Ara

Peygamber Sevgisinin Şifâya Vesîle Olduğu Engelli Bir Şâir: İmam Bûsirî / Mehmet Nezir Gül

Peygamber Sevgisinin Şifâya Vesîle Olduğu Engelli Bir Şâir: İmam Bûsirî / Mehmet Nezir Gül

Peygamber sevgisi ile dopdolu bir hayat. Şiirlerinde Allah sevgisinden sonra Efendimiz Aleyhisselâm’a olan aşkını, muhabbetini en güzel ifâdelerle dile getiren bir şâir, âlim, ârif.

Uzun süredir mâruz kaldığı felçlilik onun yaşamını hayli kısıtlamıştı.

Tedâviler, beklenen arzu edilen sonucu vermemişti.

Dilinde zikir, zihninde binbir şükür, okumaya, yazmaya ve kulluğa devâm ediyordu.

Yine Allah Rasûlü için bir kasîde yazmıştı. Allâh’ın en sevgili kulu Hazreti Muhammed (sav) insanlığın efendisi, insin ve cinnin peygamberi, hayâtın biricik incisi idi.

Bir gece sabaha doğru bir rüyâ görür.

Rüyâda, çok sevdiği, hakkında sayısız şiirler yazdığı Efendimiz Aleyhisselâm vardır. İmam Bûsirî’den, yazdığı şiirlerden birisini okumasını ister. Bu ne büyük mutluluk!

“Yâ Rasûlallah! Sizin için çok kasîdeler yazdım. Hangisini emredersiniz?”

Efendimiz Aleyhisselâm kasîdenin matla’ beytini okuyarak bu kasîdeyi işâret eder.  Bunun üzerine İmam, büyük bir şevkle kasîdeyi okumaya başlar. O okudukça da Allah Rasûlü iki yana doğru sallanarak memnûniyetle dinler.

Ve kasîde biter.

Ama rüyâ devâm eder.

Efendimiz Aleyhisselâm, şiirden çok memnun kalmıştır. Tabiî ki İmam Bûsirî de yaşadıklarından.

Bu safhada sarsıcı bir durum daha yaşanır.

Allah Rasûlü (sav), mübârek elleriyle İmam’ın felçli vücûdunu sıvazlar. Ardından da onu yine ödüllendirmek üzere hırkasını çıkarıp yatakta uzanmış olan Bûsirî’nin üzerini örter. Bu esnâda İmam heyecanla uyanır. Gördüğü rüyâ onu sarsmış, heyecanlandırmış, sevindirmiştir. Ancak sevincini artıracak bir şey daha fark eder. Vücûdunda felçten eser yoktur. Uzuvları hareket etmektedir, sapasağlamdır.

Allâh’a hamd eder, Efendimiz’e salât ve selâm eder.

Abdestini alıp câmiye gider. Yolda bir dervişe rast gelir.

“Ey İmâm! Peygamber Efendimiz’in huzûrunda okuduğun kasîdeyi ben de isterim!”

İmâm’ın şaşkınlığı artar, şükrü artar, hamdi artar.

Allah diledikten sonra neler olmaz ki?... Olmazlar olur, görmezler görür. Yeter ki O istesin. Allah diledikten sonra en gizli sırlar bile bilinir.

Bu rüyâ ve olay kısa zamanda duyulur. İmam Bûsirî ve bu kasîdesi tüm İslâm âleminde tanınır, bilinir. Kasîde, şâirin verdiği isimle değil de rüyâda Allah Rasûlü tarafından üzerine örtülen hırka sebebiyle “Kasîdetü'l-Bürde” diye anılır. Çokça şerhi yapılır. Basılır. Okunur. Hastalar şifâ niyetiyle duâlarının arasına katar.

Ebû Abdillâh Şerefüddîn Muhammed b. Saîd el-Bûsîrî (ö. 695/1296)

1212’de Mısır’da doğdu. Aslen berberîdir.

Delasta ve Kahire’de eğitim aldı. Kur’ân, hadis ve siyer üzerine eğitimler aldı sonrasında da özel çalışmalar yaptı. Dinler târihine de merak saldı. Özellikle Yahudi ve Hristiyanlara reddiyeler yazdı. Hayâtı boyunca bir yandan zaman zaman memurluk yaparken bir yandan da eğitim öğretim faaliyetinin içinde oldu. Kahire’de hâfızlık mektebi açtı.

Bir derviş aynı zamanda ve Şeyh Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’ye müntesip. Ünlü mutasavvıf İbn Atâullah el-İskenderî ile birlikte şeyhin en gözde mürîdi olduğu anlaşılmaktadır. Ancak İbn Atâullah ilâhî aşk temasını işlerken Bûsîrî Peygamber sevgisini terennüm ediyordu.

Hz. Peygamber  (sav) için yazdığı kasîdelerle ve bu olayla şöhret bulan büyük şâir. En çok da Allah Rasûlü’ne olan sevgi ve aşkından bahseder.

Dürüst, haksızlıklara tahammül edemeyen biri. Şiirlerinde yaşadıklarına da değinmiştir. Olaylara, haksızlıklara müdâhil olan, sessiz kalamayan bir kişiliği var. Bu sebeple bir işte uzun süre devâm edemedi. Hayâtının son dönemini felçli olarak geçirdi ve rüyâ sonucu şifâya kavuştu Allâh’ın lütfuyla.

Eserlerinin çoğu manzum. Şiirlerinin ana teması Peygamber sevgisi. Güçlü şiirleri var.

Ḳasîdetü’l-bürde: Samîmî bir Peygamber âşığı olan Bûsîrî’yi şöhretin zirvesine ulaştıran bu şiiri, 160 beyitten ibârettir. Kasîdeye şâir “el-Kevâkibü’d-dürriyye fî medḥi ḫayri’l-beriyye” adını verdiği halde şiir sonradan Ḳaṣîdetü’l-bürde olarak üne kavuşmuştur.

Dîvânü’l-Bûṣîrî, diğer şiirlerinin toplandığı eseridir. Kahire’de 1955’de topluca basılmıştır.

İmam Bûsirî, sevginin insanın hayâtını nasıl değiştireceğinin örneğidir.

Allah’tan gelen sıkıntılara sabretmenin gerekliliğini öğreten bir âlimdir.

İlim ile birlikte irfan sâhibi bir sûfî, bir mürşiddir.

Çalıştığı ortamlarda rüşvet, adam kayırma, haksız muamele gibi Rabbimizin haram kıldığı yanlışlara sessiz kalmayıp açıktan mücâdele etmenin adıdır.

Öğrendiklerini çevresindekilerle paylaşmanın timsâlidir.

Allah ve Rasûlü’nün sevgisini kazanmanın kuru bir temennî ile olmayacağını gösteren samîmî bir mü’mindir.

Allâh’ın rahmeti, bereketi üzerine olsun.

Kasım 2020, sayfa no: 32-33

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak