Kategoriler

Dil Edebi / Alemdar

Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hakk sözden kelâmdan, kalemden satırdan, beyandan, “mantıkuttayr”dan bahis buyurur. Bu vâsıtalarla hakkı duyurur. Ehlüllâhı “nidâen hafiyye”1, ilham ve vâridatla doyurur. Kalbten kalbe giden yolla, Zât’ına ulaşan kanalla, gönülle, hablül verîd olan damar ile iletişim kurar. Habîb’ini bezm-i hâsa, mi’râca dâvetle bin bir kelâmı kılar. “Ordan gelir söz bizdedir Arada tercümandır bu” beytiyle vesîleyi vurgular. Zâhirde çığlık gönülde …

Daha fazlası »

Maraz-ı Kalb / Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu (ks)

Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle Hazretleri cânibinden Rasûl-i Ekrem -sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem- Efendimiz’in tebliğ eylediği ahkâmın cümlesi âşikâre, bedîhî olup hiç fikr ü delîle muhtaç değildir. Kalbi emrâz-ı mâneviyyeden sâlim ve fikri sakîm düşüncelerden selâmette olanlar nazarında hiçbir fikir ve delîle muhtâç değillerdir. Ancak nazar, fikir illetinin vücûdu ve âfetin sübûtu hâlinde şübhe ve tereddüd ve îtiraz vardır. …

Daha fazlası »

İbrahim Ethem (ks) Hazretlerinden Vasiyetler / Kalemdar (ks)

Kıymetli kardeşlerim! Rabbimiz Kur’ân-ı Azimüşşan’da: ‘Habibim Ahmed, Resulüm ya Muhammed! Sen vâ’z ü nasihat et, şüphesiz ki nasihat mü’min olanlara fayda verir’[1] buyuruyor. Baharda yağmur yağınca ölü yerlerin ihya olması gibi, vâ’z ü nasihat ile de ölü kalpler uyanır. Yine bir hadis-i şerifte Fahr-i Kâinat Efendimiz (sav): ‘Din nasihat­tir, din nasihattir, din nasihattir’[2] buyuruyor. Din, nasihatle kuv­vetlenir. Onun için Allâh’ın …

Daha fazlası »

Medeniyetin İnce Çizgisi: Hat Sanatı / Ümmügülsüm Sevim Gencer

 Sen çalış, sîneye sığmaz deme, âsâr-ı ulûm,  Bir küçük âyinede aks-ı semâ zâhir olur.  Mehmed Akif Ersoy Altından çizgiler koyu yeşil zemin üzerinde nazlı nazlı ve âhenk içinde dans ediyor sanki sınırları yokmuş gibi… Ihlamur ağacından kasnağını aşıp ilâhî bir vecd ile Ayasofya kubbesini dört dönecekmiş gibi… Lafzatullâh’ı, muazzam terkîbi ile bütün dünyâya haykıracakmış gibi… Nizâmı, endâzesi, noktalama hesaplarıyla kusursuz, …

Daha fazlası »

Vefâtının 35. Yılında Süheyl Ünver / Prof. Dr. Mustafa Kara

17 Şubat 1898’de İstanbul Haseki’de doğan, 14 Şubat 1986 târihinde aynı şehirde vefât edip Edirnekapı/Sakızağacı mezarlığına defnedilen Ahmet Süheyl Ünver, geçen asrın en mühim şahsiyetlerinden biridir. Süheyl Ünver denince aklınıza ne geliyor diye bir soru sorarsanız, sorunuza cevap vermeden önce size bir açıklama yapmak isterim. Dervişlerin, dünyâda olup biten olaylara bakış tarzlarını ifâde eden cümlelerinden biri de şudur: Celâl içre …

Daha fazlası »

Ebrû Sanatının İşlevselliği / Prof. Dr. Kadir Özköse – Büşra H. Biçgel

Ebrû kelimesi Farsça “ebr” bulut ve nisbet eki ile “ebrî”, bulut gibi anlamlarında bir ifâdedir. Sözlükte ebru; içine konan boyalar yüzünde kalacak şekilde kitre ile hazırlanmış bir suya kapatılıp kaldırılmak suretiyle kâğıt üzerine çıkan hâre, dalga ve damar gibi süslere verilen isimdir.3 Kaşa benzer şekiller içermesi sebebiyle ebrû kelimesinin Farsça kaş anlamında da kullanıldığı görülmektedir.4 Ebrûya benzer çalışmalar sekizinci yüzyıl …

Daha fazlası »

Söz Söyleme Ahlâkı / Prof. Dr. Ali Akpınar

İnsanın dili, dış dünyâya açılan penceresidir. Dil, gönlün ve zihnin tercümânıdır. İnsanlar birbirleriyle konuşarak anlaşırlar. İslâm’a göre konuşmanın da âdâbı vardır. Ağzımızdan çıkan sözlerden sorumluyuz. Mü’minler, yalnızca zararlı şeylerden değil; fayda vermeyen söz ve davranışlardan da sakınan kimselerdir. Zîrâ insanın fikri ne ise zikri de odur. Ağzından kötü ve anlamsız şeyler dökülenlerin iç dünyâları da temiz değildir. Kur’ân, bu anlamsız …

Daha fazlası »

Ahî Çelebi Câmii / Nidayi Sevim

Ahî Çelebi Câmii, 1539 ve 1653 yıllarında iki kez yanmış, 1892 zelzelesinde ise büyük hasar görmüş. Câmi, Evliyâ Çelebi’ye dâir hikâyesi ile de İstanbul folklorunda ayrı bir yer tutar. Ahî Çelebi Câmii, ‘Kanlıfırın Mescidi’ ve ‘Yemişçiler Câmii’ olarak da bilinir.  Fatih ilçesi Eminönü semtinde, Yoğurtçular sokağındadır. İstanbul Ticaret Üniversitesi ile Zindan Han arasında kalır. Sâhile çok yakın bir mesâfededir. İstanbullular …

Daha fazlası »

İçimizdeki Savaş / Mustafa Özçelik

Hakîkate bakar isen nefsin sana düşman yeter Var imdi ol nefsin ile vuruş savaş tokuş yürü Yûnus Emre Yûnus Emre, Risâlet’ün-Nushiyye kitâbında bize içimizdeki savaştan söz eder. Kitap okunduğunda görülecektir ki bu savaşın asıl kahramânı sâdece Yûnus Emre değildir. Adına insan dediğimiz bütün varlıklardır. Başka bir deyişle bu hikâye, sâdece bir kişinin değil bütün insanların ortak hikâyesidir. Bu yüzden konu …

Daha fazlası »

Dilin Kemiğe Değil Edebe İhtiyâcı Var / Mahmut Eyüpoğlu

Mübârek kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm Rabbimizin biz kullarıyla sözlü iletişimidir. Yâni Kur’ân Allâh’ın sözüdür. Ve biz Allâh’ın kelâmı olan Kur’ân’dan öğrendiğimize göre Rabbimiz emir ve yasaklarını mahlûkâtına sözle bildiriyor: “Rabbin şöyle dedi (meleklere)”1, “Allah Mûsâ ile de doğrudan konuştu.”2 örneklerinde olduğu gibi. Haddi zâtında Kur’ân baştan sona kadar Allâh’ın kelâmıdır, sözüdür. Allâh’ın söz söylemek için bir dile ihtiyâcı yoktur. Ancak bizim …

Daha fazlası »