Ara

Eğitim Materyalleri Çocuğunuzu Kanser Yapabilir!

Kemal Özer

İlginç olduğu kadar da ürkütücü olan bir asırda yaşıyoruz. Çocuğumuz daha iyi beslensin diye aldığımız sözde gıdâlar gibi, daha iyi giyinsin, daha iyi şartlarda eğitim görsün diye satın aldıklarımız da ne yazık ki onların sağlığını bozabilir, onları kısırlaştırabilir hattâ kanser yapabilir.

Tuhaf, hattâ acı. Ama gerçek bu! Gözünü para hırsı bürümüş herkes bu tür kötü, niteliksiz ve sağlıksız ürünleri üretebilir elbet. Peki ya Müslümanlar? Eğer kişi İslâm’ın boyasıyla boyanmamış, İslâm ahlâkıyla ahlaklanmamış ise pekâlâ yapabilir.

İsterseniz önce neden bahsettiğimizi biraz açalım, sonrasında korunma için nelere dikkat etmemiz gerektiğinden söz edelim.

Mâlûm yeni bir öğretim yılı başladı. Yapılana herkes ‘eğitim-öğretim’ dese de, aslında günümüzdeki uygulamaların eğitimden ziyâde ‘törpüleme’ ve ‘dayatma’ olduğunu bilenler gâyet iyi bilir. Bu mesele bir başka yazının konusu, biz yine bahsimize dönelim.

Okula gidecek yavrunuz için önce yeni kılık kıyâfet, defter, kırtâsiye, çanta ve sâir ihtiyaçlarını aldık. Kimi zaman markası, kimi zaman fiyatının pahalı oluşu etkiledi bizi. Kimi zaman satıcıya olan güvenimiz ya da imkânsızlığın verdiği çâresizlikle en ekonomik satandan aldık. Peki, aldıklarımız ne kadar ‘doğru’ ürünlerdi? Bütün bu dayatılan sözde gereksinimler çocuğumuzun sağlığını ve gelişimini nasıl etkiliyordu?

KILIK KIYÂFET NASIL OLMALI?

Düşünceden eşyâya kadar hemen her alanda yaşamakta olduğumuz ‘plastik çağı’, ne yazık ki kıyâfetlerimize kadar sirâyet etmiş durumda. Meselâ aldığınız iç çamaşırı, gömlek ya da pantolonlar; insan için doğru malzeme olan pamuk, yün, keten ya da kenevirden elde edilmek yerine, daha ekonomik olması ve daha kolay ütülenmesi gibi pek çok sebepten ötürü petrolden yâni plastikten üretilebiliyor. Pamuk, yün, keten ya da kenevir gibi tabiî kaynaklardan elde edilenler, neredeyse yok denecek kadar azaldı. Fıtrî kaynaklardan elde edilen giyim kuşam ürünleri, terle vücut dışına çıkan toksik maddeleri emerek bir nevî temizlik yaparlar. Oysa petrol türevlerinden elde edilen polyester türü malzemeler bunu yapmak bir yana, bu zehirlerin gözeneklerden vücûda geri dönmesine yol açarlar.

KIYÂFETLER KISIR VE KANSER YAPABİLİR!

Sentetik ve dahi dar giysiler, ne yazık ki henüz gelişmekte olan, özellikle de cinsel gelişimin en önemli sürecinde olan çocukların vücut ısılarını artırarak kısırlığa kadar giden sorunlara yol açabilmektedir. Bu konudaki bilgisizlik veya özensizliğimiz, ne yazık ki acılara hattâ kendi elimizle bir soykırıma sürüklemektedir bizi.

Yine bu kıyâfetlerdeki ‘azo boya’ denilen tekstil boyaları âdeta birer zehir deposu gibi. Bu sentetik boyalar, gün geçtikçe artan alerjik sorunlar başta olmak üzere zehirlenmelere ve kansere kadar uzanan rahatsızlıklara yol açar. Çok süslü ve yazılı kıyâfetler ise daha vahim problemlerin habercisidirler. Kırtâsiye ürünleri ve kıyâfetlerdeki (bilinçaltına yönelik saldırı amaçlı) batı kültürü sembol, yazı ve resimler ise çocukları sosyal ve kültürel açıdan zehirliyor ne yazık ki!

Kıyâfetlerdeki riskler, deri olmayan ayakkabılar için de geçerli. Ayaklarımızın bütün vücudun yükünü taşıyan organlar olduğunu unutmadan yapmak gerek tercihleri.

Yukarıda da zikrettiğimiz gibi, iyi bir elbisenin kumaşı kök boyayla boyanmış yün, keten, pamuk, ipek, kenevir veya kaşmir türü tabiî kumaşlar olmalı ve minimum işlem görmeliler. ‘Bu kadar nüfûsa bunlar yeter mi’ şeklindeki karşı çıkışlar olacaktır elbet. ‘Kaynaklar insanlara yetmez’ edebiyâtı, Allâh’ın vaadine güvenmeyen müsriflerin sorunudur. Biz sâdece ihtiyâcımız olanı isrâf etmeden tüketirsek, kâinattaki her şey hepimize bol bol yeter. Yetmezse (ki böyle bir şeyi aklımızdan geçirmemeli), Allah c.c. bir vesîle halkeder ve her şey yetecek kadar oluverir. Bu tür sorular mü’mince sorular olamaz. Bize düşen ihtiyaçları isrâf etmeden, hakkâniyete uygun olarak kullanmaktır.

KIRTÂSİYE ÜRÜNLERİ DE KANSER YAPAR MI?

Yapılan birçok çalışma, zikrettiğimiz risklerin sâdece kıyafet ve ayakkabılarda olmadığını; çocuk oyuncakları, kalem, silgi, bâzı defter kapları, çantalar ve diğer öğrenim gereçlerinin de çok büyük tehlikeler taşıdığını gösteriyor. İnsanı korumak yerine kazancı korumayı hedefleyen devlet mekanizması ve dahi kapitalizm, bütün dünyâda (birçok gelişmiş ülkede bile) bu tür sağlıksız ve tehlikeli ürünlerin piyasaya sürülmesine göz yumuyor.

Ülkemizde son yıllarda, bahse konu malzemelere yönelik (şimdilik yasak savma kâbilinde de olsa) denetimler yapılıyor. Bu tür denetimler yapılırken, tüm ürünler denetleniyormuş gibi takdim edilir haberlerde. Oysa bunlar yüzdelik dilimlere bile giremeyecek kadar az ve basittir. Bürokrasi, kaynakların yetersizliğinden söz eder durur. Oysa yapmaktan imtinâ ettikleri şeyin insan denilen muhteşem varlığı isrâf etmek olduğunu ve sağlığı kaybolan bunca varlığa yönelik on milyarlarca dolar sağlık harcaması yapmak zorunda kaldıklarını pek görmezler veya görmezlikten gelirler.

NASIL KORUNMALI?

İhtiyaçlarımızı gidermek için günlerce çalışan bizler, harcamalarımız söz konusu olduğunda aynı özeni gösteremiyoruz. Az bir ihtiyâcımızı karşılamak için o kadar çok çalıştırılıyoruz ki, ihtiyaçlarımızı doğru dürüst seçmeye bile vakit bulamıyoruz. Pek çok insan, piyasaya arz edilen bütün ürünlerin denetimden geçtiğini zannediyor. Lâkin modern devletler için düşünülen bu iyi niyetli zan boş bir hayâl şimdilik. Hâlbuki insanlar gibi devletlerin de âdil ve ahlâklı olması arzu edilir. Aslında bu sonuç bizlerin âdil ve ahlâklı olmamıza bağlıdır.

Bu sebeple öncelikle bilgi eksikliğimizi gidermeli, yüzde 100 keten, pamuk, yün gibi malzemelerden elde edilmiş, en az boyası olan ve bol dikilmiş kıyâfetleri tercih etmeliyiz. Bunlar diğerlerine oranla daha pahalı ise, iki yerine bir alarak çözmeliyiz bu sorunu. Çünkü sağlık hiçbir şeyden daha ucuz değil. Kaldı ki, bedenimizin de bizim üzerimizde hakkı var.

Aynı şekilde, defter alıyor isek kraft veya ikinci hamur olanı, en az boya kullanılanı tercih etmeli. Silgi, kalem gibi kırtâsiye ürünlerinin de rengârenk ve karmaşık olmayan, en basit olanı alınmalı. Başka eşyâlara benzetilenlerden uzak durmalı. Kalem alıyorsak, dışında boya olmayanı tercih etmeli. Hâkezâ çantalar da diğerleri gibi çok büyük riskler içeriyor. Affedersiniz ama bu çantaların çoğu (merkebin semeri gibi) çocukların üstüne yüklenmiş ve gelişimini olumsuz etkileyen birer ağır yük. Öncelikle bunlardan kurtarılmalı çocuklar. Ketenden yapılmış, mümkünse hiç yazı ve boya olmayanlar alınmalı. Bulamıyorsak, gidip diktirmeli.

Çocuklar kabûl etmez mi dediniz? Hayır! Kesinlikle yanılıyorsunuz! Biz onların gözünde doğru ve örnek alınacak kişiler isek, onlar mutlaka dinlerler ve kabûl ederler. Onlar, biz dinlemez sandığımızda bile aslında bizi dinliyorlar. Ama örnek kişi olmadığımızı düşündüklerinden uymakta zorlanırlar. Çünkü biz gündelik yaşantımızda onlara söylediklerimizin aksini yapıyoruz ve onlar da bunu sürekli gözetliyorlar. Yeter ki bizler onlara hak ettikleri saygıyı göstererek en doğru şekilde anlatmayı bilelim. Yarın ağlamamak için hemen bir şey yapmalı. Hemen şimdi! Hazırsak vira Bismillâh!

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

test
Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak