Editör’ün Seçtikleri

Deniz / Alemdar

Cenâb-ı Hakk, ilim ve kudretinin sınırsız oluşunu, deniz misâliyle haber verir: “Ey Peygamber! Yaratanın sonsuz ilmiyle yaratılanların sınırlı bilgisi arasındaki farkı, akıllarda kalacak çarpıcı bir örnekle ortaya koymak üzere de ki: “Rabb’imin sonsuz ilim ve hikmetini gözler önüne seren kelimelerini yazmak için bütün denizler mürekkep ve ağaçlar kalem olsa, yine de okyanuslar tükenir, fakat Rabb’imin kelimeleri tükenmezdi; hattâ mevcut olanlara …

Daha fazlası »

Kader ve Kaza / Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks)

“(Gerek) yerde (gerek) nefislerinizde herhangi bir musîbet vukûa gelmemiştir ki bu Bizim onu yaratmamızdan evvel mutlakâ bir kitabda yazılmış olmasın. Şübhesiz ki bu Allâh’a göre kolaydır. (Allah bunu) elinizden çıkana tasalanmayasınız, O’nun size verdiği ile sevinip şımarmayasınız diye (yazmıştır). Allah çok böbürlenen her kibirliyi sevmez.” (Hadîd, 22-23.) Musîbet; hedefe isâbet eden mermi gibi insana dokunan bir felâkettir. Kuraklık, hayvânâta ârız …

Daha fazlası »

Cihanda En Büyük Devlet: Sıhhat / Prof. Dr. Ali Akpınar

Koca cihan sultânı Kânûnî öyle diyordu: Halk içinde mûteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet, cihanda bir nefes-i sıhhat gibi. Gerçekten de sıhhat âfiyet, insan için en büyük devlet ve en başta gelen izzettir. Zîrâ sıhhat yoksa, insanın tadı tuzu yoktur. Onun için sağlık, selâmetin yol arkadaşıdır. Sıhhat, insan için büyük nîmettir. Ne var ki hastalık da şu imtihan …

Daha fazlası »

İstikâmet

Her huy istikamete muhtaçtır. İstikamet ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Cömertlikte aşırıya kaçmak israftır. Sıkıp suyunu çıkarmak cimriliktir. İstikamet ise: “(O kullar), harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” (Furkan, 67.) Tevâzuun aşırı olanına tezellül derler. Tezellül, bayağılık, kendini aşağı tutmaktır. Aşırısı kibirdir. Uygun olanı, Furkan sûresinin 63üncü, İsrâ sûresinin 24üncü, yine İsrâ …

Daha fazlası »

Tasavvufta Aslolan İstikamettir

Tasavvuf; İslâm’ın ruh dünyâsının ve Peygamberimiz’in (sav) şahsında temsîl ettiği mânevî otoritenin, müesseseleşmiş ve günümüze kadar yaygınlaşarak gelmiş şeklidir. Mânevî otoriteden kastedilen Peygamberimizin “Üsve-i Hasene” şeklinde ifâde edilen örnek kişiliğidir. Bilindiği üzere Peygamberimiz (sav) siyâsî, ilmî ve mânevî otoritelerin hepsini şahsında cem’ etmiş bulunuyordu.1 Bu otoritelerin her biri farklı ilim dalları tarafından ele alınırken, O’nun mânevî hâlini tasavvuf ele almıştır. …

Daha fazlası »

Îman Bir Bütündür; Bölünme Kabûl (Yüzdeli Îman Sahîh Değildir) Etmez

Klasik kelâm âlimleri; “Îmân edilecek hususların bir kısmına îmân edip bir kısmına îmân etmeyen kimsenin îmânı sahîh değildir.”1 demek sûretiyle îtikâdî esaslardaki bütünlüğü zedeleme sorununa vurgu yapmışlardır. Bu ifâdenin bir başka açılımı ise; “Zarûrât-ı dîniyye’den birini inkâr, dînî hükümlerin hepsini inkâr sayılır.” kuralıdır. Bunların hepsi gösteriyor ki îman bir bütündür ve kesinlikle parçalanma ve bölünme kabûl etmez. Parçalı bir îman …

Daha fazlası »

Ufukta Görünen

Ufukta Görünen Alemdar Görünenler ve görünmeyenler: “Görmeyenle gören, karanlıklarla aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz. Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediğine elbette işittirir; ama sen kabirlerdekilere de işittirecek değilsin!” (Fâtır, 19-22.) “Gören” kelimesi mü’mini, “kör” kelimesi kâfiri, “aydınlık” îmânı, “karanlıklar” küfrü, “gölge” rahatlığı ve huzûru, “sıcak” sıkıntıyı ve yakıcı ateşi, “diriler” mü’minleri, “ölüler” kâfirleri anlatmak için kullanılmıştır. Zîrâ mü’min …

Daha fazlası »

Seyr ü Sülûkta Teslîmiyet ve Sabır

Seyr ü Sülûkta Teslîmiyet ve Sabır Kalemdar (ks) Kıymetli kardeşlerim! Azgın nefsimizi terbiye etmek için mürşide teslîmiyet gerekir. Mürşid-i kâmilin nefsimizin ıslâhı için bizleri tâbî tuttuğu her türlü imtihâna da sabretmek gerekir. Nefis terbiyesinde teslîmiyet ve sabır çok önemlidir. Sizlere bu meseleyi daha da kolaylaştırmak için, uzun yıllar şeyhlerine hizmet eden iki mürîdin menkîbesini nakledeyim: Şeyh Efendi, bir gün yatsı …

Daha fazlası »

Ufkumuz Kur’ân ve Sünnet Olsun

Ufkumuz Kur’ân ve Sünnet Olsun Prof. Dr. Ali Akpınar Müslüman büyük düşünen, büyük hedefleri olan ve bu hedeflerine ulaşmak için gece gündüz çalışan ufuk insanıdır. Zîrâ o, Ufuk Peygamberinin ümmetidir. O Peygamber ki bu dünyâdan giderken ümmetine iki büyük emânet bırakmış ve bu iki emânete sıkı sıkıya sarılmalarını onlara tavsiye etmiştir: “Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sarıldığınız sürece sapmazsınız. Allâh’ın …

Daha fazlası »

Fakîh ve Muallim, Ortopedik Engelli Bir Sahabi: Muaz b. Cebel

Fakîh ve Muallim, Ortopedik Engelli Bir Sahabi: Muaz b. Cebel Mehmet Nezir Gül İslâm’ın Son Peygamberi Hz. Muhammed (sav) engelli-engelsiz hiçbir ayırım yapmadan herkese, başarılı olacağı, yapabileceği, yerine getirebileceği görevleri verirdi. Kimin hangi görevi ne ölçüde yapacağını bilir; kişilere yararlı olacağı, kendini ifâde edebileceği görevleri verirdi. Asr-ı Saâdet’e baktığımız zaman bu anlayışın çok etkin bir biçimde gerçekleştiğini, kimsenin bir engelinden …

Daha fazlası »