Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (ks) ve Tövbe Mülâhazası / İdris Kocabaş

Vefâtının üzerinden tam 34 yıl1 geçmiş olsa da Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’nin Kur’ân ve Sünnet eksenli mesajları hâlâ taptâzedir. Hayâtının her aşamasında İslâm’a hizmeti aslî vazîfe olarak benimsemesi, bu uğurda pek çok sıkıntılara göğüs germesi ve tek bir insanın kurtuluşuna vesîle olabilmek için -kısıtlı imkânlara rağmen- diyar diyar irşad seyahatleri gerçekleştirmesi günümüz insanı için çok önemli mesajlar içermektedir. Biz bu makâleyle hem Hacı Hasan Efendi’yi (ks) yâd etmek hem de içerisinde bulunduğumuz şu zorlu günlerden sâlimen çıkmamıza önemli ölçüde katkı sağlayacak olan tövbe konusunu ele almak istiyoruz. Çünkü âyet-i kerîmede Allah Teâlâ: “Başınıza gelen her musîbet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir.”2 buyurmaktadır. Dünyâ genelinde tüm insanlık covid-19 salgın hastalığı başta olmak üzere pek çok musîbetle imtihan hâlindedir. Durumdan vazîfe çıkarması gereken Müslüman, işlenilen cürümlere tövbe ederek belâ ve musîbetlerin savuşturulmasına katkı sağlamalıdır. Şu bir hakîkat ki sâlih ameller rahmet-i Rahmân’ı celbettiği gibi işlenen günâhlar da gazab-ı ilâhiyyeye sebep olmaktadır. Bu açıdan topyekûn tövbeye sarılmamız çok önemlidir. Bu konuyu -diğer sûfîlerin de ilgili görüşlerini zikretmekle berâber- Hacı Hasan Efendi’nin düşünce dünyâsından istifâdeyle gündeme getireceğiz.

Tövbe Nedir?

Sözlükte; pişmanlık, nedâmet ve dönmek anlamına gelen tövbe tasavvuf ıstılâhında; kalpteki kötülükte ısrar düğümünü çözüp Hakk’a dönme ve Rabb’ın hukûkunu gözetme, kötü ve günâh işlere pişmân olup Hakk’a yönelme şeklinde tanımlanmaktadır.3 Tövbe; sülûk ehlinin ilk menzili olup,4 tasavvufî vahdet hayâtının kapısıdır. Rûhun selâmeti için günâhın zararlı olduğunu idrakten doğmuştur. Zîrâ günâh mü’mini gâyesinden, yâni Allâh’ın rızâsını kazanmaktan alıkoyar. Allah’la insan arasındaki örtülerin kalkmasına vesîle olan ilk makam tövbedir.5

“Tövbe nedir?” sorusuna, Sehl b Abdullah Tüsterî (ks) (ö. 283/896), “günâhını unutmamandır” cevâbını verirken, Cüneyd-i Bağdâdî (ks) (ö. 298/910) “günâhını unutmandır” şeklinde cevap vermiştir.6 Birbirine zıt gibi görünen bu iki cevâbı Ebu Nasr es-Serrâc (ks) şu şekilde açıklamaktadır: “Selh b. Abdullah (ks) bu târifte, bu yola yeni başlamış müridlere ve bâzan günâha düşüp bâzan günahtan uzaklaşan kimselere işâret etmiştir. Cüneyd’in (ks) târifi ise, günâhı hatırlamayan tahkîk ehlinin tövbesidir. Çünkü azamet-i ilâhiyye ve zikre devam hâli, kalpler üzerine etki ettiğinden onlar günâhlarını hatırlamazlar bile. Ruveym b. Ahmed’in tövbe konusundaki: ‘Tövbe, tövbeden bile tövbedir.’ sözü buna benzer.”7

Kuşeyrî, tövbenin rüknünün pişmanlık olduğunu söyler ve “Pişmanlık bir tövbedir”8 hadîs-i şerîfini buna delil olarak sunar.9 Tövbenin sahîh ve geçerli olması için ise şu üç şartı ifâde etmektedir:

  1. İşlenilen günâha pişmân olmak
  2. Kusur ve günâhı terk etmek
  3. Yapmış olduğu günâha ve onun gibi bir kusûra dönmemeye kesin karar vermek.10

Ebu Ali Dekkâk (ks) (ö. 405/1015) tövbenin üç kısım olduğunu, ilkinin tövbe, ikincisinin inâbe ve üçüncüsünün ise evbe olduğunu söylemektedir. Cezâ korkusuyla yapılan dönüşe “tövbe”, cennete girme ümîdiyle yapılan tövbeye “inâbe”, sırf Allah için yapılan tövbeye ise “evbe” denilmektedir.11 Tövbenin günâhkârlar için, inâbenin velîler için, evbenin ise nebîler için olduğu söylenmektedir.12 İnâbe aynı zamanda bir şeyhe intisâb etmek anlamında da kullanılmaktadır.13 Mürîdin şeyhiyle yoldaşlığı, gerçek anlamda, ancak tarîkata girme konusunda samîmî ve kararlı olduğunu isbatladıktan sonra başlar. Mürîdin bu yolda kararlı olması da ancak onun ilk makam olan tövbe makâmını aşmasıyla mümkündür.14

Hacı Hasan Efendi’ye (ks) göre tövbe makâmı, sülûk ehlinin ilk menzili olup, zâhir eğitim sisteminde sıbyan mektebine denk gelmektedir. Ona göre, sıbyan mektebi okunmadan medresenin ileri bölümleri tahsîl edilemez.15 Yine ona göre tövbenin temelini pişmanlık oluşturmaktadır. Bir günâha pişmân olmayan kişinin tövbesinin makbûl olamayacağı ve bu sebeple onun Allâh’ın affına mazhar olamayacağı görüşündedir. Tövbe edilmeyen günahların birikmek sûretiyle kalbin tamâmının kararmasına sebebiyet vereceğini ifâde etmektedir.16 Günâhı mânevî kirlilik olarak gören Hacı Hasan Efendi (ks), bu kirlerin tövbeyle temizlenmesi gerektiğinin altını çizer.17 Zâhiren kirli bir elbise ile halk arasına çıkmak nasıl bir mahcupluk sebebiyse günahlarla kirlenmiş bir mâneviyyatla Allâh’ın huzûruna çıkmak da büyük bir mahcûbiyete sebeptir. Bunun en etkin çözümünün gözler kapanmış bir halde yine gözlerden akan yaşlar eşliğinde tövbe etmek olduğunu beyân etmektedir.18 Ona göre karın güneş altında erimesi gibi tövbeyle de günahlar erimektedir.19

Kişinin tövbesinde sebât etmesini Hacı Hasan Efendi çok önemsemektedir. Günâhına tövbe eden bir kimse tekrar o günâha aslâ dönmemelidir. Tövbesinde sebât eden bir mü’min, şeytanın düşmanı Hakk’ın dostu olmuş demektir.20 Tövbede sebat ve sadâkat olduğu sürece büyük günahların bile affı mümkündür. Bu görüşünü, Hz Peygamber’in (sav): “Benim şefâatim, (günâhına tövbe-i nasûh ile tövbe eden) büyük günahkârlaradır.”21 hadîs-i şerîfiyle desteklemektedir. Bununla berâber küçük günahlara “ne olacak canım kerahet bu” diye küçümsemede bulunulması durumunda küçük günâhların birleşip büyüyebileceğini de ifâde etmektedir.22 Tövbenin geciktirilmemesini, son nefeste îmânı koruyabilmenin endîşesi içinde olmayı ve tüm günahlara tövbe etmeyi tavsiye ederken şöyle der:

Îmânın korkusu, gelmez içine,

Neden tövbe etmen, bütün suçuna?23

Hacı Hasan Efendi af ve bağışlanma temalarını şiirlerinde de yoğun bir şekilde işlemiştir. Tövbe etmenin nihâî amacının bağışlanmak ve Allâh’ın rızâsını kazanmak olduğu göz önünde bulundurulursa, Hacı Hasan Efendi pek çok kutsalla tevessülde bulunarak af talebinde bulunmuştur. Özelde kendisinin ve müridlerinin genelde ise tüm ümmet-i Muhammed’in affını talep ettiği münâcât tarzı şiirler kaleme almıştır. Bunların en önemlilerinden birisi, hiç şüphesiz “Ya Rabbi!” isimli şiiridir. Bu şiirin ilk kıtasında, Allâh’ın huzûrunda günâhlardan ötürü utanmanın (hacîl olmanın) vereceği elîm bir azapla karşı karşıya kalmamak için bir yakarış söz konusudur. Bu yakarışta sâlik için en kıymetli zaman dilimi olan seher vaktini mevzu-i bahis yapan Hacı Hasan Efendi, bu vakitte açılan güllerin hürmetine diye niyazda bulunur. ‘Açılan güller’ ifâdesini gerçek anlamda anlamak mümkün olduğu gibi seher vaktini uykuyla geçirmeyen, Hakk için rahatlığından fedâkârlıkta bulunup, o vakitte Allâh’ın dîvânına duran, zikreden ve namaz kılan kullar olarak da değerlendirmemiz mümkündür. Tâkip eden mısrâlarda bizi böyle düşünmeye sevk eden ifâdeleri görebilmekteyiz:

Seherde açılan güller hürmetine,

Zikrinle dönen diller hürmetine,

Rükûya bükülen beller hürmetine,

Hacâlet nârına yakma yâ Rabbi!

Cehennem ateşinden muhafaza etmesini Allah’tan dileyen Hacı Hasan Efendi, Allah yolunda sebât eden kulları, Allâh’ın rızâsına götüren yolları, duâ için duânın kıblesi olan Arş’a doğru açılmış elleri vesîle edinerek bağışlanma talebini Allâh’a şöyle arz eder:

Yolunda kâim kullara bağışla,

Rızâna giden yollara bağışla,

Arşına açılan ellere bağışla,

Cahîm’in içine sokma yâ Rabbi!

Yüreği Allâh’ın aşkıyla yanan kulların, geceleyin secdede gözlerinden döktüğü yaşların Hakk katındaki kıymetinin bilincinde olan Hacı Hasan Efendi, ilâhî aşk ve secdeyle tevessül ederek, gazap nazarıyla bakmaması için Allâh’a şöyle yakarır:

Secdeye kapanan başlar hürmetine,

Aşkınla sızlayan döşler hürmetine,

Gecelerde dökülen yaşlar hürmetine,

Gazabınla bize bakma yâ Rabbi!24

Sonuç olarak,

Tövbe, Allâh’ın kullarına bahşetmiş olduğu bir nîmettir. Yaratılış îtibâriyle zayıf olan insanın, nefis ve şeytânın kurduğu günâh tuzaklarına düşmesi her dâim söz konusudur. Ancak günâha bulaşmış kişi için her şey bitmiş değildir. Kişinin günahta ısrâr etmekten vazgeçmesi kaydıyla, Allâh’ın sınırsız merhametine sığınıp tövbeyle bir dönüş yapması her zaman mümkündür. Yapılan tövbe vesîlesiyle başına gelebilecek dünyevî ve uhrevî belâlara karşı Allâh’a sığınmış olur. Allâh’ın rızâsını kazanmaya vesîle olacak olan amel sâlih ameller arasında gizlenmiş olduğu gibi, helâke sebebiyet verecek günah da seyyieler arasında gizlenmiştir. Durum böyleyken rızâyı kazanmak için hiçbir sâlih ameli küçümsememeli ve terk etmemelidir. Gazaba muhâtap olmamak için de küçük-büyük tüm günahlardan uzak kalmak gerekir. Nefse ve şeytâna uyulup bir günah işlendiyse tövbe gibi muazzam nîmetten istifâde etmek gerekir. Kul Allah’tan bağışlanma dilemesinde herhangi bir aracıya muhtaç olmamakla birlikte, tasavvuf kurumlarının, sâlikin hayâtında tövbenin daha disiplinli bir şekilde varlığını devâm ettirebilmesinin çalışmasını yaptıklarından da söz etmemiz gerekir.

Dipnotlar

[1] Vefâtı, 26.01.1987

2 Şûrâ, 42/30.

3 Kuşeyrî, er-Risâle, s. 240; Kâşânî, Tasavvuf Sözlüğü, s. 156; Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, s. 356.

4 Serrac, el-Lüma’, s. 43; Kuşeyrî, er-Risale, s. 240; Uludağ, TTS, s. 357.

5 Eraydın, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 156; Kadir Özköse, Dervişin Günlüğü, Ensar Yay., Konya 2008, s. 27; Yüksel Göztepe, Tasavvufta Temel Kavramlar Haller ve Makamlar Kuşeyrî Örneği, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yay. Sivas 2012, s. 246.

6 Kelâbâzî, et-Ta’arruf, s. 143.

7 Serrac, el-Lüma’, s. 43; Kuşeyrî, er-Risâle, s. 246.

8 Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensur, 1/626.

9 Kuşeyrî, er-Risâle, s. 240.

10 Kuşeyrî, a.g.e. s. 240.

11 Kuşeyrî, a.g.e. s. 245; Ahmet Ziyauddin Gümüşhanevî, Camiu’l-Usûl Fi’l-Evliya, Daru’l-Kutubü’l- İlmiye, Beyrut 2010, s. 238; Eraydın, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 158; Uludağ, TTS, s.356.

12 Kuşeyrî, a.g.e. s. 245; Gümüşhanevî, Camiu’l-Usûl, s. 238.

13 Göztepe, Tasavvufta Temel Kavramlar, s. 248; Uludağ, TTS, s. 186.

14 Özköse, Dervişin Günlüğü, s. 27.

15 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler IV, s. 38.

16 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler IV, s. 11.

17 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s. 105.

18 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s. 105.

19 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s. 139.

20 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler II, s. 127.

21 Tirmizi, Kıyâme 11; İbn Mâce, Zühd, 37.

22 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s. 155.

23 Hacı Hasan Efendi, Gönül Âleminden, s. 67.

24 Hacı Hasan Efendi, Gönül Âleminden, s. 81.

Ocak 2021, sayfa no: 14-15-16-17

Ayrıca kontrol et

Îtidâl / Alemdar

Kullanımda îtidâl, idâre; harcama, sarfetme, ölçülü olma, israftan ve cimrilikten sakınıp orta yolu seçme mânâsına …