Allah (c.c)’ ın Güzel Velîsi H.Hasan Efendi (k.s)

Allah’ın velileri kimlerdir, sorusuna Ashab-ı Kiram’ın ‘Onlar görüldükleri zaman, Allah hatıra gelir.’ cevabı Peygamber (s.a.v.)’in, hak dostlarını anlatan en güzel sözdür.

Vasıfları çok olmakla birlikte, şu üç maddeyi, arifler sıralar onlar hakkında:

1- Ne kadar gam ve kederle otursa in san onların huzuruna, neşe ve zevk dolar gönlü,
2- Ahirete ait amellere, Cenab-ı Hakk’a itaate, Habibin (s.a.v.)’e muhabbete, kalblerde derin bir sevgi uyanır.
3- Kim olursa olsun, onlara saygı duyar.

Yahyalı’dan mahallemize büyük bir kederle gelmiştim. Bahçede bir değnekle yerleri çiziyor, bu kaygı ve elemi atamıyordum bir türlü içimden, istirahat buyurdukları odalarında Üstazımızın, “Ali Ramazan” diye sesi duyuldu. Hemen koştum, “Dizlerimi ovala, masaj yap.” diye buyurdu. Atamadığım gönlümdeki kederin, yavaş yavaş yok olduğunu, sonunda da neşeyle kalktığımı hiç unutmam.

H. Abdullah amcamız irtihal etmişti. Herkes kaygılı idi, bilhassa yakınları. Camide ölüm hakkında konuşma yaptılar. Gece-gündüz ağlayan yakınlarının ifadesi:”Biz bilemiyoruz, Üstadımızın sohbetlerinden sonra babamızı da unuttuk. Acaba biz Allah’ın huzuruna nasıl varacağız diye, kendi derdimize düştük.” demişlerdi. Damad-ı âlileri H. Ahmed Dinç’i pek severlerdi. “Hafız Ahmed sen benim vekilimsin.” buyururlardı. Seyahatlerde beraber, sohbetlerde, hemen hemen her yerde birlikte otururlardı. Ledünni olan sesleri insanı ilahi aşka getirip, cezbeyle bağırmaya, feryad etmeye sevk ederdi. Yüzü gibi ahlakı da çok güzeldi. O’nu okutan hocası, “Hafız Ahmed’im vefat ederse nasıl daynırız.” diye şatah1 sözler söylemiştir aşırı sevgisinden. Yirmi dört yaşlarında dünyasını değişti. Evladından da daha çok sevdiği damadının irtihalinde Üstadımız, şefkatle gelen gözyaşları müstesna, feryad ü figan kopartmadı etrafına. Başlarına oturup cenazenin, yaptıkları sohbet ve tavsiyelerle-tesellilerle, cemaat, cenazeyi unutup, “Acaba biz, nasıl, Allah’ın huzuruna varacağız?” diye kendilerini düşünmeye başladılar. Uyku hapıyla uyuyan Üstadımız, “Rabbim beni teselli etti.” diye ilaç da kullanmadılar. Sami Ramazanoğlu (k.s.) taziye mektubunda, “Hasan Efendi, sizdeki ve cemaatinizdeki sabır, yolumuzun meyvesi olsa gerek.” diye yazmışlardı o günlerde. Vaiz H. Hasan Türkmenoğlu, “Herhalde büyük bir ağıtla karşılaşırım.” diye düşünürken, bu metaneti, bu olgunluğu görünce, “Üstadıma olan sevgim kat be kat arttı.” demiştir. Daha niceleri. Dünyevi gam ve kederler, huzurunda ahiret gamına dönüşür, ilahi sevgi gönülleri kaplardı.

Sami Ramazanoğlu (k.s.)’nun muhasebesini tuttuğu Mustafa Alemdar amca:”Çok kıymetli bir evladımı kaybetmiştim, kaygılı ve kederli idim. Hasan Efendi öyle teselli etti ki, okuduğu Hadis-i Kudsiler bizi neşeye gark etti.” diyerek Yahyalı’yı teşriflerinde yaşadığı hâli, etrafındaki zevata anlatır.

Ziyaretine gelenler, “Ha ne olur hiç konuşmayın, biz karşısında bir oturalım da karnımız doysun.” derlerdi.

Ayet ve hadis okuyorum, hikaye anlatmıyorum, diyen vaizlerin başında cemaat kalmaz, “İnsanlara akılları ölçüsünde konuşunuz.” Hadis-i şeriflerine muvafakatla insanlara öğüt ve tavsiyelerde bulunan Üstadımızın bulunduğu meclisler, dolar taşardı.

Konuşmaları şöyle dursun, görenler istikamet bulur, yaptıkları hata ve kusurlarına tevbe ederlerdi. Sigarasını atanlar, içkisini-kumarını terkedip etrafında halkalananlar pek çoktu. Sakıp Sabancı’nın babası Ömer Sabancı, “Fabrikamızın duvarını sökerdi fellahlar, Hacı Hasan Efendi Adana’da vaaz ettikten sonra, korundu benim iş yerim.” der.

Sözlerinden neşet eden ilahi duyguyla o kadar ağlardı ki insanlar; bunlardan biri bir yerde esprili kelamla, “Efendim, ağlaya ağlaya kafamızı boşalttın, yaş kalmadı, kurudu bu başımız.” der.

Üstadımız, nasihatlerinde, dünyanın geçici oluşunu ve ölüm hadisesini çok işlerdi. Hakk, Taha ve Hucurat surelerindeki, “Habibim gözünü dünyaya dikme.” ayetiyle bize tavsiyelerde bulunur.2

Kafirlerin tavrı da, “Bizim hayatımız ancak bu hayattır. Biz dirilmeye inanmayız.” inkarıdır.

Sami Ramazanoğlu (k.s.), Yahyalı’yı teşriflerinde, üstadımızın annelerinin kabrini ziyarete giderken, “Evladım, dünya hayatı bir kişinin suya kafasını gömüp çıkarması gibidir. Suda kaldığı an dünya, başını çıkarması sudan da, ahirettir.” diye gayet güzel nasihatlerle yol alırlar.

Sami Ramazanoğlu (k.s.)’nu ziyaretinde Üstadımız, “Efendim, kabir bana kavurma gibi kokuyor.” diye, Allah’a vuslatta kapı olarak kabri özlüyorlardı.

Rasûlüllah (s.a.v.), Allah aşıkları, Rasûl ve Allah’a kavuşmak için ölümü, Mevlana (k.s.) gibi Şeb-i Arus kabul ediyorlardı.

Ruhu alileri için üç İhlas bir fatiha.

Alemdar-Ali Ramazan Dinç Efendi (ks)
Dipnotlar:
1- Vecd ve cezbe ile ilgili gayrı ihtiyarı söylenen sözler
2- Seeyid eş-Şerif Arvasi (ks)’nin tercüme ettiği, Peygamber (sav)’in 40 Hutbe’sinde bu iki konu hemen hemen her bölümüyle işlenir.

Ayrıca kontrol et

Îtidâl / Alemdar

Kullanımda îtidâl, idâre; harcama, sarfetme, ölçülü olma, israftan ve cimrilikten sakınıp orta yolu seçme mânâsına …