri ürperir; kendilerine O (cc)’nun âyetleri okunduğunda (bu, onların) îmanlarını artırır ve (onlar yalnız) Rabblerine tevekkül ederler.’ (Enfâl 8/2.) Hakk’a inananları göstermek için bu âyet-i celîle kâfî. Hakk’a inanan kim, inanmayan kim, besbelli oluyor. Hakk’a inananlar Mevlâ’yı, berâber …

Daha fazlası »