Büyük Günah Konusunda Yeni Bir Sınıflama / Dr. Mehmet Sürmeli

Abdullah b. Abbas (ö: 68/687), büyük günahların “yetmişe yakın” olduğunu söylemiştir.1 İbni Abbas bu ifâdesiyle sayı ile tahditten ziyâde çokluğuna işâret etmiş de olabilir.

  1. Hz. Peygamber’in (sav) kebîre, a’zamu’z-Zenb (en büyük günah) ve mûbikât (helâk edici suçlar) ifâdesini kullandığı günahlar:

“Kebâir (büyük günahlar), Allâh’a şirk koşmak, anne-babaya isyân etmek, insan öldürmek ve yalan söylemektir.”2 “A’zamu’z-Zenb (günâhın en büyüğü) nedir?” diye Rasûlullah’a sorulduğunda O, “Seni yaratmasına rağmen herhangi bir varlığı O’na (yaratma ve emretmede) denk tutmandır.”3 buyurmuştur.

“İnsanı helâk eden yedi günahtan sakının. Bunlar; Allâh’a şirk koşmak, sihir yapmak (yaptırmak), Allâh’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmek, fâiz yemek, yetîm malı yemek, savaş meydanından kaçmak (cihâdı veya mukāteleyi terk etmek), mâsum mü’min hanımların nâmûsuna iftirâda bulunmaktır.”4 “Allâh’ın rahmetinden umut kesmek”5 ve “azâbından emin olmak”6 da bāzı kaynaklarda kebîre olarak geçmektedir.

  • Hz. Peygamber’in (sav) haram ifâdesini kullandığı günahlar:

“Müslümanın Müslümana kanı, malı ve ırzı haramdır.”7 buyuran Rasûlullah (sav), bu kuralın kıyâmete kadar süreceğini bildirmiştir.8 Allâh’ın (cc) izni dâhilinde helâl ve haram koyma yetkisine sâhip olan9 Hz. Muhammed (sav), bu çerçevede “fuhşun gizlisinin de açığının da haram olduğunu beyân etmiştir.”10 Bir defasında da bir eline ipeği, diğer eline altını almak sûretiyle “Bunlar, ümmetimin kadınlarına helâl, erkeklerine ise haramdır.”11 buyurmuştur. Hz. Peygamber’in helâl ve haram koyması ilâhî denetim altındadır. O, Allah Teâlâ’ya rağmen helâl ve haram koyamaz ve Allâh’ın koyduğu hükümleri de değiştiremez.

“Onlar ki ellerindeki Tevrat’ta ve (daha sonra da) İncil’de sıfatlarıyla tanımlanmış bulacakları Elçinin, okuması yazması olmayan Peygamber’in izinden gidecekler (ve o Elçi ki) onlara yapılması doğru olanı buyurup yapılması yanlış olanı yasaklayacak; yine onlara temiz ve hoş şeyleri helâl, kötü ve çirkin şeyleri haram kılacak; onların sırtlarına vurulmuş yükü indirip boyunlarına geçirilmiş zincirleri çözecek. Ve sonuç olarak, ona inanan, onu yüce tutup destekleyen ve yücelerden bahşedilen nûrun/vahyin ardına onunla birlikte düşenler; işte böyleleri, nihâî kurtuluşa, esenliğe erişen kimseler olacak.”12

  • Hz. Peygamber’in (sav), puta tapmaya eşdeğerde gördüğü günahlar:

Kur’ân-ı Kerîm’de kesin bir delille yasaklanan ve “şeytan işi pisliktir”13 diye anlatılan içki hakkında bir hadis şöyledir: “İçki içmeye devâm eden kimse puta tapan kimse gibidir. (Puta tapan gibi günâha girer).”14 “İçkiye devâm eden bir kimse cennete giremeyecektir.”15

  • Hz. Peygamber’in (sav) fâillerini lânetlediği günahlar:

Topluma karşı işlenen suçlar konusunda Rasûlullah (sav) “lânet” kelimesini kullanmıştır. Hz. Peygamber’in, bir haram kazanç yolu olan rüşvetle ilgili uyarısı da çok mânidardır: “Allah Teâlâ, rüşvet alana da verene de lânet etsin.”16Toplumun en büyük dertlerinden olan uyuşturucu ve içki ile ilgili: “İçki îmâli için (ilgili hammaddeyi) sıkana, sıktırana, içene, taşıyıcılığını yapana, kendisine taşıttırana, sunana, satana, parasını yiyene, ona müşteri olana ve müşteri bulana Allah Teâlâ lânet etsin.”17 buyuran Rasûlullah, içkiyle ilgili suç ortağı olan kimseleri de “lânet” cezâsının kapsamına almıştır. Ayrıca; “Allah’tan (cc) başkası adına kurban kesen, bid’atçi kimseleri koruyan, anne babasına ilenç okuyan ve arâzilerin sınırlarını değiştiren” kimseleri de lânetlemiştir.”18 “Görme özürlü bir kimseye doğru yolu târif etmeyen veya onları yanlış yola yönlendirenler de Rasûlullah’ın lânetinden19 paylarını almış ve uyarılmışlardır.

  • Hz. Peygamber’in (sav) işleyenlere “veyl” ifâdesini kullandığı günahlar:

Veyl; azap ve helâk anlamlarına geldiği gibi cehennemdeki, harâretinin dağları bile eriteceği bir vâdi mânâsında da kullanılmıştır.20 Kur’ân-ı Kerîm’de de bu kelime helâk, azap anlamlarıyla berâber tehassur, pişmanlık ve yazıklar olsun mânâlarına gelecek şekilde çeşitli kalıplarda kırk defa geçmektedir. Rasûlullah (sav), şaka da olsa doğru konuşmayı emretmiş ve “İnsanları güldürmek için yalan söyleyenlere veyl olsun! Veyl olsun! Veyl olsun!”21 buyurarak gerekli îkāzı yapmıştır.

  • Hz. Peygamber’in (sav) işlenen suçu küfür olarak değerlendirdiği günahlar:

Müslüman bir kimsenin, îmânını muhâfaza edip o hâl ile Allah Teâlâ’ya kavuşması idealdir.22 Bir Müslüman için en büyük felâket küfür ve o hâl üzere ölmektir. Rasûlullah (sav), insanları bāzı suçlara daha duyarlı olup kaçınmaları için bu günahları küfür kelimesiyle haber vermiştir. Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet, gaybı yalnızca Allâh’ın (cc) bildiği husûsuna birçok vurgu yapmıştır. “Bir kimse arraf veya kâhine gider ve onun gelecekle (gaybla) ilgili söylediklerini tasdîk ederse Muhammed’e indirileni inkâr etmiş olur.”23 Hz. Peygamber (sav), kelime-i tevhîdi ikrâr eden bir kimseyi öldüren kimsenin fiilini küfür24 ifâdesiyle haber verdiği gibi, Müslüman’ı (haksız yere) öldürmeyi de küfür olarak nitelemiştir.25Ayrıca: “Karnında içki dolu olduğu hâlde bir kimse ölecek olursa küfür üzere ölür.”26

Peygamber Efendimizin küfür ifâdesini kullandığı günahlardan birisi de namazı terk etmektir. Adamın birisi Peygamber (sav)’e gelmiş ve “İslâm’a girdikten sonra Allah katında en sevimli amel hangisidir?” demiştir. Rasûlullah: “Vaktinde kılınan namazdır. Kim ki bilerek namazı terk ederse onun dîni yoktur, çünkü namaz dînin direğidir.”27 buyurmuştur. Sahabe, Rasûlullah’tan böyle öğrendiği için, -namazı kılmamanın dışında- bir ameli terk etmeyi küfür olarak görmemişlerdir.28 Sahabeden Hz. Ömer, Abdurrahman b. Avf, Muaz b. Cebel, Ebu Hureyre vb. farz olan bir vakit namazı zamânında bilerek kılmayan kâfirdir; mürteddir sonucuna varmışlardır.29 Bu ve benzeri rivâyetler aslında ağır değildirler. Kur’ân’daki yüze yakın âyetin tefsîridirler. 

  • Hz. Peygamber’in (sav), işlenen suçu, îmândan çıkmaya bağladığı günahlar:

Bāzı günahlarda toplumun hukūku daha gâliptir. Bu günahlar çoğalacak olur ve toplum, bu suçları işleyenlere karşı tepkisini kaybeder; fâillerine karşı suça denk bir cezâ verilmeyerek suçların çoğalmasına vesîle olunursa toplumda fesad çoğalır. “Mü’min mü’min olarak zinâ etmez, mü’min olduğu halde hırsızlık etmez, mü’min olduğu halde içki de içmez…”30 “Zinâ suçu veya içki içme eylemi esnâsında îmânın gömlek çıkar gibi çıktığını”31 buyuran Rasûlullah (sav); Allah Teâlâ ile kurulan en büyük iletişim olan namaz terk edilince de îmânın tehlikeye gireceğini; namaz kılmayanın dinden çıktığını birçok hadîsinde dile getirmiştir.32

  • Hz. Peygamber’in (sav) işlenen suçu nifâka bağladığı günahlar:

Kur’ân-ı Kerîm’e göre münâfıklar; “Allâh’a inanmadıkları halde inandık diyen”33 ikiyüzlü insanlardır. Haklarında birçok âyet vardır. Hz. Peygamber onlara “Dilleriyle îmân edip kalplerine îmânın girmediği güruh”34 diye hitâb etmiştir. Rasûlullah (sav), “Üç Cuma’yı önemsemeyerek terk edenin kalbinin nifak üzere mühürleneceğini”35 duyurmuş ve bu üst üste Cuma namazı geçirmenin büyük günah cinsinden olduğuna dikkat çekmiştir. Ayrıca “Yatsı ve sabah namazlarına devâm etmeyenlerin münâfıklar olduğuna” işâret buyurmuş, “Emekleyerek de olsa yatsı ve sabah namazlarına gelmeyi”36 tavsiye etmiştir. Cemâate katılmayanların evlerini başlarına yıkmakla tehdîdi37 ve “Câmide ezanı işitip de namaza katılmayanlar münâfıktır” demesi, Rasulullâh’ın (sav) bu işe ne kadar önem verdiğine delâlet etmektedir.

  • Hz. Peygamber’in (sav) işlenen suçları şirke bağladığı günahlar:

Yaratma ve emir alanının arasını ayırmak sûretiyle yaratıcı Allâh’ı(cc) kabûl edip emredici olarak Allâh’ı tanımamak;38hayâtın sevk ve idâresini Allah Teâlâ’dan başkasına tevdi etmek şirktir. Allâh’a karşı işlenen en büyük suçtur. İnsanı helâk eden günahların birincisi olan şirk,39 “İnsanın yakılsa da, paramparça da edilse”40 kaçınması gereken bir büyük cürümdür. Hiçbir durumda tevhîdin hakīkatinden ödün verilmemesi gerektiğini bu hadîsiyle açıklayan Rasûlullah (sav), “Allah’tan başkası adına yemîn edenin şirke düşeceğine”41 vurgu yapmıştır. “Düğümlere üfleyerek sihir yapanların”42ve riyâkârların43 da şirk günâhı işlediklerini insanlara duyurmuştur.

  1. Hz. Peygamber’in (sav) işlenen suçun cennete girmeye engel olduğunu söylediği günahlar:

“Âyetlerimizi yalan sayan ve (buyruğumuza boyun eğmeyi gururlarına yediremeyerek) onlara karşı büyüklük taslayanlar var ya, göğün rahmet kapıları onlara aslâ açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçmedikçe, onlar da cennete giremeyeceklerdir. (Devenin iğne deliğinden geçmesi nasıl mümkün değilse, inkârcıların da cehennemden çıkıp cennete girmeleri öylece imkânsızdır.) İşte biz, suçluları böyle cezâlandırırız!”44 Şirk ve âyetleri yalanlamak, cennetle insan arasındaki en büyük engeldir. “Haksız yemîn ederek başkasının malını alanlara cennetin haram kılındığını”45 bildiren Hz. Peygamber (sav), “İçkiye devâm edenlerin”46, “Anne-babalarına isyân edenlerin”47, “Fâiz ve yetîm malı yiyenlerin”48 de cennete giremeyeceklerini söylemiştir.

  1. Hz. Peygamber’in (sav), suçu işleyenleri cehennemle tehdîd ettiği günahlar:

Rasûlullah (sav), insanın boş bulunup “Sarf ettiği bir kelime sebebiyle doğu ile batı arası bir mesâfe kadar cehenneme sürükleneceğini”49 buyurmuştur. Bugün dîni tezyif için uydurulan fıkralarda veya çevreyi güldürmek için yapılan “şov”larda bu kötü hâle tanık olmaktayız. Müslümanlar bile dîne karşı bu alaycı tutuma “surat asma haklarını” kullanmamak sûretiyle îtikādî bir günâha ortak olmaktadırlar.

Hz. Peygamber (sav), kul hakkı konusundaki duyarlılığını her zeminde dile getirmiş ve “Başkasının bir karış toprağını gasp eden kimsenin yedi kat yerle berâber boynuna geçirilip” cehenneme atılacağını belirtmiştir.50

  1. Hz. Peygamber’in (sav) işleyenleri “bizden değildir” diye değerlendirdiği günahlar:

Allah Teâlâ’ya kul ve Rasûlüne ümmet olmak; bu hal ile şirksiz bir şekilde vuslat en büyük devlettir. İdeal ölümdür.51Rasûlullah (sav), Allâh’ın (cc) emri ile yepyeni bir hayat tarzını; îtikādıyla, ibâdetiyle, ahlâkıyla ve muâmelâtıyla tebliğ etmiştir. Mutlak özgünlük vasfına sâhip olan İslâm; bâtıl din, âdet ve felsefelerin sentezi değildir.

“Kim benim sünnetimden/hayat tarzımdan yüz çevirirse benden değildir.”52 “Mü’minleri aldatanlar ve onlara silah çekenler de bizden değildir.”53 “Büyüklerine saygı duymayan, küçüklerine şefkat göstermeyen, mârufu emredip münkeri yasaklamayanlar bizden değildir.”54

Ebu Abdullah Muhammed b. Ahmed ez-Zehebî (v: h.748), İbni Abbas’tan (ra) gelen bir rivâyeti esas alarak büyük günahların yetmiş tanesini Şerh’ü-l-Kebâir isimli çalışmasında özetlemiştir:

  1. Allâh’a (cc) şirk koşmak.
  2. Haksız yere insan öldürmek.
  3. Sihir yapmak, yaptırmak.
  4. Namazı terk etmek.
  5. Zekât vermemek.
  6. Özürsüz olarak Ramazan’da oruç yemek.
  7. Gücü yettiği halde Hacc’a gitmemek.
  8. Anne-babaya isyân etmek.
  9. Akrabâlarla alâkayı kesmek; sıla-i rahmi terk etmek.
  10. Zinâ yapmak.
  11. Eşcinsellik yapmak.
  12. Fâiz yemek.
  13. Yetîm malı yemek ve yetîme zulmetmek.
  14. Allah (cc) ve Rasûlü (sav) adına yalan söylemek.
  15. Savaş/cihâd meydanından kaçmak.
  16. Yöneticilerin halka yalan söylemesi ve zulmetmesi.
  17. Büyüklenmek, haksız yere övünmek, kibirlenmek ve kendini beğenip insanları küçük görmek.
  18. Yalan yere tanıklık yapmak.
  19. İçki içmek.
  20. Kumar oynamak.
  21. Nâmuslu, iffetli kadınlara (ve erkeklere) zinâ iftirâsında bulunmak.
  22. Ganîmet (kamu) malından aşırmak.
  23. Hırsızlık yapmak.
  24. Yol kesmek ve insanları soymak, maddî zararlar vermek.
  25. Bile bile yalan yere yemîn etmek. (yemîn-i gamus)
  26. Zulmetmek.
  27. Malı hak sâhibinden alıp lâyık ve ehil olmayan kimselere vermek.
  28. Haram yemek.
  29. İntihar; insanın kendi canına kıyması.
  30. Sözlerinin çoğunda yalana başvurmak, yalan söylemek.
  31. Hâkimler tarafından kasıtlı olarak yanlış ve haksız karar vermek.
  32. Dâvâlarda rüşvet almak.
  33. Erkeklerin kadınlara; kadınların da söz, davranış ve giyim olarak erkeklere benzemeye çalışması.
  34. Âile fertlerinin nâmûsunu kıskanmamak, onları teşhîr etmek, erkek-kadın arasında fuhuş aracılığı yapmak.
  35. Hulle yapan ve yaptıran. (Üç talakla boşanmış kadını tekrar eski kocasına helâl yapmak için geçici olarak nikâhlayan ve sonra da boşayan…)
  36. İdrar artıklarından kaçınmamak.
  37. Riyâkârlık yapmak; amelleri Allah’tan(cc) başkasına arz etmek.
  38. Dünyâlık için ilim öğrenmek ve ilmi gizlemek.
  39. Emânete hıyânet etmek.
  40. İnsanlar arasında laf getirip götürmek.
  41. Kaderi inkâr etmek.
  42. İnsanların gizli şeylerine kulak vermek; mahremlerini araştırıp peşine düşmek.
  43. Çok lânet etmek; lâyık olmayanları lânetlemek.
  44. Yapılan iyilikleri başa kakmak.
  45. Haksızlık yapmak, verilen sözleri yerine getirmemek.
  46. Falcı, müneccim ve kâhinlerin söylediklerine; gâipten haber vermelerine inanmak.
  47. Kadının kocasına karşı sürekli geçimsizlik çıkarması; yuvayı bozacak davranışlarda bulunması.
  48. İnsan tasvirleri yapmak.
  49. Ölüye üzüntüsünün bir göstergesi olarak yüzleri parçalamak, ağıt yakmak, elbiseleri yırtmak ve saç-başı yolmak.
  50. Başkalarının mallarına, nâmuslarına ve canlarına karşı tecâvüzkâr davranmak, haddi aşmak.
  51. Haklı veya haksız yere başkalarının üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışmak.
  52. Komşulara kötü davranmak.
  53. Müslümanlara eziyet ve sıkıntı vermek.
  54. Allâh’ın kullarına ve yarattıklarına kötü davranmak ve bu davranışlardan geri dönmemek.
  55. Büyüklük taslamak için elbiseleri yerlerde sürümek. (kibirli davranışları giyim kuşamına ve davranışlarına yansıtmak.)
  56. Erkeklerin altın takmaları ve ipek giymeleri.
  57. Efendisinin izni olmadan kölenin kaçması.
  58. Allah’tan (cc) başkası adına kurban kesmek.
  59. Bile bile babasından başkasına nesep iddiasında bulunmak. Soysuzluk.
  60. Lüzumsuz yere cedelleşmek, çekişmek ve hasımlaşmak.
  61. Elindeki suyun fazlasını ihtiyaç sâhiplerine vermemek.
  62. Ölçü ve tartıda hîle yapmak; fazla alıp eksik vermek.
  63. Allâhu Teâlâ’nın azâbından ve gazabından emîn olmak.
  64. Allâh’ın (cc) rahmetinden ümit kesmek.
  65. Özürsüz yere cemâati terk edip namazları tek kılmak.
  66. Cuma namazlarını terk etme husûsunda özür sâhibi olmamasına rağmen ısrarcı olmak.
  67. Vasiyeti adâletli yapmayıp vasiyet yaptığı kimselerin bir kısmını zarara uğratmak.
  68. Hîlekârlık yapmak, başkalarına tuzak kurmak, aldatmak.
  69. Mü’minlerin mahremlerini araştırmak ve bunları teşhîr etmek.
  70. Sahabilerden herhangi birisine sövmek, onları lâyık olmadıkları sözlerle zemmetmek.55

“Helâl de haram da apaçık belirlenmiştir. İkisinin arasında şüpheli şeyler vardır ki insanların çoğu bunları bilmez. Kim bu şüpheli şeylerden sakınırsa dînini ve ırzını korumuş olur…”56 İslâm, şüphelilere karşı bile teyakkuz hâlinde olmayı emretmektedir.

Dipnotlar:

1 Abdurrezzak, Musannef, c. X, s. 460.

2 Tirmizî, 38, Kıyâmet, 49, no: 2497, c. IV, s. 658.

3 Ebû Dâvûd, 7, Talak, 50, no: 2310, c. II, s. 732-3; Nesaî, Tahrîmu’d-Dem, c. II, s. 90.

4 Buhârî, 23, Vesaya, c. III, s. 195; Ebû Dâvûd, 12, Vesaya, 10, no: 2874, c. III, s. 294; Nesaî, Vesaya, 30, no: 12, c. VI, s. 257. Hâkim, Müstedrek, c. II, s. 262

5 Abdurrezzak, Musannef, c. X, s. 460.

6 Heysemî a.g.e., s. 104.

7 İbni Mâce, Fiten, 2, no: 3933, c. II, s. 1298.

8 Heysemî, a.g.e., c. VI, s. 284.

9 A’raf 7/157.

10 Müslim, 49, Tevbe, 6, no: 2760, c. III, s. 2114.

11 Abdurrezzak, Musannef, c. XI, s. 68.

12 A’raf 7/157

13 Mâide 5/90.

14 İbni Mâce, Eşribe, 3, no: 3375, c. II, s. 1120.

15 İbni Mâce, Eşribe, 3, no: 3376, c. II, s. 1120.

16 Abdurrezzak, Musannef, no: 14669, c. VIII, s. 148.

17 Tirmizî, 59, Buyû‘, no: 1294, c. III, s. 589.

18 Ahmed, Müsned, (tah: Muhammed Şakir, no:855), c. II, s. 156.

19 Buhârî, Edebu’l-Müfred, c. II, s. 290.

20 Muhammed b. Ebi Bekir er-Razi, Muhtâru’s-Sıhah, s. 331-2.

21 Ebû Dâvûd, Edep, no: 4990, c. V, s. 265.

22 Âl-i İmran 3/102.

23 Hâkim, Müstedrek, c. I, s. 50.

24 İbni Hamza, Esbâb-ı Vürud-il Hadis, c. II, s. 154.

25 İbni Hamza, Esbâb-ı Vürud-il Hadis, c. II, s. 361.

26 Nesai, Eşribe, h. no: 44, c. VIII, s. 316.

27 Acluni, Keşf’ü-l Hafa, c. II, s. 31.

28 Tirmizî, 9, Salat, had. no: 2622, c. V, s. 14; Hâkim, Müstedrek, c. I, s. 48.

29 İbni Kayyim, Şemsüddin Muhammed b. Ebî Bekir, es-Salatü ve Hukmü târikihâ, s. 36.

30 İbni Mâce, Fiten, 3, no: 3936, c. II, s. 1299.

31 Hâkim, Müstedrek, c. I, s. 73; Suyuti, Câmiu’s-Sağîr, c. II, s. 528.

32 Ahmed, Müsned, c. II, s. 69; Ebû Dâvûd, 34, Sünnet, 15, no: 4678, c. V, s. 58; Abdurrezzak, Musannef, c. III, s. 124; Aclunî, Keşfu’l-Hafâ, c. II, s. 31.

33 Bakara 2/8.

34 Ebû Dâvûd, Edep, no: 4880, c. V, s. 195.

35 Hâkim, Müstedrek, c. III, s. 723.

36 Ahmed, Müsned, (tah: Muhammed Şakir, no:10102), c. XıX, s. 127.

37 İbni Mâce, Ezan, 7, no: 734, c. I, s. 242.

38 A’raf 7/54.

39 Nesaî, Vesaya, 30, no: 12, c. VI, s. 257.

40 İbni Mâce, Fiten, no: 4034, c. II, s. 1339.

41 Hâkim, Müstedrek, c. I, s. 117.

42 Nesaî, Tahrîmu’d-Dem, 37, no: 19, c. VII, s. 112.

43 Heysemi, Zevaid, c. I, s. 102.

44 A’raf 7/40

45 Darimî, Buyû‘, no: 2603, c. II, s. 345.; Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, c. IV, s. 181.

46 İbni Mâce, Eşribe, no: 3376, c. II, s. 1120.

47 Darimî, Eşribe, no: 5, c. I, s. 508.

48 Hâkim, Müstedrek, c. I, s. 43.

49 Müslim, 54, Zühd, 6, no: 2988, c. III, s. 2290; Ahmed, Müsned, c. III, s. 38

50 Abdurrezzak, Musannef, c. XI, s. 10.

51 Âl-i İmran 3/102

52 Abdurrezzak, Musannef, c. VI, s. 167; Müslim, 16, Nikah, 1, no: 1401, c. II, s. 1020.

53 Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, c. VII, s. 201

54 Ahmed, Müsned, (tah: Muhammed Şakir, no: 2329) c. IV, s. 95

55 El- Hafız Ebu Abdullah Muhammed b. Ahmed ez-Zehebî, Şerhu’l-Kebair, 2008, Kahire, s. 5-400.

56 Ahmed, Müsned, c. IV, s.269.

Eylül 2021, sayfa no: 10-11-12-13-14-15

Ayrıca kontrol et

Esmâ’da Esrâr / Alemdar

Her şeyin Hâlık’ı, yaratan ve yaşatanı Mevlâ-i Müteâldir. O’ndan geldik O’na döneceğiz. Rûhundan ruh üflemesiyle …