Anasayfa / Yazarlar / Fatih Çınar / Bir Sûfînin Dilinden Gönlü İmar Melekesi Olarak İbadetler: Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’nin İbadetlere Bakışı -Namaz Örneğinde-

Bir Sûfînin Dilinden Gönlü İmar Melekesi Olarak İbadetler: Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’nin İbadetlere Bakışı -Namaz Örneğinde-

Bir Sûfînin Dilinden Gönlü İmar Melekesi Olarak İbadetler:
Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’nin İbadetlere Bakışı
-Namaz Örneğinde-
Fatih Çınar Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’nin İbadetlere Bakışı Fatih Çınar

İslâm; iman, ibadet ve ahlak olmak üzere üçlü sacayağı üzerine bina edilmiş bir dindir. İman kalbin; ibadet ve ahlak ise bedenin Allah Teâlâ’nın standartlarıyla şekillenmesi demektir. Sûfîler, İslam’ın zâhir ve bâtın dengesiyle hayata bakışını şekillendirirken ortaya koydukları kriterleri vahyin ve sünnet-i seniyyenin süzgecinden geçirerek belirlemişlerdir. Bir başka ifadeyle sûfîler, yaşam standartlarını Yüce Mevla’nın belirlemesi, nefse dur diyebilme ve hayata vahyin penceresinden bakabilmek için diama takvayı ölçü alarak hareket etmişlerdir. Manevî hayatın ıslahı için maddî/zahirî âlemin imar edilmesi gerektiğine inanan sûfîler, ‘Şeriat- Tarikat- Marifet-Hakikat’ sıralamasıyla ilahî rızaya ulaşabilmenin formülünü takdim etmişlerdir. Bu formüle göre dinin zahirî boyutu yani ‘Şeriat’ kısmı hallolmadan manevî neşveyi elde etmek; tarikat, marifet ve hakikat gibi sırlara nail olmak mümkün değildir.1 Manevî terakki için zahire riayeti şart gören isimlerden birisi de son dönemdeki ilmî, manevî ve ahlakî tesiriyle dikkatleri üzerine çeken Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’dir. Hacı Hasan Efendi, yoğun ibadet süreçlerinin kişiyi vuslata erdirici ve takva zırhına büründürücü özelliğinden sıklıkla bahsetmiştir. Biz bu çalışmamızda son devrin kutup yıldızlarından olan Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’nin (ks) namaz özelinde ibadetlere dair görüşlerini, takvaya ulaşma ve zahirî mamur edip manevî ilerleme için ibadetlerin değeri gibi açılardan ele almak istiyoruz. Bununla amacımız, zaman zaman zahirî ihmal ettikleri yönündeki ithamlara maruz kalan sûfîlerin bu konuda maruz kaldıkları haksız eleştirilere cevap vermek ve Hacı Hasan Efendi (ks) özelinde sûfîlerin ibadetlere verdikleri değeri gözler önüne sermektir.

Hacı Hasan Efendi (ks), İbadetler ve Kulluğun Zirve Göstergesi Olarak Namaz

Hacı Hasan Efendi, ibadetleri vücutta çıkan çıbanlara benzettiği günah ve kötülükleri tedavi eden bir merheme benzetmiştir. Ona göre ibadetler, hırs, cimrilik, kini tamah ve hasetlik çıbanını tedavi eder.2 Hacı Hasan Efendiye göre, kalbin kötülüklerden arınması ibadetlerle mümkündür. Kişi, abdest, namaz ve diğer ibadetleri yerli yerince yapmaya özen gösterirse Rabbi tarafından manevî ikramlara muhatap olur.3 O, insanın melek ile hayvan gibi iki farklı yaratılmışa benzeyebileceğini, ibadet, itaat, namaz, oruç, hac, zekât, zikir, fikir bakımından meleklere; yeme, içme, uyuma, erkeklik ve dişilik gibi konularda ise hayvana benzediğini ifade ederek, ibadetlerin kişiyi meleklerin seviyesine hatta onlardan da üstün bir konuma yükselteceği hakikatini de zikretmiştir.4

Hacı Hasan Efendiye göre, namaz, oruç, hac, zekâ, zikir, şükür ve evrat gibi konulardan bahsetmek ve bunları hayata tatbik etmekten bir maksadı vardır o da rızâ-yı Bârî’ye yani Allah Teâlâ’nın rızasına ulaşmaktır.5 Bu ulvî gayeye ulaşmak için kişi ibadetlerini ihlas ile yapmalı yani her amelini sadece Mevla rızası için ifa etmelidir.6

Hacı Hasan Efendi (ks), dinin zahirini öğrenip elde edilen bu ilimle amel etmeyi yani âlim sıfatını elde edip bu vasfın gereğince hareket etmenin ‘İlminden istifade edilen bir âlim bin abitten hayırlıdır7 hadis-i şerifince ilim, ihlas ve şuurdan mahrum olarak yerine getirilen ibadetlerden çok üstün olduğunu savunmuştur. Ona göre, gece gündüz kendisini ibadete veren bir abit kendisini kurtarmak için adımlar atmaktadır fakat âlimler bütün bir ümmete faydalı oldukları için bu abitlerden daha hayırlıdırlar.8

Hacı Hasan Efendi (ks), salih bir kul olabilmek için ibadetlere riayetin şart olduğunu özellikle de namazları vaktinde kılmanın büyük bir öneme sahip olduğunu belirtmiştir.9 Ona göre gönlün aydınlanması için namazları vaktinde ve usulüne uygun bir şekilde kılmak şarttır.10 Bu nedenle tarikata giren kimseye her şeyden önce Kur’ân öğrenmeyi, hadis, fıkıh okumayı, ilmihal kitaplarından ibadetlerin fıkhı boyutlarını eksiksiz bir şekilde öğrenmeyi, namazları cemaatle kılmayı,11 gece namazına devam etmeyi ve Allah Teâlâ’yı çokça zikretmeyi tavsiye etmiştir.12 O, ‘Kim benim zikrimden yüz çevirirse, onu maişet darlığına düşürürüz ve kıyamette kör olarak haşrederiz. O, ya Rabbi! Niçin beni âmâ olarak haşrettin, hâlbuki ben dünyada iken görüyordum, der. Biz de, aynı şekilde ayetlerimiz sana geldiğinde sen onları unutuverdin, şimdi senin de unutulacağın gündür13 ayetini namaz, oruç ve Kur’ân’dan yüz çevirme olarak yorumlamıştır: ‘Yani kim Allah’ı (c.c) zikretmezse, beş vakit namazdan ayrılırsa, oruçtan ayrılırsa, zikir olan Kur’ân-ı Kerîm’inden ayrılırsa, ben Kur’ân’a/şeriata razı değilim derse, onların maişetini dar halkederim. Kalbi dar olur. Dünyayı versen doymaz. Eskiden ekmeğinin yanına katığı zor bulan adamın bugün nimet tepesinden dökülüyor da, içinde olduğu için, hâlâ açım diyor.14

Hacı Hasan Efendi (ks), gerçek bir müminin vasıflarını sıralarken önemli bir başlık olarak gösterişsiz ve edeple kılınan namazı da zikretmiştir. O, Enfal suresindeki ‘Mü’minler o kimselerdir ki, Allah zikredildiği zaman kalpleri ürperir, Allah’ın ayetleri okunduğunda imanları artar ve Rablerine tevekkül ederler. Ve o mü’minler namazlarını -edep ve erkân ile- kılarlar15 ayet-i kerimesinden hareketle müminin namazının edepli olmasının müminin olgunluğuna işaret olarak kabul edildiğini ifade etmiştir. Ona göre namazdaki edepten maksat camide herkesin yanında kıldığı hassasiyet ölçüsünde namazı tek başına kaldığında da bu şekilde kılmasıdır. Böyle yapmaz ise kişinin ibadetine riya karışmış olur.16

Hacı Hasan Efendi (ks), müminin gönül dünyasını ve ahlakını dönüşüme uğratmayan bir namazın sorunlu bir namaz olduğunu ifade etmiştir. Ona göre, bir kimse hem namaz kılıyor, hem de Allâh’ın (cc) yasakladığı kötülükleri işlemeye devam ediyorsa, onun ibadeti kabule şayan değildir. ‘Muhakkak ki namaz mümini kötülük ve hayâsızlıktan alıkoyar’17 ayeti bu hakikate işaret etmektedir. Bu ayet-i kerimenin devamında ‘Allah’ı zikretmekse en büyüktür’ buyrulmuştur. Bu, namaz başta olmak üzere bütün ibadetlerden istenen asıl maksada ulaşabilmenin kalbi zikre alıştırmak ve gönlü bu zikirle kirlerinden arındırmakla mümkündür.18 Hacı Hasan Efendi, Hz. Peygamberin (sav) bu şekilde, şuursuz olarak, yerine getirilen bir ibadetin kıymetinin olmadığını ifade etmek için ‘Sizin en hayırlınız ahlakı en güzel olanınızdır19 buyurduğunu, burada Hz. Peygamberin (sav) namazı veya diğer ibadetleri çok olan değil de ibadetleriyle ahlaken bir dönüşüm yaşayan kimseleri üstün gördüğünü de sözlerine eklemiştir.20

Hacı Hasan Efendi (ks), namazdan feyz almamanın sebepleri üzerinde de durmuştur. Ona göre bir kişi, huşu ile namaz kılamıyor, zikir ve ibadetten feyz alamıyorsa gaflet içerisinde kalmıştır.21 Bu gaflet halini solumanın ise üç sebebi vardır. Birisi hilaf-ı şeriat olacak şekilde hareket etmek yani Cenâb-ı Hakk’ın helâl ve haram ölçülerine aykırı davranışlarda bulunmaktır. İkincisi dünyaya aşırı düşkünlük, dünyanın bin bir türlü israf kabilinden olan ziynetlerine meyletmektir. Çünkü dünya sevgisi ile Allah (c.c) sevgisi bir kalpte durmaz. Put olan yere meleklerin girmediği gibi, dünyanın putlaştırıldığı kalbe de Allah Teâlâ’nın sevgisi girmez. Bu hastalığın tedavisi ölüm ve tefekkürdür. Ölümü düşünmek, dünya muhabbetini kalpten söker. Üçüncüsü de gaflet sahibi, hasta kalpli insanlarla dost olmaktır. Vücuttaki hastalıklar gibi kalpteki duygular da bulaşıcıdır. Onun için, kalbi uyanık, salih insanlarla dost olmalı ki zikirden, fikirden, ibadetten feyz alınabilsin.22

Hacı Hasan Efendi (ks), namazda kalbi muhafaza edemeyip vesvese ile namaz kılanlara bir başka ifadeyle huşu ve huzurdan yoksun bir şekilde namazı ifa edenlere Şâh-ı Nakşibend’in (k.s) Reşahât adlı eserinde naklettiği şu tavsiyeleri hatırlatmıştır: ‘Önce kazancınız helâlinden olsun. ‘Ya Rabbi! Bunları bize veren sensin’ deyin. Yemek huzurla yenmezse kalbin zikir çarkı dönmez. Zikirle, tefekkürle yenen lokmalar nur olur, kalbimize feyz verir. Biz gafletle dolduruyoruz midemizi. Bu hal ile huzurlu namaz kılabilir miyiz? Helâl lokmaları huzurla yedik. Sonra abdesti de huzurla alın. Her uzvunuzu yıkarken abdest dualarını okuyun, tevbe ve istiğfar edin. Elleri yıkarken, ‘Ya Rabbi! Elimle ettiğim günahlara; ağzı yıkarken, ağzımla söylediğim kötü sözlere tevbe olsun’ deyin. Sadece dış yıkanmayacak, iç de yıkanacak böylece. Ondan sonra, namaza başlarken, ‘Allah u Ekber’ derken, Rabbimiz’in Huzur-ı İlâhîsi’ne durduğunuzu unutmayın. Başkasının evinde iseniz gözünüzü muhafaza edin! Mü’min kardeşinizin ırzına, namusuna, şefkat ve muhafaza gözüyle değil de şehevi arzuyla baktınızsa yandınız. Allah [Celle Celâlûhû] cümlemizi korusun! İnsanların arasındaysanız dilinizi muhafaza edin! Dedikodu ve gıybet etme! Bilip bilmediğin her şeyi söyleme! Kimseye beddua etme! Allah [Celle Celâlûhû] ıslah etsin de! Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah, de! Gücünüzün yetmeyeceği bir zulümle karşılaşırsanız, boynunuzu bükün, gözünüzden yaş dökün. Sofrada iseniz elinizi muhafaza edin! Elinize, boğazınıza sahip olun? Görgüsüzce yemeyin! Lokmanızı alırken edepli olun! İki şeyi hiç unutmayın: Allah’ı [Celle Celâlûhû] ve ölümü. Kalp hep sağa sola kayar. Allah’ı [Celle Celâlûhû] bir an unutmamak için kalbin ‘mütmainne’ye ermesi lazım. Ancak o zaman Huzur-u Daim’e kavuşulur. İki şeyi de unutun gitsin! Başkalarına yaptığınız iyiliği ve başkalarının size yaptığı kötülüğü. Unutamıyoruz Efendim. Kolay değil tabi. Zikrullah ister, ibadet ister, yetişmek ister, olgunluk ister.’23

Netice olarak ifade etmek gerekirse Hacı Hasan Efendi (ks), ibadetlerin Kur’ân-ı Kerim’de öngörüldüğü üzere huşu, ihlas ve devamlılıkla yapılabilmesi için kişinin önünde nefis, şeytan ve dünya sevgisi bazı engellerin olduğunu bu engellerden kurtulmuş olarak yapılacak ibadetlerin kişiyi kâmil mümin haline getireceğini detaylı bir şekilde izah etmiştir. Hasan Efendi, ibadetler içerisinde namazın çok özel bir konuma sahip olduğunu, namazı riyasız ve kişiyi güzel ahlaka kavuşturacak bir kalitede kılabilmenin yollarını serdetmiştir. Onun bu konulardaki gayretleri, dinin zahirine riayetin bâtın için ne denli önemli bir husus olduğu yönündeki kanaatini göstermesi bakımından son derece önemlidir. Ayrıca bu verilerden kendisinin ilim, amel ve ihlas sıralamasını şeriat, tarikat, marifet ve hakikat formülü ile hayatla buluşturma gayretinde olduğunu da anlamaktayız. Hacı Hasan Efendi, genel olarak ibadetleri özelde ise namazı kulluk şuuru ile yapabilmenin yaratılış gayemize seyr u sefer anlamına geldiğini anlatmaya çalışmış ve bu sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için gerekli olan uyarıları ve alınması gereken tedbirleri herkesin anlayabileceği bir açıklıkla dile getirmiştir.

Dipnotlar:
1 Fatih Çınar, Dervişâne, Mavi Yay., İstanbul 2016, s.64-70.
2 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, Mavi Yay., İstanbul 2015, s.93.
3 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler II, Mavi Yay., İstanbul 2004, s.80.
4 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler II, s.59.
5 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler II, s.97.
6 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.127.
7 Münavî, Künüzü’l-Hakaik, s.88.
8 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.148.
9 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.52-53.
10 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler II, s.124.
11 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.167.
12 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.83-84.
13 Ta-Ha 20/124.
14 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.63.
15 Enfal 8/2.
16 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.90.
17 Ankebut 29/45.
18 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.93.
19 Tirmizi, Rada 11.
20 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.57.
21 Hacı Hasan Efendi, Es’ad-ı Erbilî’nin müminlerdeki genel huzursuzluk halinin sebebini şu şekilde açıkladığını söylemiştir: ‘Es’ad-ı Erbilî [Kuddise Sırruhû] Hazretleri: ‘Aklın karşısında nefis ve şeytan gibi iki düşman var. Namazda, evde, işlerinizdeki huzursuzluğunuz hep onlar sebebiyledir. Çünkü şeytan imanımızı yok etmek, bizi cehenneme götürmek ister’ buyuruyor. Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.68.
22 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.45-46.
23 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.161-164; Sohbetler II, s.115-118.
Yenidünya Dergisi Ocak 2019, Sayfa No: 42-43-44-45

Ayrıca kontrol et

Gâlibiyet Îmandadır

Gâlibiyet Îmandadır Alemdar Altı Gün Savaşı, diğer adlarıyla 1967 Arap-İsrail Savaşı, Üçüncü Arap-İsrail Savaşı, Altı …