Ara

“Paris Antlaşması, Türkiye'nin Çıkarına Olabilecek Bir Hedef Değil” ? / Sümeyye Palta

“Paris Antlaşması, Türkiye'nin Çıkarına Olabilecek Bir Hedef Değil” ? / Sümeyye Palta

Son yıllarda iklim değişikliği ve küresel ısınmayı konuşmaya başladık. Uzmanlar, geçtiğimiz günlerde sıkça duyduğumuz türbülans olaylarının bile bununla ilgili olduğunu söylüyor. Peki bunun sebepleri neler, buna biz insanlar mı sebep olduk? Daha önemlisi bunu önleyemezsek ne olacak?

İklim değişikliği ve etkilerini Prof. Dr. Murat Türkeş ile konuştuk.

Röportaj: Sümeyye Palta 

İklim değişikliği doğayı nasıl etkiliyor?

Aslında iklim değişikliğinin kendisi dünyâda hiç insan olmasa bile iklimin tüm alan ve zaman ölçeklerindeki değişimini ifâde ediyor. Yâni uzun süreli, geniş alanlı, hattâ küresel iklim sistemindeki değişiklikler, iklim değişikliği sayılabilir ama sanâyi devriminden sonra özellikle 20. yy ile birlikte bu kez insan etkisiyle, iklim sistemi bozuldu. Bu var olan doğal iklim değişikliklerine ek olarak insan etkisiyle iklim değişmeye başladı. Yâni bugün yaşadığımız iklim değişikliği arka planda uzun süreli, geniş ölçekli değişikliklere ek olarak insan etkisiyle ortaya çıkan ve özellikle de kendisini belli eden daha sonra da küresel ısınmanın neden olduğu, tetiklediği diğer iklimsel değişimlerle varlığını sürdüren bir olgu. Dolayısıyla doğayı her açıdan etkiliyor. Yâni hava sıcaklıkları arttığında, sıcaklıklar yükseldiğinde buharlaşma artıyor. Buharlaşma arttığı zaman hidrolik döngü şiddetleniyor. Yağış olması durumunda, daha şiddetli, daha aşırı yağışlar ortaya çıkıyor. Şiddetli hava ve iklim olaylarının süresi artıyor. Bunlar sâdece insan sistemlerini, tarımı, toprak nemini, hidrojik döngüyü, su kaynaklarını, insan refahını etkilemiyor, aynı zamanda doğal sistemleri de etkiliyor. Dolayısıyla orman yangınları, deniz seviyesinin yükselmesi, iklim bölgelerindeki kaymalar ekosistemi doğrudan etkiliyor. Yangınlarla etkiliyor, âfetlerle etkiliyor, hastalıklarla etkiliyor, iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı göçler yoluyla etkiliyor. Uyum gösterenler varlığını sürdürüyor ya da başka yükselti ve nem kuşaklarına yerleşiyor. Uyum gösteremeyenler yok oluyor yâni dünyâ coğrafyası değiştiği zaman dünyâ üzerinde yaşayan tüm canlılar olumsuz etkileniyor. Böyle bir döngü söz konusu. 

İklim değişikliğinde ormansızlaşmanın payı nedir?

Ormansızlaşma yaptığınız zaman atmosfere daha fazla karbon salımı yapıyorsunuz. Hem de ormansızlaşmayla daha önce karbonu atmosferden uzaklaştıran, fotosentez yoluyla tutan bitki örtüsünü yok ettiğiniz için karbon döngüsünde bir negatif etki yaratıyorsunuz. Yâni ormansızlaşma sonucunda hem karbon salımları artıyor hem de daha önce karbon tutan ortamlar yok olduğu için karbondioksit salımlarını dengeleyecek doğal ortamlar da yok edilmiş oluyor. Tabii ormansızlaşma aynı zamanda ekosistem bozulmasına, biyolojik çeşitlilik kaybının hızlanmasına ve yine diğer doğal sistemlerde zayıflamaya yol açıyor. Birbiriyle etkileşim içerisinde çok sayıda etmenin ana bileşenlerdeki değişiklikler sonucunda yarattığı etki bir toplam etki yaratıyor. 

İklim değişikliğinin tek sorumlusu insanlar mı?

İklimin bir doğal değişkenliği var. Yâni dünyâda biz hiç olmasak bile yerküre ile güneş arasındaki astronomik ilişkilerdeki değişiklikler oluyor. Başka bir deyişle dünyâda hiç insan olmasa bile yerkürede geçmişten günümüze tüm alan ve zaman ölçeklerinde değişiklikler olmuş. Dolayısıyla günümüzde hem arka planda uzun süreli geniş ölçekli bir doğal iklim değişikliği var hem de sanâyi devrimiyle birlikte özellikle artan sıcaklıklar, artan buharlaşma, bir insan kaynaklı iklim değişikliği de söz konusu. 

İklim değişikliği insanları ve hayvanları nasıl etkiliyor?

Termal konfor bozulduğu için kalp damar hastaları, KOAH hastaları, şeker hastaları, solunum yolu hastaları gibi belirli hastalık grupları riskli duruma düşüyor. Yaşlılar örneğin sıcak hava dalgaları döneminde bundan etkileniyor. Aynı şekilde fırtınalar hava kalitesini bozduğu için sıcak kurak ve tozlu günler insan sağlığını etkiliyor. Yağışların çok olduğu yerlerde su kaynaklı hastalıkların ortaya çıkması gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz.

Doğanın iklim değişikliğine karşı direncini güçlendirmek için ne yapmak gerekiyor?

Atmosfere karbondioksit ve metan başta olmak üzere insan kaynaklı salımları hızla azaltıp önümüzdeki en geç on yıl içinde de bunları 2000'li yıllar düzeyine indirmemiz gerekiyor. Yâni sonunda bu etkiyi en aza indirmek için küresel ve bölgesel sıfır salım düzeyine 2050'lerde ulaşmamız gerekiyor. İkincisi ağaçlandırma, yeşillendirme ve yeniden ormanlaştırma yoluyla yeşil alanları, parkları, bahçeleri, ormanları genel anlamıyla geliştirip arttırmamız gerekiyor. Bunun dışında şiddetli havanın ve iklim olaylarının yaşandığı yerlerde o coğrafyaya özgü uyum önlemleri de alınabilir. 

İklim değişikliğinin günlük yaşama etkilerinin artması ile ülkeler politikalarını yeniden düzenlemeye başladı. Türkiye bu süreçte kendisine nasıl bir rota belirledi?

Türkiye biraz daha genç ve bu konuda daha zayıf. Ancak bizim de 2053 net sıfır salınım hedefimiz var. Türkiye Cumhuriyeti'nin şu anda Paris Antlaşması kapsamındaki hedefi ulusal olarak belirlenmiş karbondioksit ve karbondioksit eş değerlerindeki artışları azaltması tümüyle yüzde 100 başarılı olsa bile, ulusal sera gazı salımlarında başta karbondioksit olmak üzere en az yüzde 33-yüzde 35 dolayında bir artışın olabileceğini gösteriyor. Yâni Paris Antlaşması, Türkiye'nin çıkarına olabilecek bir hedef değil. Ülkemizde hâlâ fosil yakıtlı termik santrallere yatırım yapılıyor. Hâlâ kömür ve madenlerinin hattâ kapatılmışların bile açılması konusunda yeni projeler ortaya çıkıyor. Başta güneş ve rüzgar olmak üzere yenilenebilir enerjilerin birincil enerji içindeki payının hızla artmasını sağlayabilecek ciddî bir dönüşüm henüz söz konusu değil. 

İklim değişikliğini kabûl etmeyen bir kesim de var. Bu konu hakkında neler söylersiniz? Küresel bir yalan mı?

Pandemide milyonlarca insan öldü, milyonlarca insan kalıcı sağlık zararları gördü. Gıda enflasyonu oldu, enerji sektörü çok pahalılandı. Yâni etkisi çok ağır oldu aslında. İklim değişikliğinin de varlığı-yokluğu artık tartışılmıyor. İklim değişikliği inkârcılığı iki türlü oluyor. Biri cehâletten, ikincisi lobilerin etkisinden ama küresel ölçekte insan kaynakları, doğal iklim değişikliği zâten var. En başta özetledim. Birçok nedeni var. Doğal iklim değişikliğini tartışmıyoruz zâten insan kaynaklı iklim değişikliğinin olumsuz etkisi bugün artık tartışılmıyor. Gözlenen iklim değişikliğinden, özellikle küresel ısınma ve onunla bağlantılı diğer değişikliklerden insan etkinlikleri doğrudan sorumlu. Yâni bütün model çalışmaları, bütün gözlemlerde yeryüzünün fizik coğrafyasının bozulması, ormansızlaşma aslında insan kaynaklı iklim değişikliğinin ana nedenleri ve bu nedenler henüz iyileştirilmiş değil. İnsanın iklim sistemi üzerindeki olumsuz etkisi konusunda bir mutâbakat, bir uzlaşma var. Bir de enerji, kömür, petrol, silah lobilerinin hâlâ böyle arka planda çarptırmadan insanların kafasını karıştırmak için bir takım yayınları var. Zâten iklim değişikliğinin bütün olumsuz etkilerini de Türkiye ve dünyâ yaşıyor. Bu yıl da yeniden her şeyi çok hızlı bir şekilde yaşamaya başladık.

Temmuz 2024, sayfa no: 30-31

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak