HARAKANi HAZRETLERi RUH DÜNYAMDA DERİN iZ BIRAKTI   
Sadık YALSIZUÇANLAR
   
Sadık YALSIZUÇANLAR

Cam ve Elmas kitabınızla birçok

okuyucuyu Harakanî

Hazretleri’yle tanıştırdınız. Peki

sizin tanışıklığınız nasıl oldu

Harakanî Hazretleri ile?

Harakani Hazretleri ile ilgili bazı

bilgileri Tezkiretü’l Evliya’da okumuştum.

Hz. Mevlana’nın Mesnevi

Şerifi’nde de Harakanî

Hazretleri’nin hayatı ile ilgili bazı

bilgiler vardır. Harakan, İran’da,

Bistam’a yakın bir şehir. Beyazıd-ı

Bistami Hazretleri’nin doğduğu ve

yaşadığı yer. Harakan kelimesini ilk

duyduğumda bir heyecan etki etmişti.

Yakıcılığı olan bir kelime. 24

büyük bilgenin hayatını konu alan

hikâyelerin yer aldığı bir kitap yazmayı

düşünüyordum 4-5 yıl önce.

Bu isimler içinde Harakanî Hazretleri

de vardı. Yıllar önce Kars’a bir

belgesel- filmin çekimleri için gittik.

Orada bir Osmanlı mescidi var.

Evliya Camii, kalenin aşağı kısımlarında

ve Harakanî Hazretleri’nin

kabri de var. Oraya çekim için uğradık.

Camii’nin İmamı aynı zamanda

türbedar olan, Harakanî

Hazretleri’nin silsilesinden gelen

bilgelerden çok gıdalanmış

Yavuz Uzgur Hoca ile tanıştık. Ve

orada çok ilginç olaylar yaşadım.

Dönerken Yavuz Hoca bana hayli

malzeme vermişti. Harakanî

Hazretleri’nin Nurul Ulûm adlı eseri,

Seyru Sülük Risalesi, şiirlerinden

örnekler ve hayat hikayesinden

dökümanlarla birlikte döndüm.

Bir süre okumalar yapıp notlar

çıkardım. Daha sonra bir akşam

yazmaya başladım ve 6-7 gün içerisinde

Cam ve Elmas adlı bir roman

doğdu. Harakani Hazretleri’ni

tanımam böyle oldu.

Orada çok ilginç olaylar oldu,

dediniz, bizlerle paylaşır mısınız

çok özel değilse?

Tabi birçok olay var ama onların

bende özel bir hatıra olarak kalmasını

istiyorum. Ama mesela Yavuz

Hoca’yla camiide ilk karşılaşmamız

çok enteresandı. Biz 6 kişiydik,

çekim ekibi. Bizim geleceğimizden

habersizdi ve bizi de tanımıyordu. İkindi

namazı sonrası öğrencilerini okutuyordu ve onları

uğurlayıp bize doğru yaklaştı sanki bekliyormuş gibi.

“Hoşgeldiniz” deyip bizi camiinin içindeki imam odasına

aldı. Ve girdik içeriye. Semaverde çay demlenmiş,

yerde de 6 minder, 6 tabak. Tabaklarda birer dilim

baklava. 6 çay bardağı boş...

Yani her şey önceden hazırlanmış…

Orada söyledi zaten Yavuz Hoca. “Dün bir tecelliyat

oldu, zuhurat oldu. Hazret: ‘Yarın ikindiden sonra 6

misafirim gelecek Ankara’dan. Onlara gereken ikramı,

izzeti gösterin’ diye tecelli eylediler. Bekliyorduk

sizi” dedi. Bu olay tabii hepimiz için bir şok ve sürpriz

oldu.

Harakani Hazretleri’nin gerçek misafirlerinden

olmuşunuz diyebilirmiyiz hocam?

İnşaallah öyleyizdir. Harakanî Hazretleri’nin hayat öyküsüyle

ilgili metinlerde geçer zaten. Dervişlerine hitaben

der ki: “Her kim benim dergahıma gelir de gereken

ikramı bulmadan giderse ahirette iki elim yakanızdadır.”

Harakanî Hazretleri de bütün Allah dostları

gibi çok cömert bir insan. Camiide bir iki saatlik

bir görüşmemiz oldu. Harakanî Hazretleri’nin yaşamını

konu alan bir kitap yazabilecek miyim diye içimden

geçirip duruyordum. Yazmayı da çok istiyordum.

Ayrılırken en son ben kalmıştım odada. Yavuz Hoca

uğurlarken kulağıma eğilip “yazacaksın, yazacaksın”

dedi. Tabii daha çok olaylar var ama onların hepsini

anlatmak doğru olmaz.

Harakani Hazretleri’nin tasavvuf anlayışından

bahsetmek gerekirse neler söylemek istersiniz?

Temelde tevhid, vahdet anlayışının merkezde olduğu

her şeyi ve herkesi, yaradılmış cümle varlıkları bir

gören, seven, cem düzeyinden onlara bakan, tevhid

nazarıyla bakan, her şeyin özünün Hak olduğunu gören,

Yunus Emre’ye yakın, insan merkezli; muhabbet,

sevgi, şefkat merkezli bir anlayış bu. Kendi nefsinden

çok başkasını, ötekini inceleyen bir yaklaşım tarzı.

Harakanî Hazretleri tabii bir de ümmi. Aslında “Şeyhin

ümmi olanını arayınız, o makbuldür.” derler. Tabii

ilim ehli olmak da bir ayrıcalıktır ama. Harakanî Hazretleri

diğer hakikat dışı bilgilerden korunmuş, çok

mütevazi, yoksul bir insandır. İnsanı Allah’a (c.c.) ulaştıran

yollardan birisi de yoksulluktur maddi manevi

anlamda. Zaten biliyorsunuz Feridun Attar kuşların

dilinde anlatır. 40 Yıl Kafdağına doğru bir yolculuk yaparlar.

İşte onlar Hak yolcularıdır. Onların başındaki

Anka kuşu Kafdağı’na ulaştığında içeri girer ve yokluk

aynasında kendisini görür. Varlığa yokluktan ulaşılır.

Harakanî Hz.lerinde bütün bunlar var. Ve aynı zamanda

mizahi tarafı da olan hayatın içinde olan bir insan.

Tabii manevi etkinliği çok güçlü irfanı çok zengin.

Mizahî yönünden hayatın içinden olmasına değindiniz.

Biraz daha derin bahseder misiniz?

Onun biraz gerçekçi yaklaşımı da var, onunla açıklayabiliriz.

Hayatın içinde, insanlarla birlikte yaşıyor.

Onlardan soyutlanmış bir şekilde yaşamıyor. Yesi dervişleri

gittikleri yerlerde, Avrupada, Balkanlarda da

köylerde buğday eken, değirmencilik yapan, un üreten,

insanlara faydası olan, Ahmet Rifai Hazretleri gibi

cüzzamlıların yaralarını temizleyen; herkesin kaçtığı,

bulaşıcı hastalıklara mübtela insanlara yardım eden

insanlar. İkinci olarak da Gazneli Mahmut kendisini

ziyarete geldiğinde “Efendim, dergahınız da ne kadar

güzelmiş” diyor. “Bütün dört iklim senin, benim bu

gariban dergahıma da mı göz diktin?” diyor. Bu tarz

mizahî yönleri de var.

Gazneli Mahmut’un saygı ile ziyaret ettiği

Harakanî Hazretleri’ni günümüz insanları yeterince

tanıyor mu sizce? Tanınması için gerekli çalışmalar

yapılıyor mu?

Harakani Hazretleri giderek tanınıyor, biliniyor. Çok

fazla eser bırakmamış, daha çok dervişler yetiştirmiş.

Biliyorsunuz, Ahmed Yesevi’nin Hocası Yusuf

Hemedani’dir. Yusuf Hemedani’nin hocasının hocasıdır

Harakanî Hazretleri. Onlarca, yüzlerce derviş yetiştirmiştir.

Şimdilerde Yavuz Hoca’nın çabalarıyla Kars

da bir külliye teşkil edildi. Sultan Alparslan’ın cuma

namazı kıldırdığı söylenen, Havariler Kilisesi olarak

bilinen Kümbet Mescidi civarı restore edildi. Talebe

ve yoksullara yiyecek tahsis edilen aş evi var. Kitaplık

yapıldı, ders ve kurs mekânları inşaa edildi. Bir medrese

okul hüviyeti kazandı. Ve tabii ki Kars’ta, üniversitede

mutlaka bir Harakanî araştırma enstitüsü kurulması

lazım. Kurulacak olan bu enstitü bünyesinde


Bu yazı 3644 kez okundu
Bu Yazının 1. bölümünü okudunuz. [Bölüm 1]   [Bölüm 2]  
A?ustos 2011 Sayısının Di?er Yazıları:
• DÜZENİN İSLAMİLEŞTİRİLMESİ YA DA YANLIŞLIKLAR KOMEDYASI (Rasim ÖZDENÖREN)
• ANADOLU FATİHİ EŞ ŞEYH EBUL’ HASAN EL HARAKANÎ (Yavuz GENCER)
• ANADOLUYA RUH VEREN SULTANDIR O (Yavuz UYGUR)
• EBU’L -HASAN EL HARAKANÎ HAZRETLERİ’NİN MÜRŞİDLERİ VE DOSTLARI (Dr. M. Nur MERTKANLI)
• SIRLI SULTAN (İkbal BULUT)
• RAMAZAN AYININ VE ORUCUN FAZİLETLERİ NELERDİR? (Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN)
• HER TÜRLÜ ŞİRK, BASKI VE POPÜLİST YAPILANMAYA KARŞI ORUÇ (Adnan ÇELİK)
• “ÇOCUKLUKTA TUTTUĞUN ORUÇ, İŞTE SENİ BU HALE GETİRMİŞ!” (Hüseyin AKIN)
• KADİR GECESİ (Yenidünya Editör)
• İFTAR MÜMİNİN BAYRAMIDIR (Mahmud Sami RAMAZANOĞLU(k.s.))
• ŞEHADET GETİRENİ ATEŞ YAKMAZ (Kalemdar .)
• ORUÇ ARINMA VE RAHMET AYIDIR (Alemdar .)
• OSMANLI iSLAMI TASAVVUFî iSLAMDIR (Prof. Dr. Mahmut EROL KILIÇ)
• SÖYLEŞİ: TASAVVUFTA CİHAD ÖNEMLİ YER TUTAR (Mahmut BIYIKLI)
• HÛ HÛ, KOMŞU KOMŞU! (Prof. Dr. Ali AKPINAR)
• KOMŞULUK İLİŞKİLERİNİ GELİŞTİRMELİYİZ (Prof. Dr. Orhan ÇEKER)
• KOMUŞULUK SOSYAL HAYATIN GÜZELLiĞiDiR (Prof. Dr. Mehmet AKGÜL)
• MÜSLÜMANLAR KOMŞULARINDAN NE KADAR HABERDAR? (Prof. Dr. Dilaver GÜLER)
• MEDENİYET BEŞİĞİ KUTLU ŞEHİRLER (Ersin Nazif GÜRDOĞAN)
• NE DEDİLER? (Yavuz BÜLENT - şair) (Yenidünya Editör)
• NE DEDİLER? (Ali BULAÇ - Yazar) (Yenidünya Editör)
• NE DEDİLER? (Reha YEPREM - sunucu) (Yenidünya Editör)
• NE DEDİLER? (Gökhan KIRDAR - sanatçı) (Yenidünya Editör)
• NE DEDİLER? (İbrahim SADRİ - yorumcu) (Yenidünya Editör)
• NE DEDİLER? (Sema MARAŞLI - yazar) (Yenidünya Editör)
• iBNi ARABi’Yi YENiDEN OKUYORUM (Adem TURAN (Şair))
• UMREDE NELER YAŞADIK? (Saliha ERDİM)
• ÇOCUĞUNUZ NE KADAR OKUYOR? (Yunus Emre ALTUNTAŞ)
• HAYAT GÜZELDiR, GÖZLERiM DAHA GÜZEL (Serkan YORGANCILAR)

Son Sayıyı Okumak için Giriş Yapınız

veya bu ayki aktivasyon kodunu giriniz. Bu nedir?
Tamam
 

Seyr FM

 

Her Ay 3 Dergi Birden...