Akaid

Zühd

Elde mevcut olsa bile gönülde mal, mülk sevgisine yer vermeme anlamına gelir zühd. Arifler, ‘El kârda gönül yarda’ derler. Abdülkâdir Geylânî (k.s): ‘Mal, kesede, kasada, evde câiz. Fakat gönül evinde câiz değildir.’ buyurur. Taatler mâlî, bedenî, hem mâlî hem de bedenî ibadetler diye kısımlara ayrılır. Dinin kıyamı (ayakta durması) zenginlerin cömertliğine bağlıdır. Okuma imkânından mahrum tâlipler, bir dilim ekmeğe muhtaç …

Daha fazlası »

İhlas

İhlas, şeytana pabucu ters giydiren bütün hile ve desiselerini suya düşüren ahlak. Önünden, arkasından, sağından ve solundan gelerek, insanın gönlünü karıştıran mel’una:”Senin burada yerin yok. def ol hain!” dedirten güzel huy.1 “Tam 40 yıldır Allah (cc), gönlüme nazar eder, orada kendisinden gayrısını görmez.” diyen âriflerin en büyük sermayesi.2 Meleklerin bile kayda güç yetiremediği, mükafatı sonsuz olarak ödenen bir sır. Arı, …

Daha fazlası »

Varlığını Bilmek

Âlemde ne varsa, her şey Allah’ındır. “Göklerin ve yerin mutlak (hükümranlığı) O’nundur.”1 Yaratılan her nesne, hilâfet görevini üstlenen insanoğlunun Hâlık’a en güzel bir şekilde vazifesini icra etmesi için memurdur. “Allah göklerde ve yerde ne varsa tümünü kendi katından size müsahhar kıldı.”2 Emanetlerin teklif edildiği isimlerin öğretildiği, meleklerin secde etmekle emrolunduğu, ruh ve kalbiyle ademiyet sıfatını elde ederek ahsen-i takvime ulaşan …

Daha fazlası »

Sabır Ahlâkı (II)

Lugatte hapis mânâsına gelen sabrın ıstılâhî anlamı; dinin övdüğü, teşvik ettiği ahlâki bir sıfat, ruhî bir kemâli ifâde eder. Sabır, nefsi fena arzusûndan men etmektir. Cenab-ı Hakk kendisine “Sabûr” adını vermiştir. Ebu Musâ (el-Eş’arî) (r.a)’den rivayete göre, Nebî (s.a.v) şöyle buyurmuştur:“Allah-ü Teâlâ’dan çok sabırlı ve aleyhinde işittiği (bâtıl iddiaların verdiği) ezaya daha halim hiçbir fert, yahut hiçbir şey yoktur. Hristiyanlar …

Daha fazlası »

Sabır Ahlâkı

Allah’a (c.c) mûti, gözü yaşlı, gönlü ateşli, Habibullah’a (s.a.v) muhabbetli, alçak gönüllü, yumuşak huylu bir mürit olmanın yolu sabırdan geçer. Dünyalara da mâlik olsa, gözünü bir avuç toprağın dolduracağını bilerek mazlumun hakkına tecâvüz etmeyen bir kanaatkârın, makam ve mevki hırsıyla hiçbir hukuk tanımayan câni gaddar olmamasının neticesi de sabırdır. İçini ve dışını ıslah ederek ülkeler fetheden fatihlerin, bütün dünyayı sulha …

Daha fazlası »

Hakk’a Vâsıl Olmak

Muhterem yazarımız, Muhyiddin ibn Arabi (k.s)’nin halifelerinden Sadreddin Konevi’nin yetiştirdiği Müeyyedüddin el Cendî (V.H. 7. asır sonları)’ye ait “Nefbatü’r-Rûb ve Tubfetü’l-Fütıb” adlı eserin önemli noktalarını derleyerek siz kıymetli okurlarımızın istifâdesine sunmayı faideli bulmuştur. Vuslat: Murâdı Hakk Teâla olan O’na tam yönelmeli. “Hem Rabbinin ismini an ve her şeyden kesilerek O’na ihlas ile yönel (erek) ibadet et.” (Müzemmil 8) “Kur’an okumaya …

Daha fazlası »

Mevt

Ölüm, tabiî ve irâdi ölüm olmak üzere iki kısma ayrılabilir. “Tabiî ölüm”, canın bedenden ayrılması; “İrâdi ölüm” ise, “Ölmeden evvel ölünüz.” esası, nefsi öldürmek, ruhu, aklı ve kalbi diriltmek1, manalarına gelmektedir. Esad Erbili (ks), “Bezm-i maâriften seni yok etmiş bu varlığın Mahzâ bu yüzdendir senin cânândan ağyârlığın Öldür şu nefsini serkeşin öğren tarikın bârlığın”2 Hâtem-i Esam (ks), “Ölümü tatmadıkça kişi hakka layık olmaz.” der. Mevt-i Ebyaz (Beyaz ölüm):Nefsi …

Daha fazlası »

Fıtrat Dini

Bu din fıtrat dini, yaratılışımıza uygun hayat tarzıdır. Yememizden, içmemizden, yatıp kalkmamızdan; ferdi, ailevi, sosyal münasebetlerimize kadar hepsini düzenleyen bir hayattır. “Ey iman edenler! sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman Allah’a ve Rasulüne icabet edin.” (Enfal-24) ayetinde huzurun yolu Katâdeye göre Kur’ân’dır. Kitab-ı Kerim’imizin muhatabı insandır. İnsanı aziz etmenin, mutluluğa kavuşturmanın yollarını gösterir. Ayrıca “Bu kitabı da her şey için …

Daha fazlası »

Canımızı ve Malımızı Feda Etmek

Biz Müslümanlığımızdan asla taviz vermeden imanın lezzetiyle İslamı tebliğe koyulmalıyız. Başta kendimizi ıslah etmeye çalışmalı, yavrularımızın yetişmesinde en önemli faktör olan aile, ikinci olarak okul, son olarak da çevre sosyal hayat ve basın yayını, inancımıza uygun bir hale getirmeliyiz. Yani yeniden Mü’min olmalıyız. İman nimetinin şükrünü, hâlikımızın yolunda canımızı malımızı feda etmekle elde edebiliriz. Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden bir grup …

Daha fazlası »

ZİKİR VE ŞÜKÜR

Elhamdülillahi Rabbil alemin, vessalatü vesselamü ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sabihi ecmain. Bizi yoktan var eden Mevlamız Ayet-i Celile-i cemilesinde:“Kullarım beni layıkı ile zikrediniz, anınız, ben de sizi zatıma uygun şekilde anayım, zikredeyim” buyuruyor. Bu büyük bir müjde ve şereftir. Siz yeryüzünde Mevla’yı zikrediyorsunuz, Allah da sizi zikrediyor. Siz “Allah” diyorsunuz, Halık-ı Zülcelal, “kulum” diyor. Biz aciziz, O …

Daha fazlası »