Editör’ün Seçtikleri

Eğitimde Menkıbe / Alemdar

Eğitimini Rabbimizden alan Cenâb-ı Kibriyâ (sav) “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi güzel kıldı”1 buyurur.Vahyin bitimiyle, Rabbânî ilham ve terbiyeyle ârifân-ı İlâhî, devrine ışık tutmuştur. Sahîh îtikadla beyinler durulmuş, kalbler süzülmüş, hayâta, asr-ı saâdet neşesi verilmiştir. Sünnet-i Seniyye ile Sevgili Peygamberimiz’in hayâta geliş sırrı nakşolmuştur. “Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidâyet ve hak din ile gönderen O’dur. Şâhit olarak Allah yeter.”2 Hayâta …

Daha fazlası »

Tefsirlerde Yaşanmış Hikâyelerle Verilen Mesajlar / Prof. Dr. Ali Akpınar

Kur’ân’ın Kıssa Anlatım Metodu Kıssa kelimesi bir kimsenin izini sürüp ardınca tâkip edip gitmek, bir kimseye bir haber veya sözü beyân edip bildirmek anlamlarına gelir.1 Kur’ân, gerçek hayatta yaşanmış kıssaları kendine has özgün üslûbuyla sunarak geçmişi hatırlatmakta, iyilerin kıssalarıyla insanları onlar gibi olmaya özendirmekte, kötülerin kıssalarıyla da benzer yanlışlara düşmemelerini sağlamayı hedeflemektedir. Kur’ân’ın kıssaları ibret nazarıyla derin düşünce ile okunmalıdır. Zîrâ anlatılanlar, bilgilenmekten …

Daha fazlası »

Geçmişten Bugüne Kıssa ve Menâkıbnâmelerin Toplumsal Hayattaki Yeri / Hasan Taha Dinç

Giriş Etimolojik olarak menkıbe “din büyüklerinin veya târihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikâye” demektir. Yâni kıssa, hikâye anlamlarına gelen menkıbe yaşanmış ve yaşanması muhtemel olayları anlatır. Mayası insandır. İnsanın iç dünyâsına hitâb eder; kendini keşfetmesine olanak tanır.     Bizim toplumumuzda halk hikâyelerine (menkıbelere) ilgi, geçmiş târihlerde daha fazlaydı. Hatırına gelen olacaktır. Bir zamanlar köylerde imkânlar şimdiki gibi değildi, radyo …

Daha fazlası »

Yeniden Doğuş / Alemdar

Cesedi kefeni şöyle dursun tabutuna dokunuş bile tâze hayat bahşediyor insana. Kabre konup telkin verilirken bile iki güzeli hayrette bırakıyor. Cismi mezarda rûhu müşâhedede olan velî ve telkin ânında bulunan Necmeddîn-i Irakî Hazretleri. Hazrette sessizce bir tebessüm, dilinden dökülen kelâm şu: “Ölü diriye telkin veriyor.” “Bizi âşıkların sadrında arayın, kabrimizde değil.” “Bizim ölümümüz ebedî düğün, bayram günüdür.” der Mevlânâ. Hülefâsı …

Daha fazlası »

“Hak Nâmına Cân İçin Değil Cânân İçin Yaşayabilmek” / Söyleşi: Yunus Emre Altuntaş

M. Safiyüddin Erhan Eşrefoğlu 1954 senesinde Bursa’nın Çatalfırın semtinde sekiz nesildir büyüklerinin ihyâ ve inşâ ettikleri vakıf bir külliyede, Bursa Eşrefîlerinden Abdulkâdir Muhyeddin Eşrefoğlu ile Âtıfet Hanım’ın evlâdı olarak dünyâya gelmiştir. Başbakanlık Eski Arşiv Umum Müdürlüğü muâvinlerinden olan amcaları merhum Ziya Eşrefoğlu’ndan târih kültürü ve şuuru aldı. Bursa’da vâki Mısrî Niyâzî (k.s) Hazretleri dergâhı evlâdından eski muallim Fehanüddin Ulusoy’un Tasavvuf …

Daha fazlası »

Dil Edebi / Alemdar

Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hakk sözden kelâmdan, kalemden satırdan, beyandan, “mantıkuttayr”dan bahis buyurur. Bu vâsıtalarla hakkı duyurur. Ehlüllâhı “nidâen hafiyye”1, ilham ve vâridatla doyurur. Kalbten kalbe giden yolla, Zât’ına ulaşan kanalla, gönülle, hablül verîd olan damar ile iletişim kurar. Habîb’ini bezm-i hâsa, mi’râca dâvetle bin bir kelâmı kılar. “Ordan gelir söz bizdedir Arada tercümandır bu” beytiyle vesîleyi vurgular. Zâhirde çığlık gönülde …

Daha fazlası »

Vefâtının 35. Yılında Süheyl Ünver / Prof. Dr. Mustafa Kara

17 Şubat 1898’de İstanbul Haseki’de doğan, 14 Şubat 1986 târihinde aynı şehirde vefât edip Edirnekapı/Sakızağacı mezarlığına defnedilen Ahmet Süheyl Ünver, geçen asrın en mühim şahsiyetlerinden biridir. Süheyl Ünver denince aklınıza ne geliyor diye bir soru sorarsanız, sorunuza cevap vermeden önce size bir açıklama yapmak isterim. Dervişlerin, dünyâda olup biten olaylara bakış tarzlarını ifâde eden cümlelerinden biri de şudur: Celâl içre …

Daha fazlası »

Söz Söyleme Ahlâkı / Prof. Dr. Ali Akpınar

İnsanın dili, dış dünyâya açılan penceresidir. Dil, gönlün ve zihnin tercümânıdır. İnsanlar birbirleriyle konuşarak anlaşırlar. İslâm’a göre konuşmanın da âdâbı vardır. Ağzımızdan çıkan sözlerden sorumluyuz. Mü’minler, yalnızca zararlı şeylerden değil; fayda vermeyen söz ve davranışlardan da sakınan kimselerdir. Zîrâ insanın fikri ne ise zikri de odur. Ağzından kötü ve anlamsız şeyler dökülenlerin iç dünyâları da temiz değildir. Kur’ân, bu anlamsız …

Daha fazlası »

Îtidâl / Alemdar

Kullanımda îtidâl, idâre; harcama, sarfetme, ölçülü olma, israftan ve cimrilikten sakınıp orta yolu seçme mânâsına kullanılır tasarruf. “Onlar ki, Allah yolunda bir harcama yaptıklarında, ne kendilerini ve âilelerini muhtaç duruma düşürecek şekilde her şeylerini harcayıp savurganca davranırlar, ne de mala mülke aşırı bir tutkuyla bağlanıp cimrilik ederler; bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar.”1 Sevgili Peygamberimiz (sav): Helâk edici üç …

Daha fazlası »

Vasat Ümmetin Neferi, Denge İnsan Müslüman / Prof. Dr. Ali Akpınar

İslâm Ümmeti, hayırlı, vasat, şâhit ve seçkin ümmettir. O bu saygınlığını adâlet ve hakkâniyetli duruşuyla hak etmiştir. İslâm Ümmeti, gidişâta duyarsız ve seyirci kalan değil; yaşanan her hâdisede sorumluluğunun bilincinde olan bir millettir. Müslüman, vasat ümmetin bir neferidir. Böylece sizi insanlara şâhit ve örnek olmanız için vasat bir ümmet kıldık.1 Vasat ümmetin bir neferi olmak âdil olmakla, her işinde mûtedil/dengeli/ölçülü …

Daha fazlası »