Editör’ün Seçtikleri

Kanâat

Kanâat Alemdar Kanâat, az ile yetinmektir. Ama biz sonsuzluğa tâlibiz. Bitmeyen tükenmeyen nîmet istiyoruz Rabbimizden. “Doğrusu senin için tükenmeyen bir mükâfât vardır.”1 “Fakat îmân edip sâlih amel işleyenler için eksilmeyen devamlı bir ecir vardır. Ancak îmân edip dünyâ ve âhiret için yararlı işler yapanlar başka; onlar için kesintisiz bir ödül vardır.”2 “Duâ ettiğinizde çok isteyin, çünkü vereceği hiçbir şey Allâh’a …

Daha fazlası »

Namazın Fazîletleri

Namazın Fazîletleri Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks) Bihterîn-i ibâdât ve mu’teber-i tâât namazdır ki, sütûn-i dîndir. Müslim ile kâfirin meyânını müfârik, mübeyyindir. Beş vakit namazı cemâatle, cem’iyyetle ve ta’dîl-i erkân ile ve isbâğ-ı vudû’ ile müstahâb olan evkatta edâ eylemek lâzımdır. Hadîs-i şerifte buyurulmuştur ki: “Beş vakit namaz sizin birinizin dergâhında cereyân eden nehir gibidir ki, ondan her gün beş kerre …

Daha fazlası »

Belâ ve Musîbetlere Sabır

Belâ ve Musîbetlere Sabır Kalemdar (ks) Mevlâm’dan geliyor bizlere dertler Sabredersen kuzum, sevâbın katlar  Peygamberi nasıl yemişti kurtlar Hazreti Eyyûb’a olanı düşün Kıymetli kardeşlerim! ‘Men arafe’ (Nefsini bilen Rabbini bilir)1 hadîsinin sırrına mazhar olanlara O’ndan gelen her cefâ, gül bahçesinde gül koklamak gibidir. Allah belâyı, mihneti, sıkıntıyı sevdiği kullarına verir. Bugüne kadar bu hep böyle oldu, böyle de olacak. Menkîbe …

Daha fazlası »

Silsilei Sâdât-ı Kirâm
5. Bâyezîd-i Bistâmî (ks)

Silsilei Sâdât-ı Kirâm5. Bâyezîd-i Bistâmî (ks) Prof. Dr. Musa Yıldız Silsilede emâneti Câfer es-Sadık (rha)’den mânen devralmıştır. İran’ın Horasan eyâletinde bulunan Bistâm kasabasında 777(?) yılında doğmuştur. Adı, Tayfur b. Îsâ, künyesi Ebû Yezîd ve nisbesi el-Bistâmî’dir. “Rehnümâ (Yol Gösteren)” diye anılır.  Boyu uzun, bedeni zayıf, yüzü beyaz, sakalı ak ve seyrek, gözleri çukurca idi. Hz. Ebû Bekir (ra)’e çok benzerdi. …

Daha fazlası »

Zenginlik ve Doygunluğun Adı: Kanâat

Zenginlik ve Doygunluğun Adı: Kanâat Prof. Dr. Ali Akpınar Maddî Yönden Verilene Râzı Olmalı Dünyâ insan için, insan da Rabbi için yaratılmıştır. İnsan, dünyâya tutkuludur, onu arzular ve onu elde etmek için çaba sarf eder. Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünyâ hayâtının nîmetleridir, oysa gidilecek …

Daha fazlası »

Bir Namazlık Saltanat…

Bir Namazlık Saltanat…Nidayi Sevim Târih boyunca insanlar taş ile haşır-neşir olmuş. Mağara oymakla işe koyulan insanoğlu, tekerleği îcâd etmiş; yol, köprü, han, hamam, ev, saray inşâ etmiş. Daha sonraları sanat eserleri oluşturulmuş taştan. Medeniyetler birbirini kovalamış. Derken bu dünyâ hayâtından ebedî âleme göçerken yine bir taş dikilmiş insanoğlunun başucuna… Taş, insanoğlunun hayâtında hep var olmuş, kıyâmete kadar da var olmaya …

Daha fazlası »

Cesâret, İlim ve Takvânın Buluştuğu Engelli Bir Sahabi Abdullah B. Mes’ûd (ra)

Cesâret, İlim ve Takvânın Buluştuğu Engelli Bir Sahabi Abdullah B. Mes’ûd (ra) Mehmet Nezir Gül Kısa boylu, sıska ve ince bacaklı bir beden. Ufacık tefecik ama yüreği, dünyâlara sığmayan bir bahadır. Daha sonraları İbni Mes’ûd olarak bilinen, Bedir’den îtibâren İslâm’ın bütün savaşlarında bulunmuş bir kahraman. Görenlerin çoğunun ilk anda çocuk gibi değerlendirdiği, hiçbir yükü kaldıramayacak bir engelli olarak gördüğü sahabi. …

Daha fazlası »

Âfiyet

Âfiyet Alemdar Af ve âfiyet kelimeleri sözlükte şu mânâlara gelir: Af, yapılan bir hatâdan dolayı cezâlandırmamaktır. Âfiyet ise dinde fitnelerden selâmette olmaktır. Vücûdun hastalık ve sıkıntıdan güvende olmasıdır. Âfiyet, affı da içine alan kapsamlı bir kelimedir. Ulemâ-i kâmilin, sulehâ-i sâlihin, hakîkat ehillerinin dilinde âfiyet şu anlamlara gelir: Allah Teâlâ’nın rızâsı ve O’nunla temin edilen huzurdur. Cenâb-ı Hakk’ın ve kullarının hizmetinde …

Daha fazlası »

Kur’ân İle Yakîne Ermek, O Bilgiyle Rabb’e Yürümek

Kur’ân İle Yakîne Ermek, O Bilgiyle Rabb’e Yürümek Prof. Dr. Ali Akpınar Yakîn, doğruluğunda şüphe olmayan kesin bilgi, kesin inanış, şüphe ve tereddütten sonra ulaşılan kesinlik anlamlarına gelir. Yakîn,  tasdîk ve inanca götüren kesin bilgidir. Yakînî bilgi, belirli bir düşünme ve gayret sonucu elde edilen, sonradan kazanılan/kesbî bilgidir. Âyet ve hadislerde kesin bilgi anlamında kullanılmıştır. Peygamberimiz kendisine îman ve yakîn …

Daha fazlası »

İslâm’ı Bize Öğreten En Büyük İmam Ebû Hanîfe (rha)

İslâm’ı Bize Öğreten En Büyük İmam Ebû Hanîfe (rha) Prof. Dr. Musa Yıldız Abdullah b. Ömer (ra)’in babası Hz. Ömer (ra) Efendimiz’den naklettiği “Cibrîl Hadîsi”nin, İslâmî geleneğimizde önemli bir yeri vardır. Rasûlullah (sav) Efendimiz: “Bu gelen Cibrîl’di. Size dîninizi öğretmek için gelmişti.” diyerek, gelen kişinin Cebrâîl (as) olduğunu ifâde etmişti. Bu ifâdeye göre, yüce dînimiz İslâm’ı bizlere öğretmek için vahiy meleği …

Daha fazlası »