Ara

Editör

Editör

Sevgili okurlar,

Hazreti İnsan konusuyla merhaba diyoruz sizlere. Eylül sonbaharın ilk ayıdır ancak şunu idrak ediyoruz ki böyle bunaltıcı bir yaz hiç yaşamadık. Dünyamız hakkında felaket senaryoları yazılıyor. Geçen günlerde haberlerde kuzey kutbundaki buzullar için çok geç kalındığı artık ne yapılırsa yapılsın erimenin önüne geçilemeyeceği ve deniz seviyesinin buna bağlı olarak bilmem kaç cm. yükseleceği söyleniyordu. Ardından ani bastıran yağışların hayatı felç etmesinden dem vuruluyordu. İşte modern insan böyle bir varlıktır. İnsan doğayı umursamazsa doğa da insanı umursamaz.

Mevlânâ'ya kulak verelim sevgili okurlar. Mesnevî'sinden şerhle şunu söylemek isterim ki Mevlânâ, İnsan-ı kâmil (olgun insan) olmanın şartını kâinâtın özü olan od (ateş) olarak belirler. Yanmayana ham derler.  Mesnevi'de ilmek ilmek işlenir bu tema. Ney'i sembol olarak kullanır ve insanın süflî konumdan üstün insan olma konumuna nasıl geleceğini haber verir. Tasavvufî açıdan bakıldığında şârihler neyle insan arasında ilişki kurmuşlardır. Ney insanı temsil eder kamışlık ise doğduğu yeri yani anne karnını. Her başı sıkıştığında oraya dönmeyi ister. Neden? Çünkü felek (dünya) çok acımasız ve katı bir yerdir. Ney gibi o da halinden şikâyet etmektedir.

Bugün bir şey biliyoruz ki o da insanlığın şirazesinden çıkmış olduğudur. Ne zaman kendimize geleceğiz? Sizi hipnotize eden ne? Gelin hepimiz bu soruları kendimize soralım.

Sevgi, saygı ve muhabbetlerimizle. Ekim sayımızda buluşmak ümidiyle…

 Eylül 2022

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak