Aktuel

Medine Vesikası” Işığında “Yeni Anayasa” Çalışmaları

Son zamanlarda toplumda mevcut Anayasanın kişi temel hak ve özgürlüklerini tam ve âdil bir şekilde karşılamadığı düşüncesi hâkimdir. Bu sebeple toplumun tüm kesimlerince mevcut Anayasanın değiştirilmesi gerektiği kesin bir şekilde savunulmaktadır. Ancak bu değişikliğin hangi mâhiyette olacağı, yeni maddelerin kapsamının ve temel dayanaklarının ne şekilde olacağı tartışma konusudur. Bu aşamada toplumun az da olsa bir kısmı mevcut Anayasa üzerinde kısmî …

Daha fazlası »

Hayat

Kim dirilirse, o alınır bezm-i hâs’a, özel görüşmeye. Dâvetçileri zâtı olur, ikrâmı da kendisi yapar. Onlar için ölüm yoktur. Dünyâda yeyip içen, gezip dolaşan Sıddîk-i Ekber gibi. Hakk Teâlâ ister onun rızâsını. “Sorun kullarıma ne istiyor?” iltifâtı gibi. Muhiddin-i Arabî’nin gözlerini yumup kalben ihsânı gibi. Eteği açılınca, on sekiz bin âlemin seyredilişi gibi. Dirilmek için Üveys olmak gerek. İlimde İmâm-ı …

Daha fazlası »

Şeytandan Sığınanlar ve Şeytâna Sığınanlar

İnsanoğlu yaratılışı gereği başına gelen birtakım hususlardan dolayı sığınma ihtiyâcı duyar. Bu bâzen korku ânında, bâzen ümitsizliğe kapıldığında, bâzen üzüldüğünde, bâzen de âfet ve belâlarla karşılaştığı zaman vukû bulan bir durumdur. Böyle zamanlarda üzüntü ve kederini paylaştığı gözlenen insan, güzel bir haber ve hal ile karşılaştığında sevinç ve neşesini de birileriyle paylaşır. Aczinin farkında olan her insan/Müslüman, bu tip zamanlarda …

Daha fazlası »

İmam İle Müezzin..

İmam ile Müezzin: Biri Allah’ın kullarını namaza kaldırır, biri de onlara namaz kıldırır. İmam ile Müezzin: İki hak davetçisi, iki mabed bekçisi. İmam ile Müezzin: Biri minareden seslenir, biri mihraptan seslenir. İkisi de aynı Pınardan beslenir. İmam ile Müezzin: Biri mihrapta cemaatin en önünde, diğeri mahfelde cemaatin en arkasında durarak cami cemaatini merkeze alan iki hizmet fedaisi. İmam ile Müezzin: …

Daha fazlası »

Segâh Tekbîr ve Salât-ı Ümmiyye İle Itrî’yi (1640-1712) Anmak – 1

Geçmişin ilim, fikir ve sanat adamlarını anmak için yapılan her türlü etkinlik bana hep büyük heyecan vermiştir. Çünkü bu tür etkinlikleri yapmanın onlara karşı bir gönül borcu olduğunu düşünürüm. Bilindiği gibi “Tekbîr” ve “Salât-ı Ümmiye”nin Itrî’ye âit olmadığını söyleyenler bulunmaktadır. Bizim bu eserlerin Itrî’ye âit olduğu fikrini kabûl edenlerden olduğumuzu baştan belirtelim. Nitekim Itrî yılı münasebetiyle bu konu yine gündeme …

Daha fazlası »

“Gökdelenler, Yüksek Binalar Şehirlerimizi Boğuyor”

SUNUŞ Semih Akşeker, 1964 yılında Bursa’nın İnegöl ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini memleketi İnegöl’de, yüksek tahsilini İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Fakültesi’nde tamamladı. Evli ve 2 çocuk babasıdır. Halen bir firmada mimar olarak çalışmaktadır. “Apartmana Hayır! Betona Hayır!” ve “Mutlu Ev” adlı iki kitabı mimarlık üzerine farklı ve özgün bir bakışın eseridir. Akşeker’le apartmandan İslâm’ın mimarî anlayışına kadar …

Daha fazlası »

Sosyal Barış ve Dîn Eğitimi

Canlılar içerisinde başkaları ile ilişki alanı en geniş olan varlık insandır. Bu ilişkinin sağlıklı bir şekilde devamı, insanın doğuştan sahip olduğu yeteneklerini geliştirerek içerisinde yaşadığı fiziksel ve sosyal çevreyle uyumuna ve bu uyumu barış ortamında sürdürebilmesine bağlıdır. Yani barışın sağlandığı bir ortamda yaşamak, insanlar için önemli ihtiyaçlardan biridir. Bu ihtiyacı karşılamada, toplum hayatımızın sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi konusunda etkili olan …

Daha fazlası »

Mevlȃnȃ Diliyle Eğitime Duyulan İhtiyaç

Mevlânâ, hem kendi bakışlarını hem de Kur’ân tefekkürünün bakışını insana, özellikle yaşayan insana çevirmiştir. Mevlânâ, dînin kuru bilgi, şekil ve doktrin tarafından çok duygu, iç tecrübe ve aşk aktivitesi yönüyle kucaklaşmıştır. Hem o; îmânı, aşkı ve cezbesi bakımından sünnet-i Muhammediyye tâkipçisidir.3 Mevlânâ, üç yönlü bir eğitim-öğretim faaliyeti sürdürmekteydi: Medresede din ilimleri öğreticiliği, müridlerini mânen geliştirmek için zikir halkaları ve câmi …

Daha fazlası »

İslâm’da İlim ve Muhtevâ

İslâm Dîni, insanı merkeze alan ve onun bireysel olarak kemâle ermesini isteyen, kemâl sâhibi insanların da biraraya gelerek “tevhîde dayanan, tüm davranışlarında ahlâkilik ölçüsünün dışına çıkmayan, sosyal adâletin egemen olduğu” bir toplum oluşturmalarını telkin eden bir dindir. Bu özellik aynı zamanda, gerek bireysel anlamda (mü’min olarak) gerekse toplumsal anlamda İslâm toplumunun en belirgin niteliklerine işâret etmektedir. Bu nitelikler İslâm insanının …

Daha fazlası »

Alîm Olan Allâh’ın Kuluna İlim Yolunda Olmak Yakışır!

Yüce Rabbimizin isimleri arasında el-Alîm, Âlimü’l Ğayb ve’ş-Şehâde, Allâmü’l-Ğuyûb gibi isimler vardır. el-Alîm, her şeyi ayrıntı ve incelikleriyle bilen, sonsuz ilim kaynağıdır. O’nun bu ismi âyetlerde 162 kere geçer. O, her şeyi bilendir, O’nun ilmi her şeyi kuşatmış ve her bilginin üstündedir. O’nun ilmi zaman ve şartlara göre değişmez. O’nun ilmi, kulların bilgisi gibi düşünerek ve çalışarak elde edilen bir …

Daha fazlası »