Ara

Hz. Muhammed (s.a.v)’in eşleriyle münasebeti

Hz. Muhammed (s.a.v)’in eşleriyle münasebeti
Hz. Muhammed (s.a.v)’in eşleriyle münasebeti  İlahiyatçı Yazar : Jale Şimşek Aile, toplumun nüvesi yani çekirdeğidir. İnsan, toplumun ve milletin özünü oluşturan aile hayatının teminatıdır. Erkek ve kadından oluşan aile, toplumun ve milletin de aynasıdır aynı zamanda. Ailedeki ilişkiler ne kadar sağlıklı ve sağlamsa, onların meydana getirdiği toplum da o kadar sağlıklı ve sağlam olur. Allah’ın Resulu olan Hz. Muhammed, aynı zamanda bütün insanlığa örnek olan bir koca ve aile babası idi. Onun ahlakı her bakımdan Kur’an ahlakı idi. Kurduğu yuvalardaki ilişkilerin ölçüleri, davranış şekilleri, prensipleri de Kur’an’a göre oldu. Hz. Muhammed eşleri ile çok sade bir hayat yaşadı ve yaşattı. Bu durum İslamiyet’in zorlu ve ezalı ilk yıllarında böyle olduğu gibi, İslamiyet’in kuvvetlendiği, yayıldığı feraha çıktığında da öyle oldu. Dünya malına meyil, heves hiçbir zaman ailesine yansımadı. Zaten bunun böyle olması için de Yüce Allah, ayeti kerimi ile uyardı. (Ahzap Suresi/29-30) Dünyanın geçici ziynetleri onun ailelerinde hiç yer bulmadı. Onlar daima ahiret hayatının nimetlerini istediler. Hz. Peygamber’in aile hayatlarında başarılı almasını sağlayan şu prensipler daima vardı.      Sabır ve kanaat: Hz. Peygamber’in kendisi ve ailesi her daim, her türlü zorluklara karşı sabırlı ve kanaatli oldular. Ellerindekiyle yetinmeyi, yetmediğinde sabırlı olmayı bildiler. Hz. Peygamber’in vefatından sonra bir gün Hz. Ayişe yeğeni Urve’ye hitaben şöyle dedi: ‘Vallahi ey kız kardeşimin oğlu! Biz hilali görüyorduk, sonra bir hilali, sonra bir hilali görüyorduk. İki ayda üç hilali görüyorduk da Resulullah’ın evinde ateş yakılmamıştı.’ Urve bunun üzerine şöyle dedi: ‘Peki teyze, öyleyse sizin maişetiniz neydi?’ Hz. Ayşe: ‘İki siyah hurma ve su ile geçiniyorduk. Ancak Resulullah’ın Ensar’dan komşuları vardı. Onların sağmal malları vardı. Resulullah’a onların sütlerinden gönderirlerdi. Biz de onlardan içerdik.’ Dedi. Yine başka bir sözünde Hz. Ayşe: ‘Hz. Peygamber ve aile halkı üç gece arka arkaya buğday ekmeğinden yememiştir.’ Dedi. Hz. Ayşe: ‘Bizim her birimizin ancak bir elbisesi vardı.’ Demişti. Gerçekten Resulullah’ın eşleri evlerin mütevazi halini yadırgamayacak bir imana sahiptiler. Onların görgü, sabır halleri çok yüce idi. Onlar sadece Hz. Peygamber’in sevgisine odaklı idiler. Hz. Peygamber de onların hiçbirini incitmeden, üzmeden, haklarını ihlal etmeden onları severek davranıyordu. Ayrıca onlara İslam’ı öğretmeye daim gayret ediyordu. Güçlerinin zorlandığı noktalarda da Allah’a sığınmalarını, O’nu tespih etmelerini öğretiyordu. Bir gün Hz. Fatıma annemiz ev işlerinin yorgunluğundan söz etmişti. Hz. Muhammed (s.a.v.) ona şöyle dedi: ‘Ya Fatıma, Allah’tan kork. Rabbinin farz kıldığı şeyleri yerine getir. Yatacağın sırada 33 defa Suphanallah, 33 defa Elhamdulillah, 34 defa Allahuekber de. Bunların hepsi 100 eder. Bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır.’ dedi. Hz. Fatıma bu sözleri dinleyince: ‘Yüce Allah ve onun Resulunden razı oldum.’ dedi. Hoşgörü: Hz. Peygamber (s.a.v.), ailelerine hoş karşılama, göz yumma, toleranslı davranmayı ihmal etmezdi. Her insan, yaratılış itibariyle farklı yaratılmıştır. Gerek beden, gerek ruh açısından değişik özelliklere sahiptir. Bu çok doğal ve kaçınılmaz bir durumdur. İşte Hz. Peygamber Efendimiz de ailelerinde adalet, hakkaniyetten ayrılmadan her birini idare ederdi. Çocuklara daha da hoşgörülü idi. Onları hem sever, hem onlarla konuşur, hem de güzel sözlerle eğitici olurdu. Şefkat ve merhamet: Hz. Peygamber (s.a.v.)’in huyları içerisinde şefkat ve merhamet çok ileri derecedeydi. Zaten onun başarıya ulaşmasının en önemli sebebi de çok merhametli olmasıydı. Yüce Allah: ‘O vakit Allahtan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet, sen kaba, katı yürekli olsaydın hiç şüphe yok ki, etrafından dağılıp giderlerdi.’ (Al-i İmran/159) Hz. Peygamber Efendimiz her durumda, her kişiye karşı katı, kaba olmaktan hep kaçındı. Yüzünden tebessümü hiç eksik etmedi. Küçüklerle küçük oldu. Büyüklerle büyük oldu. Cahile ise anlayacağı gibi konuştu. Yeri geldiğinde duygulandı, ağladı, sevindi, hepsini yaşadı. Merhameti ise herkese bol bol gösterdi. Zaten Hadis-i Şerif’inde şöyle buyurmuştur: ‘Allah merhamet sahibidir. Merhameti sever.’ Ev işlerinde paylaşım: Hz. Peygamber (s.a.v.), ev işlerinde eşlerine yardımcı olurdu. En başta kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak isterdi. Elbisesinin, ayakkabısını tamirini kendi yapardı. Yemek hazırlanacaksa sebze ayıklamaya yardım ederdi. Şu iş kadın işidir, bu işi erkek yapmaz dememiştir. Böyle bir yaklaşım adil değildir. Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu bildiği için ev işlerinde paylaşıma önem vermiştir. Bu da eşleri arsında uyum ve mutluluğu arttırmıştır. Eşlerinin sevgilerinin artmasına vesile olmuştur. Eşleri kendilerine hediye edilen nimetleri O’nun la paylaşmadan duramazlardı. Akraba ilişkilerine dikkat etmek: Hz. Peygamber (s.a.v.), eşlerinin yakınlarına özel ihtimam göstermiştir. İlişkilerin, saygı, sevgi, alaka, değer verme, paylaşma çerçevelerinde yürümesine dikkat etmiştir. Kendisi eşlerinin yakınlarına iyi muamele ederken, kendisin de yakınlarına iyi muamele edilmesini sağlamıştır. Bu karşılıklı saygı ve ilgi ailenin daima kuvvetlenmesine sebep olmuştur. Görüldüğü gibi, bu gün aile sorunlarımızın hepsi bu kuralların atlanıp, belki de önemsenmemesinden çıkmaktadır. Eşler, bir birlerine karşı hoş görülü, sabırlı, ellerindekine kanaatkar ve şükürlü, paylaşmaya istekli, şefkatli olmayı başardıklarınca aile saadetleri artacaktır. Yeter ki, Peygamber (s.a.v.) gereğince sevilip, hayatının püf noktaları doğru şekilde değerlendirilip O’nun üslubu benimsene bilsin.  Yüce Allah, bütün Müslüman ailelerini, razı olduğu haller üzere yaşamayı nasip eylesin. Amin Jale Şimşek

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

test
Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak