Editör’ün Seçtikleri

Esmâ’da Esrâr / Alemdar

Her şeyin Hâlık’ı, yaratan ve yaşatanı Mevlâ-i Müteâldir. O’ndan geldik O’na döneceğiz. Rûhundan ruh üflemesiyle Zât’ından gayri değiliz, ayrı da değiliz. O hiç bir şeye benzemez. Sevgili Peygamberimiz’in (sav) mübârek kelâmlarıyla: “Sen Kendini senâ ettiğin gibi yücesin.”1 Kayısının çekirdeği kayısı değildir, ama kayısı çekirdekten olur. Buz su değildir, fakat buz sudan oluşur. Nefes kişinin kendi değildir, ama nefes de insandan meydana gelir. …

Daha fazlası »

Yüce Allâh’ı Gereği Gibi Tanımak ve Takdîr Etmek / Prof. Dr. Ali Akpınar

Îman, gayba inanma ile başlar. Gerçek müminler gözleriyle görmedikleri halde Yüce Allâh’a, âhiret başta olmak üzere O’nun haber verdiklerine îmân ederler. Allah, vahiy ve âhiret gibi konular, gaybî bilgilerdir. Bu konularda doğru ve gerçek bilgi sâhibi olmak ve üzerine konuşabilmek için Allâh’ın Kitâbında, Rasûlün Sünnetindeki açıklamalara mürâcaat etmek kaçınılmazdır. Zîrâ bu konularda tek başına akıl yeterli değildir. İnsan aklı, Yüce …

Daha fazlası »

Güncel Şirk (Deizm), Rabbânî Olmayı Değil Rabb Olmayı İddia Etmektir / Mahmut Eyüpoğlu

Allah (cc) insanlarla ilk muhâtap olduğunda onlara şu soruyu soruyor: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Bu soruda dikkatimizi çeken nokta Allâh’ın, Kendisinin “rubûbiyyetini”, yâni “Rabb”lığını insana tasdîk ettirmesidir. Hem insanı bizâtihî kendisine şâhit kılarak. “Kıyâmet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şâhit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) …

Daha fazlası »

Mârifet Okulu / Alemdar

Hasan-ı Basrî’nin elinde tevbe eden Habîb-i Acemî, su üstünde yürür. Hocası bunun sebebini sorunca: “Yâ Hasan, sen satır kararttın, ben ise gönül ağarttım” der.  İmam Şâfiî; ümmî olan, tahsîli olmayan Şeybân-ı Râî’nin önünde öğrenci gibi oturduğu ve sorular sorduğuna şaşanlara: “O, Hak Teâlâ tarafından ilme mazhardır.” der. Fas’ta yetişen Şeyh Abdülaziz Debbağ (ks) Hazretleri zamânının kutbudur; kemâl mertebesinde büyük bir velîdir. Okur-yazar değildir. Bu …

Daha fazlası »

Dervişlik Âdâbı / Kalemdar (ks)

‘Kıyl u kāl kalbden çıkmayan derviş m’olur? Bal diyen dil ile baldan tatmayan derviş m’olur?’ Kıymetli kardeşlerim! Tasavvufta dervişlik mühim bir pâyedir. Derviş Farsça bir kelimedir. ‘Der’ kapı, ‘viş’ kapının alt eşiği demektir. Kardeşleri onu çiğneyince seslenmeyen, yüzüne bir kusûru söylenince ‘Allah senden râzı olsun!’ diyen kimse derviştir. Reşahat Aynü’l-Hayat’ta, ‘Kapı eşiği biraz sertçe olur, tam aksine derviş ise, sert olmamalı, …

Daha fazlası »

Nezâket Zarâfet / Alemdar

Dünyâ hayâtında berâber olmanın bizde etkileri pek çoktur üstadlarımızın. Kullanıma hazır hâcetler bulunur çantada. Yeri geldikçe istimâl olunur. Yaşayamasak bile gördüğümüz güzellikler yol gösterir bizlere. Gönül ve beyinlerimize nakşolan davranış biçimleri hîn-i hâcette ışık tutar yaşantımıza. Uygulamalarına Kur’ân ve sünnetin mührünü vurduğu şahsiyetler muktedâ bih, kendisine uyulan önderlerdir. “Nimet verdiğin kimselerin yoluna kılavuzla bizi Yâ Rab”1derken nebîler, sıddîklar, şehîdler ve sâlihler kastedilir. …

Daha fazlası »

Küffâr İle Dost Olmamak-2 / Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu

Ebû Nüaym’ın “Hilye”sinde İbn-i Mes’ûd’dan rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte şöyle gelmiştir: “Enbiyâ aleyhimü’s-selâmdan bir peygambere vahyolunup zamânında mevcûd olan bir âbide varıp tefhîm eyledi ki: Dünyâda senin zühd ü inkıtâın, ukbâda râhat-ı nefsin içindir. Cenâb-ı Hakk’ın senin üzerine olan amelini tahsîl eyledin mi? dedikte Âbid: – O amel nedir? deyince cevâben: – Evliyâullâh’a müvâlât ve muhabbet ve a’dâullâha adâvet eylemektir, …

Daha fazlası »

Kalb-i Selîm / Kalemdar (ks)

Kıymetli kardeşlerim! Okuyup anlatacağım sözler, Allâh’ımızın (cc) ve Fahr-i Kâinat Efendimizin (sav) sözleri. Onun için iyi dinleyelim.  Çeşmelerde bardağın, doldurmadan kor isen,  Bin yanında durursa, kendi dolası değil.  Kabı doldurmak için, çeşmenin tam altına koymak lazım. Yoksa çok sohbete oturulur, çok insan dinlenir. Dikkat edilmez, kalp kapağı açık olmazsa içine bir damla girmez.  Rabbimiz buyuruyor: ‘Ne malın ne de evladın fayda …

Daha fazlası »

Zarâfetin Kalıba Dökülmüş Hâli: Peygamberimiz’in (sav) Hayâtı / Mahmut Eyüpoğlu

Zarâfet, en son ve en mükemmel dînimiz İslâm’ın, bütün güzelliğiyle hayâtımızın her alanından dışımızdaki dünyâya yansımasıdır diyebiliriz. Yâni dînimiz İslâm’ın güzelliğinin konuşmalarımızda, davranışlarımızda, işlerimizde, muâmelemizde ete kemiğe bürünmesidir. Bu da berâberinde konuşmada nezâket, davranışlarda incelik, muâmelede doğruluk, ahlâkta şefkat ve merhamet, yeme içmede ölçü, giyim ve kuşamda uyum, sosyal hayatta güler yüzlü olmayı getirir. Dînimizin bütün emirleri Sevgili Peygamberimiz’in hayâtında şekillenmiş ve …

Daha fazlası »

el-Bâis (cc) / Dr. Mehmet Sürmeli

el-Bâis (cc): Ölümden sonra diriltendir. Nesneleri, cinsleri ve türleri yoktan var eden, cesetlere yeniden ruh vererek onları mezarlardan çıkarıp haşr meydanında huzûrunda toplayan anlamında, Yüce Allâh’ın esmâ-i hüsnâsından biridir. Ayrıca insanları vahyin nûruyla aydınlatması, inkârdan ve her türlü kötülükten kurtarması için peygamber göndermesi; âhirette hesap vermeleri için insanları öldükten sonra yeniden diriltip huzûrunda toplaması da el-Bâis isminin anlam alanına girmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de el-Bâis …

Daha fazlası »