Ara

Kaliteli Bir Yönetimin Aracı Olarak Stratejik Yönetim

Tarkan Oktay[1]   Küreselleşme düzeyi her geçen gün artan dünyâda teknoloji ve ekonomi alanı yanında siyâsî ve sosyal alandaki değişimler de hız kazanmaktadır. Bu ortamda faaliyet gösteren organizasyonlar hızlı değişim ve hızlı rekâbet ortamı ile karşı karşıyadır. İnsanların yapabilirlik gücünün artması, yaşam düzeyinin yükselmesi ve beklentilerin değişmesi hizmet ve ürün sunan organizasyonları değişime ve yeniliklere zorlamaktadır. Organizasyonların çevrelerinde ortaya çıkan hızlı değişime ayak uydurması, varlıklarını sürdürmesi ve gelecekte daha da gelişmesi noktasında strateji kavramı öne çıkmaktadır. Önceleri özel sektörün kullandığı stratejik planlama ve stratejik yönetim yaklaşımı günümüzde kamu sektörü ve kâr amacı gütmeyen organizasyonların da kullandığı önemli bir yönetim aracı hâline gelmiştir. Strateji kavramı, kelime kökeni olarak yunan dilinde kullanılan “strategia” kelimesine dayanmaktadır. Ordu anlamına gelen “Stratos” ve yön vermek anlamındaki “egy”nin birleşmesi ile oluşan kelimenin anlamı komuta etmektir. Latincede ise yol, çizgi veya nehir yatağı anlamına gelen “stratum” kelimesi kullanılmaktadır. M.Ö. 500’lerde Sun Tzu tarafından ortaya konulan savaş sanatı ile ilgili eser, strateji konusundaki önemli kaynaklardan biri olarak kabûl edilmektedir. Sun Tzu savaştan önce kendini, düşmanı ve arâziyi tanımanın önemini vurgular. Savaşın, meydanda değil, öncesindeki planlama ve strateji geliştirme çabaları ile kazanıldığını savunur. Modern zamanlara kadar ağırlıklı olarak askerî alanda kullanılan strateji kavramı, 1960’lardan itibâren yönetim alanında kullanılmaya başlamıştır. Strateji kavramının üzerinde uzlaşılmış tek bir tanımı bulunmamaktadır. Strateji bir plan, taktikler bütünü, bir model, çevre içinde bir konumlanma veya bir bakış açısı olarak değişik şekillerde tanımlanmaktadır. Genel mânâda bir organizasyonun iç ve dış çevresini analiz ederek belirlediği hedefine ulaşması için izleyeceği yolları ifâde eder. Organizasyonlar, stratejiler sâyesinde iç kaynak ve imkânlar ile dış çevrenin sunduğu fırsat ve tehditler arasında uyum sağlayarak yaşamını sürdürür, gelişir ve rakiplerine karşı üstünlük elde edebilir. Strateji bugüne, geleceğin kavram ve organizasyonları açısından bakabilmeyi sağlar. Yöneticilere yenilikçi ve sezgisel düşünce sunarken, çevreyi değerlendirme ve geleceği tahmin imkânı verir. Stratejiye dayalı düşünce, bulunduğunuz yerden ulaşmak istediğiniz yere gitmenizi sağlayan alternatif yolları keşfetmeyi sağlar. Stratejik düşünme süreci, “yenilikçi”, “sentezci” ve “farklılık oluşturucu”dur. Stratejik düşünce sürekli öğrenmeyi ve hatâlardan ders almayı gerektirir. Bu yönü ile hayâl kurmayı, hatâ yapmayı, yadırganmayı ve kaybetmeyi göze almayı içerir. Küresel ve uzun vâdeli bir bakış açısıyla ortak aklı teşvik ederek, rekâbetçi avantajlar oluşturacak biçimde eldeki araçları gelecekteki hedeflere yönlendirmeyi ifâde eder. Stratejik düşünce yönetimin kalitesini arttırır. 1970’lerden itibâren giderek gelişen ve büyüyen özel sektördeki işletmeler, içinde bulundukları problemlere çözüm bulabilmek, rekâbet edebilmek ya da gelişebilmek için stratejik planlama anlayışını benimsemişlerdir.1980’lerden sonra stratejik planlamayı da kapsayan stratejik yönetim anlayışı, rekâbet kavramına odaklanan bir şekilde gelişmiştir. Stratejik yönetim, organizasyonun iç ve dış çevrenin analizi sonucu belirlediği hedeflerine ulaşmak için planlı şekilde stratejiler geliştirmesi, bunları uygulaması ve sonuçlarını değerlendirmesini ifâde eden bir yönetim tekniğidir. Bütüncül bakış açısı, gelecek yönelimli olması ve rekâbete odaklanması stratejik yönetimin yaygınlaşmasını sağlamıştır. Stratejik yönetim, organizasyonların çevredeki değişim ile yaptıkları mücâdelede önemli bir araç durumundadır. Stratejik yönetim organizasyonların tepe yönetimi tarafından uygulanan bir metottur. Gelecek yönelimlidir ve organizasyonun uzun vâdeli amaçları ile ilgilidir. Uzun vâde organizasyonun niteliklerine göre değişebilen bir zaman dilimidir. Stratejik yönetim, organizasyonları kapalı bir sistem olarak değil çevresi ile sürekli etkileşim içinde bulunan açık bir sistem olarak kabûl eder. Stratejilerin bir plan çerçevesinde belirlenmiş olması alt kademedeki yöneticiler ve çalışanlar için ortak bir hareket noktası oluşturur. Stratejik yönetimin temel kavramları olan vizyon ve misyon, çatıyı oluşturan ve yönetim sürecindeki diğer aşamaların bunlara göre şekillendiği en üst kabûlleri oluşturur. Vizyon, organizasyonun uzun vâdede ulaşmak istediği yeri ifâde eden iddialı, çekici, özgün ve gerçekçi bir ifâdedir. Diğer bir deyişle organizasyonun en genel ve kapsamlı amacı vizyonda ifâdesini bulur. Vizyon, organizasyondaki çalışanların paylaştığı, ilerlemeye teşvik eden farklı birimleri ortak amaç çevresinde birleştiren bir niteliğe sâhip olmalıdır. Misyon ise, kurumun var oluş nedenini açıklar. İster özel, ister kamu kuruluşu veya kâr amacı gütmeyen kuruluş olsun, her organizasyonun bir varlık sebebi vardır. Misyon, organizasyonun uğraş alanının ne olduğunu ve ne olması gerektiği ifâde eder. Hizmet ve ürün süreçlerini değil, hizmet ve ürünün amacını tanımlar. Misyon, yönetim felsefesini somutlaştırarak, çalışanları organizasyonun stratejik amaçlarına yönlendiren ortak bir değere dönüştürür ve “misyon duygusu” oluşturur. Stratejik yönetim sürecinin en kapsamlı kısmı stratejik planlama safhasıdır. Organizasyonun vizyon ve misyonundaki hedeflere ulaşmak için uzun vâdeli planlama yapılır. Stratejik plan organizasyonun nerede olduğuna, nereye ulaşmak istediğine ve gitmek istediği yere nasıl ulaşabileceğine dâir bilgiler içerir. Stratejik planlama süreci; mevcut durum analizi, vizyon, misyon ve temel ilkelerin oluşturulması, stratejik amaç ve hedeflerin tesbîti, faaliyet ve projelerin belirlenmesi olarak 4 ana kısımdan oluşmaktadır. Stratejik planın ilk safhasını oluşturan mevcut durum analizi, organizasyonun iç ve dış çevresinin incelenmesini içerir. İç çevre analizinde; insan kaynakları durumu, fizikî kaynaklar, makine ve techîzat kapasitesi, hizmet ve ürünlerin durumu, bilgi-işlem altyapısı, örgüt yapısı, yönetim anlayışı, mevcut amaç ve hedefler, iş süreçleri ve mâlî kapasite gibi analizler gerçekleştirilir. İç çevre analizinin sonunda organizasyonun bir bütün olarak fotoğrafı çekilerek kurumsal kapasitesinin mevcut durumu ortaya konur. Dış çevre analizinde ise, organizasyonun faaliyet yürüttüğü sektörün özellikleri, demografik gelişmeler, sosyal ve kültürel değişimler, siyâsî faktörler, teknolojik gelişmeler, yasal değişimler, ulusal ve uluslararası düzeyde organizasyonu etkileyen gelişmeler ele alınır. Bu faktörlerin mevcut durumda ve gelecekte organizasyonun faaliyetleri üzerindeki etkileri alternatifli olarak tesbit edilmeye çalışılır. Stratejik planlama sürecinde, iç ve dış çevre analizinde yararlanılan diğer bir yöntem, paydaş analizidir. Organizasyonun hizmet veya ürün sunduğu kişi, kurum ya da kuruluşlar paydaş olarak kabûl edilmektedir. Paydaşlar iç ve dış paydaş olarak ikiye ayrılmaktadır. Organizasyonun içinde yer alan ve hizmet ya da ürünün sunulmasında doğrudan katkısı bulunan kişi ve kuruluşlar iç paydaş kabûl edilir. Organizasyon çalışanları en önemli iç paydaştır. Faaliyetlerden etkilenmekle birlikte organizasyonun dışında yer alan kişi ve kuruluşlar ise dış paydaş olarak nitelendirilir. Katılımcılık, stratejik planlamanın temel ilkelerinden biridir. Organizasyonun faaliyetleri hakkında iç ve dış paydaşların eleştiri, öneri ve beklentilerinin anket, mülâkat, odak grup toplantısı, çalıştay vb. yöntemlerle tesbit edilmesi, stratejik planın daha sağlıklı veriler üzerine binâ edilmesini sağlamakta ve uygulama başarısını da yükseltmektedir. Stratejik planlama sürecinde mevcut durum analizi çalışmalarının son aşamasını SWOT analizi oluşturmaktadır. Akademik çevrelerde 1970’lerden itibâren kullanılmaya başlayan SWOT analizi, büyük organizasyonlardan bireysel planlamaya kadar çok geniş bir yelpâzede faydalanılan, kolay öğrenilen ve kolay uygulanabilen bir analiz yöntemidir. SWOT analizi kapsamında iç ve dış çevre analizi ile paydaş analizinden elde edilen sonuçlara dayalı olarak organizasyonun iç çevresindeki güçlü ve zayıf yanlar ile dış çevresindeki fırsat ve tehditler tesbit edilmektedir. Mevcut durum analizi sürecinde Delphi Tekniği, Q-Sort Analizi, Senaryo Analizi, Arama Konferansı, Risk Analizi, Kalite Çemberleri ve Fayda-Mâliyet analizi gibi çeşitli metotlar da kullanılabilmektedir. Stratejilerin belirlenmesi öncesinde, hem mevcut durumu hem de geleceği analiz eden metotlar sâyesinde yeterli bilgi seviyesi ve alternatif bakış açıları sağlanmış olur. Mevcut durum analizi sonrasında geleceğin tasarlanması aşamasına geçilir. Bu safhada organizasyonun vizyon, misyon ve temel ilkeleri belirlenir. Daha sonra stratejik amaç ve hedefler tesbit edilir. Stratejik amaçlar, belli bir zaman diliminde ulaşılmak istenen iddialı, gerçekçi ve ulaşılabilir nitelikteki sonuçların kavramsal ifâdesidir. Stratejik hedefler, amaçların gerçekleştirilebilmesi için ortaya konulan spesifik ve ölçülebilir alt amaçlardır. Organizasyonun tepe yönetimi gelecekle ilgili stratejilerini belirlerken, strateji alternatifleri arasında en uygunu için kârar vermek durumundadır. Geleceğin tasarlanmasının son aşamasında amaç ve hedeflerin uygulanabilmesi için gerekli faaliyet ve projeler kararlaştırılır. Stratejik yönetim sürecinin son safhasını, stratejik planın uygulama aşamasının izlenmesi ve değerlendirilmesi oluşturmaktadır. En az diğer aşamalar kadar önemli olan bu süreçte, stratejik plan sistematik olarak tâkip edilir ve belli aralıkla uygulama sonuçları raporlanarak ilgili kişilerin değerlendirmesine sunulur. İzleme ve değerlendirme sürecinde elde edilen verilere göre uygulama süreci iyileştirilebilir ve gerekirse stratejik planda sınırlı revizyonlar da yapılabilir. Stratejik yönetim, içinde bulunduğumuz rekâbet ve değişim ortamında, organizasyonların başarısı için önemli bir araç durumundadır. Organizasyonun üst yönetiminin liderliği, inancı ve kararlılığı stratejik yönetim sürecinin başarısındaki kritik faktörü oluşturmaktadır. Stratejik planın belge olarak üretilmesinden daha önemli olan şey uygulanmasıdır. Organizasyonların günlük işlerde boğulması, var olanla yetinmesi, problemler krize dönüşünceye kadar harekete geçmemesi ve risk almaması hızla değişen dünyâda gerilemek anlamı taşır. Stratejik düşünme bireysel dönüşümü sağlarken, stratejik yönetim kurumsal dönüşümü sağlamaktadır. Stratejik düşüncenin yenilikçi ve girişimci biçimde toplum seviyesinde yaygınlaşması ise, toplumsal gelişmeyi ve medeniyetin terakkîsini berâberinde getirmektedir.   Kaynakça: Aktan, Coşkun Can (2008). “Stratejik Yönetim ve Stratejik Planlama”. Çimento İşveren Dergisi, Temmuz-Ağustos, 22 (4): 4-21. Dinçer, Ömer (1998). Stratejik Yönetim ve İşletme Politikası. 5. Bası. İstanbul: Beta Yayınevi. Eren, Erol (2013). İşletmelerde Stratejik Yönetim ve İşletme Politikası.9. Bası. İstanbul: Beta Yayınevi. Sun Tzu (2008). Savaş Sanatı. (Çev: Adil Demir). İstanbul: Kastaş Yayınları.     [1] Doç. Dr., Medeniyet Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi, toktay@medeniyet.edu.tr

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

test
Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak